Tefeül...

uður1

Well-known member
TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ 12.12.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)
2اَلسَّلاَمُعَلَيْكُمْوَرَحْمَةُاللهِوَبَرَكَاتُهُ 1بِاسْمِهِسُبْحَانَهُ
Muhterem Üstadımız,

Mücahede-i mâneviyenize ve sabr-ı cemilinize mükâfaten Cenâb-ı Hak tarafından ihsan buyurulan kudsî iman dâvânızın tahakkukunu, Risale-i Nur’un serbest intişarı ile idrak etmiş bulunuyoruz. Senelerden beri devam edegelen bu kudsî dâvâ, bu ideal ve bu çetin mücadele, zaferle neticelenmiş, Hakkın istediği olmuş, gönlümüzün emel ve arzusu yerine gelmiş, iman küfre galebe ederek zulmet perdeleri çatır çatır yırtılarak, âfâk-ı cihan Nurun parlak ziyası ile aydınlanmıştır. Bu neticeye ve bu zafere ulaşmak, iman nimetinin sonsuz saadetine kavuşmak ve dolayısıyla da Hakka yaklaşmak bahtiyarlığını bizlere, Türk milletine ve belki bütün insanlığa bahşeden Risale-i Nur bu muazzam ve korkunç imansızlık savaşının kurtarıcı atomu olmuş, ruhlarımızı tamir, kalblerimizi takviye, gönüllerimizi fetheylemiştir. Bu bakımdan minnet ve şükranlarımızı sevgili ve muazzez Üstadımıza arz ederken, asırlık ömr-ü mübareklerinizin geçirdiği hayat safhalarının her ânı mücadele, mücahede, işkence, eziyet, zulüm, menfâ dolu korkunç bir devrin çile ve ıztıraplarıyla geçmesine rağmen, azminizin, sadakatinizin, feragat ve cesaretinizin ve nihayet o çelikten daha kuvvetli iman ve şuurunuzun, hülâsa, İslâmiyeti anlayışta, insaniyeti kavrayışta, içte ve dışta örnek insan oluşunuzun ve bilhassa Risale-i Nur Külliyatınızın insanlık âlemi üzerine bıraktığı tesir, aksettirdiği mânâ ile daima izinizden, yolunuzdan gidecek olan, giden, gitmeye azmeden milyonlarca Nur talebeleri size meclûb, size müteşekkirdirler.

Muhterem Üstadımız, artık bütün yorgunluğunuza ve ihtiyarlığınıza rağmen çetin imtihanınızın muvaffakiyetle neticelenmesi sayesinde müsterih olunuz. Artık bu kudsî dâvâyı, bu iman ve Kur’ân dâvâsını devam ettirecek istikbalin genç Said’leri yetişmiştir. İman nuru ve şuuruyla, onlar bu kudsî ve ulvî dâvâyı yürütecekler ve inşaallah kıyamete kadar devam ettirecekler ve nesilden nesile intikal ettirecekler.

Muhterem Efendimiz, yarın tarihin altın sahifelerinde iftihar ve ihtişamla yâd edilecek olan yeni ve mufassal Tarihçe-i Hayat’ınızın Ankara’da tab edilip hitama ermesinin sevinci içinde bayram etmekteyiz. Zira bu Tarihçe-i Hayat, ömrünüz boyunca ille-i gaye edindiğiniz imanı kurtarmak dâvânız uğrundaki mücadele ve mücahede safhalarınızı, bin türlü mahrumiyetler içerisinde yorulmak bilmeyen bir azimle maksada vâsıl oluşunuzu ve âleme rahmet olan Risale-i Nur’ların telif, tanzim ve neşri hakkında tatminkâr malûmat vermesi bakımından büyük ehemmiyeti haizdir. Bugün milyonlarca insanı coşturup, selâmete götüren bu Nur deryası daima kükreyecek, küfrü boğacak, zulmeti yırtacak, insanlığa hâmi ve halâskâr olacaktır.

Size medyun-u şükranız. En derin sevgi ve muhabbetlerimizle selâm ve hürmetlerimizi arz eder, dua-i mübareklerinize intizaren ellerinizden öperiz aziz, sevgili Üstadımız.

İstanbul Nur talebeleri
Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
1: Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.
2: Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Lügatler :
âfâk-ı cihan : dünyanın etrafını saran ufuklar
aksetirme : yansıtma
arz etme : sunma, ifade etme
aziz : çok değerli, izzetli
azmetme : kararlı olma

bahşeden : ihsan eden, veren
bahtiyar : talihli, mutlu
berâ-yı malûmat : bilgi ve malûmat için, bilgi vermek için
bilhassa : özellikle

Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
derya : deniz
dua-i mübarek : mübarek dua

emel : arzu, istek
fethetme : açma
feragat : fedakarlık, özveri, kişisel hakkından vazgeçme

galebe : üstün gelme
haiz : sahip olma

Hak : varlığı hak olan, her şeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah
halâskâr : kurtarıcı
hâmi : koruyucu
hitam : son

hizmetkâr : hizmetçi
hülâsa : kısaca, özet olarak
ıztırap : aşırı elem, sıkıntı, ıstırap

idrak : anlama, kavrama
iftihar : övünme

ihsan : bağış, ikram, lütuf
ihtişam : haşmetlilik, heybetlilik, görkem
ille-i gaye : esas gaye, temel amaç
insaniyet : insanlık
inşaallah : Allah’ın izniyle
intikal : taşıma, aktarma

intişar : yayılma
intizaren : bekleyerek, gözleyerek
istikbal : gelecek
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması
kudsî : kutsal, yüce
küfür : inkâr, inançsızlık
mahrumiyet : yoksun kalma
maksad : gaye, amaç
malûmat : bilgi
meclûb : tutkun, aşırı bağlı
medyun-u şükran : teşekkür borçlu

menfâ : sürgün yeri
minnet : kendini borçlu hissetme, yapılan bir iyiliğe karşı teşekkür etme
muazzam : azametli, çok büyük
muazzez : çok aziz, çok değerli ve şerefli
mufassal : ayrıntılı
muhabbet : sevgi
muhterem : hürmete lâyık, saygıdeğer
muvaffakiyet : başarı
mücahede : cihat etme, din uğrunda çaba harcama

mücahede-i mâneviye : mânevî mücahede, mücadele
mükâfaten : mükâfat olarak
müsterih olma : rahatlama, huzura kavuşma
müteşekkir : teşekkür eden
neşr : yayma, yayımlama

nimet : iyilik, lütuf, ihsan
ömr-ü mübarek : bereketli, hayırlı ömür
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan

saadet : mutluluk
sabr-ı cemil : güzel sabır; rıza göstererek katlanma
sadakat : bağlılık
safha : merhale, aşama
selâmet : esenlik, güven

serbestiyet : serbestlik
şuur : bilinç, anlayış

taarruz : saldırı, hücum
tab : matbaada basma

tahakkuk : gerçekleşme
taharri : arama, inceleme
tahtessıfır : sıfırın altında
takviye : güçlendirme, destekleme
tanzim : düzenleme
tatminkâr : doyurucu, ikna edici, memnun edici
telif : yazma
ulvî : yüce, büyük
vâsıl olma : varma, ulaşma
yâd edilme : anılma

zelzele : deprem, sarsıntı
ziya : ışık, aydınlık
zulmet : karanlık




--
 
Üst