B) SOSYAL FELÂKETLER İLAHİ UYARIDIR
Sosyal felâketler, hep yapılan hataların karşılığı, hep ceza olmaz. Bazıları Cenab-ı Allah tarafından uyarı niteliğinde olur. Böyle olunca mesajları doğru almak ve olayları iye değerlendirmemiz gerekmektedir. Çünkü her felâket,sadece suçlulara atılmış bir tokat değildir. Ceza görene, başın bir felâket gelene de : “Allah cezasını verdi denemez.”, “O iyi bir kimse olsaydı, bu felâkete uğramazdı” diye düşünülemez.
Biz, kötüler için, bir de şu şekilde düşünmeliyiz.
“Allah, bunu neden cezalandırmıyor” diyemeyiz, dememeliyiz.
Allah, ona imkân veriyor, ömür veriyor suçlarını, cezalarını arttırsın da ahirette ebediyen helâk olsun diye…
Ayrıca her şeyin cezası bu dünyadan olmaz.
Sonra günahkâr cezalandırılıverse, o zaman imtihanın ne anlamı kalır? Burası imtihan yeridir. Ceza ve mükafat yeri ise ahirettir.
Bugün ne yazık ki, bazı çorak gönüller felâketleri anlayamıyor, ikazları değerlendiremiyor. Deprem oluyor, sarsıntı geçince unutuluveriyor. Beklenmedik, görülmedik olaylar oluyor, üzerinde durulmuyor, düşünülmüyor, ders alınmıyor.
Tavuk, başka yumurtluyor, koyun değişik doğuruyor, arı şaşırtıcı bal yapıyor, birbirini yemesi gereken hayvanlar, birbiri ile dost oluyor. Mucizevi olaylar oluyor. Ağaçta besmele yazısı, kuzuda, karpuz çekirdeğinde, domates de, yumurta da, petek de, Allah yazıyor. Altı ayaklı hayvan doğuyor, dört boynuzlu kuzu doğuyor, anormal olaylar oluyor, aldıran yok, ders alan çok az.
Bütün bunlar Allah'ın bize mesajları olabilir. Aynı zamanda bir felâketini işareti sayılabilir. Allah, gözleri kör, kulakları sağır, gönüller çorak insanlara, açık mucizeler göstermeye başlar, uyarmak ister. “Ey kullarım nereye gidiyorsunuz?” diyebilir. “Fe eyne tezhebûn”
Amerika’nın güney eyaletlerin etkisi altına alan ve 421 kişinin ölümüne, yüzlerce evin yerle bir olmasına yol açan kasırga ve hortumlar, din adamları tarafından “Tanrı’nın gazabı ve ilahi bir uyarı” olarak nitelendirildi.
Rahip : “Tanrı, bazı şeylerin yanlış olduğunu düşünüyor ki, bu yolla bizi uyarıyor.” Diye konuştu. Rahip Hobson, son 4 yıl içinde iki kez paskalya döneminde meydana gelen kasırga ve hortumlardan gerekli mesajın çıkarılması gerektiğini söyledi. (11.04.1998, Zaman)
Önemli bir husus da:
Musibetleri, hep kötüye yormayalım. Şer gibi görünen bazı olaylar vardır ki, hayırdır. Allah, Kur’an da : “Siz neyin şer, neyin de hayırlı olduğunu bilemezsiniz” buyurur.
Hz. Peygamber : “Kul, birçok zamanlar Müslüman yaşar. Fakat sonunda Allah'ın gazabına uğrayabilir. Günlerini küfürle geçirir. Fakat sonunda Allah'ın rahmetine uğrayabilir” der. (Ramuz:104/4)
Sıkıntılarımız hayra vesile olacaktır, inşallah uyanmamıza, derlenip toplanmamıza vesile olacaktır. Ben en azından böyle inanıyorum ve böyle olmasını dua ediyorum.
“Hayra vesile kıl Allah'ım.” diyorum.
İnançsız veya inancı zayıf olan kesimlerde afetlerin, felâketlerin başıboş tabiat olaylarına bağlanır. Yangınların, depremlerin, yokluk, kıtlık, terör, düşman tasaltutu olan hadiselerin yorumu yapılırken basit sebeplere bağlanır. Basit tabiat hadiseleri gibi gösterilen her bir olay, Cenab-ı Allah'ın takdiri ile meydana gelir. Ders alanlar için her biriden ilahi uyarılar ve mesajlar vardır.
Rum Sûresinin 41. ayetinde Cenab-ı Allah şöyle buyurur : “İnsanların kendi ellerinin (irade ve istekleriyle) yaptıkları işler (günahlar) yüzünden, karada ve denizde fesat meydana çıktı ki, Allah, işledikleri günahlardan bir kısmının cezasını dünya da onlara tattırsın olur ki (işledikleri günahlardan) dönerler.”
Ba ayetten de anlaşıldığı gibi yangınlar, depremler, sel afetleri, yağmursuzluk, hastalıklar, sıkıntılar, yokluklar ve benzeri olaylar hepside Rabbimizin bize yaptığı ikazlardır.
Bu afet ve felaket olarak nitelendirilen olaylar, insanların inkârından, isyanından hülasa günahlarından kaynaklanan olaylardır. İnsanlar, yaratılışları icabı çabuk gaflete düşer, çok yanılır, sürekli hata eder, Rabbinin ikramlarını ve ihsanlarını çabuk unutuverir. Tabi ardından da ilahi uyarı ve ikazlara muhatab olur.
Başımıza gelen olaylar karşısında her şeyden önce bunun bir ilahi ikaz olduğunu düşünmeli, ona göre kendimize çeki düzen vermeliyiz, davranışlarımızı hayat tarzımızı gözden geçirmeliyiz. Gerçek bir değerlendirme yapmaz, yanlışlarımız düzeltemezsek, daha büyük felaketlerin başımıza geleceğini unutmayalım. Geçmişe baktığımız zaman helâk olan kavimlere de helâk olmadan önce ikaz ve uyarılar olmuştur. Uyarılardan ders alanlar kendilerin kurtarmış, uyarılara kulak asmayanlar ise helâk olmuştur.
Biz de ilahi ikazlara kulak asıp değişmez ve kendimizi değiştirmezsek Allah korusun biz de helâk olanlardan oluruz.
Her musibeti bir ihtarname bilelim, kusurlarımızı araştıralım, hatalarımız için dua ve tevbe edelim, fitnelere karşı uyanık olalım. Kendimizin, yakınlarımızın ve içinde yaşadığımız toplumun kurtuluş için gece gündüz çalışalım ki, kurtulanlardan oluruz inşallah.
Tirmizi de nakledilen bir hadiste Peygamberimiz : “Yeryüzünde hatasız yürüyünceye kadar insandan belâ eksik olmaz” buyurarak arınmadan, temizlenmede belâların eksik olmayacağını bildirmiştir.