• Bu konu 35 yanıt içerir, 19 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 37)
  • Yazar
    Yazılar
  • #652297
    Anonim

      Genç, kapalı bir hanım, dört beş yaşlarındaki kızının elinden tutmuş bana geldi, diyor ki; “İbni Teymiye’yi okudum. Tarikata, şeyhe, rabıtaya karşı çıkıyor. Buna ne dersiniz?”
      Hanım, imam hatip lisesi mezunuymuş. Kitap okumayı ve dinî hizmette bulunmayı çok severmiş. Fakat…
      Evet, fakat kocası da başka bir kadınla yaşamaya başlamış. Ne yapmalıymış?
      Dedim ki: “Bak kızım, o kadın senden daha bilgili, daha çok ibadet eden, daha çok evine bağlı biri değil. Peki, hiç düşündün mü, kocan neden seni terk etti de, o kadınla yaşamaya başladı?
      Genç hanım gözyaşlarını silerken, “Ben de bunu anlayamıyorum ya!” dedi.
      Anlamayacak ne var? O kadın kocana daha iyi yâr oldu da ondan… Sen kendi hayatını yaşıyorsun. Kendini bekâr veya dul mu sanıyorsun? En önemlisi, sen evinle, çocuğunla evlendin; o kadın ise kocanla evlendi.
      İbni Teymiye’yi, hacıyı, hocayı yine anlarsın. Evvela kocanı anlamaya çalış!..
      Salon, misafir odası, günlük oda, yatak odası, mutfak… Bunların her biri bakıma muhtaç? Peki ya kocan?
      Odadan odaya geç, koltukların tozunu al, kapıyı bacayı sil, halıları süpür… Buzdolabına koş. Dünden kalanlar, akşama pişecekler derken enine boyuna bir keşif başlar. Ya kocanı ne kadar keşfettin?
      Mutfağa gidince orada kaybol. Bir de çocuğu ilave ederseniz, artık koca devrede yok!.. Hele hele kırk yaşını aşmışsa, o kadın yalnız evini ve çocuklarını bilir. Kocası umurunda değil.
      Dikişten yemeğe kadar her şeyi anlayan hanımlar, evliliğin sırrını anlayamıyor…
      Elinden iş gelmeyen hanımlarsa, kocasının gönlünü almasını bildiği için, kocası da onun noksanlarına göz yumuyor. Becerikli hanımlar da yakınıyor, “Elinden iş gelmeyenler şen şakrak, bizim talih suya düşmüş!.. Böyle hayat mı olur!”
      Elli yaşına gelmiş pek çok dindar kimsenin karısından ayrılmaya veya ikinci bir evlilik yapmaya kalkıştığına şahit oldum, “Benim kadın eviyle, çocuğuyla evli kardeşim, benimle evli değil. Ben de kendime eş bulayım” diyor adam. Çünkü erkek yemeği, yatacak yeri bulabilir fakat eş, yâr bulamaz; hele dindar ise…
      Dünyanın çeşitli yörelerinde ak saçlı eşlerin kol kola yürüdüklerini gördüm. Bizde de adam bir âlemde, kadın başka âlemde… Evliliğin esasında yardımlaşma ve nezaket vardır.
      “Bende hangi yanlışı buluyorsun? Seninle daha iyi anlaşmak için ne yapabilirim?” soruları yuvayı kurtarabilir. Fakat gurur mani oluyor.
      Son olarak şunu söyleyeyim ki; kocasını memnun eden kadın, onu kendine bağlar.

      Hekimoğlu İsmail…

      #739801
      Anonim

        Allah ve Resulunun razi olacagi mutlu huzurlu yuvalar nasib etsin Rabbimiz cumlemize…
        Allah razi olsun abla, manidar bir paylasim olmus…emeginize saglik…

        #739820
        Anonim

          evet bazıları var ki…
          eşi işten gelir karşılamaz…
          sabah işe gider uğurlamaz…
          gün boyunca işinde durumlar nasıldı hiç sormaz…
          eşi eve gelince başlar kendi şikayetlerini anlatmaya…

          eş dediğin sabah eşinin ceketini tutup, öperek dua ile yollamalı…
          evin işini bitirip eşinin istediği gibi kendine bakım yapmalı…
          akşam eşi gelince onu kapıda öperek karşılamalı…
          ve ceketini çıkarınca asmalı…braai8dg1leou6.gif
          onun en sevdiği yemekleri yapmalı…
          yemekten sonra hâl hatır sormalı…
          eş eve gelince sadece onunla ilgilenmeli…

          love.gif

          #740096
          Anonim

            Eşler tartışırken nelere dikkat etmeli???
            1.Her evlilikte küçüklü-büyüklü bazı problemler olur.Bazı evlilikler problemsiz olduğu için değil,eşler problemleri büyütmeden çözmeyi alışkanlık haline getirdikleri için mutlu ve uzun sürmüştür.Siz de problemlerinizi biriktirmeyin ve büyütmeyin.Asla örtbas etmeyin.Problem varsa,yokmuş gibi davranmayın.Eşinizden hiç bir şey saklamayın.Eşinizle oturup tartışın. dert vermişse derman da verir.Bilin ki hiçbir problem çözümsüz değildir.

            2.Diyelim bir dargınlık sürecine girildi,böyle durumlarda erkekler ilk adımı kadınlardan bekler.Oysa kadınlar daha duygusaldır.Bu yüzden fazla incinirler.Dargınlıktan sonraki barış teşebbüsünü erkekler yapmalı.İçten bir gülümseme,sevgiyle bir bakış,yerine göre bir çiçek,ya da başka bir hediye,içinde boşanma potansiyeli olan pek çok dargınlığı tatlıya bağlayabilir.

            3.Kavgaların çoğu iletişimsizliğin çocuğudur.Öncelikle birbirinizle sağlam bir iletişim kurun.Yani sık sık birbirinizle göz göze gelin,gülümseyin,işaretleşin ve tabii ki konuşun.

            4.Eşinizi suçlayarak tartışmaya girmeyin.Neden öyle davrandığını öğrenmeye çalışın.Olmazsa kendisine sorun.

            5.Eşiniz kendini savunmak istiyorsa mutlaka bu imkanı verin.

            6.Problemin çözüleceği yer,ürediği yerdir.Aile içinde üreyen problemlerden kaynaklanan tartışmaları evinizin dışına taşırmayın.Çocuklarınızı asla tartışmalarınıza karıştırmayın.

            7.Soyut kavramlar üzerine tartışmak yerine,somut problem üzerine tartışın.Problemi tahlil edin.
            a)Tartışmaya konu olan problem nedir?
            b)Taraflar problemi nasıl görmektedir?
            c)Problemin detayları nelerdir?
            d)Yanlış anlaşılmalar var mıdır?(Zira kavgaların bir çoğu yanlış anlaşılmaktan doğar.)

            8.Tartışma esnasında problemle eşinizin kişiliğini özdeşleştirmeyin.(“Zaten sen hep böylesin” filan demeyin)

            9.Dikkatinizi eşinize cevap yetiştirmeye yönelteceğinize problemin kendisine yöneltin.

            10.Tarifsizi seslendirmekten kaçının.Mesela eşinize çok sorumsuz,çok umursamaz olduğunu söyleyeceğinize,nasıl olması gerektiğini söyleyin.

            11.Tartışırken kendinizi eşinizin yerine koyun,ama bunu yaparken olabildiğiniz kadar dürüst olun.Böylece haklı olduğu yanları görebileceksiniz.

            12.İsteklerinizle eşinizin değer ölçülerinin zıtlaşmamasına dikkat edin.(Annesinin evine gitmemesini isterseniz,eşinizin değer ölçülerine aykırı davranmış olursunuz.)

            13.Beklemesini bilin.Bekleyin.Eşiniz konuşsun,iyice boşalıp rahatlasın.Her sözüne cevap üretmeyin.Onu dinler gibi de yapmayın.Gerçekten büyük bir sabırla dinleyin.Doğrularına tereddütsüz hak verin.Bu yaklaşımınız ona,kendisini anladığınızı düşündürecek ve yumuşatacaktır.

            14.Tartışmalarınızı kendi doğrularınızı kabul ettirmek için değil,gerçeği bulmak ve gerçekte uzlaşmak için yapın.Haklı ise büyük bir memnuniyetle eşinize hak verin ve rahatlıkla özür dileyin.

            15.Eğer tartışmayı o gün sonuçlandıramamışsanız,bağırarak,istim üzerine evi terk etmeyin.Böyle yaparsanız o gününüz zehir olur.Ayrıca eve döner dönmez,daha sertleşerek tartışmayı devam ettirme ihtimali çok yüksek olur.Bu yüzden tartışmanız sonlanmasa bile,ne olursa olsun eşinizi sevdiğinizi,onunla her konuyu tartışmakta fayda gördüğünüzü,ancak zamanın şimdilik yetmediğini,sonra eğer isterse bu konuyu daha bir sükunet içinde dönebileceğinizi söyleyin.Daha yumuşak bir zemin,daha neşeli bir an tartışmanın uzlaşmayla bitmesine yardımcı olacaktır.(Yavuz Bahadıroğlu’nun hayatı aşkla yaşamak kitabından )

            #740102
            Anonim

              evet Arif abi güzel bir konunun asıl meselesini açmışsınız…
              Laie_99.gif
              sonuna kadar bu yazıya katılıyorum…
              ve ekliyorum erkek duracağı noktayı bilmeli…
              kadın duracağı noktayı bilmeli…
              ve yukarda ki açıklamayada aynen uyulursa problem felan kalmaz…
              paylaştığınız için Allah(c.c.) razı olsun…

              #740112
              Anonim

                3.Kavgaların çoğu iletişimsizliğin çocuğudur.Öncelikle birbirinizle sağlam bir iletişim kurun.Yani sık sık birbirinizle göz göze gelin,gülümseyin,işaretleşin ve tabii ki konuşun.
                cok haklisiniz evlilik bir günlük bir olay degil ömür boyu sürsün diye insanlar evleniyor ama bir birlerini anlamayi ona deger vermeyi kacinci pilana atiyorlar farkinda degiller,evlilikte sen ben yoktur biz vardir mesela benim esimin bana göre dünya bir benzeri yoktur eslerimizi kirmak yerine ona deger verelim kusurlarini elestirirken kirmadan incitmeden yapalim kendimize yapilmasini istemedigimizi eslerimize yapmayalim hep ben diye baslamayalim sevgiyle bütün engelleri asalim istemeyerek kirdik incittik esimizi niye bir gülde biz almayalim illede erkeklermi atacak ilk adimi bizlerde yapalim yuva kurmaktan cok o yuvayi yürütmek önemli cocuklarimiza örnek olalimki güzel bir ortamda büyüsünler .

                #740116
                Anonim
                  nuriye;120672 wrote:
                  benim esimin bana göre dünya bir benzeri yoktur eslerimizi kirmak yerine ona deger verelim kusurlarini elestirirken kirmadan incitmeden yapalim kendimize yapilmasini istemedigimizi eslerimize yapmayalim hep ben diye baslamayalim sevgiyle bütün engelleri asalim istemeyerek kirdik incittik esimizi niye bir gülde biz almayalim illede erkeklermi atacak ilk adimi bizlerde yapalim yuva kurmaktan cok o yuvayi yürütmek önemli cocuklarimiza örnek olalimki güzel bir ortamda büyüsünler .

                  çok çok doğru bir davranışş… cicekopucukda9.gif

                  #742692
                  Anonim

                    Genç, kapalı bir hanım, dört beş yaşlarındaki kızının elinden tutmuş bana geldi, diyor ki; “İbni Teymiye’yi okudum. Tarikata, şeyhe, rabıtaya karşı çıkıyor. Buna ne dersiniz?”

                    Hanım, imam hatip lisesi mezunuymuş. Kitap okumayı ve dinî hizmette bulunmayı çok severmiş. Fakat…

                    Evet, fakat kocası da başka bir kadınla yaşamaya başlamış. Ne yapmalıymış?

                    Dedim ki: “Bak kızım, o kadın senden daha bilgili, daha çok ibadet eden, daha çok evine bağlı biri değil. Peki, hiç düşündün mü, kocan neden seni terk etti de, o kadınla yaşamaya başladı?

                    Genç hanım gözyaşlarını silerken, “Ben de bunu anlayamıyorum ya!” dedi.

                    Anlamayacak ne var? O kadın kocana daha iyi yâr oldu da ondan… Sen kendi hayatını yaşıyorsun. Kendini bekâr veya dul mu sanıyorsun? En önemlisi, sen evinle, çocuğunla evlendin; o kadın ise kocanla evlendi.

                    İbni Teymiye’yi, hacıyı, hocayı yine anlarsın. Evvela kocanı anlamaya çalış!

                    Salon, misafir odası, günlük oda, yatak odası, mutfak… Bunların her biri bakıma muhtaç? Peki ya kocan?

                    Odadan odaya geç, koltukların tozunu al, kapıyı bacayı sil, halıları süpür… Buzdolabına koş. Dünden kalanlar, akşama pişecekler derken enine boyuna bir keşif başlar. Ya kocanı ne kadar keşfettin?

                    Mutfağa gidince orada kaybol. Bir de çocuğu ilave ederseniz, artık koca devrede yok! Hele hele kırk yaşını aşmışsa, o kadın yalnız evini ve çocuklarını bilir. Kocası umurunda değil.

                    evlilik.jpg

                    Dikişten yemeğe kadar her şeyi anlayan hanımlar, evliliğin sırrını anlayamıyor…

                    Elinden iş gelmeyen hanımlarsa, kocasının gönlünü almasını bildiği için, kocası da onun noksanlarına göz yumuyor. Becerikli hanımlar da yakınıyor, “Elinden iş gelmeyenler şen şakrak, bizim talih suya düşmüş! Böyle hayat mı olur!”

                    Elli yaşına gelmiş pek çok dindar kimsenin karısından ayrılmaya veya ikinci bir evlilik yapmaya kalkıştığına şahit oldum, “Benim kadın eviyle, çocuğuyla evli kardeşim, benimle evli değil. Ben de kendime eş bulayım” diyor adam. Çünkü erkek yemeği, yatacak yeri bulabilir fakat eş, yâr bulamaz; hele dindar ise…

                    Dünyanın çeşitli yörelerinde ak saçlı eşlerin kol kola yürüdüklerini gördüm. Bizde de adam bir âlemde, kadın başka âlemde… Evliliğin esasında yardımlaşma ve nezaket vardır.

                    “Bende hangi yanlışı buluyorsun? Seninle daha iyi anlaşmak için ne yapabilirim?” soruları yuvayı kurtarabilir. Fakat gurur mani oluyor.

                    Son olarak şunu söyleyeyim ki; kocasını memnun eden kadın, onu kendine bağlar.

                    Hekimoğlu İsmail

                    #742693
                    Anonim

                      “Kocası kendisinden râzı olarak vefat eden kadın, cennete gider.

                      (Tirmizî, Radâ, 10;İbn-i Mâce, Nikâh, 4)

                      “Sâliha kadın, kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindirir, kocasının meşrû isteklerini yerine getirir ve onun olmadığı yerde hem malını, hem de nâmusunu muhafaza eder.”

                      (İbn-i Mâce, Nikâh, 5/1857)

                      #742697
                      Anonim

                        Bu yazı maksadını aşmış, cemaat içindeki bir hadisenin ayıbını,

                        kadınların sırtına vurarak örtbas etmeye çalışmış bir makale olmuş..

                        Hekimoğlu’nu tanırım, cidden amacını aşmış bir yazı..

                        Bediüzzaman r.a. eserlerinde hemen her yerde cemiyet hayatındaki,

                        aile içi ve dışı kargaşalarda, hep -“reis” olma itibârı ile- faturayı erkeklere kesmiştir.

                        Yani naşizelikten tutun da, kadının sûri güzelliğinden sevilmemesi gerektiğine kadar

                        daha bir çok yerde hep mes’uliyet erkeklere yüklenmiştir.

                        Böyle bir yazı kaleme almak yerine, madem ki cemaat içinde hanımını boşayıp öğrencisiyle evlenen biri olmuş,

                        o zaman erkeklere “gözlerine” harama nazar etmekte sahib çıkmaları daha çok tahşidatla hatırlatılmalı değil miydi..?

                        Son yıllarda alıp başını gitmiş neredeyse “muta” nikahına dönmüş

                        kıyıda köşede o kadar çok vukuatı var ki “dindar” sanılan erkeklerimizin..!

                        Bunun çaresi kadının “diyaneti”ne kıymet verilmesi olması gerekirken,

                        “yâr mısın” gibi, Bediüzzaman’ın r.a. telkinlerine bire bir zıt tekliflerle,

                        hanımların daha bir ayak altına alınması değildir herhalde..!

                        Erkekler evvelâ harama nazarın günahını âlemlerine yerleştirmeleri lâzımken hem..

                        Nikah hakkının “4” olması, aile müessesesinin dalga geçilir gibi yıpratılması için verilmiş bir hak değildir..!

                        Bu hakla kıyamete kadar “habire boşamakla” yeni yeni nikah kıyma hakkı var zanneder erkekler yoksa..!

                        #742698
                        Anonim
                          Sirac;127153 wrote:

                          Bediüzzaman r.a. eserlerinde hemen her yerde cemiyet hayatındaki,

                          aile içi ve dışı kargaşalarda, hep -“reis” olma itibârı ile- faturayı erkeklere kesmiştir.

                          Yani naşizelikten tutun da, kadının sûri güzelliğinden sevilmemesi gerektiğine kadar

                          daha bir çok yerde hep mes’uliyet erkeklere yüklenmiştir.

                          ….
                          o zaman erkeklere “gözlerine” harama nazar etmekte sahib çıkmaları daha çok tahşidatla hatırlatılmalı değil miydi..?

                          Evet, ayette “Mü’min erkeklere söyle” diye başlıyor. Benimde burdan anladığım önce erkeğin kendini harama nazardan sakınması yönünde. Allah razı olsun.

                          #742710
                          Anonim

                            bence bütün iş hanımlarda bitiyor 🙂
                            kocasını memnun eden kadın, onu kendine bağlar. erkeği haramdan korur,esirger
                            vesselam

                            #742717
                            Anonim

                              yuvayı dişi kuş yaparmış tabıkı hersey kadında bitiyor tesekkürler paylaşım için

                              #742719
                              Anonim

                                alakası yok.herşey karşılıklıdır.erkekler sürekli vermeden almayı beklerlerse o zaman böyle boşanmalar olur işte…eşi kendine zaman ayırmayan her erkek o zaman başka kadına ı gidicek?ya hanımlar.ne yaparlarsa yapsınlar umrunda bile olmadıkları eşlerini hanımlar da bıraksın o zaman.sirac kardeşime katılıorum..

                                bence bütün iş hanımlarda bitiyor 🙂
                                kocasını memnun eden kadın, onu kendine bağlar. erkeği haramdan korur,esirger
                                vesselam ……sizi de esefle kınıyorum nurist kardeş………:)

                                #741066
                                Anonim

                                  ben sizi kınamaktansa görüşünüze saygı duyuyorum.

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 37)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.