Sen yazıcı mısın?
Yazıcı deyince benim aklıma ilk olarak, bilgisayar makinasının yanında bulunan bilgisayardan komut verilince çıktı almamızı sağlayan makinelar aklıma geliyor. Kendime bakıyorum da hiç böyle bir makineye de benzemiyorum demekki ben yazıcı değilim.
Ben Risale-i Nurlara talebe olmaya çalışıyorum. Risale-i Nur Külliyatı beş bin küsur sayfadan oluşur, içinde yazıcı – okuyucu diye bi ayrım yoktur. Risale-i Nur talebesinin tarifi vardır, o da bi tanedir. On tane tarifi yoktur. “Yazanların şevklerini kırmak” diye bi tabir vardır. Risale-i Nurları orjinal hali olan osmanlıca yazdığım için o benim bir vasfımdır hariçten insanlar bana yazıcı tabirini kullanabilirler ama ben Risale-i Nurlara talebe olmaya çalışıyorum. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri bizlere; farzları yerine getirin, kebairi terk edin, tesbihatı yapın diye tavsiyede bulunuyor.
Büyük imam İmamı Şafi Hazretleri “ben talebei ulumun rızkına kefilim” diyor. Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri ise bir adım daha öne giderek “ben Risale-i Nur talebelerinin iman ile kabre girmesine kefilim” diyor.
Günümüz ahirzaman her türlü günahın açıktan işlendiği, değişik günahların ayyuka çıktığı bi zaman, bu zamanda iman ile kabre girebilmek büyük bir meseledir. Ebedi hayatımızı kurtarmak ve en önemlisi Cenabı Hakkın rızasını kazanabilmek için iman ile kabre girebilmemiz lazımdır. Bunun içinde iman ve Kurana talebe olabilmemiz lazımdır. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Risale-i Nur Külliyatı içinde Risale-i Nurlara talebe olabilmenin şartı olarak “Risale-i Nur'a intisap eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, "Risale-i Nur talebesi" ünvanını alır” demektedir.
Evet nasılki askere giden birisi asker elbisesini giymekle asker adını alıyorsa; nöbetini tutar, eğitimini, talimini yaparak görevlerini yerine getirmekle tam bir asker oluyorsa bizler dahi kelimei tevhit ile müslüman oluyoruz. Farzları yapıp kebairden kaçınmakla sünneti ve vacipleri yerine getirmekle mü’min olmalıyız.
Bize verilen hayatı iman ile doldurmalı emaneti sahibine öyle teslim etmeliyiz. Asker elbisesini yiyen asker vazifesini yapmazsa komutanından ceza alacağı gibi bizlerde vazifemizi layıkıyla yerine getirmezsek bizlerde ceza alırız.
Üstadımız Risale-i Nur Külliyatı içinde yazının dünyevi ve uhrevi faydalarını sayıyor. Yazanlara iman ile şehit olarak kabre girme müjdesi veriyor. Ayeti kerimede mealen “Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.” (2/154) diyor.
Peygamberlerle şehitler arasında bir derece var. Peygamberlerden Peygamberlik rütbesi söküldüğünde şehitlerle aynı makama gelirler.
Cennet ehli cennete girdiğinde; cennet ehlinin içinde şehitler el kaldırıp söz isterler. Cenabı Allahla konuşurlar. Sonra yeniden söz isterler bu söz isteme onların Allah’la konuşmaktan gelen bi üstünlükten dolayıdır. Üstadımız diyor ya “Bir kez Allah’ı görmek bin sene cennetin lezzetinden daha evladır” diye tüm cennet ehli içinde Allah’la konuşmuş olmanın verdiği üstünlük onlar için büyük bir feyz ve mutluluktur.
Üstadımız bize yazıyı emir ederken bizlere diyor ki; ben bunu kendimden emretmiyorum. Ben alim isem Allah Rasülünün şu hadisi şeriflerinden de anlıyor isem “Mahşerde alimlerin mürekkebi şehitlerin kanıyla muvazene edilir, o kıymette olur” demekle Üstadımız yazıyı hadisi şerife dolayısıyla Peygamber Efendimize (sav) dayandırmaktadır.
Diğer hadisi şerif olan “Bid’aların ve dalaletlerin istilası zamanında sünnet-i seniyyeye ve hakikat-i Kur’aniyeye temessük edip hizmed eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.” Bu hadisin çok manası vardır ona bi itirazımız yok Üstadımız bu hadisi şerifi yazıya mana vererek yazı yazmayı Allah Rasülüne dayandırıyor.
Siz şehit olacaksınız istemezmisiniz ki; Allah Rasüllerinin hemen altında bi makam almayı, ehli cennetten daha üstün bi mertebe almayı
Hocamız diyor ki; yazdığınız her harf adedince Cenab-ı Hak ruhaniyeti melekleri yaratır. O melek o harfin adını alır. O harf orada yazılı kaldığı müddetce o melek o harfi yazana tövbe istiğfar eder. Ehli daleletle sizin namınıza manen mücadele eder. (Muhiddini arabinin kitabında da yazıyormuş)
Allah Rasülünün bizden istediği bi vazifeyi yapmakdan şeref duyar elimizden geldiğince yapmaya çalışırım.
Hem yazı bir nevi yoklama hükmündedir. Üniversite talebeleri okula gittiklerinde orada bulunan kağıda imza atarlar geldiklerine dair. Öğretmende o kağıda bakarak devamsızlık takibini yapar. Bizlerde yazı yazmakla bir nevi oraya imzamızı atıyoruz Üstadımız mahşer meydanında yoklama ya baktığında bizimde orada kendisine talebe olduğumuzu bilsin görsün ki bizlerde kurtuluşa selamete erelim. Bizlere şefaat etsin Efendimiz (sav)
Bizlerde üstadımız gibi diyoruz “yaz kardeşim, yaz”
alıntı