• Bu konu 40 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 42)
  • Yazar
    Yazılar
  • #675175
    Anonim
      بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِيمِ



      Selamünaleyküm Kardeşlerim;

      Yeni hadis dersimiz başladı.
      Bu Dersimizde başa gelen sıkıntılara dayanamayıp ölümü arzu etmek doğru bir davranış biçimi midir ?
      Uzun ömür kulun kurtuluşuna nasıl vesile olabilir? Buyrun beraber mütaala edelim


      [BILGI]
      Hiç biriniz ölümün gelmesini istemesin. Eğer iyi biri ise, yaşamak belki iyiliğini arttırır. Eğer kötü ise, belki tövbe eder. (Buhari) [/BILGI]

      Anladıklarımız ve aklımıza takılan sorulara cevab bulmaya devam ediyoruz inşallah.

      [NOT]Önceki Hadis Sohbetlerine ulaşmak için TIKLAYINIZ.[/NOT]

      #800697
      Anonim
        Günlük yaşantımızda maddiyata kapılan insanların kolayca hayata karşı duydukları nefret ve hınçla ağızlarından ‘ölsem de kurtulsam’ sözü… Gençlerden duymak. İdaelleri helal dairesini aşıp maddi hayatta kaybolan gençlik tövbe kapısını ne zaman çalmayı düşünüyor?

        “Çok ibadet ettim bir de yaşlılık aldı başını gidiyor, ölüme yaklaşıyorum” demek ölümü basite almak değil midir? Ölüme hazır mıyız sorusuna cevap veremezken, kurtulmak için mi söylenir ‘ölsem de kurtulsam’? Kurtuluşu İslamın çağrısına uymanın dışında mıdır?

        İnanan ya da inanmayan insanlar, her ikisi de ölümü isteyebiliyor. Oysa hadis-i şerifin dersiyle ikisinin de ölümü istememesi gerekir. İyi adam iyiliği arttırmayı düşünmeli, bunun kaygısı içinde olmalı. Kime Allah için ne öğretebilirim, nasıl yardım edebilirim tasasında olmalı. İnanmayan ise tövbe kapısının kapanmaması için istememeli.Kurtuluşu İslamda bulabilmek ve Allah rızası için nice iyilikler yapabilmek duasıyla layetezelzel.

        #800699
        Anonim

          aleykümselam hocam yeni dersimiz hayırlı olsun inş ,ölüm bilinmez bir alemin kapısını aralayan ilk durak istemekten ziyade hazırmıyız diye sormak lazım nefsimize.sıkıntılardan bunalıncaa ölümü temenni etmeyi Allah c c kullarına yasaklamıştır.ecel birdir değişmez öyle ise o an gelene kadar bize düşen hazırlanmaktır.

          #800710
          Anonim

            Ölmek mümin için bir nimettir. Peygamber efendimiz, (Ölüm mümin için bir hediye ve bir kefarettir.) buyurmuştur. O halde, ölmekten korkmamalıdır. Çünkü ölmek yok olmak değildir, ruhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, bedenden ayrılmasıdır. Ölüm, bir evden bir eve göçtür.

            Hep ürkütür ölüm bizleri;

            Evet ölümü istememek faydalıysada müm’ine ,şu demek değildir tabiki;En büyük vaaz ve en büyük hakikat olan ölümü tamamen unutalım !!!!

            Takdiri ilahi Cenabı hakk hangisi hayırlısıysa onu nasip etsin biz fanilere !!!!!

            #800717
            Anonim

              ÖLÜMÜ İSTEMEK

              ‘Bir kimse, Peygamber Efendimize (S.A.V.) gelerek: -İzin ver yâ Resulallah, ölümümü temenni edeyim.
              Peygamber Efendimiz (S.A.V.):
              -Ölüm öyle bir şeydir ki onun için hazırlıklı ol! Yol uzun, azık ister. Ölümü temenni edenin on hediye hazırlaması lazım.
              O kimse sordu: Hediyeler kime yâ Resulallah?

              Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyurdu:
              1- Azrail’in hediyesi.
              2- Kabrin hediyesi
              3- Münker ve Nekir’in hediyesi.
              4- Mizanın hediyesi.
              5- Sırat köprüsünün hediyesi
              6- Malik’in hediyesi.
              7- Rıdvan’ın hediyesi.
              8- Rûhun hediyesi.
              9- Peygamberinin hediyesi.
              10- Rabbinin hediyesi.

              – Bu hediyeler nelerdir, ya Resulallah?

              Azrâil’in hediyeleri dörttür:
              1- İyi huylu olmak.
              2- Geçirdiğin ibadetleri kaza etmek.
              3- Ölüme hazırlanmak, sefere çıkacak yolcu gibi.
              4- Kalbinde Allah aşkını taşımak.

              Kabrin hediyeleri de dörttür.
              1- Söz taşımayı terk.
              2- Elbiseye idrar sıçratmamak.
              3- Kur’an-ı Kerimi okumak.
              4- Salevât-ı şerifeyi çok okumak.

              Münker ve Nekir’in hediyeleri;
              1- Doğru konuşmak.
              2- Gıybeti terk etmek.
              3- Hakkı kabul etmek.
              4- Tevazu sahibi olmak.

              Mizanın hediyesi:
              1- Amelini ihlâs ile yapmak.
              2- Başkasına eza yapmaktan sakınmak.
              3- Güzel ahlak sahibi olmak.
              4- Allah’ı (c.c.) çok zikretmek.

              Sırat Köprüsü’nün hediyesi:
              1- Gadabını yutmak, kızmamak.
              2- Takva sahibi olmak.
              3- Cemaate devam etmek.
              4- İbâdetlere ara vermeden devam etmek.

              Malikin hediyesi:
              1- Allah korkusundan ağlamak.
              2- Gizli sadaka vermek.
              3- İsyanı terk etmek.
              4- Anne ve babaya iyilik etmek.

              Cennet meleği Rıdvan’ın hediyesi:
              1- Kötülüklerden kaçınmak.
              2- Ni’metlere şükretmek.
              3- Malını Allah yolunda infak etmek.
              4- Emaneti muhafaza etmek.

              Rûhun hediyesi:
              1- Az yemek.
              2- Az konuşmak.
              3- Az uyumak.
              4- İstiğfara devam etmek.

              Peygamberin hediyesi:
              1- Ehl-i beyti sevmek.
              2- Sünnete uymak.
              3- Peygamberin sevdiklerini sevmek.
              4- Sahabe-i kiramı sevmek.

              Allah zülcelalin hediyeleri:
              1- Allah’ın emirlerini yapmak.
              2- Nehyettiği, yasak ettiği şeylerden kaçınmak.
              3- İnsanlara nasihat etmek.
              4- Bütün mahlûkata karşı merhametli olmak.

              Bunlara hazırsan ölümü temenni et!

              alıntı
              …dua ile…

              #796846
              Anonim

                Sanırım ” Ölmek İstiyorum” demek için bir daha düşünmek lazım..! Allah razı olsun..

                #796823
                Anonim

                  Biliyoruz ki insan ebed için yaratılmış ve bu dünyadaki çoğu şey insanın isteklerini karşılayamıyor. Buna rağmen insan bu dünyayı ebedi tevvehhüm edip, ölümü unutup cazibesine kapılıyor. İmanlı yaşlı hastalıklı birisi, ölümün bir son olmayıp sadece mekan değişikliği olduğunu bilmesine rağmen ölümün yüzü soğuk geliyor ve ölmek istemiyor.

                  Bide Allah’a imanmayan kişileri düşünelim. Onlar için ölüm yokluk, hiçlik demek.. Bunu bildiği halde ve fıtratında aşk-ı beka arzusu olmasına rağmen nasıl olur da ölümü ister, tercih eder ? Fikirlerinizi almak isterim.

                  #800731
                  Anonim

                    Dünyaya hiç kimse kendi isteğiyle gelmedi. Yaşamakta olduğumuz hayatı arzu edip etmeyeceğimiz de bize sorulmadı. Hem içinde yaşadığımız kâinat hem de bizim için çizilen kader planı aynen uygulanmaktadır

                    Hiç kimse bu planı değiştirme, arzu ettiği planı uygulama imkânına sahip değildir. Şu halde hem bizi hem kâinatı yaratan ve işlerimize çeki düzen veren yüce bir kudret var. O kudret, varlığını kabul etmemizi, başımıza gelen her şeyi kendisinden bilmemizi ve halimizden hoşnut olmamızı istemektedir. Başımıza gelen sıkıntılara katlanmayıp ölümü istemek, kaderimizi çizene itiraz etmek anlamına gelir.

                    Her şeyi bu kadar mükemmel yaratıp yürüten Cenâb-ı Hakk’ın bizim sıkıntımızdan habersiz olması mümkün müdür? Elbette hayır. Böyle bir şeyi düşünmek bile mümkün değildir. Öyleyse bizim Rabbimiz, başımıza gelen sıkıntıları bilerek vermekte, o sıkıntılara katlanmamızda bizim için hayır görmektedir. Sabrettiğimiz takdirde, bize hadsiz hesapsız mükâfatlar vereceğini Kur’ân-ı Kerîm’inde belirtmektedir. Dertli ve çileli de olsa, uzun bir ömür sürmek kulun lehinedir.

                    “Ne yapayım, Allah’dan geldi” diyerek başa gelen sıkıntılara katlanan, öte yandan ibadet ve tââtını elinden geldiği kadar yapmaya çalışan bir kimse Allah’ın rızâsını kazanabilir. Çünkü hayat bir fırsattır. Öldükten sonra tekrar dünyaya gelmek, eksik bıraktıklarını tamamlamak mümkün değildir. İyi bir insan için hal böyledir.Kötü yolda olan, günah ve isyan batağına dalan kimselere gelince, yaşadıkları sürece o şahısların kendilerine gelmeleri, içinde yaşadıkları çirkinliği anlayıp güzel bir hayata dönmeleri dâima mümkündür. Nitekim hatasını anlayıp yaptıklarına pişman olan kimseler az değildir.

                    Peygamber Efendimiz’in bir sohbeti sırasında, cennetle müjdelenen sahâbîlerden Sa’d İbni Ebû Vakkâs çok duygulanmış ve:- Âh, keşke şimdi ölmüş olsaydım! diye hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.O zaman Resûl-i Ekrem Efendimiz bu sevgili arkadaşını şöyle uyarmıştı:– “Sa’d! Eğer cennetlik isen, hayatının uzun ve yaptıklarının iyi olması senin için daha hayırlıdır” (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 267).

                    Efendimiz’in bu uyarısı, uzun bir ömrün mü’mine verilmiş iyi bir fırsat olduğunu göstermektedir.Zamanın iyice kötüye gittiği, fenalıklara engel olma imkânı kalmadığı zaman ölümü istemekte bir sakınca yoktur. Çünkü bu durumda kul kadere isyan etmemekte, tam aksine, zaman seline kapılarak günah batağına düşmekten korktuğunu göstermektedir.

                    #800740
                    Anonim

                      Yaşlı hasta ve kendi ihtiyaçlarını dahi kendisi gideremediği bir insanın Rabbin’den hayırlı bir ölüm dilemesi yanlış mıdır? Eğer yanlış ise, bunu nasıl açıklamak lazım?

                      #800742
                      Anonim

                        Bu dünya hakikaten de çok yoruyor insanı. İnsan bir an evvel Rabbine ve Efendisine kavuşmayı arzuluyor… Gelin görün ki bu duygular içerisinde iken ölümü arzulamamakgerektiğini öğrenmek kişiyi bu imtihana daha da bağlıyor. O yüzden bu dünyayı çok iyi değerlendirmeli ve ahiretin tarlası olarak kullanmayı artırarak devam etmeliyiz.Ahirete çıkış çok şiddetlidir!

                        Buhari ve Nesai Ebû Hüreyre (r.a.)’dan o da Peygamber Efendimizden; şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: «Sakın hiçbiriniz ölümü istemesin; eğer iyi ise umulur ki iyiliğini arttırır. Şayet kötü ise umulur ki vazgeçer.»

                        Câbir (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: «Ölümü istemeyiniz. Çünkü, ölümden sonra, âhirete çıkışın korkunçluğu çok şiddetlidir. Hem de Allah, insana tevbe ve dönüşü nasip edinceye kadar ömrünün uzaması, mutluluktur.»Buhâri ve Müslim’in rivayetlerine göre, Enes, (r.a.) şöyle buyurmuştur: «Eğer Resulullah, (S.a.v) ölümü istemekten nehyetmeseydi, ölmemizi isteyecektik.»

                        Buhâri de Kays İbni Ebi Hazım (r.a.)’dan şunu nakletmiş; «Habbab (r.a.)ın yanma gittik. Onu ziyaret edecektik. Hasta idi yedi dağla dağlanmıştı. Bize: «Eğer Resûlullah (S.a.v.) bizi ölümü istemekten menetmeseydi, ölümümü isteyecektim.» dedi.Amelimize ne kadar güvenebiliriz ki!?

                        Îmam-Ahmed, Ebû Ya’la, Taberani, Ünunü’l-Fadl (r.a.)’dan rivayetlerine göre: Resulullah, (S.a.v.) yanlarına geldi, amcası, Abbâs (r.a.) hasta idi, şikayetlenip ölümü istiyordu. Resulullah (s.a.v.) ; «Amca! Ölümü isteme, eğer sen iyiysen ecelinin ertelenip iyiliğini arttırman senin için daha hayırlıdır; eğer kötü isen, ecelin ertelenip kötülüğünden vazgeçmen yine senin için daha iyidir, sakın, asla ölümü isteme!» diye buyurdu.

                        İmam Ahmed’in Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayetine göre, Resulullah (S.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kendisine ölüm gelmeden hiç kimse ölümü istemesin, ve ameline güvenmeden ölümün gelmesine dua etmesin.» [İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayınları: 18-20.]İ

                        lla isteyecekseniz!!!

                        Buhâri ve Müslim’in, Enes (r.a.)’dan rivayet ettiklerine göre, Peygamber (S.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Sakın kimse kendisine dokunan bir zarardan dolayı ölümü istemesin. Eğer kendini ölümü istemekten alıkoyamıyorsa şöyle desin;
                        – Rabbim, yaşamak bana daha hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; ölümüm bana daha hayırlı olduğu zaman ruhumu al.»

                        Müslim’in Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayetine göre, Peygamber (S.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Hiç biriniz ölümü asla istemesin ve ölüm gelmeden de gelmesine dua etmesin. Çünkü sizden biriniz öldüğü zaman ameli kesilir. Hem de, müminin ömrü kendisine hayırdan başka bir şey arttırmaz.»Kalmak sana daha hayırlıdır

                        Mervizi’nin Muaviye kölesi Kasım (r.a.)’dan rivayetine göre, Resulullah (S.a.v.)’in işiteceği bir tarzda, Sa’d İbn-i Ebi Vakkas (r.a.) ölümü istedi. Resulullah, (S.a.v.):«Ölümü isteme, eğer Cennet ehlinden isen kalmak sana daha hayırlıdır, eğer cehennem ehlinden isen, ne acelen, var ki, ona koşuyorsun» diye buyurdu.

                        Hâtib’in, tarih kitabında İbn-i Abbâs (r.a.) rivayetine göre, Peygamber Efendimiz (S.a.v.) şöyle buyurmuştur;
                        «Hiç kimse ölümü istemesin, çünkü kendisine ne hazırlandığını (Yani başına ne geleceğini) bilmez.»

                        İnsan hastalığı ile sızlanmaz, feryat etmez, sabır ve metanet gösterirse Allah’ın affına mazhar olur. Hastanın feryad ü figan etmesi, ağlayıp sızlanması ve ölümü istemesi doğru bir davranış değildir.

                        #800749
                        Anonim

                          ölümü temenniden ziyada yok olup gitmeyi çok arzuladım, hala da arzuluyorum. kimseler tarafından tanınmamayı, tanıyanlar arasında ise hatırlarından silinmeyi arzu etmişimdir fakat her zaman tam tersi oldu. şimdi yine yok olup gitmeyi diliyorum Allah tan.. ya da üzerine basılıp geçen bir toprak veyahut bir toz parçası olmak oradan oraya savrulmak..
                          evet ölüme hazır değilim ama yaşamaya da takatim kalmadı :(,
                          bu da herhalde iman zayıflığından geliyor… dua beklerim kardeşlerim selametle kalın

                          #800754
                          Anonim

                            @ZAHİD 282916 wrote:

                            ölümü temenniden ziyada yok olup gitmeyi çok arzuladım, hala da arzuluyorum. kimseler tarafından tanınmamayı, tanıyanlar arasında ise hatırlarından silinmeyi arzu etmişimdir fakat her zaman tam tersi oldu. şimdi yine yok olup gitmeyi diliyorum Allah tan.. ya da üzerine basılıp geçen bir toprak veyahut bir toz parçası olmak oradan oraya savrulmak..
                            evet ölüme hazır değilim ama yaşamaya da takatim kalmadı :(,
                            bu da herhalde iman zayıflığından geliyor… dua beklerim kardeşlerim selametle kalın

                            Kardeşim dünyaya gönderildiysek, yokluk aleminden varık alemine çıkarıldıysak bu en başta bizim için büyük bir nimettir. İnsanız, arada tökezlemelerimizin olması doğal. Ama hemen toparlanıp, kulluk şuuruyla kaldığımız yerden devam etmeli. Depoyu iyi dolduralım ki bu dünyanın meşgaleleri arasında bizi yarı yolda bırakıp, zora sokmasın.

                            Cenab-ı Hak insanı Ahsen-i takvim suretinde yaratıp, mahiyetine de bir çok hissiyat ve latifeler koymuş. Bu hissiyat ve latifelerin hepsinin kuvvetleri, görevleri, sezme ve hissediş biçimleri farklı farklı.. Mesela ; kalpte beliren bir manayı, maddi olan dilin anlatmakta aciz kalacağı gibi ya da vicdanın hissettiği ince bir meseleyi de akıl tartmakta, anlamakta zorlandığı gibi..

                            Yoklukta aynı bu gibi. Nefisle, cesetle değerlendirmeye çalıştığımızda anlamaktan aciz kalıyoruz. Hatta yanlış düşüncelere kapılıyoruz. Çünkü nefis sürekli hazır lezzet istiyor ve nerde meşakkat, zorluk görse hemen kaçmaya, kurtulmaya çaılışıyor. Şuandaki bir gram azaptan kurtulmak için, ilerideki yüz ton ağırlığındaki mükafatı reddedecek mahiyette. Hazır lezzeti almak için ilerideki hayatını mahvedecek hapsi göze almakta. Halbuki bu mesele vicdanla ilgili bir meseledir ve ancak onunla anlaşılabilir.

                            [DIKKAT]
                            Kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, “Ebed, ebed!” sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek, o vicdan, o ebed için mahlûktur.

                            ( Sözler)
                            [/DIKKAT]

                            Hatta Üstad Asay-ı Musa adlı eserinde
                            “Bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum: ‘Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?’ dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden ‘Ah!’ çekti. ‘Cehennem de olsa beka isterim’ dedi.” diyor.

                            Belki diyeceksiniz ben dünyada bile yaşamak istemiyorum, bide cehennemden bahsediyorsunuz.. Bunun sebebi ise tartacağımız şey için kullandığımız terazinin yanlışlığı olsa gerek. Çok hassas ölçüm yapmamız gereken bir yerde tutup hassasiyeti giderilmiş kaba bir terazi kullandığımız için yanlış sonuçlara varabiliyoruz ve anlamakta aciz kalıyoruz. Bizim vicdan terazimiz de Üstad kadar ince, hassas olsa idi bırakalım yok olayı, yok olmak yerine ”Cehennemde Olsa Ebed İsterim” diyebilecektik.

                            Beynimizi böyle vesveselerle bulandırmak yerine Cenab-ı Hakk’a olan kulluk vazifemizi yerine getirdiğimizde inşallah hepimizdeki manevi yaralar şifa bulup, kalp ve ruhumuz inşirah bulacaktır. Çünkü ruhumuz, kalbimiz bu sıkıntılı, geçici, boğucu, zulümatlı, kasvetli olan dünyada teneffüs etmeye muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.

                            Rabbim bu meşakkatli yolda yar ve yardımcınız/mız olsun inşallah.

                            #800757
                            Anonim

                              amin amin amin
                              ama şu meseleyi henüz anlamış değilim neden üstad gibi bir zat dahi ebedi dahi olsa cehennemi tercih ediyor,..? kim derse ki herkesin ruhunda edebiyet arzusu var, biraz daha düşünüp etrafına baksasınlar bence o zman karar versinler

                              #800758
                              Anonim

                                yanlış anlamayın öğrenmek için soruyorum

                                #800763
                                Anonim

                                  @ZAHİD 282927 wrote:

                                  amin amin amin
                                  ama şu meseleyi henüz anlamış değilim neden üstad gibi bir zat dahi ebedi dahi olsa cehennemi tercih ediyor,..?

                                  Hazreti Ustadın bu meselesinin geçtiği Şualar risalesinde onbirinci şuaya bakalım :

                                  [BILGI]İnsan, sair hayvanata muhalif olarak, hanesiyle alâkadar olduğu misilli, dünya ile alâkadardır. Ve akaribiyle münasebettar olduğu gibi, nev-i beşer ile de ciddî ve fıtrî münasebettardır. Ve dünyada muvakkat bekasını arzuladığı gibi, bir dâr-ı ebedîde bekasını, aşk derecesinde arzuluyor. Ve midesinin gıda ihtiyacını temin etmeye çalıştığı gibi, dünya kadar geniş, belki ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları, akıl ve kalb ve ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeye fıtraten mecburdur, çabalıyor. Ve öyle arzuları ve matlapları var ki, ebedî saadetten başka hiçbir şey onları tatmin etmiyor. Hattâ, Onuncu Sözde işaret edildiği gibi, bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum:

                                  “Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?” dedim.

                                  Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden “Ah!” çekti.

                                  “Cehennem de olsa beka isterim” dedi.[/BILGI]

                                  Burada Ustadımız Bediüzzaman cennet ve cehennemi karşılaştırmıyor. Yok olma azabı ve cehennem azabını karşılaştırmakta ve cehennem azabının dahi ebedi bir hayat vermekle rahmet olduğunu bizlere anlatıyor. Nasıl ki bir mahkuma idam cezası vermeyip müebbet hapis vermek o mahkum için bir nimet ise Allahu teala da merhametinin iktiza ettiği sürette kafirleri yok etmeyip rahmet ile muamele ederek cehennemi veriyor..

                                  kim derse ki herkesin ruhunda edebiyet arzusu var, biraz daha düşünüp etrafına baksasınlar bence o zman karar versinler

                                  Bu sözünü tam anlayamadığım için bir şey diyemiyorum biraz izah yada örnek verir misiniz?

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 42)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.