Susuyorum, sustuğumu zannediyorlar aslında, bitmek bilmez konuşmalar geçiyor içimden. Sadece sana değil herkese susuyorum, ceza zannediyorlar, hayır ceza da değil; konuşmak, paylaşmak istemiyorum artık, benim olan bende kalsın istiyorum.
İncittiğim kadar incildiğimi görüyorum. Acıyor ama susuyorum. İsteyerek susuyorum, konuşmak içimden gelmiyor, acıyor diye ağlamak da istemiyorum.
Susuyorum, belki geçer diye... Bir değil, çok defa geçiyor içimden aynı şeyler ama konuşmak istemiyorum, susuyorum, içimde kalıyor.
Kelimesiz kalmak, yüzbinlercesi içerisinden bir tanesi geliyor dilime ama susuyorum, canım söylemek istemiyor.
Susuyorum çünkü çok fazla gürültü oldu. Ben susarsam eğer öbürü sonra diğerleri susar da başımı dinlerim diye.
Bazen söyleyecek çok şey olmasına rağmen konuşmamaktır. Böyle de çok şey anlatılabilir.
"Susmak, bazen çok şey söylemektir" derler.Susmak gerçekten de büyük bir erdemdir. Sabretmenin çok zor olduğu her anda kendini kontrol altına almaktır. Sineye çekip, büyüklüğün kendinde kalmasını sağlamaktır. Bazen de söylenmesi gereken sözcükleri kıskanmaktır. Kendi dünyanda onlarla oynamak kimseye vermemektir...
İçinizdeki sesi dinlemek, dışarı ise hiç ses vermemek. Kendi kendinizle konuşup, kendinize anlatıp kendinizle yine sessiz sedasız gülmek. Susmak an itibariyle bir umut gibi benim için, susunca geçer belki; ben susarsam sözlerim özlenir belki diye içimden tekrarladığım, ağzıma gelen sözcükleri büyük bir lokma gibi yutmaya çalışmak.
Atalarımız;
(Sana senden olur, her ne olursa,
başın selamet bulur, dilin durursa)
ve
Yunus Emre de diyor ki:
Sözünü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz.
Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz.
Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz.
Eğer kalbde darlık ve üzüntü, vücutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir!Hikmeti konuşmakta değil, susmakta aramalıdır!
Susmak aklın süsü ve cehaletin örtüsüdür. Dil, irfan hazinesinin anahtarıdır, çok konuşan, gönüldeki hizmet cevherini boşaltır.
Bülbül şahine der ki:
İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bahçenin dikenliğindeyim. Sen kuşları avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır muradına erersin. Kuşların sultanı olursun. Ben ise günü güne eklerim, her gece sabaha kadar gülün açılmasını beklerim. Ben uyumadan o açmaz, uyanınca açılmış görürüm. Açıldığını göremem, muradıma eremem. Diken arasında muratsız ağlarım, yüreğimi dağlarım.
Şahin şöyle cevap verir:
Ben bin murat alırım ama birini söylemem. Sen bir murat almadan bin söylersin. Susan murat alır, öten muratsız kalır.
Uzuvlarımızdan en çok isyan edeni dildir. Kolaylıkla istediği tarafa gider. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her sabah, bütün uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah’tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.) [Tirmizi]
Susmak açık bir hikmet ve güzel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması Rabbin mağfiretine sebep olur. Eshab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, yanlış konuşmak için değil, belki boş bir söz söyleriz diye sükut ederlerdi.
Hazreti Ebu Bekir, ağzına taş koyar, (Başa gelen bütün felaketler bundan gelir) buyururdu.
Dile sahip olmak, az konuşmak dinimizin emridir. Kur'anı Kerim'de mealen buyuruldu ki:
(Sadaka vermek, iyiliği emretmek ve insanların arasını bulmak hariç, konuşmakta, fısıldaşmakta hayır yoktur.) [Nisa 114]
Lüzumsuz sözlerle meşgul olursak, kıymetli zamanlarımızı öldürmüş oluruz. Halbuki Allahü teâlânın azametini, yarattığı canlı, cansız şeyleri tefekkür etsek, büyük sevap kazanırız. Yahut kelimei tevhid, salevatı şerife gibi tesbihleri söylesek hakkımızda daha hayırlı olur.
Bunları söylemekle Cennette kıymetli hazinelere kavuşmak mümkün iken, dilimizi faydasız şeylerle meşgul ederek bu nimetlerden mahrum kalmak ahmaklık değil midir?
Mubah ile meşgul olan kimse, günah kazanmazsa da, taat ile, ibadet ile meşgul olup büyük hazineden mahrum kalmamalıdır. Çünkü müminin sükutu tefekkür, bakışı ibret, konuşması taat olmalıdır.
İnsanın en değerli sermayesi vakitleridir. Vaktimizi boş yere harcar, ahiret için azık hazırlamazsak, sermayemiz tükenmiş demektir. Hadisi şerifte buyuruldu ki:
(Boş ve faydasız işleri terk etmek müslümanın güzel ahlakındandır.) [Tirmizi]
O kadar çok susmak dedim ki artık susma vaktidir..Sustum ben canlar...Çocukluğuma özendim birden ve tıp oynayasım geldi...
TIP...