- Bu konu 18 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Temmuz 2012: 12:19 #805640
Anonim
تَجْرِى
1 Bahçelerin en güzeli, içinde suyu bulunanlardır. Bunların da en güzeli, içlerinden suları akanlardır. Bunların da en iyisi, akıntısı devamlı olanlardır. İşte cereyanın siga-i muzâri kıyafetinde zikredilmesi, o cereyanları tasvir etmekle, devamlı olduğuna işarettir.مِنْ تَحْتِهَا
2 Hadravat (yeşillik) ve nebatat içinde cereyan eden suların en iyisi, nebaan suretiyle bahçenin içinden çıkmakla yüksek köşklerin altından kendine mahsus terennümatıyla geçen, eşcar ve nebatata dağılan sulardır. مِنْ تَحْتِهَا kelimesi, bu kısım sulara işarettir.اَ ْلاَنْهَارُ
3 Suların çokluğu, bahçelere daha ziyade menfaat, revnak ve güzellik verir.Kezalik, küçük küçük arklardan tecemmu eden nehirler, daha güzel manzaraları teşkil eder. Bilhassa suları berrak, zülâl, tatlı, soğuk olursa, fevkalâde bir kıymet, bir lezzet veriyor. İşte اَ ْلاَنْهَارُ kelimesi, cem’iyle, târifiyle, maddesiyle bu çeşit sulara işaret eder.
﴿ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًا قَالُوا هٰذَا الَّذِى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ
4 ﴾
Bu büyük cümle, çok küçük küçük cümleleri tazammun etmiştir. Evet, bu cümle, mâkabliyle bağlı değildir; müste’nifedir, vazifesi mukadder bir suali cevaplandırmaktır. Mukadder sual ise, sekiz sualin memzuç ve mâcunudur. Şöyle ki:
[NOT] Dipnot-1 Akar.
Dipnot-2 Altlarından.
Dipnot-3 Nehirler.
D ipnot-4 O Cennetlerdeki herhangi bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikleri vakit, “Bu, bundan evvel bize (dünyada) verilenlerdendir” derler.[/NOT]
[TABLE]
[TR]
[TD]bilhassa: özellikle[/TD]
[TD]cem’: gr. çoğul[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]cereyan: akıntı, akıyor anlamına gelen “tecrî” kelimesi[/TD]
[TD]eşcar: ağaçlar[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]fevkalâde: olağanüstü, çok güzel [/TD]
[TD]keza/kezalik: bunun gibi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mahsus: has, özel, ait[/TD]
[TD]memzuç: karışmış[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]menfaat: fayda, yarar[/TD]
[TD]mukadder: gr. lâfız olarak zikredilmediği halde kapalı ve gizli olarak kastedilen[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mâcun: karışım; hamur kıvamında olan şey[/TD]
[TD]mâkabli: öncesi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]müste’nife: yeni başlayan; önceki cümlelere bağlı olmayıp ilerideki muhtemel, sorulara cevap teşkil eden cümle[/TD]
[TD]nebaan: yerden çıkma, fışkırma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]nebatat: bitkiler[/TD]
[TD]revnak: süs, güzellik[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]siga-i muzâri: gr. şimdiki, geniş ve yakın gelecek zamanı bildiren fiil kipi[/TD]
[TD]tarifiyle: Arapça belirlik takısı olan “el” ile birlikte gelmesiyle[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tasvir: anlatım, ifade etme[/TD]
[TD]tazammun: içerme, kapsama[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tecemmu etme: toplanma, birikme[/TD]
[TD]tenvin: Arapça gramerinde bir kelimenin sonunu nun gibi okutmak üzere konulan işaret; kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hali[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]terennümat: terennümler, nameler, güzel, hoş sesler[/TD]
[TD]teşkil etme: meydana getirme, oluşturma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]ziyade: çok[/TD]
[TD]zülâl: tatlı ve duru su[/TD]
[/TR]
[/TABLE]15 Temmuz 2012: 12:22 #805641Anonim
Vakta ki iman edenler ve amel-i salih işleyenler, Cennet gibi yüksek bir meskenle tebşir edildiler, birdenbire sâmiin zihnine geldi:“Acaba o meskende rızık olacak birşey var mıdır?
Varsa, o rızık nereden hasıl olur ve nereden gelir?
O rızıklar o Cennetten hasıl olduğu takdirde, nesinden neş’et ediyor?
Semeratından meydana gelirlerse, dünya semeratına benzerler mi?
Benzediği takdirde, birbirine de benzerler mi?
Birbirine müşabih olurlarsa, tatları bir midir, yoksa ayrı ayrı mıdır?
Tatları muhtelif olduğu takdirde, koparıldıkları zaman yerleri boş mu kalır, yoksa derhal dolar mı?
Tebeddül ettikleri takdirde, devamlı mıdırlar? Devamlı iseler, onları yiyenler sevinirler mi? Sevindikleri zaman ne derler?
Arkadaş! Bu sualleri avucuna koy. Ben de bu cümleleri açar, içlerine bakarım. Sen de dikkat et, bakalım mutabık olacak mıdır?
كُلَّمَا kelimesi, devam ve tahkike delâlet eder.
رُزِقُوا
1 sîga-i mâzisiyle, vukuunun tahakkukuna delâlet ettiği gibi, maddesiyle de dünyadaki rızıklarını ihtar eder. Ve bina-i meçhul sigasıyla zikri, o rızkda meşakkatin bulunmamasına ve onların (ağalar ve beyler gibi) rızıkları ayaklarına geldiğine delâlet eder.مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ
2 denilmektense مِنْ ثَمَرَاتِهَا
3 denilmiş olsaydı, daha muhtasar ve daha güzel olurdu. Fakat mezkûr suallerden iki suale cevap olduğundan, مِنْهَا ayrı, مِنْ ثَمَرَةٍ
4 ayrı söylemek icap etmiştir.
[NOT]Dipnot-1 Rızıklandırıldılar..
Dipnot-2 Orada bulunan meyvelerden.
Dipnot-3 Oradaki meyvelerden.
Dipnot-4 Bir meyve.[/NOT]
[TABLE]
[TR]
[TD]amel-i salih: dince makbul olan iyi, güzel ve faydalı iş[/TD]
[TD]bina-i meçhul: gr. edilgen kalıp, yapı[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]delâlet etme: delil olma, işaret etme[/TD]
[TD]hasıl olma: ulaşma, gelme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]icap etmek: gerekmek[/TD]
[TD]ihtar etmek: hatırlatmak, ikaz etmek[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mesken: oturulan yer, ev[/TD]
[TD]mezkûr: anılan, sözü geçen[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]meşakkat: güçlük, zorluk[/TD]
[TD]muhtasar: kısa, özet [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]muhtelif: farklı, değişik[/TD]
[TD]mutabık olma: örtüşme, uyuşma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]müşabih: benzer[/TD]
[TD]neş’et etme: doğma, meydana gelme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]rızık: Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler[/TD]
[TD]semerât: meyveler[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]siga: gr. kip, kalıp[/TD]
[TD]sâmi’: dinleyen, kulak veren[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]sîga-i mâzi: gr. geçmiş zaman kipi[/TD]
[TD]tahakkuk: kesin ve şüphesiz olarak gerçekleşme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tahkik: kesinlik, muhakkak olma; bir hüküm ve gerçekliği kuvvetle ifade etme[/TD]
[TD]tebeddül etmek: değişmek[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tebşîr: müjdeleme, müjde [/TD]
[TD]vakta ki: ne zaman ki[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]vuku: gerçekleşme, meydana gelme[/TD]
[TD]كُلَّمَا: (bk. ḥ-r-f[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
15 Temmuz 2012: 12:25 #805642Anonim
مِنْ ثَمَرَةٍ
1 ’deki tenkir, tâmimi ifade ettiği cihetle, Cennetin bütün semereleri rızık olmaya şâyân olduğuna işarettir.رِزْقً ا
2 kelimesinin tenkiri ise, açlığı gidermek için yediğiniz, gördüğünüz rızık olmadığına işarettir.قَالُو ا tefâul bâbının mânâsı olan şirketi andırıyor. Yani, “O rızkın acip keyfiyetinden ettikleri taaccüp ve istiğrabı birbirine söylemeye başladılar.”
هٰذَا الَّذِى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ
3 Bu cümlede mübhem bırakılıp beyan edilmeyen rızık kelimesinin dört mânâya ihtimali vardır.Birincisi: Rızıktan maksat, amel-i sâlihtir. Yani, “Bu dâr-ı dünyada rızık olarak bize nasip kılınan, amel-i salih, yani, şimdi yediğimiz rızıklar dünyada yaptığımız amel-i salihin neticesidir.” Yani amel ile ceza arasında o kadar ittisal (bağlılık) vardır ki, sanki dünyadaki amel, âhirette tecessüm edip sevap kesilmiştir. Onların sevinçleri, bu noktadan hasıl olmuştur.
İkincisi: Rızıktan maksat, dünyanın taam ve yemekleridir. Yani, “Dünyada rızık olarak bize verilen taamlar, bunlardır. Amma zevkleri, tatları arasında dağlar kadar fark vardır.” İşte onların istiğrapları bu noktadandır.
Üçüncüsü: Bu semereler, biraz evvel yediğimiz semereler gibidir, ama suretleri bir, mânâları, tatları ayrıdır. Demek sureten, şeklen bir olduklarından ülfet lezzetini veriyor, tatlarının ayrı olmasıyla de teceddüd lezzeti hâsıl oluyor. İşte sevinçleri bu noktadandır.
Dördüncüsü: Hemen şimdi yediğimiz meyveler, bu dallardaki meyvelerdir. Demek bir meyve koparıldığı zaman, yeri boş kalmıyor, derhal yerine bir meyve peyda oluyor. İşte bundandır ki, Cennetin meyvelerinde noksaniyet olmuyor.
﴾ وَاُتُوا بِهِ مُتَشَابِهً ا
4 ﴿ Bu cümle, itiraziyedir. Yani, yeni bir hükmü ifade etmek için
[NOT]Dipnot-1 Herhangi bir meyve.
Dipnot-2 Bir rızık olarak.
Dipnot-3 Bu, bundan önce (dünyada) bize verilenlerdendir.
Dipnot-4 Benzer (dünyadakine) olarak verilmiştir.[/NOT]
[TABLE]
[TR]
[TD]amel: davranış, iş, uygulama; Allah’ın emirlerini yerine getirme ya da getirmeme[/TD]
[TD]amel-i salih: Allah için yapılan iyi işler[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]beyan etmek: açıklamak, anlatmak[/TD]
[TD]ceza: karşılık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]cihet: taraf, yön[/TD]
[TD]dâr-ı dünya: dünya yurdu[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]hâsıl olma: oluşma, meydana gelme[/TD]
[TD]itiraziye (cümle): yeni bir hükmü ifade etmek için zikrine gerek olmadığı halde önceki cümlenin hükmünü tasdik veya illetini açıklamak üzere tamamlayıcı mahiyette gelen cümle[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]ittisal: bağlılık, ilişki[/TD]
[TD]keyfiyet: durum, nitelik, özellik[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mübhem: kapalı, belirsiz[/TD]
[TD]noksaniyet: eksiklik, noksanlık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]peydâ olma: belirme, görünme[/TD]
[TD]rızık: Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]semere: meyve[/TD]
[TD]taaccüp: hayret etme, şaşkınlık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]taam: yemek, yiyecek [/TD]
[TD]teceddüd: yenilenme, tazelenme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tecessüm: cisimleşme, görünme[/TD]
[TD]tefâul bâbı: “tefâul” kalıbı[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tenkir: gr. belirsiz kılma; bir kelimeyi nekre yapıp mânâyı kapalı, belirsiz yapma[/TD]
[TD]tâmim: umumileştirme, genelleme; bir hükmü aynı cinsin bütün fertlerine verme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]âhiret: öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat[/TD]
[TD]ülfet: alışkanlık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]İstiğrap/istiğrab: gariplik, tuhaf görme, şaşkınlık[/TD]
[TD]şâyân: lâyık, uygun, değer[/TD]
[/TR]
[/TABLE]15 Temmuz 2012: 12:31 #805643Anonim
zikrine lüzum olmadığı halde, هٰذَا الَّذِى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ
1 cümlesindeki hükmü tasdik ve illetini beyan etmek üzere, evvelki cümleye bir zeyil ve bir fezleke olarak zikredilmiştir.Bina-i meçhul sigasıyla اُتُوا
2 nün zikredilmesi, ehl-i Cennetin işleri, hademeleri tarafından görülmekte olduğuna işarettir.مُتَشَابِهًا
3 Yani zahiren ve şeklen bir olduğundan, ülfet lezzetini veriyor; bâtınen ve taâmen de ayrı olduğu cihetle, teceddüd lezzetini veriyor. Bu itibarla مُتَشَابِهًا kelimesi, her iki lezzeti ima ediyor.﴾ وَلَهُمْ فِيهَا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ
4 ﴿ Bu cümle اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِى …الخ
5 cümlesine atıftır. Atfın tarafeyni arasında lâzım olan münasebetin iktizasınca, takdir-i kelâm şöyle olsa gerektir: “Onlar, kendi cisimleri için bir meskene muhtaç oldukları gibi, kadınları için de bir meskene muhtaçtırlar.”لَهُمْ kelimesi ihtisası ifade ettiği cihetle, o ezvacın, onların mülkü ve onlara mahsus olduklarına delâlet ettiği gibi, dünya kadınlarından başka حُورٌ عِينٌ
6 ile tâbir edilen bir kısım kadınlar da onlar için yaratılmış olduğunu îmaen gösteriyor.فِيهَا Cennet, o kadınlara zarf ve mesken olduğundan anlaşılır ki, o kadınlar, o
[NOT]Dipnot-1 “Bu, bundan önce (dünyada) bize verilenlerdendir.” Bakara Sûresi, 2:25.
Dipnot-2 Verildiklerinde (yedirildikleri vakit).
Dipnot-3 Benzer.
Dipnot-4 Onlar için orada tertemiz eşler vardır.
Dipnot-5 Onlar için altında nehirler akan cennetler vardır.
Dipnot-6 Güzel gözlü (ceylan gözlü) kadınlar.[/NOT]
[TABLE]
[TR]
[TD]atıf: (Ar. gr.) öncesi veya sonrası arasındaki mânâ bütünlüğünü gösteren irtibat ve bağlılığa göndermede bulunma
[/TD]
[TD]beyan etmek: açıklamak, izah etmek[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]bina-i meçhul sigası: gr. edilgen kip, kalıp[/TD]
[TD]bâtınen: içyüzünde[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]cihet: taraf, yön[/TD]
[TD]delâlet etme: delil olma, işaret etme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]ehl-i Cennet: Cennet ehli, Cennetlikler[/TD]
[TD]ezvac: eşler, zevceler[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]fezleke: netice, özet[/TD]
[TD]ihtisas: mahsus kılma, ait kılma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]iktiza: gerektirme[/TD]
[TD]illet: asıl sebep[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]itibar: özellik[/TD]
[TD]mahsus: has, özel[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mesken: oturulacak yer, ev[/TD]
[TD]münasebet: alâka, ilgi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tabir: ifade[/TD]
[TD]takdir-i kelâm: sözün gelişi; lâfız olarak zikredilmediği halde, görünen lâfzın altında kapalı olarak bulunan söz, mânâ[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tarafeyn: iki taraf [/TD]
[TD]tasdik: doğrulama, onaylama[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]taâmen: yiyecek olarak[/TD]
[TD]teceddüd: yenilenme, tazelenme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]zahiren: dış görünüş itibariyle[/TD]
[TD]zarf: bir zaman ve mekân içinde olma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]zeyil: ilâve, ek[/TD]
[TD]zikredilme: anılma, belirtilme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]îma: gizli ve ince bir mânâyı gösterme, işaret etme[/TD]
[TD]îmaen: gizli ve ince bir mânâyı göstererek, işaret ederek[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]ülfet: alışkanlık[/TD]
[/TR]
[/TABLE]15 Temmuz 2012: 12:36 #805644Anonim
yüksek Cennete lâyıktırlar ve aynı zamanda Cennet derecelerinin yüksekliği nisbetinde onların hüsünleri de yükseliyor.Ve keza, Cennetin de onlarla müzeyyen olduğuna gizli bir ima vardır.
مُطَهَّرَةٌ
1 tef’îl bâbından ism-i mef’ul olduğundan, her halde tathîr edici bir fâil vardır. O fail de, ancak yed-i kudrettir. Binaenaleyh, yed-i kudretin tathir ve tenzih ettiği kadınların tavsifleri kabil değildir.Ve keza, مُطَهَّرَةٌ kelimesi müteaddî olduğuna nazaran, o kadınların taharetleri kendilerinden olmayıp, başkasından onlara sirayet etmiş olduğu anlaşılır. Binaenaleyh, dünya kadınları da Cennete girdikten sonra, bir tetahhur ve tasfiye ve tasaykul ameliyatıyla, güzellikte hurilerin derecelerine çıkacaklarına delâlet eder.
﴾ وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ ﴿ Yani, “Onlar da, ezvacları da, Cennet de, Cennetin lezaizi de hep ebedîdirler.”


[NOT]Dipnot-1 Tertemiz.[/NOT]
[TABLE]
[TR]
[TD]binaenaleyh: bundan dolayı[/TD]
[TD]delâlet etme: delil olma, işaret etme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]ebedî: sonu olmayan sonsuz[/TD]
[TD]ezvaç: eşler, zevceler, hanımlar[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]fâil: gr. özne; bir fiilin ifade ettiği işi, hareket ve oluşu meydana getireni gösteren kelime[/TD]
[TD]huri: Cennet kızı[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]hüsün: güzellik[/TD]
[TD]ism-i mef’ul: gr. bir iş, oluş ve hareketin kendisine yapıldığı veya tesir ettiği şeyi gösteren kelimedir, meselâ[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kabil: mümkün, olabilir[/TD]
[TD]keza: bunu gibi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]lezaiz: lezzetler[/TD]
[TD]müteaddî: gr. geçişli, etken[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]müzeyyen: süslenmiş, süslü[/TD]
[TD]nazaran: bakarak[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]sirayet etme: geçme, yayılma[/TD]
[TD]taharet: temizlik[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tasaykul: cilalanma[/TD]
[TD]tasfiye: arındırma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tathir: temizleme[/TD]
[TD]tavsif: vasıflandırma, nitelendirme, özelliklerini anlatma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tef’il bâbı: tef’il kalıbı[/TD]
[TD]tenzih: eksik ve çirkinliklerden arınmış tutma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tetahhur: temizlenme [/TD]
[TD]yed-i kudret: Allah’ın kudret eli[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]îma: gizli ve ince bir mânâyı işaret etme, gösterme[/TD]
[/TR]
[/TABLE] -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.