Kur'an-ı Hakim bir dua kitabı, bir zikir kitabı olduğu gibi, bir fikir kitabı ve bir kanun kitabıdır.
kanunların her durumu istisnasız kapsaması gerekliliği bulunur ve fıkıhta hiç bir durum açıkta bırakılmamıştır.
kanunlar arasında yer alan maddeler, o konu ile ilgili bir izin olmasından ziyade, öyle bir hal karşısında nasıl hareket edileceğini gösterirler.
Kur'an-ı Kerim içerisinde yer alan hükümler arasında hırsızlık, insan öldürme gibi haller ile ilgili de hükümler bulunmaktadır fakat bunlar kitabımızın bu olayları onayladığını değil, bu şekilde bir durum olduğunda ne yapılması gerektiğini göstermek, anlatmak içindir.
misal zinaya yaklaşmayınız gibi açık bir hükmü olmasına rağmen, zina sonucu doğabilecek çocuk ile ilgili de hükmü bulunur. bu ikinci hüküm zinaya bir ruhsat, bir izin olarak değerlendirilemez.
bir diğer husus,
ayetler çok zaman bir olay üzerine nüzul olmuştur. gelen ayet zahiri olarak o olayın halli için gelmiş gibi algılanabilse de, içeriği ve kapsadığı anlamlar ile aslında o ayetin sadece tek bir olay için değil, zamanın sonuna kadar hükmü devam edecek bir konuya ışık tuttuğu görülmektedir.
tersi durum olması ayeti sadece o olay ve o zaman ile kısıtlar ki, böyle bir şey söz konusu değildir. Bunun içindir ki, kitabın tamamlanmasından günümüze kadar geçen sürede, tüm hallere, konulara, biliminden felsefesine, teknolojisine, sosyolojisine kadar her alanda o ayetlerden istifade edilmektedir ve edilmeye de devam edilecektir.
bahsi geçen konu ile ilgili,
ayet ve surede ilgili kısımlar, boşanma durmunun halli, karşılaşılaşılabilecek hallerde takınılması gereken tavırlar, verilmesi gereken hükümler ile ilgilidir. evli çiftin hangi yaş gurubunda olduğuna bakılmaksızın, boşanmaları durumunda yapılması gerekenler anlatılmaktadır.
bu açıklamalar, ayetin bu halleri onayladığı, izin verdiği -hırsızlık veya zina sonucu doğacak çocuk ile ilgili misallerde olduğu gibi- şeklinde yorumlanamaz.