Muvahhid1
Well-known member
İnsan, ne olursa olsun Allah-u Zülcelal'in rahmetinden ümidini kesmemeli, daima hata ve günahlarından tövbe edip Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiylerine sarılarak, kendisini O'nun rahmetine, af ve mağfiretine müstehak etmeye gayret göstermelidir. O'nun rahmeti çok geniştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur.
“Allah, mahlukatı yaratınca, arşın üstünde, kendi katındaki bir kitaba; “Rahmetim gazabımı geçmiştir” diye yazmıştır.” (Buhari)
“Allah, mahlukatı yaratınca, arşın üstünde, kendi katındaki bir kitaba; “Rahmetim gazabımı geçmiştir” diye yazmıştır.” (Buhari)
İnsan bir günah işlediğinde hemen ümitsizliğe düşüp, kendisini bırakmamalıdır. Bir günah işlediği zaman, şeytan : “Sen helak oldun. Artık Allah senin ne ibadetini ne de tövbeni kabul etmez” diyerek insanı ümidsizliğe düşürmeye çalışır. Oysa Peygamber Efendimiz (sav) başka bir Hadis-i Şe-riflerinde;
“Eğer siz günah işlemeyecek olsanız, Allah günah işleyip tövbe eden ve tövbelerini kabul edeceği kimseler yaratırdı.” (Müslim) buyurmuştur.
“Eğer siz günah işlemeyecek olsanız, Allah günah işleyip tövbe eden ve tövbelerini kabul edeceği kimseler yaratırdı.” (Müslim) buyurmuştur.
Onun için lain şeytanın bu gibi vesveselerine kulak asmamak lazımdır.Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede: “Deki:” Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer; 53) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (sav) : “Bu ayet bana, dünyanın içindeki her şeyiyle birlikte benim olmasından çok daha sevimlidir.” (Ahmet bin Hambel) buyurmuştur.
Mümin daima korku ve ümit arasında bulunmalıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav) : “Müminin korku ve ümidi tartıldığı zaman ikisi de aynı olmalıdır.” buyurmuştur. Yani, Allah-u Zülcelal'in yaratmış olduğu cehennemi ve onun azabını aklımıza getirip, Allah'ın emir ve nehiylerini yerine getirmek, taat ve ibadet yapmak için O'ndan korkmamız lazımdır. Diğer yandan Allah-u Zülcelal'in rahmetinden umutlu olmak ve daima O'nun rahmetini talep etmek lazımdır. İşte bu korku ve ümit tartıldığı zaman aynı olmalıdır.
Peygamber Efendimiz (sav) bir Hadis-i Kutsi de şöyle buyurmuştur: “Allah-u Zülcelal buyuruyor ki: Ben Kulumun zannı üzereyim. Beni andığı yerde onunla beraberim.” (Buhari - Müslim)
Peygamber Efendimiz (sav) bir Hadis-i Kutsi de şöyle buyurmuştur: “Allah-u Zülcelal buyuruyor ki: Ben Kulumun zannı üzereyim. Beni andığı yerde onunla beraberim.” (Buhari - Müslim)
Rivayet edilmiştir ki: Kıyamet günü bir kulu cehenneme götürürlerken, durmadan sağına, soluna, arkasına bakıyordu. Allah-u Zülcelal meleklerine buyurdu ki: “Kuluma neden durmadan sağına, soluna, arkasına baktığını sormuyorsunuz? Melekler o kula niçin böyle yaptığını sordular. Adam dedi ki: “Ben hep Allah-u Zülcelal'in ayet-i kerimelerini hatırlıyorum. Cehenneme giderken sanki bir kişinin: -Allah Gafur-ur Rahimdir! Diyerek sağımdan, solumdan, arkamdan çağırıp Allah seni affetti diyeceğini zannediyorum” Bunun üzerine Allah-u Zülcelal buyurdu ki: “Kulumu cennete çevirin, Ben onun zannı üzereyim”
İşte Allah-u Zülcelal'in kullarına karşı şefkat ve merhameti böyledir. Bu şefkat ve merhametten umutsuz olmamak lazımdır.
Reyhani Yayınları
Reyhani Yayınları