Vaad ettikleriyle beraber kadir gecesi

mihrimah

Talebe
Kadir-ü Zülcelâl olan Cenab-ı Hakk insanlara sonsuz nimetler bahşetmiştir. Kadir Gecesi ise ümmet-i Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) bahşedilen en büyük nimetlerden bir tanesidir. Bu ümmetin bir arzusuydu, bir iştiyakıydı ve Allah bunu lütfetti. Hüsn-ü misal, güzel örnek olsun diye Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sahabeye, İsrailoğullarından misaller anlatırdı. Bir keresinde Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Beni İsrailden dört kuldan bahsediyordu ki, onlar Allah’u Teâlâ’ya, göz aralığı kadar hiç günah işlemeden seksen sene ibadet etmişlerdir. Bunlar, Eyyub, Zekeriyye, Hazkıl ve Yuşa b. Nun (as) idiler. Ashab-ı Kiram bu haberden hayret ettiler. Seksen sene hiç günah işlemeden ibadet etmelerine çok şaşırdılar. İşte bu sırada Cebrail (aleyhisselam), Resulullah’ın yanına gelip şöyle dedi:


“Ya Muhammed! Sen ve ashabın bu olaya taaccûp ettiniz. İşte Allah celle celaluhu bundan daha hayırlısını sana gönderdi” dedi ve Kadir Sûresi’ni sonuna kadar okudu. “Bu sûre-i celilede beyan edilen fazilet, o ibadetlerden daha hayırlıdır” dedi. Bunun üzerine Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), ashabı memnun ve mesrur oldular. (1)


Kadir: Takdir etme, değer verme, kıymet atfetme, manalarındadır. Bunun anlamı Allah’ın takdir edip de değer vermesi ve verdiğini göstermesi, inayet etmesidir. Buna karşılık bizim de Allah’ı takdir etme ve Allah’ın takdir ettiği şeyleri takdir etme ufkuna yükselmemizdir. Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’i indirip, hakkımızda en hayırlısını takdir etmiş ve Kadir Gecesi’ni:


“Bin aydan daha hayırlı” (2) kılmıştır. Acaba biz ne yaptık, takdir ufkuna yükselebildik mi? Bu gecede Allah’ı takdir edebildik mi? Allah’ın takdir ettiklerini takdir edebildik mi? Cenab-ı Hakk bir ayette özellikle Yahudilere itâb ederek: “Onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemiyorlar…” diyor. (3) Allah’ı hakkıyla takdir edebilmek: O’nun güç ve kuvvetini anlayabilmemiz, kâinattaki hâkimiyetini kavrayabilmemiz, sonsuz takdirât ve tecelliyatını idrak edebilmemizdir. İşte bu ufka yükselebildiğimiz gece bizim için Kadir Gecesi’dir. Bunun için zaten İmam-ı Azam bir sene içersinde aramak lazım der. (4) Her geceyi Kadir Gecesi gibi bilip değerlendirmek lazım aslında. Halk arasında meşhur bir söz vardır: “Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bil” diye. İmam-ı Azam’ın da ifadesi de hemen hemen aynı manaya gelmektedir. Biz de her geceyi Kadir bilip, her gece Allah’ın gücü, kudreti karşısında kendi acz ve fakrımızı, hiç ender hiç olduğumuzu idrak ederek, O’nun karşısında serfuru ederek: “Allah’ım sen büyüksün, biz ise küçüğüz” deyip aczimizi itiraf edip O’na yönelmeliyiz. İşte o zaman gecemiz, Kadir Gecesi kıymetinde olacaktır.


Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Kadir Gecesi’ni Ramazan-ı şerifin son on gecesinde araştırırdı. Özellikle de tek gecelerine çok dikkat ederdi. Tabii karışma ihtimalinden dolayı da çift geceler de aynı önemi verirdi. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) son on günü ibadet ve tefekkür ile geçirirdi. Ağlamaktan bayıldığı zamanlar olurdu. Allah’a teveccüh ederdi.


İnsanlar her geceyi, Kadir bilip değerlendirsinler diye Kadir gecesi gizli tutulmuş. Buharinin sahihinde, Ubade b. Sabit’ten gelen bir rivayette Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere çıkmıştı. Müslümanlardan iki kişi birbirine girdi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun üzerine buyurdu ki: “Ben size Kadir Gecesi’ni haber vermek için çıkmıştım. Falanca ve falanca birbirine girdi. Ben de ayırdım. Belki bu sizin için daha hayırlıdır. Mü’minlerin kendi aralarında da münakaşa etmeleri vahyin kesilmesine sebep olur demek ki hayırlısı buymuş.” (6) Kadir Gecesi senenin bütün günleri içersinde gizlenmiştir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), onu Ramazan-ı şerifin son on gününde aramış ve bu on gecenin de özellikle tek gecelerinde aramıştır. Bu tek geceler arasında da yirmi yedinci gecenin Kadir Gecesi olabileceğine dair bir kısım işaretler var. Bunlardan bir tanesi; Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan-ı şerifin yirmi yedinci Gecesi ashabına namaz kıldırırken yağmur yağdı ve mescidin zemini çamur oldu. Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek burnu çamura battı. Bu da Kadir Gecesi’nin yirmi yedinci gece olduğuna dair bir işarettir. (7)


Bizler inşaallah Kadir Gecesi’nin ruhumuzda hissederek idrak etmiş olacağız. Zaten, Kadir Gecesi’nin Ramazan-ı şerifin son günlerinde olması, bizim için ayrı bir nimettir. Çünkü biz oruç sayesinde Allah’ın Malik-ül Mülk olduğunu, kendimizin de hiçbir şey olmadığını anladık. Oruç sayesinde nefs-i emaremizi keserek tezkiye ettik. Şeytanımızı mağlup edip, onu gemledik. Oruç sayesinde, iktisatlı yaşamayı öğrendik. Ne bulursak yemeyip, cismaniyetten uzaklaşarak, ruhun ve kalbin derece-i hayatına çıkarak sabrı öğrendik. Yemeyi içmeyi terk ederek melekleştik. Meleklerin dahi, gıpta edeceği bir mevkiye yükseldik. Ruhen ve kalben terakki ettik. Ramazan-ı Şerif’te, Allah’ın kullarına, merhametini öğrendik. Merhametin gereği olarak zekât ve sadaka verdik. Allah’da, bize merhamet etti. Kardeşliği öğrendik. Başkalarına yardım eli uzatmayı ve millet için yaşamayı öğrendik. Aynı anda sahur, iftar yaparak ve teravih namazı kıldık. Ramazan-ı Şerif’te nimetlerin kadr-u kıymetini öğrendik. Tekrar Hz. Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) dönerek biat ettik ve biraz daha ilerleyerek Cenab-ı Hakk’ı takdir etme ufkuna yükseldik.


Günahsız ağzın duası makbuldür. Melekler o gecede yeryüzüne inerek bizim için tevbe ve istiğfar ederler. (8) Bir Allah’a kulluk yapmak içtimaî vahdet, birlik ufkuna yükseldik. Birlik ve beraberliğimizi perçinleştirdik ve disiplinli bir fert haline geldik. Meleklerinin ağızlarıyla bize tevbe-i istiğfar ediyorlar. Çünkü bu duayı kabul edecek, eğer biz de oruç vasıtasıyla melekleşme ufkunu yakalayabilirsek, bu gecenin rahmet ve feyzinden tam istifade etmiş oluruz. Arz etmemiz gereken mühim bir husus daha var ki o da; Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin ayrı bir tecellisi olarak meleklerin inmesi berekete ve sekîneye sebebiyet verecek ve saadet inecektir. Bunların da verasında, ötesinde Allah’ı takdir etme ufkunu yakalamış olacağız. Belki de hakkında bir kitap yazabilecek olan bu hususu bu kadarla iktifa ederek bitiriyoruz.


Dipnotlar:


1-İbn-i Kesir, Bibaye Ve’n-Nihaye c: 15, shf: 8540 1.14


2-Kadir Sûresi: 3


3-Hac Sûresi: 74


4-İbn-i Kesir, Bibaye Ve’n-Nihaye c: 15, shf: 8543


5-İbn-i Kesir, Bibaye Ve’n-Nihaye c: 15, shf: 8545


6-İbn-i Kesir, Bibaye Ve’n-Nihaye c: 15, shf: 8547


7-İbn-i Kesir, Bibaye Ve’n-Nihaye c: 15, shf: 8547


8-Kadir Sûresi: 4


Necdet İçel


Geceler Sultan Geceler Mübarek Geceler


Altın Kalem Yayınları
 

memluk

Hatim Sorumlusu
Niçin uyudun uyanmadın ey gönül!..
Belki bu geceydi Kadir gecesi,
Niye feryad figandaydı ya bülbül
Belki bu geceydi Kadir gecesi..
Muhabbetin bahçesinde bitmedin
El erişti sen ham kaldın yetmedin,
Günahınmı yoktu tevbe etmedin!..
Belki bu geceydi Kadir gecesi..
Gece gündüz gaflet et gafil yat,
Nasıl istersin ya şef ten şefaat.
Gözde değil gönül sende kabahat
Belki bu geceydi Kadir gecesi..
allah bizlere hakkıyla eda edebilmeyi nasib etsin (kadrini bilelimki kadrimiz bilinsin)

 
Üst