Tefeül

uður1

Well-known member
DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ 8.3.HÜRRİYETE HİTAP(DEVAMI)
Bir mu’cize-i Peygamberîdir (a.s.m.) ve bu millet-i mazlumeye bir inayet-i İlâhîdir ve cemiyet-i milliyenin niyet-i hâlisânesinin bir kerametidir ki, bu maden-i saadet ve hürriyet olan şeriat dairesindeki ittihad-ı kulûb ve muhabbet-i millî elimize meccanen girdi. Milel-i saire, milyonlarla cevahir-i nüfus feda etmekle kazandılar. Ölmüş olan hissiyat ve âmâl ve müyülât-ı âliye-i milliyemizi ve ahlâk-ı hasene-i İslâmiyemizi bu küre-i arz denilen, cezbe tutmuş mevlevî gibi meczup cevvâlin simâhında tanin-endâz ve umum milleti sürur ile bir garip ihtizaza getiren sadâ-yı hürriyet ve adalet nefh-i sûr-u İsrâfil gibi hayatlandırıyor.

Sakın, ey ihvân-ı vatan! Sefahetlerle ve dinde lâubaliliklerle tekrar öldürmeyiniz. Ve bütün efkâr-ı fâsideye ve ahlâk-ı rezileye ve desais-i şeytaniyeye ve tabasbusata karşı şeriat-ı garrâ üzerine müesses olan kanun-u esâsî Azrâil hükmüne geçti, onları öldürdü.

Ey hamiyetli ihvân-ı vatan! İsrâfât ve hilâf-ı şeriat ve lezaiz-i nâmeşrua ile tekrar ihyâ etmeyiniz.

Demek, şimdiye kadar mezarda idik, çürüyorduk. Şimdi bu ittihâd-ı millet ve meşrutiyet ile rahm-ı mâdere geçtik, neşvünemâ bulacağız. Yüz bu kadar sene geri kaldığımız mesafe-i terakkiden, inşaallah mu’cize-i Peygamberî (a.s.m.) ile, şimendifer-i kanun-u şer’iye-i esasiyeye amelen ve burak-ı meşveret-i şer’iyeye fikren bineceğiz.

Lügatler :
ahlâk-ı hasene-i İslâmiye : İslâmiyetten gelen güzel ahlâk
ahlâk-ı rezile : aşağılık ahlâk
âmâl : emeller, istekler
amelen : iş ve emek bakımından, çalışma olarak
burak-ı meşveret-i şer'iye : şer’î meşveret burağı (Burak, çok hızlı bir araçtır ki, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) İsra ve Mirac yolculuğunda bu binekle kâinatı seyahat etmişti.)
cemiyet-i milliye : millî cemiyet, topluluk; din, şeriat, inanç birliği olan millet, topluluk
cevahir-i nüfus : nefisler cevherleri, değerli cevherler olan insanlar
cevvâl : sürekli hareket hâlinde olan
cezbe tutmak : Allah’ın aşkıyla kendinden geçer bir hale gelme
desais-i şeytaniye : şeytanın desiseleri, hileleri
efkâr-ı fâside : bozulmuş fikirler
elvan : renkler
fâl-i hayır : iyi alâmet ve işaret
hamiyetli : din, vatan, aile, hak, hukuk gibi değerleri koruma duygusu ve gayreti olan
hilâf-ı şeriat : şeriata zıt, aykırı
hissiyat : hisler, duygular
ihtizaz : sarsıntı, titreşim
ihvân-ı vatan : vatan kardeşleri
ihya etmek : diriltmek, hayat vermek
inâyet-i İlâhî : Allah’ın inâyeti, şefkat ve yardımı
isrâfât : israflar, savurganlıklar
ittihad-ı kulûb : kalplerin birleşmesi, kalp birliği
ittihâd-ı millet : milletin birleşmesi, birlik ve beraberliği
kanun-u esâsî : temel kanun, anayasa
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak görülen olağanüstü şey
küre-i arz : yerküre, dünya
lâubalilik : vurdumduymazlık; saygısızlık
lezaiz-i nâmeşrûâ : İslâmın izin vermediği lezzetler, haram lezzetler
maden-i saadet ve hürriyet : mutluluk ve hürriyet madeni, kaynağı
meccanen : ücretiz, bedelsiz
meczup : cezbeye kapılmış, kendinden geçmiş
mesafe-i terakki : ilerleme, kalkınma mesafesi
milel-i saire : diğer milletler
millet-i mazlume : mazlum millet
mu’cize-i Peygamberî : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mu’cizesi
muhabbet-i millî : millî sevgi
müesses olan : kurulu olan
müyülât-ı âliye-i milliye : millî yüce meyiller, eğilimler
nefh-i sûr-u İsrâfil : ölümün ardından topyekun diriliş için Hz. İsrafil’in sûra üflemesi
neşvünemâ : büyüme ve gelişme
niyet-i hâlisâne : samimî, ihlâslı niyet
rahm-ı mâder : ana rahmi
sadâ-yı hürriyet ve adalet : hürriyet ve adaletin sesi
sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük, ahmaklık
simâh : kulak deliği, kulak
sürur : mutluluk, sevinç
şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi
şeriat-ı garrâ : büyük ve parlak şeriat, İslâmiyet
şimendifer-i kanun-u şer’iye-i esasiye : şer’î anayasa treni
tabasbusat : dalkavukluklar, kendini küçülterek başkasına kendini beğendirmeye çalışmalar
tanin-endâz : çınlayan, tınlayan
tezyin etmek : süslemek
umum : bütün

 
Üst