• Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 466 ile 480 arası (toplam 2,179)
  • Yazar
    Yazılar
  • #802262
    Anonim

      .

      Laf taşıyan nasıl çalışır?

      Boşboğaz ve aşağılık birçok kişiler vardır ki söz taşımak için hızlı hızlı solurlar, koşarlar…
      Ta ki bir an önce başkalarına yetiştirmek için oturamaz ve yeni getirdiği dedikodu haberini söylemedikçe duramaz.
      Nefsine iki nefeslik bir zaman bile sahip olup, hiç olmazsa o meselenin açılmasını beklemeye de sabredemez.
      Dağarcığında her ne varsa hemen boşaltıverir. Heybesinin hemen başını aşağı getiriverir.
      Ne duyduysa tamı tamına nakleder; hatta birazını da kendi kesesinden uydurur.
      Laf taşıyıcı, bir sirke tulumuna benzer ki söz taşımazsa çatlar gider.
      Gammaz, bedava gönüllü olarak kedere bulaşmıştır, başkasında gördüğü bir dert ile ortak olmuştur.
      Başkalarının sıkıntısından o zevk alır. Kimde bir keder görse kendisi sevinir.
      Dili bir kurşun; haşin ağzı da bir tüfek… Bir nefeste savaş kıvılcımları koparır.
      Onu ateşlemeye başladığı zaman, birini de bozgunculuk için saklar.
      Anlatacaklarını bitirdiği zaman artık duramaz ve hızla oradan da ayrılır.
      Bu sefer canını başka bir meclise atar, her ne yapıldıysa orada da satar.
      Böyle böyle laf taşıyarak akşama kadar bütün şehri baştan sona dolaşır.
      Onun huyu, âdeti ve işi budur. Gece gündüz biricik düşüncesi budur.
      O soysuz, böyle halkın arasına düşmanlık bırakır ve o huyu; evladı ve neslinde de fasılasız devanı eder.
      Böylece iki topluluk sıkıntı ve üzüntüleri hedef olur. Artık aralarında sulh bile olsa işin tadı kaçmıştır.
      Onun yaptığı bozgunculuk dillere düşer ve bu arada kendisi de satılır gider.
      Onun ahiretteki tek işi inleyiş ve çığlıktır. Çünki Allah “Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha şiddetlidir” buyurdu. Nice eşekler, nice haber ve hadiseler için ağızlarını ve kulaklarını bunlara vakfetmişlerdir.
      Sakın böylesi kötülüklere bulaşmayasın ki iki cihanda rahat olasın!

      Nabi

      #802263
      Anonim

        :

        Dünya bir seraptır

        Ey oğul!
        Bu dünya imtihan yeridir. Onun yüzü yaldızla ve çeşitli yüzlerle süslenmiştir. Sureti nakışlıdır. Çirkin bir kadın gibi kaşı çekilmiş, yanakları boyanmış. İlk bakışta tatlı gelir, göze tazelik ve canlılık hayali verir; lâkin gerçekte o üzerine koku sürülmüş cifeye benzer.
        Sineklerin ve kurtların içine dolduğu bir çöplük gibidir. Su gibi görünür, o bir seraptır, Şeker suretinde zehirdir. İçi harap ve çok kötüdür. Bu süsü ve hayasızlığı ile söylenenlerin ve anlatılanların hepsinden şerlidir.
        Onun aşıkı sefih ve büyülüdür. Fitneye düşmüş, çıldırmış ve aldatılmıştır. Kim onun görünüşüne aldanırsa ebedi kayıp zehiri ile zehirlenmiştir. Kim onun tazeliğine ve tadına bakarsa sonsuzluğa kadar pişmanlık duyar.
        Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
        “Dünya ve âhiret iki kuma gibidir; birini razı etsen, diğeri darılır.”

        İmam Rabbani

        #802264
        Anonim

          N

          Nefis putunu kır

          Putların anası, bir put olan nefsinizdir; çünkü put yılandır; nefis putuysa ejderhâ.
          Nefis demirle taş gibidir; put o çakmaktaşından sıçrayan kıvılcımdır; o kıvılcım suyla söner gider.
          Fakat çakmaktaşıyla demir, ne vakit suyla söner? İnsanoğlu, bu ikisi, kendisiyle oldukça nasıl esenliğe ulaşır?
          Put, testide gizli duran kara sudur; nefsi ise, bu kara suya kaynak bil.
          O yontulmuş put, kara sele benzer; put yonan nefisse anayoldaki kaynaktır.
          Bir parçası yüzlerce testiyi kırar, ama kaynağın suyu durmadan dinlenmeden coşar kaynar.
          Put kırmak kolaydır, pek kolay; fakat nefsi kırıp geçirmeyi kolay görmek bilgisizliktir, bilgisizlik.

          Hazret-i Mevlânâ’

          #802265
          Anonim

            N

            Ne zaman haya varsa, iman da var

            Ey ciğerköşem!
            Birkaç iyi iş vardır, kişi onları âdet edinip sürdürürse, hem insanların katında, hem de Allah katında itibar görür: İlim, edep, tevazu, zâhitlik, doğruluk, sözde ve fiilde dini temiz tutma, namusluluk; halkı incitmemek, halkın güçlüğünü götürmek. Bunların hepsinin sermayesi hayadır. Nitekim Peygamberimiz buyurur: “El-hayâü mi-ne’1-iman”, “Ne zaman haya varsa iman da var.” Ne zaman iman var, o iyi işlerin hepsi de olur.

            Kabusname

            #802266
            Anonim

              Ş

              Şu kadınla da hayatını kur
              Ey oğul
              Kadınların bir kısmı da sevimli ve merhametlidir. Bereketli ve feyizlidir. Soylu çocuk doğurur.
              Kendisine her zaman güvenilir. Komşuları arasında itibarlıdır.
              Aile sırlarım korur, kimsenin yanında açmaz.
              Cömerttir, eli açıktır. Bağırıp çağırmaz, alçak sesle konuşur.
              Evi ter temizdir. Çocukları çiçek gibi, gönül alıcıdır. Hayrı süreklidir. Kocası da o nisbette yumuşak huyludur.
              Namus onun şiarı, terbiye değişmez vasfıdır.

              İmam-ı Gazâlî’

              #802267
              Anonim

                ,


                Peygamberimize salavat getir

                Ey oğul!
                Kıyamet günü Arşın gölgesinde oturup mahşerin dehşetinden emin olmak istersen, Peygamberimize salavat getirmeye devam et.
                Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
                “Yâ Ebâ Hüreyre! Mahşerde Arşın gölgesinde benimle beraber bulunup musafaha etmek istersen, bana günde yüz defa salavat getir. Mahşerde benim havuzumdan içmek istersen, mü’min kardeşinle üç günden fazla küsülü durma. Şarap içenden ve haram yiyenden kendini uzak tut.”

                Ebû Hüreyre’

                #802268
                Anonim


                  Ehli imân meclisinde aradım kıldım taleb.

                  Her hüner makbûl ise de illâ edeb illâ edeb.

                  Edebin manası: Hakka karşı ve halk arasında had ve nisbet ve münasebetini bilmektir.
                  Edebin menşei: Kendisindeki acz ve fakr, naks ve kusura intikaldir.

                  Mârifetullahta edeb: Bu edebe riâyet, gafletin terki ile olabilir. Tenkid ve tereddüd ve hırs,edebi ve fıtri ahvâli bozar. Mâna ışık ve nur gizlenir. Mânevi gözle görülecek nuru, maddi gözle görmeğe çalışmak ve ondan istemek gaflet veya hırstır.Veya nazarı maddidir. Hırs girerse sebeb olur o nur gizlenir. Ehli tabiatın yolu budur.

                  Hulûsi Yahyagil

                  #802958
                  Anonim
                    B407548_10150609984893887_76302888886_9040220_982216951_n.jpg
                    #803333
                    Anonim
                      .

                      Şu iki şey hâriç dünyâda safâ kalmadı:

                      1. Kardeşlerle karşılaşmak ve onlarla sohbet etmek,

                      2. Teheccüd namazına kalkmak ve o feyizli vakitte doya doya zikir ve Kur’ân ile meşgûl olmak.

                      Malik Bin Dinar -kuddise sirruh- (v. 748)

                      #803346
                      Anonim

                        BENDE KASTAMONU’NUN YÜZLERCE EVLİYALARINDAN BİRTANESİNİN ŞEYH ŞABAN-I VELİ HAZRETLERİNDEN BİR PARÇA SUNAYIM;

                        Pir Şaban-ı Velî Hazretleri

                        Hz. Pir hakkında pek çok kitaplar yazılmıştır. Duyulmasını istemediği hâl ve keramatı, birçok kişi tarafından zahir olmuştur. Bunlardan biri, şöyle anlatılır :
                        Kastamonu’ya varınca bir dergâh açmış, halktan birisi gelip
                        -Sen ne iş görürsün, demiş?

                        Pir Şaban-ı Velî Hazretleri:

                        -Kalp kalaylarım, diye buyurmuş.

                        Vatandaş, onu kap kalaylarım diye anlamış ve evine gidip bir çuval bakır kap getirerek:

                        -Şunları kalaylayıver, demiş.

                        Pir Şaban-ı Velî Hazretleri:

                        -Biz kalp dedik, ama sen kap anlamışsın. Neyse zahmet etmişsin, getirmişsin. O işi de görüverelim. Yarın gel, al demiş. Ertesi günü çuvalın ağzı bile açılmadığı halde çuvalın içindeki kapların pırıl pırıl olduğu görülmüş.

                        Allah’ın âşık ve sâdık gönül dostlarından biri olan Pir Şaban-ı Velî Hazretleri (k.s.) hakkında gerek halifeleri gerek dervişleri arasında yıllarca pek çok methiyeler söylenmiş ve yazılmıştır.
                        Seher vaktinin yeliyiz
                        Sırr-ı hakikat diliyiz
                        Mecnûn’a Leyla eliyiz
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Bize gelen irfan olur
                        Hayvan iken insân olur
                        Sırr-ı cana canan olur
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Yaktık aşka can u teni
                        Komadık dilde gümânı
                        Hakk’tır bugün dil mihmânı
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Varlığımız yoktur bizim
                        Meydânımız pâkdır bizim
                        Didârımız Hakk’tır bizim
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Şerîatsız yol değiliz
                        Ma’rifetsiz kul değiliz
                        Hakîkatden dür değiliz
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Kırklarla halvete girdik
                        Yedilerle sohbet ettik
                        Üçlerle birliğe yettik
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Halveti’dir şöhretimiz
                        Vahdet kıldık kesretimiz
                        Mahviyettir maksadımız
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Döneriz biz yane yane
                        Aşk meyine kane kane
                        Mestlikte erdik bu deme
                        Biz Şa’ bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Sanmasınlar biz mülhidiz
                        Hem müminiz hem müslimiz
                        Mucid değil muvahhidiz
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Pîrimizdir Şeyh-i Şa’bân
                        Erkânıdır mağz-ı Kur’ân
                        Yolunda canımız kurbân
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Sayılmayız parmak ile
                        Tükenmeyiz kırmak ile
                        Bir acayip dilhanemiz
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        Derviş Sâdık harabattır
                        Özü Hakk’a müstağraktır
                        Zikri fikri zât-ı Hakk’tır
                        Biz Şa’bânî bülbülüyüz
                        Vahdet bağının gülüyüz

                        eş Şeyh Sâdık
                        el Halveti eş Şa’bânî
                        Büyük edebiyatçılarımızdan Süleyman Nazif, Hz. Pir için :
                        “Huzûr-ı Pîr’e yüz sür i’tilâ isterse vicdanın” diyerek övgüde bulunmuştur.

                        Bugün Hz. Pir’in külliyesi, çok müzeyyen ve bakımlıdır. On iki ay uzaktan yakından ziyaretçisi eksik olmaz. Külliyenin cami, faal bir durumda olup beş vakit namaz kılınmaktadır. Caminin içinde iki tane halvet vardır. Birincisi, kapıdan girince soldadır ve bu halvete “Kanlı halvet” ismi verilir. Bu ismin veriliş sebebi bu yolun büyükleri tarafından şöyle izah edilmiştir:

                        Yetişen halifeler, bu halvete girerler. Girmeden önce camin görevlilerine cenaze kaldırmak için bir miktar para verirler. Sonra kanlı halvete girerler. Kanlı halvetteki dervişlerin vücudundan hatta tüylerinin dibinden kan çıkarmış.
                        Kanlı halvetten sağ çıkanlar, gerçek mürşid-i kâmillerdir. Çıkamayanlar olur ise, görevlilere verdikleri para dervişin cenaze masraflarında kullanılırmış.
                        gvİkinci halvet, cami’ye girince sağdaki taraftadır. Orası Hz. Pîr’in kendi, halvetidir. Bugün bu halvetin kapısı üzerinde bulunan levhada Hz. Pîr’in şu sözü yazılıdır:

                        Âşıkânın Kâ’be’sidir bu makam
                        Kim ki nakıs gelse bunda olur tamâm
                        Hz. Pir’in “halvet” hakkında şu hikâyeyi anlattığı rivayet edilir:

                        Bir gün Hz. Pir’e sorarlar:

                        -Bu bir bardak şerbet ve bir yufka size yetiyor mu, dediklerin de Hz. Pir:

                        -Farelerle beraber idare ediyoruz, buyurur.

                        Cami-i şerifin ikinci ve üçüncü katında dervişlerin çok sayıda halvethaneleri mevcut olup halen ziyaret edilmektedir.

                        #803358
                        Anonim
                          Haramı terk etmek vâcibdir.
                          Şüphelileri terk etmek sünnettir.
                          Buna takvâ denir.
                          Zühd, helâlin azıyla kanâat etmektir.
                          Verâ, mübahları ihtiyaç mikdârı kullanmaktır.
                          Bu zâhire âit zühddür.
                          Bir de mânevî zühd vardır.
                          O ise dünyâ sevgisini terk etmek, gönlü dünyâ sevgisinden temizlemek
                          ve âhiret ile meşgûl olmaktır.

                          (Hz. Sâfiyüddîn-i Erdebîlî Kuddise-i Sirrühû)
                          #803360
                          Anonim

                            @ABDULLAH 317668 wrote:

                            B407548_10150609984893887_76302888886_9040220_982216951_n.jpg

                            beni unutmadınız demi ben unutmadım sizi derslerim çok giremiyorum.

                            #803375
                            Anonim
                              akjk4gr7.jpg
                              #803356
                              Anonim

                                Gel, cana can ver, imâna imân, Gel vuslatı hasretinden güç olan..
                                Dillerde senin adın. gönüllerde sen…
                                Umutsuzlara umut, çaresizlere çare sen.. Her yüzde sen, her yönde sen.
                                Ey köpük köpük aşk olup coşan
                                Ey semâ semâ dökülen, taşan..
                                Gel.. Ölümsüzlük tahtından haber ver bize..
                                Bizi bizden al götür, O Mesnevi ummanına. O İlâhî aşk kervanına.
                                Ey yılları yıllara ulayıp aşan,
                                Ey nesillerden nesillere ulaşan..
                                Doyumsuz sevgine doymuyor ihvan.. Sulha, sükûna susamış cihan..
                                Yetiş imdada aman ey büyük dost.. Ey koca Sultan. Bir kerre değil asla, bin kerre gel. Yine de gel, yine de gel, yine gel.

                                #803395
                                Anonim

                                  Hz. Ömer (r.a.) Nasihatler

                                  1. Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.

                                  2. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.

                                  3. Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yor mümkün oldukça kötüye yorma.

                                  4. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.

                                  5. Sırrını gizleyen murâdına erer.

                                  6. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.

                                  7. Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.

                                  8. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.

                                  9. Henüz vukû’ bulmamış şeylerden sorma.

                                  10. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.

                                  11. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.

                                  12. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.

                                  13. Düşmanlarından uzak dur.

                                  14. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır.

                                  15. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.

                                  16. Tâat ânında kendini zavallı gör.

                                  17. Günah işlemek istersen sonunu düşün.

                                  18. Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişâre et. Zîrâ Allah: Meâlen “Allah’tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar,” buyurur.

                                  (Hayatü’s-Sahâbe )

                                15 yazı görüntüleniyor - 466 ile 480 arası (toplam 2,179)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.