Sondu yine.

SaYa

Well-known member
ee8318859d8ffb6e57282065e8915141.jpg


Sondu yine...

bir kaç ölüm kırpıntısıyla sıyrılıyoruz susuşların erbâbından,

ve boşanıyoruz körpe zalimlerin malayani hınçlarından

Düşmek bana bî-karar bu lehçede, en iyisi gömmek

peçe ardı balçıklarıyle sıvanmış bu gardiyanlığımı

Ölüm...

Sen ki; gözlerine kırağı çalınmış çocuk, tek yaptığın ezel soframdan arta kalanları devşirmek

Heyhat ! bir lâhza dursan,

Doğarken parmaklarının mengenesine sıkışan soluklarca verilmiş bir ahidnâmesin, ihaneti haketmezsin bilirim. Seni tasavvur edemiyorum, seyir alemindeyim baktığımca. bir an varacak gibi oluyor tenim bir ısırık uyarınca, derken avucumdan sıyrılıveriyorsun acıyarak.

Sondu yine...

Göğünden kopagelen bir akşam üstünden çalınmış,

dualarımın encâmından telâkki ediyordu umutlarım

Telaşlı kartallarca istilâydı "havf ve reca" ve

açılmadık cevapların soruları oluyordu korkularım

Ölüm...

Sen ki; sabahlarının kıyamına kurşun secdeleri sıkışmış çocuk Leyl'evî çığlıklarımdan kopagelen kum tanelerimce varsın bana.

Heyhat !bir lâhza dursan,

Kays'ların vâveylalarına gark olmuş sükût oruçlarımdan bîhaber geziniyorken omuzlarımda. ben dirilmenin muştusundayken sana kösnürüm sanma küllerinden göğsüme iliklediğim yangılarda, bir ağıt olur kalır parmaklarımda. usançlı değilim

gözlerimden süzülen paslı yağmurlara, yalnız boğulmanızdan tedirginim.

Sondu yine...

Cehennem uğultularının tevbe çığlıklarıyle kavgaya tutuştuğu

ürkütülmüş hayat hazineleri saklanırdı bir zaman aykırlığına

ve çekilirdi yazgımızdan ceste ceste kızıllar dokunan ahvâlimiz,

sokulurken bir sırat hayalisi feryâd-u efganımızın akışkanlığına

Ölüm...

Sen ki; beklenmedik intiharların sehpalarından fışkıran çocuk ağıtlarımda şımaran "hak" diğergâmlığımı üstlenen kıyamlarımca varsın bana. Heyhat ! bir lâhza dursan,

Ey hâsıl-ı secdem, şarlayarak devir bir bir, kabaran namlunun körpe cesetlere büyüyen dişlerini. ben sırtlandığım mezarların çelimsiz astarlarıyla dokuyacağım dua nakışlı heyulalarımı. rikkâtimi koluma takıp koşmaya başlayınca kahkaların ıtrî soysuzluğuna, vardığım tüm şehirler "aşk" kötürümü uyanacak.

Sondu yine...

Açıklanacak ne kaldıysa lâkırdılar öncesi

yanık kokuları yükselirdi şehâdetin başı kesik selâlarına

bırak tafralarında kaysın sabîlerin vahşet kımıltıları demlenen saçlarından

yeter ki, sıyrıl ve bak yüzüne, iffetin taşan seli'kanlı bağrının.

Ölüm...

Sen ki; beklenmedik gülistânların kibritinden tozan alevli çocuk Günlerime devinen ilkel gemilerin yüklendiği bir rüzigâr kadar varsın bana.

Heyhat ! bir lâhza dursan,

Tebessümlerine hicrân bulaşmış evlerin bacalarından büyüyen savaş yaygaraları zorluyor şimdi tan yerinin kapılarını. Saçmalar uluyor çocukların ağrıyan yarınlarında. Öylesine sessiz saplıyor hıncım çare'siz' liğimi, örümceklere emanet ettiğim mağralarıma.

Bir çift güvercin izdüşümü bile suçumu bastıramıyor, son günlerde cinayet türküleri mi dolanıyor ne ? sokaklarımda. Artık yüzüne bakamadığım riyadan kararmış, bu yıpranmış sözleri yırtmalıyım. Şimdi belki esirgiyorum bir mendilden bile göz yaşlarımı,

"utanıyor muyum" ne ? "acz"iyyetimden, ama gün gelecek elbet, gözlerinin rayihâsına kör eylediğim bakışlarım /cennet/ bakışlarının alevinde kaybolacak, hesaplar kesilecek !

Son işte...

Bir avuç topraktan sıyrıl da bak yüzüme, yıkılmadan karşımda..!

alıntı ???​
 
Üst