Vuslat yolunda

makes

Well-known member
[FONT=Verdana, sans-serif]Bismillahirrahmânirrahîm[/FONT]​

​
[FONT=Verdana, sans-serif]Allah (cc)'in selami rahmeti bereketi üzerinize olsun kardeslerim.[/FONT][FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]


​
[FONT=Verdana, sans-serif]Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti.
Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü.
Fakat evi dikkatle gözden geçirdikteb sonra , yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla sordu:
"Neden hiç eşyanız yok?" dedi. "Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz.... Onlar nerede?"
Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence;
"Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var, yavrum" dedi. "Peki, senin eşyaların nerede?"
Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtladı bu soruyu:
"Ama görüyorsunuz.... Ben yolcuyum."
Ünlü bilge, hak verircesine güldü:
"Ben de öyle, yavrum" dedi. "Ben de öyle....[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]
Böyle bir hikaye ile başlamak istedim konuma, çünkü hepimiz yolcu değilmiyiz bu alemde...fakat bir beşer olan adem, yani insan bu varlık sahnesine niçin çıkarıldığını bilmek zorunda...Bu alemde yaşamımıza anlam kazandırabilmemiz için yüce yaratanımıza hakkıyle kul olmaya gayret gerek.[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]Yolcuyuz dedikya, bu başlıkta inşallah hep birlikte Bismillah ile yola koyulalım.[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]Fakat bu yol hem uzun, hem inişleri çıkışları, hem yokuşları, hem uçurumları olan çetin bir yoldur. Bu yolun menzili çok uzaktır. Bu yol için bir bineğiniz olmalı, menziller katedebilmeniz için, alemler geçebilmeniz için, berzah alemine çıkabilmeniz için bir asansörünüz olmalı...[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]Bu vuslat yolunda her ne lazımsa, burada Rabbimin izni ölçüsünde değineceğiz inşallah...[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]Ey yolcu!
bu yolda lazım olan bineğin, aracın ne olduğunu bilmek istiyorsan bu araç yüreğindir.
Eğer yüreğine güveniyorsan senin için bu yol kutlu olsun! Hiç zaman kaybetmeden vasil olmalisin.[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]Şunu unutmaki,[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]taklitle idrakin açilmadiğini müşahade edenler, ibadetlerini Rablerinin korkusundan ziyade hoşnutluğunu ve O (cc)'nun rizasini kazanmak, sevgili kullarından olmak maksadiyle yaparlar. Çünkü onlarin yüreklerinde tarife sığmaz bir aşk vardir. Çünkü onlar karşılık beklemeden severler. Ne ilginçtirki, bir bakima kendilerinin iradesi dışında gelişir bu yakınlaşma. Çünkü Allah (cc)'in hidayet vermediklerine kim hidayet edebilirki?![/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]Dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta varki, bize ulaşan bir söz, bir makale, bir sohbet Ya da bir dost aracılığı ile bir vesile hasıl olurki, içimizdeki var olanı açığa çıkartmaya başlar. İşte bu bir davettir, ulvi kattan süfli kata ulaşan. İşte o an yüreğinizde var olan ateşi alevlendirmelisiniz. Çünkü seni yaratan Rabbin sana öyle bir değer vermişki, seni yarattıklarının en şereflisi (eşref-i mahluk) yapmiş. Bu payeye layık olabilmen için zamanımızın tüm ağyarlarından sıyrılıp O'na gitmen, hayatıyın akışını O'na doğrultman gerekir. [/FONT]​

​

Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
​

(ibret nazarıyla bak kendine ey kişi! Ve anla ki sensin âlemlerin özü. Sen, yaratılmışların gözbebeği olan “insan”sın.)

...devam edecek
​
 

makes

Well-known member
[FONT=Verdana, sans-serif]
''Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman...''
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]1[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]
''Sonra onu düzenli bir şekle sokup, ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti...''
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]2[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]
Yukarıdaki ayetlerde buyrulduğu üzere insani bu şekilde şereflendiren Allah cc, maddenin kabiliyetini olgun bir duruma getirip, içine: [/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]
"De ki ruh, Rabbimin işlerindendir..."
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]3[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]
ayetteki mânâsına uygun olarak Allah'ın bir işi olan ruhtan feyiz vermiş, o balçıktan yarattığı insanı ruhu ile böyle yükseltmişti.4[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]Buna karsilik insan varlik alemine ciktiginda, Allah cc'in Zât-i Ulûhiyyetine itaat etmesi gerekmektedir. İnsanin kâmil manada itaati ise, Yüce Yaratanina muhabbetle olur.[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]Allah cc, insanin hidayete erebilmesi icin, diger yaratiklardan farkli vasiflar lutfetmiştir.[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]Bu hidayet yollarını yarattığı insanların arasından ayrıca [/FONT]bir de, aralarından müstesna yaratılışlı, vahye mazhar olmuş bazı kullarını peygamber olarak vazifelendirmek sûretiyle onlara ihsanda bulunmuştur.​
[FONT=Verdana, sans-serif]Hakk Tealanın insanlığa müstesna bir yardımını ifâde eden peygamber gönderme keyfiyeti, bütün insanlığı şümûlüne alabilmesi için Hazret-i Âdem as. ile başlamıştır. Hazret-i Âdem, hem ilk insan ve hem de ilk peygamberdir.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Bu mübârek hidâyet yolu, ilâhî kudret akışları içinde bir nûr kıvılcımı hâlinde birbirini takiben gelen yüz yirmi bin küsur peygamberle te’yîd ve takviye edile edile, insanlığın kaydettiği terakkîye paralel bir tekâmül kazanmıştır. Devrin husûsiyetlerine ve muhâtapların seviyelerine uygun bir teblîgatla devâm edip giden bu silsile, nihâyet son peygamber Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’de kemâline erişip âzamî zirveye ulaşmıştır.5
[/FONT]

Kendisine kulluk etmek üzere yarattığı insana merhametinin bir neticesi ve nişanesi olarak kitaplar ve peygamberler gönderen, bunlara uyma derecesine göre de kullarına karşılığını veren Allah cc'dir.​
Allâh -celle celâlühû-in ilk tecellîsi hakikat-ı Muhammediyye'dir, bu taayyünün keyfiyeti de nûr-ı Muhammedî şeklinde olmuştur. Bu nur mahlûkatın ilk maddesi ve mümkün olan her şeyin hayat kaynağıdır. ilk defa yaratılan nurdan sonra mevcudatın meydana getirilişi nûr-ı Muhammedî içindir.6 ​

"Âdem toprak ile su arasında iken ben peygamberdim"​


hadisinden de anlasildigi üzere Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, nûruyla Hazret-i Âdem'den önce, cismâniyetiyle bütün peygamberlerden sonra zuhur etmekle, nübüvvet takviminin ilk ve son yaprağı olmuştur. ​
Yâni risâlet takvimi, varlığın ilki olan Nûr-i Muhammedî ile başlamış, son yaprağı da "Cismâniyet-i Muhammedî" ile nihâyet bulmuştur. Dolayısıyla O, zaman itibariyle son, yaradılış itibariyle ilk peygamberdir.
Bütün mevcudâtın varlık sâikı, nûr-i Muhammedî olduğundan , Cenâb-ı Hak Hazret-i Peygamber'i
"Habîbim" hitabına mazhar olacak bir liyâkatte yaşatmıştır. Rabbimiz, O'nun müstesna ve mûtenâ hayatını zâhiren ve bâtınen en güzel bir şekilde terbiye ederek, bütün insanlığa bir armağan olarak lutfetmiştir.7​
[FONT=Verdana, sans-serif]Kutlu Elçilerin Sonuncusu ve İnsanlığın Efendisi Hatemü'r-Rusul Efendimiz son din İslam'ın vahyediliş sürecinden bu yana geçmiş ve gelecek bütün insanlığın kurtarıcısı, uyarıcısı ve müjdecisidir. Bu sebeple O'nun ümmeti olma şerefi sadece ümmet-i icabeti olan biz müminlere değil tüm insanlığa aittir.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]O'nun ümmeti olma şuuruna eren başka âlemlere ait varlıkların, dünyadaki diğer canlıların, bitkilerin ve cansız varlıkların bulunduğuna dair rivayetler, temel kaynaklarımızda bolca yer almakta ve bize sıkça karşılaştığımız mucizevi türden olaylar ve sahneler sunmaktadır. Bu tür sahneler O'na ümmet olma vasfının sadece müminler ya da insanlıkla sınırlı kalmayıp çok daha geniş bir alanı içerdiğini gösterir. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]İrfani gelenekte sıkça zikredilen ve Hadis-i Kudsî şeklinde dile getirilen [/FONT]

[FONT=Verdana, sans-serif]"Sen olmasaydın Ey Habibim, felekleri yaratmazdım"[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]şeklinde vecizeleştirilen ifade bu manaya delalet etmektedir. Bu sebeple bütün kainat Kainatın Efendisine meftun olsa yeğdir. [/FONT]
Şanı Yüce olan Allah Azze ve Alâ'nın âlemlere rahmetinin tecellisi sonucu yaratılan Seyyidü'l-küll Efendimiz'in mevcudiyeti biz müminler için ise ayrı bir sevinç ve mutluluk vesilesidir.8​


........................................................
​
1-Hicr/29​
2-Secde/9​
3-İsrâ 17/85​
4-Kur'an Tefsiri-Elmalili​
5-İmandan ihsana tasavvuf
[FONT=Verdana, sans-serif]6-Füsus`ül Hikem[/FONT][FONT=Verdana, sans-serif] -[/FONT]ibn-i arabi​
7-imandan ihsana tasavvuf- Osman Nuri ToPba[FONT=Verdana, sans-serif]ş
[/FONT]
​
[FONT=Verdana, sans-serif]8-Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu


...devam edecek
[/FONT]
​
 

makes

Well-known member


Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in sîreti ve mübarek şahsiyeti, sırf insan idrâkine sığabilen tezahürleri ile dahî, beşerî davranışlar manzûmesinin en ulaşılmaz zirvesini teşkil eder. Zîrâ Allâh -celle celâlühû- O mübarek varlığı, bütün insanlığa bir
"Üsve-i Hasene" yâni en mükemmel bir ahlâk numûnesi kılmıştır.Cenâb-ı Hak, O'nun, bi'setinden (peygamber olarak gönderilişinden) itibaren dünyânın sonuna kadar gelecek bütün insanlara bir örnek teşkil ettiğini beyân buyurmaktadır:​
[FONT=Verdana, sans-serif]
"Andolsun ki, sizin için; Allâh'a ve âhiret gününe kavuşacağını uman ve Allâh'ı çok zikreden (mümin)'ler için Rasûlullâh'ta en mükemmel bir örnek (üsve-i hasene) vardır."
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif] 1[/FONT][FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]

​
[FONT=Verdana, sans-serif]Bu demektir ki bütün insanlık, îmânî ve ahlâkî mükemmelliğe ulaşabilmek için O mübârek varlığın hayat ve faâliyetlerini lâyıkıyla öğrenmek mecbûriyetindedir. Öğrendiklerini kendi istîdâdı nisbetinde taklîde yönelmeli ve zamanla tahkîke ulaşmayı hedeflemelidir. Bu ise, O'na duyulan muhabbet ve O'nun rûhâniyetine bürünebilme nisbetinde gerçekleşir. O'nunla duygulanıp feyz-yâb olmada sayısız rûhânî nasip ve tecellîler vardır. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in örnek şahsiyet ve kalbî hayatından tâkatimiz kadar nasib alabilmek, O'nun ahlâkıyla ahlâklanabilmek, dünya ve âhiretteki şereflerin en yücesidir.
Âlemlerin Rabbi, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'i zâhiren ve bâtınen en güzel bir fıtratta yaratıp terbiye etmiştir ki O, bu ilâhî terbiyesini:
[/FONT]

​
[FONT=Verdana, sans-serif][FONT=Verdana, sans-serif]"Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel kıldı." [/FONT][FONT=Verdana, sans-serif]2[/FONT] sözleriyle ifâde buyurmuştur. [/FONT][FONT=Verdana, sans-serif]3[/FONT]​


​
[FONT=Verdana, sans-serif]Kitabımız Kur'ân-ı Kerim ve O'nun canlı örneği olan Nebiyyi Mefahirimiz (s.a.v) Efendimiz'in yaratılışı ve örnekliğinin farkında oluşumuz bizim için varlık-yokluk meselesidir. Risaletpenâh Efendimiz'in Müslümanlığımız açısından varoluşsal bir değer taşıması da bu sebepledir. Bu açıdan bakılınca; ‘Allah Teâlâ, nasıl ki bizim fiziki varlığımızı topraktan yaratmışsa, manevi varlığımızı inşa etmekte de Hace-i Âlem (s.a.v) Efendimiz Hazretleri'nin rehberlik ve önderliğini vesile kılmıştır' demek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla Mefhar-i Mevcudat Aleyhi Efdalü't-Tahiyyat Efendimiz bizim manevi varlığımızın mimarı olması yönüyle ‘varlık' sebebimiz ve aynı zamanda varlığın hakikatinin bilgisinin temellük etmemizin de vesilesidir. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)'ın izini takip edip, asarıyla teberrük eden seçkin sahabeler topluluğu O'na bu gözle bakmışlardır. Kendisine anne-babalarını feda etme ifadeleriyle hitap eden, kendi canlarından çok O'nu seven, asarı ile teberrük için abdest suyunun bir damlasını bile yere düşürmeyen, mübarek saç ve sakal-ı şeriflerini daha yere düşmeden alıp, ömür boyu sarığının kıvrımından ayırmayan, onların vefatından sonra da kefenine konulmasını vasiyet eden Kutlu E[/FONT][FONT=Verdana, sans-serif]lçi'nin fedakar dostları, seçkin sahabeler topluluğu söz konusu davranışları [/FONT][FONT=Verdana, sans-serif]Basirü'l-Vücûd[/FONT][FONT=Verdana, sans-serif] Efendimiz Hazretleri'nin kendilerinin varlık sebebi olduğunun bilinciyle gerçekleştirmişlerdir.4..... [/FONT]​


​
[FONT=Times New Roman, serif]....................................................[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]1-[/FONT][FONT=Verdana, sans-serif]Ahzâb/21[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]2-Süyûtî, Câmiu's-Sağîr, I, 12 [/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]3-imandan ihsana tasavvuf-[/FONT] Osman Nuri ToPba[FONT=Verdana, sans-serif]ş[/FONT]​
[FONT=Verdana, sans-serif]4-Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu


[/FONT]
​
 

makes

Well-known member






“[FONT=Verdana, sans-serif]Kim Allah’a âşık olursa, herşey ona iştiyak duyar.”[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Allah sevgisi bütün sevgilerin kaynağı imiş. Sevgi hissini de veren O'dur. Yegane âlim olan Allahın sonsuz ilminin tecellisiyle bu lütuflara kavuşur insan. Allahı dünya sevgilerinin tümünden daha üstün sevmeli ve bu sevgiyi kalplerde sürekli hissetmeli. O'nun şu kâinattaki yarattıklarını da yaratandan dolayı sevgiyle kucaklamalı.[/FONT]

[FONT=Verdana, sans-serif]Allaha iman etmiş bir kul, O'nun hoşnut olacağı bir sevgiyle sevebilmeyi yaratanından dilemelidir.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Resulullah (s.a.v) bir kere dua ederken şöyle buyurdu: [/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]"Ya Rabbi! Bana Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini ve beni Senin sevgine yaklaştıracakların sevgisini ihsan eyle ve Kendi sevgini bana hararetten, susuzluktan yananların, soğuk suya kavuşmasını istemelerinden sevgili kıl.1[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Allahı sürekli hatıra getirmeli, vermiş olduğu sayısız nimetleri düşünerek O'nu hamd ile tesbih etmeli.
[/FONT]

[FONT=Verdana, sans-serif]"…Beni anın, Ben de sizi anayım…"2[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Dünyevî hacet ve ihtiyaçlarımızı sadece Allahtan isteyerek çalışmalı. Bunun aksini yaparak (mânâ açisindan) dünyevî vesilelere bağlanmamali. O'nun lütuf ve ihsanına güvenmeli. Yüce Allaha gönülden bağlanmalı, lütuf ve ihsanlarını, fazlından hem dünyada ve hemde ahirette mükâfâtlandıracağını düşünmeli.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Allahın razı olacağı kul olma gayreti (O'na olan sevgi) ne yüce bir duygu ve ne güzel bir mutluluktur. [/FONT]


“[FONT=Verdana, sans-serif]Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.”[/FONT]3


[FONT=Verdana, sans-serif]Kalbimizde Allaha derin bir muhabbet ve sevgi oluşturabilirsek, her işimizde O'nu vekil edinirsek, her ne hayır gelirse Rabbimizden, her ne şer gelirse kendi nefsimizden olduğunu daha iyi kavrar yegane dost, tek velî yalnızca Allahı hakkıyle seçme idrakine erebiliriz. İşte buna teslimiyet denir! Ve hakkıyle Hakka teslim olmuş oluruz.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Böyle bir idrakle hayatı ve yakınımızda veya uzağımızda zuhur eden olayları çok daha farklı algılamaya başlarız. Her şeyde bir ibret gizli oldugunu görür, kendimizle kendimizin ve başkalarıyla kendimizin eğitildiğini idrak etmeye başlarız.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]İki türlü idrak vardır. Birincisi şeytânî idrak, ikincisi rahmânî idraktır.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]İlâhî aşk yolunun yolcusu, bu yolda istidat ve kabiliyeti ile ve Rabbimin lütuf ve ihsanı ölçüsünde rahmânî idrakı açık olup ilahî bir ilham ile zuhur eden olayları hakkıyle anlayabilir. Şeytanın vesveseside mümkün olmaz. Böyle bir kul, zaten şeytanın vesvesesini ayırt etme ve tesbit bilgisini kazanmıştır.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Kalbinde Allah sevgisinden bir emmare bulunmayan, dilinden kalbine inmemeiş olan bir kulda her türlü vesvese bulunur. İsterse hayır yönünde olsun, her olayı Rahmânî idrak dışında algılar ve yorumlar. Hakk Teâlâ göz vermiş hakkıyle göremez, kulak vermiş hakkıyle duyamaz, akıl vermiş doğruyu bulamaz. Halkla hem haldir, Hakk ile olamaz. Kalbi taş gibi katıdır (halbuki taş Rabbinden gafil değildir) ilâhî aşktan nasipsizdir. Yüreği buz gibi soğuktur Allah sevgisini diğer sevgilerden üstün tutamaz. İlâhî aşk hissinden yoksundur Allah (cc)'ın ismi anıldığında tüm zerrelerinde hissedemez.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Mevlana ne güzel söylemiş:[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da
nedir bir sevgiye harcanmadıktan,
bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
[/FONT]



[FONT=Verdana, sans-serif]Hani yukarida Hakk'a teslimiyetten bahsetmiştikya, bu teslimiyet İbrahimî bir teslimiyet olmalı.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Mevlana hazretleri derki;[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]''Allah için ateşe atılmak vardır. Lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadıgını araştır. Çünkü ateş seni degil İbrahimleri tanır ve yakmaz''[/FONT]



[FONT=Verdana, sans-serif].................................................................[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]1- İmam Gazali, Kimya-yı Saadet[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]2- Bakara Suresi, 152[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]3- Bakara/107[/FONT]




[FONT=Verdana, sans-serif]devam edecek....[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
 

hulusi

Well-known member
''Allah için ateşe atılmak vardır. Lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadıgını araştır. Çünkü ateş seni degil İbrahimleri tanır ve yakmaz''

SübhanAllah Rabbim razı olsun
 

makes

Well-known member
[FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]İbrahimî bir duruşun olsun. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Seni Allaha yakınlaştırmaya engel olan tüm dünyevî sevgi putlarını bir bir kırmalısın. Kalbinde Allah sevgisinden daha baskın, birinci derecedeki başka sevgileri ikinci plana atabilmelisin.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Hz. İbrahim ateşe atılacağı sıra bakmışlar karınca su taşıyor. Karıncaya sormuslar: [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]-Nereye götürüyorsun o suyu.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]-Yangını söndürmeye.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]-Yahu okadar suyla yangın sönermi hiç.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]-Sönsede sönmesede safım belli olsun.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]İbrahimî bir teslimiyetimiz olamasa dahi, karınca misali safımızı belirlemeliyiz. Önce nefislerimizin putlarını kırarak başlamalıyız safımızın belli olması için. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Hiç olmazsa yüreğimizde bir sızı olmalı, işlediğimiz her hata ve kusurlardan, günahlardan dolayı. Rabbimize karşı pişmanlığın alameti olmalı bu sızı. Kendi acziyetimizi ortaya koyarak, korku ve ümit arasında bağışlanma ümidiyle her an istiğfar ve tövbe üzere olunmalı. Rabbimize olan sevgimiz öyle olmalıki, bunun tezahürü olarak derin bir ızdırap duymalıyız hata ve kusurlarımız için. Her fırsatta nefsimizi kurban etmeliyiz, kulluğumuzu ispat etmek için.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki:[/FONT]

“[FONT=Verdana, sans-serif]Şu üç şey kimde bulunursa, o kişi îmânın tadına erer: [/FONT]

[FONT=Verdana, sans-serif]1- ALLAH (celle celalüh) ve Resûlünün kendisine her şeyden daha sevimli olması. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]2- Sevdiğini sırf ALLAH (celle celalüh) için sevmesi. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]3- ALLAH (celle celalüh) kendisini küfürden kurtardıktan sonra, tekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına nefret etmesi.” [/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Yaratanına karşı yüreğinde sevgi ve muhabbet olan bir kul Rabbinden gafil olmaz, her an O'nu zikreder. O'na yakınlığı refah ve saadette şükürle, musibet ve belada sabirla olur. Zahiri halk ile batını Hakk ile olur. Halk ile beraberken onlarin malayani sözlerinden hazzetmez. Onların her sözü dünya ve dünyalık üzerine iken, Allah sevgisi kalbine nakşolmuş kişi böyle ortamlardan bunalır ve kaçar. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]İlâhî aşka tutulmuş iman sahipleri, kalplerindeki îman nûrunun tezahürü gereği her an her dakika Allahı hatırlar, O'nu zikreder. Varlıkta da yoklukta da şükreder. Böyle bir şükür Allaha aşk ile bağlılığını artırır. [/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Bilmeyenler bilsin ki aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer.
Taş gönülden ne biter dilinde ağı tüter
Çok yumuşak söylese sözü savaşa benzer.
Aşk dolu gönül yanar yumuşar muma döner
Kararır taş gönüller sarp katı kışa benzer.
[/FONT]



[FONT=Verdana, sans-serif]Allah sevgisinin alameti yedi şeyde belli olur:

1- Allahü teâlâyı seven, ölümden korkmaz.
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Seven, daima ölüme hazır bekler. Çünkü ölümle, aşık maşuka, garip öz yurduna kavuşmuş olur. Dinimize bir müddet daha hizmet edeyim düşüncesiyle, ölümün hemen gelmesini istememek Allah sevgisine zıt değildir.

2- Seven, sevdiğinin sevdiklerini, kendi sevdiklerine tercih eder.

3- Seven, her an sevdiğini düşünür, onu anar.

4- Seven, sevgilisinin sevdiği her şeyi sever.

5- Seven, bütün engellerden sıyrılır, sevdiğini çok anar. Uykusundan fedakârlık eder.

6- Sevene, bütün ibadetler kolay gelir. İbadetlere zevkle sarılır.

7- Seven, sevgilisinin dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilir.
[/FONT]




[FONT=Verdana, sans-serif]devam edecek
[/FONT]
 

Elif_Gibi

Well-known member
Bilmeyenler bilsin ki aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer.
Taş gönülden ne biter dilinde ağı tüter
Çok yumuşak söylese sözü savaşa benzer.
Aşk dolu gönül yanar yumuşar muma döner
Kararır taş gönüller sarp katı kışa benzer.

çok güzeldi hepside devamını bekliyorum sabırsızlıkla :)

Allah cc razı olsun...
 

makes

Well-known member


[FONT=Verdana, sans-serif]"Ey insan!... Can bahçesine gam fidanı dikmeyi bırak. Ecel makası, ömür ipini kesmeden gönül erlerinin güzelliğinden renkler almaya bak. Kim onlar gibi bir dostun halkasına girerse, Allah'ı ve Resûl'ünü hoşnut eder!.." (Mevlânâ)[/FONT]​


[FONT=Verdana, sans-serif]Allahı aşk ile seven bir kimse, O'ndan gafil olmaz. Sevdiklerini sever yerdiklerini yerer.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Hakk yolunun yolcusu, Rabbine duyduğu derin bir sevgiyle zikreder. Onda öyle bir muhabbet oluşurki, kalbine ulvî kattan ilhamlar gelir. Dilinden Hakk'ın kelamı dökülür, kalbine çeşitli hikmetler doğar. Bir olayla karşılaşsa, Hakk Teâlâ zaman içerisinde zaman yaratır ve ona, o olayın sırrını gösterir. Çünkü o, ulvî katla irtibat kurma ihsanına ve lütfuna kavuşmuştur. Böyle bir ihsan ne kutlu bir ihsan, böyle bir lütuf ne eşsiz bir lütuftur.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Ben aşkı böyle bilmezdim. Bu aşk bir acâyip sevdâ imiş.
Onun bir zerresi ay ve güneş, bir damlası derya imiş.
[/FONT]

​
[FONT=Verdana, sans-serif]Aşk hastası olanların, dost derdidir dermanları
Aşka esir olanların, dosta fedâdır canları.
[/FONT]

​
[FONT=Verdana, sans-serif]Bu aşkı ben bilmez idim, bu bir acep sevdâ imiş
Bir zerresi ây–u güneş, bir damlası deryâ imiş
[/FONT]

​
[FONT=Verdana, sans-serif]Aşka esirdir ehl–i hâl, bu aşka sığmaz kıyl–ü kal
Aşkın acep hâlleri var, kul eyledi sultanları.
[/FONT]
​

​
[FONT=Verdana, sans-serif]-Akşemseddin-[/FONT]​

​
[FONT=Verdana, sans-serif]Fakat Hakk yolunun yolcusu, bu yolda çok çile çeker. Bu yol dikenlidir, yürüdükçe ayakları kanatır. Uçurumlar vardır bu yolda, uçsuz bucaksız. Kuyular vardır zifiri karanlık ve dipsiz. Yusufun kuyuya atılışı gibi atarlar seni dipsiz kuyulara. Soranda olmaz. Bir okyanustur, yelken açarsın. Ya sağ salimen hedefe ulaşır ya da alabora olursun. Belkide balığın karnındaki Yunus misali bulursun kendini nefsinin karnında. Bir imtihandır denenirsin! Ve o kadar ağır gelirki nefsine, sıkıntılar basar, dünyan daralır birden, o an yalvarırsın Rabbine: [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Yârâb Senin yardımın ne zaman diye. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Senin iraden dışında, dilinden şu cümleler dökülür:[/FONT]
“[FONT=Verdana, sans-serif]Nefisler denenmeden gerçek iman ortaya çıkmaz” diye...[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]tüm zerrelerin ürperir. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Ve gözlerinden yaşlar dökülür, sabır ve şükürle yine Rabbine yönelir ve sığınırsın. [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Çünkü sevgi emeksiz, sevgi çilesiz olmaz![/FONT]




[FONT=Verdana, sans-serif]devam edecek...
[/FONT]
 

makes

Well-known member




“[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir.....Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.” 57Hadid20[/FONT]


[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Yukarıda ayette geçen bu gibi dünya sevgilerinden sıyrılan bir kul, bir beşer için dünyanın bu görkemli süsüne dalmaz ve sürekli onunla meşkul olup dünya sarhoşu olmaz ise, dünya kendisine zarar veremez. Aynı zamanda bu gibi sevgiler kalbini hasta etmez ise Allah sevgisini gönlünde oluşturup bu sevgiyi kalbine indirebilire, şeriatın emrettikleriyle yaşamaya çalışıp, islam ilmini de öğrenir ve onunla da amel ederse, ilmin neticeleri, yaratanın mülk ve melekuttaki sırların marifet lezzeti kalbine doğmaya başlar.[/FONT]


[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Allah sevgisi sevgilerin en üstünüymüş!...[/FONT]


[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Ey gönlünde Allah sevgisinin meşalesini tutuşturan kişi, bu meşaleyi kalbine atki, yüreğinin en derinliklerine kadar aydınlansın![/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Canın aşk yoluna vermeyen aşık mıdır?
Cehdeyleyüp ol dosta ermeyen aşık mıdır?
Dost sevgisin gönülde, can ile berkitmeyen
Tul-i emel defterin dürmeyen aşık mıdır?
[/FONT]



[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]İslam ve şeriatte sebat üzere ol. Bilki, Allah'a aşkın mührü [/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]LA İLAHE İLLALLAH [/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]zikridir.[/FONT]


[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Raulullah (s.a.v) Efendimiz buyurdularki:[/FONT]
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]
''Ben ve diğer Peygamberlerin en faziletli hitab ve konuşması isbat ve nefi yönünden LA İLAHE İLLALLAH telaffuzudur.''
[/FONT]



[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bunun ihtiva ettiği ve taşıdığı manayı, bunun tartısını veya veznini ancak bilenler anlar.[/FONT]
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Aşk ile dersen La ilahe illallah; ulvi kattan ihsanlar sunulur sende şaşarsın![/FONT]
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Semaya yazılı olarak gördüğün zaman[/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif] La ilahe illallah[/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif] lafzını, bu sana lütufların ilkidir bunu bilesin![/FONT]
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Gecede vecd ile zikre edersen devam, kalbin ruhunla bir olur sadık ve salihlerin her gün seherde berzah alemine yükseldiklerini ve günlük iltica dilekçelerini sunduklarını seyredersin. Bu seyir sana [/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]''Gecenin üçte birinde bereket vardır, çünkü onda hareket vardır.'[/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]' sözünün sırrını hatırlatır.[/FONT]


[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]''Ben Allahı istiyor, O'nu anıyor, O'nu biliyor, O'nu seviyorum. sonradan anladımki, benden evvel O beni istiyor, anıyor, biliyor ve seviyormuş'' Bayezit-i Bistami
[/FONT]
devam edecek...

 

makes

Well-known member

​
[FONT=Times New Roman, serif][FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
[/FONT]

[FONT=Times New Roman, serif][FONT=Verdana, sans-serif]Onlar, iman etmiş ve kalbleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah'ın zikri ile yatışır. [/FONT][FONT=Times New Roman TUR, serif]-Ra'd 28-[/FONT][/FONT]​

​
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif][FONT=Verdana, sans-serif]Ey iman edenler! Allah'ı çokça anın.[/FONT]Ve O'nu sabah akşam tesbih edin. ([FONT=Times New Roman, serif]Ahzab 41,42[/FONT])[/FONT]​
[FONT=Times New Roman, serif][FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
[/FONT]

​
[FONT=Times New Roman, serif][FONT=Verdana, sans-serif]Kâinattaki her zerreden nesneye varıncaya kadar hepsi Allah cc'ı aşk ile tespih eder.
Hakk Teâlâ'nın yaratmış olduğu mevcûdata sonsuz ihsan ve lütuflar bahşederken, lütuf ve ihsanların en güzeliyle nimetlenen insan O'ndan gafil yaşarsa, bu zilletin en büyüğü değilmidir?
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Bunca lütuf ve ihsanlara hamd ile şükrederse insan, bu şükrün anlamı sevgi olur.[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Yüreğimizdeki sevginin, aşkın ana kaynağı Yüce Mevlamızdan ve Vedûd ismi celîlinden bize lütuf, ihsan ve ikramı değilmidir?[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Bir beşere duyduğumuz sevgi ve aşktan fazlasını Yüce Yaratanımıza karşı duyamıyor ve O'ndan gafilsek, bu nasıl bir kulluktur? [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Cemal ve Kemal sahibi Allah cc'ın sonsuz rahmeti ile muamele etmesi, tükenmeyen nîmetleriyle rızıklandırması, bir annenin şefkatinden daha fazla şefkatle muamelesi ve bütün ihtiyaclarımızı karşılamasından dolayı kulluğumuz gereği Rabbimizi eşsiz bir sevgiyle seversek bu sevgi sevgilerin en üstünü olur.[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif]Peygamberimiz (sav) bir gün sahabelerine şöyle buyurdu:[/FONT]

“
[FONT=Verdana, sans-serif]Sizden birinizin iki kölesi bulunsa, bunlardan biri sizin her emrinize itaat etse, diğeri size karşı çıksa ve emirlerinizi dinlemezlerse siz hangisini seversiniz?”[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Sahabeler dediler ki: [/FONT]

“
[FONT=Verdana, sans-serif]Elbette itaatkâr olanı severiz.” [/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
[FONT=Verdana, sans-serif]Peygamberimiz (s.a.v) buyurdular: [/FONT]

“
[FONT=Verdana, sans-serif]İşte sizin Allah’a karşı durumunuz böyledir. Allah da elbette kendisine itaat edeni sever İsyan edeni de cezalandırır.”[/FONT]
[/FONT]
​

​

​
[FONT=Verdana, sans-serif]Bir kimse sıdk ile Hakk'a teveccüh ederse, feyyâz-i nîmet ve vâsiurrahmet olan Hakk'ın maddî ve mânevî nîmetleri ve fuyûzâtı ve rahmeti o kimseye ulaşır. [FONT=Times New Roman, serif](İbn-i Arabi)[/FONT]

Bir insan sıdk ile Rabbine yönelmeli ve kalbî bir muhabbetle öyle bağlanmalıki, başına her ne bela ve musîbet gelsede tam bir samimiyetle tevekkül olmalı.
Îlâhî sevgiyi hakkıyle yüreğe indirmek kolay değildir!
Fakat zora talip olmayan ilâhî akş'ı kazanamaz.
İlâhî aşkı kazanamayan Hakk'a ulaşamaz.

“Siz ne yöne yönelirseniz yönelin Hakk'ın vechi o yöndedir.”


Zahiren yönelebilen batınen -mânen- yönelemez.
Rabbini seven kişinin sevgisi onu ilâhî aşka erdirmiyorsa,
sevgisi Rabbine tevekküle yöneltmiyorsa, Hakk'a sıdk ile bağlılıktan söz edilemez.

Kim olgun istidata ve yakınlığa ulaşırsa, o Hakk'a sevgili olur. Kimi Hakk severse onun kalbî uyanıklığının çokluğundan uykusu, başkalarının uyanıklığı hali gibi olur.[FONT=Times New Roman, serif] (İbn-i Arabi)[/FONT]

Kulun Allah cc'a muhabbeti, Allah cc'ın kula muhabbetindendir! Bunu iyi anlamaya çalış!
[/FONT]



[FONT=Verdana, sans-serif]devam edecek...[/FONT]




[FONT=Verdana, sans-serif]
[/FONT]
​
 

kayýp_gül

Well-known member
Seni sevmek aldığım nefesten daha leziz Yâr,
Sana hasret fâniye vuslattan daha sevimli.
Hasretin fânî vuslatlara bedel ise Yâr,
Hasretsiz geçirdiğim dakikalar kadar affını dilemeli.
 
Üst