SABIR! Itidal icin sabir...

HAYA

Sevdam Davam
2e4axxy.jpg

ITIDAL ICIN SABIR
Ólcúlú olabilme, asiriya gitmeme halidir itidal.
Itidalli insan, súkunet ve yumusakligi esas alan
bir zemin úzerinde yúkselebilen insandir. Bu insan,
cile ve musibetler karsisinda veya seytanin hilelerine
karsi sogukkanliligini koruyabilir.

Itidal uzere olmanin temeli sabirdir. Ancak sabirla donanirsa insan,
bu konuda maharet kazanabilir, marifet gosterebilir. insan sabirla
belki defalarca rafine olarak incelebilir ve katlanabilme, kadere razi olma,
hatta karsilastigi sikintili iste hayri gorebilme becerisini elde edebilir.
Sabir ama neye?
Sabretmek, zillete razi olmak, haksiz tecavuzlere, insan haysiyetine golge
dusurecek saldirilara katlanmak ve bunlara ses cikarmamak anlamina gelmez.
Cunku mesru olmayan seylere karsi sabretmek caiz degildir. Bunlara karsi
icten elem duymak ve bunlarla mucadele etmek gerekir. insanin kendi gucu ve
iradesiyle ustesinden gelebilecegi kotuluklere katlanmasi ya da karsIlayabilecegi
ihtiyaclari karsisinda gevsemesi sabir degil, acizlik ve tembelliktir.
Sabir, bazi tembel kisileri kamufle eden bir kavram gibi gozukse de, aslinda
cesaretin zaruri bir unsurudur. Cunku sabirda itidal muhafaza edilerek kolayca
vazgecmeme ve tahammul gosterebilme vardir. Her turlu zorlugun merkezinde kisinin
davasinin bayraktarligini yapmakta sebat etmesi icin gerekli gúcu saglayan sabir
erdemiyle donanmadan hic cesur olunabilir mi?
Imanin bir meyvesi
Sabir, seytanin, gizli veya asikar herhangi bir dusmanimizin bitmek bilmeyen taarruzlari
karsisinda gercek inancta, ibadette, zikirde ve samimi dusuncelerimizde sebat etmek
yolunda gosterdigimiz bukulemez bir kararliliktir. Bu kararlilik, Allah'a imanin esasli
bir cephesini yansitir niteliktedir. Sabretmek hem imanin bir meyvesidir hem de insan
sabrettikce imanini kemale erdirebilir, Cunku bizler, Káf Suresi'nin 39. ayetinde gectigi
uzere, baskalarinin bizi rahatsiz eden sozlerine karsi, gunes dogmadan ve batmadan once
Rabbimizi ovguyle anarak sabrimizi guclendiririz.
Kendimize sabri surekli telkin etmemiz de belki yeterli olmayabilir; iste bu noktada
Rabbimizin, "Sabah aksam, rizasini isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber ol;
yani onlarla beraber bulunmaga candan sabret." (Kehf, 28) emriyle karsilasiriz. Sabri ve
sukru, evradi ezkan yapip kanaat mulkunun hazinesi haline gelen Dertli Baba gibilerin etrafinda
toplanmanin ve bir cemaat halinde yasamanin bir sebebi de bu ilahi emir olsa gerektir.
"Kanaat mulkunun hazinesiyim
Devleti taatim saburen sukur
Tum yaratilmislarin púr gunahiyem
Evrádi ezkárim saburen sukur."
(Dertli Baba)
Kimi kime sikayet?
Yúce Rabbimizin bir ismi de "es-Sabúr" degil midir? 0 sabrin sahibidir; takdirinin tecellisini
sabirla bekleyendir. Ayni zamanda O, diledigine de sabirla bekleme gúcú verendir. Kullarina
sabretme gúcúnú Allah veriyorsa, sabreden insan Allah ile birlikte degil midir? (Bakara, 153).
Bu durumda Rúveym'in "Sabir, sikayeti birakmaktir." ifadesi ne kadar da dogrudur!
MÚMIN BIR KULDA GÓRÚLMESI BEKLENEN GERCEK SABIR, KENDISINI DERINDEN SARSACAK
ACI BIR OLAYLA KARSILASTIGI ILK ZAMANDAKI TUTUM VE DAVRANISLARINDA GÓSTERDIGI
SABIRDIR.
Oyleyse bizler, kimden veya hangi hallerimizden kime sIkayet ediyoruz ki!
imam-i Gazalí rh.a. insanin aciya sabredip ugradigi felaketi gizlemesini ve bunu kimseye sikayet
etmemesini, kisinin Allah'i cok iyi tanimis olmasina baglamaktadir.
Úc sabir
Sabredilen sey bakimindan sabir uc cesittir:
•Allah icin yapilan ibadetlere karsi sabir,
•Gunah islememeye sabir,
•Allah'in bizler icin birer imtihani olan uzucu olaylara karsi sabir.
Ilk ikisi, kulun kendi iradesi ile yapacagi islerle ilgili sabirdir. Ucuncusu ise kendi iradesi ve
eylemi disindaki olaylara sabirdir. Bazi sikintilar vardir ki, kulun irade ve gucunu fazlasiyla asar.
Boyle felaketler basa geldigi zaman, asiri duygusal tepkilere kapilmadan ve sikayet etmeden ilahi
takdire razi olup sabretmek, muminlerin en temel ozelliklerinden biridir. Yuce Allah'in, Kur'an-i
Kerim'de kullarina emrettigi sabr-i cemili (Yusuf, 18), Rasulullah s.a.v., sikayet edilmeyen sabir
seklinde aciklamislardir. Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz, "Sabir ve tahammul gosteren kimseyi Cenab-i
Hak sabirli kilar. Sabirdan daha hayirli ve genis bir nimet hic bir kimseye verilmemistir" (Tirmizi)
buyurmustur. Bundan dolayi sabir, her faziletin ustunde bir deger tasimaktadir. Cunku Rabbimizin korku,
aclik, mallarimizdan, canlarimizdan ve urunlerimizden eksiltmek gibi seylerle bizi denemesine karsilik
sabredebilmemiz, bizler icin ayni zamanda basli basina ilahí bir mújdedir. (Bakara, 155)
Metanet ve bekleyis
Sabir, kapiyi calmak degil, beklemesini bilmektir. Sabir, metanet ve bekleyisi birbirini butunleyen uc
kelime! Allah'in kendisine sabir lutfettigi bir insan, hoslanmadigi herhangi bir seye Allah'in cokca
hayir koymus olabilecegini (Nisa, 19) dusunur ve sonucunu metanetle beklemeye koyulur.
Sehl Tústerí k.s. Hazretleri'nin soyledigine gore, sabir iki cesittir. Biri gunaha girmemeye karsi
sabirdir ki, bunu yapabilen kisi múcahittir. Digeri de ibadet etmeye karsi sabirdir ki, bunu yapabilen
de ábid yani ibadet edendir. Hem gunah islememeye, hem de ibadete sabreden kimseye Cenab-i Allah,
kazasina riza yetenegi verir. Rizanin isareti, kalbin gelen kotuluk ve iyilikleri itidal ve sukúnetle
karsilamasidir.
Ebu All ed-Dakkak k.s. Hazretleri, "Sabir Allah'in takdirine itiraz etmemektir." demistir. Fakat
yakinmadan, basina gelen belayi sadece soylemis olmak sabra aykiri degildir. Yuce Allah
"Ya Rabbi, bu dert bana dokundu!" (Enbiya, 88) diyerek derdini soyleyen Eyyúb Aleyhisselami,
"Gercekten biz onu sabreden bir kul bulmustuk. Ne gúzel kuldu, o daima bize basvururdu." (Sád, 44)
buyurarak óvmústur.
ilk sok aninda
Mumin bir kulda gorulmesi beklenen gercek sabir, kendisini derinden sarsacak aci bir olayla karsilastigi
ilk zamandaki tutum ve davranislarinda gosterdigi sabridir; ruhundaki sarsintinin etkilerine karsi tahammuludur.
Kalbe hucum eden ilk duygular sirasinda, itidalli davranilir ve sebat edilirse iste bu makbul olan ve Allah'in
mukafat vaad ettigi sabirdir. Kisi musibet sebebiyle sevaba mazhar olmaz, zira musibet kendi elinde degildir.
Ancak kisi musibet karsisindaki metanet ve guzel sabri sebebiyle sevap kazanir.
Hz. Enes r.a.'in rivayet ettigine gore, Rasulullah s.a.v. ólen cocugu icin aglamakta olan bir kadina rastlamisti:
-Allah'tan kork ve sabret, buyurdu.
Kadin istirabindan kendisine hitap edenin kim olduguna bile bakmadan:
-Benim basima gelenden sana ne, dedi.
Rasulullah s.a.v. uzaklasinca kadina, "Bu kisi Rasulullah idi!" dendi. Bunun uzerine kadin, cocugun ólumu kadar
da soyledigi sozden dolayi utanip uzuldu. Ozur dilemek icin dogruca Peygamber'in kapisina kostu, dogrudan
huzuruna cikti ve:
-Ey Allah'in Rasulu, o yakisiksiz sozu sizi tanimadan sarfettim; bagislayin, dedi. Peygamberimiz ise:
-Makbul sabir, musibetle karsilastigin ilk andakidir, diye buyurdu.(Buharí;Múslim;Tirmizi)
Meshur alimlerimizden Kurtubí de sabir hakkinda sunlari soylemektedir: "Sabrin en makbul, ilk sok (sadme)
anindaki sabirdir. Nefse gúc gelen, fakat sevabi cok olan sabir, musibet atesinin hucum ettigi zamanda yapilan
sabirdir. Zira bu, kalbin dayanakligini ve insanin sabir makaminda durdugunu gósterir. Ama musibetin atesi
soguduktan, ilk soku gectikten sonra herkes sabreder. Bundan dolayi akilli insan, úc gún sonra ahmagin isi, ilk
andan itibaren yapmalidir. (Kurtubí, el-Cámi'li Ahkámi'l-Kur'an)
Bir Gúzel Huy
Sabir ruhun bir melekesidir; sabreden kisi guzel huylu demektir. Tahammúlu zor ve nefsimize agir gelen seylere
katlanmak ancak sabir ile olur. Hakki mudafaa ve muhafaza etmek icin gosterilen sebat, sabretmekle mumkundur.
Dinin ve aklin hos gormedigi ve nefsin mesru olmayan istek ve arzularina mukavemet edebilmek ve Allah'in emirlerini
yerine getirmek icin sabirli olmak durumundayiz. Aksi takdirde sabir olmadan, hayatta kendi elimizde olmadan
basimiza gelen ve buyúk elem ve keder veren bela ve musibetlere karsi nasil ayakta kalabiliriz ki?
"Hoslanmadigin seye sabretmende buyuk fayda vardir. " (Ahmed b. Hanbel) buyuran Peygamberimizin pek cok olay
karsisindaki sabrini her zaman ornek almaliyiz. Rabbimizin "Belalarina cok sabreden ve nimetlerine cok sukreden "
(Ibrahim, 5) kullarindan biri olabilme duasini her zaman yapmaliyiz.
Yazimizi, Erzurumlu Ibrahim Hakki Hazretleri'nin sozleriyle bitirelim:
"Hak serleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Árif áni seyreyler
Mevlá gorelim neyler
Neylerse guzel eyler.
Sen Hakk'a tevekkúl kil
Tefvíz et ve rahat bul
Sabreyle ve razi ol
Mevld gorelim neyler
Neylerse guzel eyler."
Ahmet Alemdar
 
Üst