Muvahhid1
Well-known member
En büyük tuvaldir gökyüzü dostlar,
gayb âlemindeki paletten alınan boyalarla renklenen
Her gün ayrı bir şekille arz-ı endam eden, her saat farklı bir resmiyetle bizi selamlayan bulutlar
Zaman olup katar katar sevgilinin beldesine hasret gözyaşları taşıyan zaman olup huzme huzme ışıldayan.
Gün olur saçlarını çılgın rüzgara teslim eder öyle çıkar karşımıza, gün olur kurşun rengiyle geçit vermez güneşe, aya
Sanki her hali: “hadi bakalım tefsir edin beni, okuyun beni, çözün sırrımı !” der gibi…
Sahi, nece konuşur bulutlar, var mı dillerinden anlayan bir dil bilimci? Veya bir kozmolog veya bir allâme-i cihan? Ne anlatırlar bize, hangi dili kullanırlar? Yoksa vahiy süzgeci oldukları için midir bu asâlet?
“Sözden daha değerli bir inci olsaydı gökten o inerdi” buyuruyor yüce pîr.
Sonsuzluk âlemine perdedarlık yapmak ağır bir iş olmalı ki çözümsüz problemin içinden çıkamaz gibi olmuşuz, anlayıp anlatamaz olmuşuz bulutları.
Şöyle durup bir göz ucuyla süzünce bulutları, alıp bizi başka diyarlara götürürler mutlak surette. . Gün doğarken ayrı bir dehşet, gün batarken başka bir tefekkür vesikasıdır .
Oysa her doğuş ayrı bir olay hatta olağanüstü bir olay ama biz bunu çok sıradan telakki eder olmuşuz. Her gün olan, sıradanlaşıyor mu ne?
Akşam olunca serpiştirilen trilyonlarca yıldız, sabah olunca gecenin içinden sıyrılıp çıkan yeni gün, vakti gelince sürü sürü dizilen bulutlar, özgürlüğü iliklerine kadar yaşayan ve hissettiren turnalar, leylekler ve daha nice kusursuz mahlukat.
Âyet-i Celîle’de Hâlık-ı Mutlak: “Gözünü çevir de gökyüzüne bir bak, kusur görebiliyor musun? Tekrar çevir bir daha bak, bir çatlak var mı? Nihayet göz aradığını bulamaz ve sahibine yorgun döner.” Buyuruyor.
Müthiş bir düzen içinde işleyen kainata dikkat çeken ayet aynı zamanda insanoğlunun acziyetini de açığa çıkarıyor. Yağmur hâmili olan bulutların nasıl olup ta havada asılı kalışı hep hayretli dikkatimi celbetmiştir. Milyonlarca ton suyu boşlukta asılı bir şekilde muhafaza edişi, görevlendirildiği yere ve hiç şaşırmadan götürüp bırakışı da bir olağanüstülük değil mi sizce?
Yani bir çeşit temizlik faaliyeti yapmış olması? Her şeyde yürütülen bir dezenfekte ve hijyen işinin gökyüzündeki versiyonunu hiç inceleme, düşünme imkanı bulmuş mudur birtakım aciz, şikayetçi ve kadir kıymet bilmez insanoğlu?
Belki bulutlar, gökyüzü âlemi, güneş, gece-gündüz, mehtap, yıldızlar, uzayın derinliklerinde barınan varlıklar üzerine çok daha kelam etmek mümkün. Şimdiye kadar yazılanlar ve şimdiden sonra yazılacak olanlara küçük bir hâşiye olsun niyetindeyim dostlar. İşleyişi, mükemmelliği, ibret olması hasebiyle kainatın güzelliğine ben akıl erdiremiyorum, bu sırra vâkıf olana aşk olsun.
Tefekkürünüz bol, acziyetiniz az, dilinizin bağı açık olsun dostlar, sevgiyle
Ayşe Tûbâ Bâkiler