Tefeül...

uður1

Well-known member
DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ 3.3.HÂTİME(DEVAMI)
İmtihana hazırlanınız. Mevcudiyetinizi ittihadla gösteriniz ve hamiyet-i diniye-i millî ile fikir ve vicdan-ı şahsiyenizi milletin kalb ve akl-ı müştereki gibi gösteriniz. Yoksa, sıfır çekecek ve şahadetnâme-i hürriyeti elinize vermeyecektir.

Evet, mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü’l-ağalık ve fikr-i hodserâne ve enaniyet, şimdi istikbalin saadet-saray-ı medeniyetinde fikr-i icada ve teşebbüs-ü şahsiyeye ve fikr-i hürriyete inkılâp edecektir, inşaallah.

Hatta diyebilirim ki: Ey şark vilâyetlerindeki vatandaşlarım! Başkalarının sükûtî medreselerine nispeten sizin gürültülü olan medreseleriniz bir meclis-i meb’usan-ı ilmiyeyi gösteriyor.

Hem Şâfiî olduğunuzdan ve imam arkasında kıraat-ı Fatiha ile semâvî ve ruhanî vızıltılarınız sizi mezheben ve medreseten ve fıtraten

1
وَاَنْلَيْسَلِـْلاِنْسَانِاِلاَّمَاسَعٰى’nın başka bir unvanı olan teşebbüs-ü şahsiyeye teşvik ediyor.

Hem de her bir kemâlin müessis ve hâmîsi olan cesaret ve nâmus-u millet-i İslâmiye sizlere emrediyor ki: Nasıl ki, şimdiye kadar dimağdan kalbe mecrâ açmakla, aklı kuvvete mezc ederek maarifinizi kılıçlarınızın hutut-u cevherinden öğrenmekle şecaat-i maddiyede terakki ettiniz. Şimdi ise, kalbden fikre karşı menfez açınız. Kuvveti aklın imdadına ve hissiyatı efkârın arkasına gönderiniz.

Ta ki, şecaat-i akliye-i medeniyet meydanında namus-u millet-i İslâmiye pâyimal olmasın. Kılıçlarınızı, fen ve san’at ve tesanüd-ü hikmet-i Kur’âniye cevherinden yapmalısınız.
El Bâkî Hüvel Bâkî2
Bediüzzaman Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
1 : “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” Necm Sûresi, 53:39.
2: Bâkî olan sadece Odur.
Lügatler :
adem-i ihtiyaç: ihtiyaç duymama, başkasına muhtaç olmama
bülûğ: erme, ulaşma

cevher: asıl, öz; değerli taş, elmas
dimağ : beyin

efkâr: fikirler, düşünceler
enaniyet : benlik

fen: bilim; tecrübeye dayalı ve ispatla meydana gelmiş olan ilimler
fıtraten : yaratılış itibariyle

fikir: düşünce
fikr-i hodserâne: kimseyi dinlemeden kendi başına hareket etme düşüncesi
fikr-i hürriyet: hürriyet düşüncesi
fikr-i icad: buluş yapma ve yeni şeyler icat etme düşüncesi
hâmî: koruyucu
hamiyet-i diniye-i millî: dinî ve millî esasların harekete geçirdiği hamiyet ve gayret duygusu

hissiyat: hisler, duygular
hutut-u cevher : kılıcın çelik kısmındaki dalgalı çizgiler, meneviş, hare, dalgır (Buradaki maksat; kalemle kılıcın güç birliğidir.)

inkılâp edecek: dönüşecek
istikbal: gelecek zaman
ittihad: birleşme, birlik
kalp ve akl-ı müşterek: kalp ve akıl ortaklığı; olaylar karşısında aynı düşünce ve duygulara sahip olma
kalpten fikre menfez açmak: hislerin merkezi olan kalple aklın neticesi olan düşünce arasında bağlantı kurmak; akılla duygular arasında bağ kurmak
kemâl: mükemmellik, olgunluk
keşmekeş: karışıklık
kıraat-ı Fatiha: Fatiha Sûresinin okunması
maarif: eğitim, kültür, bilgi vs.
mâzi: geçmiş zaman
meclis-i meb'usan-ı ilmiye: âlim vekiller meclisi; Büyük Millet Meclisini andıran ilmî meclis
mecrâ açmak: kanal açmak
medrese: dinî derslerin okutulduğu yüksek okul
medreseten: medrese olarak
menfez: kanal
mevcudiyet: varlık
meylü'l-ağalık: ağalık meyli, eğilimi
mezc etmek: katmak, birleştirmek
mezheben: mezhep olarak
müessis: kurucu
nâmus-u millet-i İslâmiye: İslâm milletinin nâmusu (Millet kelimesi burada “din, şeriat, inanç” anlamına geliyor.)
nispeten: kıyasla

pâyimal olmasın: ayaklar altına alınmasın, çiğnenmesin
ruhanî: maddî yapısı olmayan, ruh âlemine ait
saadet-saray-ı medeniyet: medeniyetin sunduğu saadet ve mutluluk sarayı
sahrâ: çöl
sebebiyet veren: sebep olan
semâvî: mânevî özelliklere sahip olan
sinn-i rüşd: ergenlik çağı, yaşı
sükûtî: sessizlik kuralı esas olan
Şâfiî: İmâm-ı Şâfiî’nin kurduğu Şâfiî mezhebine bağlı olan
şahadetnâme-i hürriyet: hürriyet diploması; özgürlüğü hak etme belgesi
şark vilâyetleri: doğu illeri

şecaat-i akliye-i medeniyet meydanı: medeniyetin aklî kahramanlık meydanı; akıl kahramanlarının meydan okuduğu medeniyet meydanı
şecaat-i maddiye : maddî kahramanlık, yiğitlik (Maddî bakımdan ilerlerken ifrat ve tefritten uzak olan orta ve doğru hâli ayakta tutma)

terakki etmek: ilerlemek, yükselmek
tesanüd-ü hikmet-i Kur'âniye: Kur’ânî hikmetle dayanışma içinde olma
teşebbüs-ü şahsiye: bireysel girişimcilik
vasî: çocuk, yetim, hasta, deli gibi zayıf kimselerin mal ve işlerini idare eden görevli
vicdan-ı şahsiye: kişisel vicdan

 
Üst