Tefeül...

uður1

Well-known member
TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ
12.20.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)
REİS-İ CUMHURA VE BAŞVEKİLE
Kabir kapısında ve seksen küsur yaşında, birkaç hastalıkla hasta bulunan ve ölüme kendini yakın gören bir biçare garip ihtiyar der ki:

Size iki hakikati beyan ediyorum:

Evvelâ: Sizlerin Pakistan ve Irak’la gayet muvaffakiyetkârâne ittifakını, bu millete kemâl-i samimiyetle, sürûr ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh-u canımızla tebrik ediyoruz. Bu ittifakınızı, inşaallah dört yüz milyon İslâmın sulh-u umumiyesine ve selâmet-i âmmenin teminine kat’î bir mukaddeme olarak ruhumda hissettim. Ve namaz tesbihatındaki kuvvetli bir ihtar ile bunu size yazmaya mecbur kaldım.

Otuz kırk seneden beri dünyayı ve siyaseti terk ettiğim halde, şiddetli bir alâka ile bu ihtar-ı kalbînin sebebi: Elli seneden beri imanı kurtarmak için gayet kısa bir yolu bulan ve Kur’ân’ın bu zamanda bir mu’cize-i mâneviyesi olan Risale-i Nur’un Arabistan ve Pakistan’da her yerden daha ziyade tesiratı olduğu ve makbul olması, hattâ aldığımız habere göre, mahkemece tesbit edilen miktarın üç misli Risale-i Nur’un talebelerinin o havalide bulunmalarıdır. Bu sır için âhir hayatımda kabir kapısında bu netice-i azîmeyi görmek ve beyan etmeye ruhen mecbur oldum.

Saniyen: Irkçılık fikri, Emevîler zamanında büyük bir tehlike verdiği ve hürriyetin başında “kulüpler” suretinde büyük zararı görülmesi ve Birinci Harb-i Umumîde yine ırkçılığın istimaliyle mübarek kardeş Arapların mücahid Türklere karşı zararı görüldüğü gibi, şimdi de uhuvvet-i İslâmiyeye karşı istimal edilebilir ve istirahat-i umumiye düşmanları gizli dinsizler, yine o ırkçılıkla büyük zarar vermeye çalıştıklarına emareler görünüyor. Halbuki, menfî hareketle başkasının zararıyla beslenmek ırkçılığın seciye-i fıtrîsi olduğu halde, evvelâ başta Türk milleti dünyanın her tarafında Müslüman olduğundan onların ırkçılıkları İslâmiyetle mezc olmuş, kabil-i tefrik değil. Türk, Müslüman demektir. Hattâ Müslüman olmayan kısmı, Türklükten de çıkmışlar. Türk gibi Araplarda da Araplık ve Arap milliyeti İslâmiyetle mezc olmuş ve olmak lâzımdır. Hakikî milliyetleri İslâmiyettir. O kâfidir. Irkçılık, bütün bütün bir tehlike-i azîmdir.

Sizin bu defaki Irak ve Pakistan’la pek kıymettar ittifakınız, inşaallah bu tehlikeli ırkçılığın zararını def edecek ve dört beş milyon ırkçıların yerine, dört yüz milyon kardeş Müslümanları ve sekiz yüz milyon sulh ve müsalemet-i umumiyeye şiddetle muhtaç Hıristiyan ve sâir dinler sahiplerinin dostluklarını bu vatan milletine kazandırmaya tam bir vesile olacağına ruhuma kanaat geldiğinden, size beyan ediyorum.

Lügatler :
âhir hayat : hayatın sonu
beyan etmek : açıklamak
Birinci Harb-i Umumî : Birinci Dünya Savaşı
emare : belirti, iz
evvel : önce
hakikî : asıl, gerçek
havali : çevre, yöre
istimal : kullanma
istirahat-i umumiye : herkesi içine alan rahatlık, huzur
ittifak : birleşme, birlik
kabil-i tefrik : ayrılabilir olma, ayrılması mümkün
kıymettar : kıymetli, değerli
makbul olma : kabul görme
menfî : olumsuz, karşıt
mezc olmak : karışmak, bütünleşmek
misl : kat, derece
mücahid : cihad eden
müsalemet-i umumiye : umumî barış ortamı; herkesi içine alan barış ve huzur
müstemlekât nâzırı : sömürgeler bakanı
netice-i azîme : büyük netice
sâir : diğer
salisen : üçüncü olarak
saniyen : ikinci olarak
seciye-i fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen özellik, karakter
sukut ettirmek : düşürmek, hükümsüz kılmak
sulh : barış
suret : biçim, şekil
tahakküm : baskı, zorbalık
tehlike-i azîm : büyük tehlike
tesirat : tesirler, etkiler
uhuvvet-i İslâmiye : İslâm kardeşliği

 
Üst