Tefeül...

uður1

Well-known member
Duâlarınız Kabul Olsun
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben peşpeşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurdu.” (Enfal, 9)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Bir mü’minin diğer bir mü’mine gıyâbında yaptığı duâdan daha çabuk kabûl edilen hiçbir duâ yoktur.” (Tirmizî, Birr, 50/1980)
Allâh Rasûlü (sav) şöyle buyurmuştur:
“Bir müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı duâ kabûl olunur. Bir kimse din kardeşine hayır duâ ettikçe, yanında bulunan vazîfeli bir melek ona, “Allâh duânı kabûl etsin, aynı şeyleri sana da versin!” diye duâ eder.” (Müslim, Zikir 87, 88; İbn-i Mâce, Menâsik, 5)
Şu hâlde biz, hem müslüman kardeşlerimiz için duâ etmeli, hem de onlardan duâ talebinde bulunmalıyız. (Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti-1, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Muktedir: Tam bir kudret sahibi olup hiçbir konuda zerre kadar zorlanmayacak şekilde gücü yeten demektir.
Kısa Günün Kârı
Bu soğuk günlerde depremzede kardeşlerimize, vatanımızın asayişini sağlayan güvenlik güçlerimize dualarda bulunalım.
Lügatçe
peşpeşe: Birbiri ardından.
gıyâbında: Kendi yokken, arkasından.

DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ 8.5.HÜRRİYETE HİTAP(DEVAMI)
Geniş ve muşa’şa’ olan yeni hürriyet-i şer’iyeye adem-i liyâkat—zira çocuğa geniş olmaz—şanlı olan ittihad-ı millîyi bozulmuş ve müteaffin olan hâlât ile fena bir hastalığa hedef edecektir. Zira ehl-i takvâ ve vicdanın tefsiri böyle değil. Mezhebi de muhalif olacaktır. Biz millet-i Osmaniye erkeğiz. Kâmet-i merdane-i istidad-ı milliyemize kadınların libası gibi süslü sefahet ve hevesat ve israfat yakışmıyor. Binaenaleyh, aldanmayalım.

1
خُذْمَاصَفَادَعْمَاكَدَرْ kâidesini düsturu’l-amel yapalım. Şöyle ki:

Ecnebiyede terakkiyat-ı medeniyeye yardım edecek noktaları (fünun ve sanayi gibi) maalmemnuniye alacağız.

Amma medeniyetin zünub ve mesavîsi olarak bazı âdât ve ahlâk-ı seyyie ki, ecnebîlerde mehasin-i medeniye-i kesiresiyle muhat olduğu için çirkinliğini o kadar göstermiyor. Biz ise, aldığımız vakit sû-i tâlih cihetiyle ve sû-i intihap tarikiyle müşkilü’t-tahsil mehasin-i medeniyeti terk edip, çocuk gibi hevâ ve hevese muvafık zünub-u medeniyet kesb ettiğimizden, muhannes gibi veya mütereccile gibi oluruz. Kadın, erkek gibi giyinse maskara olur. Erkek, kadın gibi süslense muhannesliktir, yakışmaz. Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle muzahraf cilveli hanım gibi olmamalı.

Elhasıl: Zünub ve mesâvî-i medeniyeti, hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten seyf-i şeriatla yasak edeceğiz. Ta ki, medeniyetimizin gençliği ve şebabeti, zülâl-i aynü’l-hayat-ı şeriatla muhafaza olsun. Kesb-i medeniyette Japonlara iktida bize lâzımdır ki, onlar Avrupa’dan mehasin-i medeniyeti almakla beraber, her kavmin mâye-i bekàsı olan âdât-ı milliyelerini muhafaza ettiler.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
1: Duru olanı al; bulanık olanı bırak!
Lügatler :
âdât : âdetler, alışkanlıklar
âdât-ı milliye : millî adetler
adem-i liyâkat : liyakatsizlik, lâyık olmama
ahlâk-ı seyyie : kötü ahlâk
âl-i himmet : gayreti yüksek
binaenaleyh : bundan dolayı
düsturu’l-amel : işin prensibi, kuralı
ecnebî : yabancı
ehl-i takva ve vicdan : Allah’tan korkan, emirlerine bağlı olan dindar kimseler ve vicdan sahipleri
elhasıl : kısaca, özetle
fena : kötü
fünun : fenler, bilimler
hâlât : durumlar, hâller
hevâ : nefsin hoşuna giden faydasız arzular; yetenekleri, duygu ve düşünceleri nefsin emrine verme
heves : nefsin hoşuna giden gelip geçici istek ve arzular
hevesat : gelip geçici, nefsin hoşuna giden istek ve arzular
hudud-u hürriyet : hürriyetin sınırı
iktida : uyma
israfat : israflar, savurganlıklar
ittihad-ı millî : millî birlik
kâide : kural, prensip
kâmet-i merdane-i istidad-ı milliye : millî yeteneğin mert görünüşlü endamı, boyu
kavim : millet; aralarında dil, âdet, örf, kültür birliği olan insan topluluğu
kesb etmek : kazanmak
kesb-i medeniyet : medeniyet kazanma
libas : elbise
maalmemnuniye : memnuniyetle
mâye-i bekà : devamlılığın mayası, temeli
mehasin-i medeniye-i kesire : çok sayıdaki medeniyet güzellikleri
mehasin-i medeniyet : medeniyetin güzellikleri
mesavî : kötülükler, zararlar
mezhep : takip edilen yol; anlayış, görüş
millet-i Osmaniye : Osmanlı milleti
muhafaza etmek : korumak
muhalif : aykırı
muhannes : kadınlaşmış erkek
muhanneslik : kadınlaşma işi
muhat olma : çevrilme, kuşatılma
muvafık : uygun
muzahraf : sahte, yalancı, kof
müşkilü’t-tahsil : elde edilmesi zor
müteaffin : kokuşmuş
mütereccile : erkekleşmiş kadın
sanayi : san’at, zanaat, beceri, hüner; ham maddeleri işleyerek mamul madde haline sokmak için uygulanan işlem ve araçların bütünü; endüstri
sefahet : ahmaklık, beyinsizlik; yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük
seyf-i şeriat : şeriat kılıcı
sû-i intihap : kötü seçim
sû-i tâlih : kötü talih, baht
şebabet : gençlik
tarikiyle : yoluyla
tefsir : açıklama, yorum
terakkiyat-ı medeniye : medenî ilerlemeler, kalkınmalar
zîb ü zîver : süs ve ziynet, altın-gümüş
zülâl-i aynü’l-hayat-ı şeriat : şeriatın hayat pınarının tatlı suyu
zünub ve mesâvî-i medeniyet : medeniyetin günahları ve kötülükleri
zünub : günahlar
zünub-u medeniyet : medeniyetin günahları

 
Üst