• Bu konu 20 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 16 ile 22 arası (toplam 22)
  • Yazar
    Yazılar
  • #766457
    Anonim

      Uyuşturucu Maddeler
      Akademi A. Heyeti
      Esrar, afyon, eroin, kokain, morfin, L.S.D. gibi bütün uyuşturucu maddeler haramdır. Kur’ân’daki içki yasağı (Maide, 5/90) sarhoşluk veren, insanın aklî ve ruhî dengesini bozan bütün katı ve sıvı maddeleri kapsar. Hadislerde de her sarhoşluk veren şeyin haram olduğu bildirilmiştir. Şu halde haram hükmünün illeti olan sarhoş etme, uyuşturma özelliğini taşıyan maddeler için de geçerlidir ve onları kullanmak da haramdır.

      Modern tıp, psikoloji ve toplum bilimleri, esrar, afyon, eroin, kokain gibi uyuşturucu maddelerin insan sağlığı ve toplum düzeni için içkiden daha zararlı ve tehlikeli olduğunda birleşmektedirler.
      Bu bakımdan uyuşturucu kullanmak tıpkı içki kullanmak gibidir. İslâm âlimleri, uyuşturucu maddelerin haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

      #739310
      Anonim

        Giyinme

        Akademi A. Heyeti

        Cenab-ı Hakkın her emir ve yasağında sayısız hikmetler vardır. İnsanı, insanın içinde yaşadığı alemi/alemleri yaratan ve insan ile onlar arasında müthiş bir nizam kuran Allah, insan için neyin faydalı neyin de zararlı olduğunu en iyi bilendir. Bu hakikat Kur’an’da şu şekilde ifade edilmiştir:

        “Yaratan yarattığını hiç bilmez olur mu? İlmi her şeye nüfuz eden, her şeyden haberi olan latîf ve habîr O’dur. (Mülk, 67/14)

        Yüce Allah, insanı hem bu dünyada huzur ve mutluluğa ulaştırmak hem de cennete ehil hale getirmek yani cennetlik kıvama ulaştırmak için, kulun lehine proğramlanmış bir takım emir ve yasaklarda bulunmuştur. İnsanın tabii ihtiyaçlarından olan giyinme de de bu tür emir ve yasaklar mevcuttur.

        Örtünmenin farz, müstehap, mübah ve mekruh olmak üzere kısımları vardır.

        Farz olan örtünme:

        Avret yerlerinin örtülmesi ve kişinin kendisini soğuk veya sıcaktan koruyacak derecede giyinmesi. İnsan vücudunun açılması, gösterilmesi ve bakılması dinen haram olan yerlerine “avret”denir. Avret yerlerinin örtülmesine “setr-i avret”denir. Bu tabir daha çok erkek ve kadının namaz kılarken belli uzuvlarının örtülmesini ifade etmekle birlikte, namaz dışındaki örtünme vecibesini de bildirmektedir. Daha önce namaz bölümünde geçtiği üzere namazda avret yerlerinin örtülmesi, dinin bir emridir ve namazın sahih olması için bir şarttır. Aynı şekilde namazın dışında örtünme de dinin bir emridir. Örtünmenin çerçevesi, sınırları erkek ve kadına göre değişir.

        Erkeğin avret yeri:

        Bir erkeğin erkeklere ve hanımın dışındaki bayanlara karşı asgarî seviyede örtünmesi gereken yeri göbek altı ile diz kapağı altı arasıdır. Tariften anlaşılacağı üzere göbeğin örtülmesi farz değilken diz kapağının örtülmesi farzdır.

        #739311
        Anonim

          Kadının avret yeri:

          Bir kadının; kocası, kendisine mahrem olan kimseler ve Müslüman kadınlar dışındaki kimselere karşı avret mahalleri, yüz, el ve ayakları hariç bütün vücududur. Bu verilen ölçü Hanefî mezhebinin genel görüşüdür. Diğer mezheplere göre ise kadının ayakları da avrettir. Hanefi mezhebinde kadının yüzünü örtmesinin gerekli olup-olmadığı hususu üzerinde durulmuş ve “fitne”ye sebebiyet verecekse kadının yüzünün örtülmesi gerekir, denilmiştir.

          Bu genel yaklaşımla birlikte Hanefi mezhebinin önde gelen âlimlerinden Ebu Bekir el-Cessas,

          “(kadınlar) Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler. “(Ahzab, 33/59)

          ayetinin genç bir bayanın, yabancıların yanında yüzünü örtmesi gerektiğine ve iffetle hareket ederek insanları tahrik etmemesi gerektiğine delalet ettiği görüşündedir.

          Kadınların, kendilerine mahrem olan kimselerle Müslüman kadınlara göstermeleri haram olan yerler ise, aynen erkeklerdeki avret mahalleri (göbekle diz kapağı arası) ile, karın ve sırt kısmının karnın hizasına gelen kısmıdır.

          Eşler birbirlerinin vücudlarının her yerine bakabilirler, dokunabilirler. Ancak bununla beraber genel ahlak kuralları ve eşlerin birbirlerine olan saygılarının muhafazası açısından galiz avret yerlerinin örtülmesi güzel olur ki

          Hz. Aişe validemiz: “Ben Peygamber Efendimiz’den (sas) hiçbir şey görmediğim gibi O da benden hiçbir şey görmedi”demiştir.

          Örtünme ile ilgili önemli bir şart da giyilen elbisenin vücut hatlarını gösterecek kadar dar, cildin rengini gösterecek kadar ince ve şeffaf olmamasıdır.

          Peygamber Efendimiz, ince bir elbise giymiş olan Hz. Aişe validemizin kız kardeşi Hz. Esma’ya “Ey Esma! Büluğa erdikten sonra kadının-yüz ve ellerine işaret ederek-şu ve şundan başka yerlerinin görülmesi doğru değildir.”buyurmuştur.

          Dinimizde Müslüman kadın ve erkeğin iffet ve vakarını koruması temel bir esastır. Örtünme de iffetin en önemli bir yanıdır. Bu itibarla kadın ve erkeğin fitneye ve şüpheye sebep olmayacak, karşı cinsi tahrik etmeyecek, iffeti, vakarı koruyacak ve İslam dinini insanlara sevdirecek tarzda giyinmeleri gerekir.

          Örtünme ile ilgili ayet ve hadislerde belli bir şekil şartı ve model söz konusu değildir. Verilen ölçülere uymak şartı ile kadın olsun erkek olsun içinde bulundukları ortama göre istedikleri gibi giyinebilirler.

          Avret yerlerinin insanların yanında ve namaz kılarken örtülmesi gerektiği gibi insanın tek başına hiç kimsenin olmadığı tenha bir yerde olduğu zaman da örtülmesi gerekir.

          Bu husus ile Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Allah, kendisinden haya edilmesi hususunda insanlardan daha çok hak sahibidir.”buyurmuşlardır.

          Bu itibarla banyo yaparken mümkün olduğunca avret yerlerinin peştamal vs. ile örtülmesi edeb ve haya açısından yerinde bir davranıştır.

          Avret yerlerine zaruret dışında bakmak haramdır. Zaruret durumu ise, sağlık ile ilgili bir meselede doktor, hemşire ve ebe gibi kimselerin zaruret çerçevesinde bakmalarıdır.

          #739306
          Anonim

            Müshetap olan giyinim:

            Mecburen örtülmesi gereken yerlere ilave olarak Allah’ın lutfettiği nimetlere bir şükür olarak, imkânlar ölçüsünde güzelce giyinmek. Bu konuda Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah, kulunu lutfettiği nimetlerin eserini kulu üzerinde görmeyi sever.”

            Mübah olan giyinme:

            Zinet, güzel görünmek için güzel elbiseler giymek.

            Mekruh olan giyinme:

            Büyüklük, gurur, kibir ve hava atmak için giyinmek.
            İslam her meselede olduğu gibi giyim kuşamda da evrensel ölçüler getirmiş, itidali esas almıştır. Peygamber Efendimiz, hayatı boyunca daima şık, temiz, sade ve güzel giyinmiştir. Giyim kuşam hususunda bir-iki şey-bildiğimiz, bilemediğimiz hikmetlerine binaen- hariç bir sınırlama getirilmemiştir. Giyilmesi, kullanılması haram olan şeyler şunlardır:

            İpek giyilmesi:

            Erkeklerin ipek elbise giymesi haramdır. Peygamber Efendimiz bir çok hadislerinde ipek giymeyi yasaklamıştır. Bu hususta alimlerin ittifakı vardır. İpek giymeyi yasaklayan hadislerden bazıları şöyledir: “İpeği dünyada giyen âhirette giyemeyecektir.””İpek ve altın ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine haramdır.”

            İpek olmayan bir elbisede nakış veya süsleme amacıyla üç-dört parmak kalınlığında ipek kullanımına cevaz verilmiştir.

            İmam Azam’a göre hadislerdeki yasak, ipekli kumaşın sadece giyilmesi ile ilgilidir. Giyim kuşam dışında ipeğin kullanılması caizdir.

            İpekli elbise ile namaz kılmak mekruhtur. Bu şekilde kılınan namaz sahih olup iadesi gerekmez. Ama giyilmesi yasak olan bir şey giyilmekle günah işlenmiş olur. İmam Şafiî’ye göre ipekten başka bir elbise bulma imkanı varken ipekli elbise ile namaz kılınırsa namazın iade edilmesi gerekir.

            #739307
            Anonim

              Altın ve Gümüşün KullanımıAkademi A. Heyeti Altın ve gümüşün ziynet eşyası olarak kullanımı sadece kadınlar için caizdir. Erkeklerin altın yüzük takmaları genel görüşe göre haramdır.

              Kadınlar israf ve gösterişe kaçmadan, gayri meşru tarz ve zeminde, karşı cinsi tahrik etmeme kaydiyle altın ve gümüş ziynet eşyası kullanabilir ve ipek elbise giyebilirler.

              Erkekler ise sadece gümüş yüzük, gümüş kemer takabilirler. Altının erkeklere haram olması ile ilgili bir çok hadisi şerif vardır. Bazılarını zikretmek istiyoruz: “Altın ve ipek ümmetimin erkeklerine haram, kadınların helaldir.””Peygamber Efendimiz altın yüzük kullanmayı yasakladı.”

              Ebu Hüreyre (r.a)den rivayet edildiğine göre bir adam Allah Resulü’nün huzuruna geldi. Parmağında altın yüzük vardı. Peygamberimiz bu şahsa hiç önem vermeyerek yüzünü öbür tarafa döndü. Bunun üzerine bu kimse hemen oradan ayrıldı ve biraz sonra demir bir yüzükle geldi. Peygamber Efendimiz yine hoşlanmadı. Şahıs yine gitti. Ve bir müddet sonra parmağında gümüş yüzük olduğu halde geldi. Peygamberimiz onu bu şekilde parmağında gümüş yüzükle görünce memnun oldu ve ona hoşâmedîde bulundu.”

              Altın ve gümüşün kullanımı

              İslam âlimleri altın ve gümüş kaplardan yemek yemenin ve bir şey içmenin haram olduğunda ittifak etmişlerdir. Diğer taraftan yeme ve içmenin dışında altın ve gümüşün kullanılması da yeme ve içmeye kıyasla haramdır.

              Altın ve gümüşün ziynet eşyası olmaksızın, gösteriş ve israf ağırlıklı ev ve el eşyası olarak kullanılması kadına da erkeğe de haramdır. Peygamber Efendimiz değişik hadislerinde bu hususu ifade etmişlerdir: “Altın ve gümüş kaplardan bir şey içmeyiniz ve bu ikisinden yapılan tabaklarda bir şey yemeyiniz. Çünkü bu tabaklar dünyada müşrikler, ahirette ise sizin içindir.””Peygamber Efendimiz, altın ve gümüş kaplardan yiyip içmemizi, ipek giymemizi ve ipek üzerine oturmamızı yasakladı.”

              Hanefî mezhebinde, mescidi tezyin etmek ona saygı gösterme manasında kabul edilerek, mescidlerin altın suyu, ahşap vb. şeylerle süslenmesinde bir sakınca görülmemiştir. Bununla birlikte paranın bu tür şeyler için değil de, fakirler yararına harcanmasının daha faziletli olduğu kabul edilmiştir.

              #739304
              Anonim

                Adam Öldürmek


                Akademi A. Heyeti


                İslâm, haksız yere bir insanı öldürmeyi, bütün insanlara karşı cinayet işleme şeklinde değerlendirmiş, insan hayatının kutsallığını vurgulayarak en mükemmel bir şekilde beyan etmiştir:


                “Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur.”(Maide, 5/32)


                Ayette net bir şekilde ifade edildiği üzere İslâm, bir insanın öldürülmesini bütün insanların öldürülmesi gibi kabul etmiştir. Zira bir insanın öldürülmesi, herhangi bir insanın öldürülebileceği fikrini vermektedir. Hayatın korunması için, her bir kişi, başkasının hayatının kutsallığını kabul edip onu korumaya çalışmalıdır.

                Kur’an-ı Kerim, bir bir başka ayette, kasden insan öldürene başka hiçbir suçta ifade edilmeyen çok şiddetli, insanı ürperten bir tehditte bulunmuştur:

                “Kim bir mümini kasden öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”(Nisa, 4/93)

                Suçsuz yere kasden insan öldürmenin ahiretteki cezası, Allah Teâlâ affetmezse ebedî cehennemdir.

                Bununla birlikte, ümmetin allâmesi İbn-i Abbas ve bazı alimler bu ayeti, kasden bir mümini öldüren kimsenin tevbesinin kabul olunmayacağı ve ebedi cehennemlik olduğu şeklinde tefsir etmişlerdir. Kur’an’ın tefsir ve yorumunda en önde gelen otorite bir insanın bu yaklaşımı gözden uzak tutulmamalıdır.

                Kitab-ı Mukaddeste de insan öldürmek yasaklanmıştır. (Çıkış, 20;13, Matta, 5;21)

                #766398
                Anonim

                  Zina
                  Akademi A. Heyeti
                  Allah, yeryüzünde canlı varlıkların nesillerinin devamını üreme faaliyetine, bunu da, erkek ve dişi olmak üzere iki farklı cinsin beraberliğine bağlamıştır. İnsanları da kadın ve erkek olmak üzere iki ayrı cinste birbirini tamamlayan bir çift olarak yaratmıştır.


                  Erkek ve kadının beraberliği ile Allah, insan neslini üretmektedir. “O gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendi nefislerinizden eşler yarattığı gibi davarlara da eşler yarattı. O, bu düzen içinde sizi üretiyor. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”(Şura, 42/11)


                  Neslin üremesinden maksat, Allah ve Resülü’nün hoşnutluğunu kazanacak, hayırlı insanların yetişmesidir. Bu gayenin gerçekleşmesi için cismanî zevkler bir prim ve avans olarak insanın mahiyetine konulmuştur.

                  İslâm Dini, fıtrî olan cinsi arzuların tatminini, ferd ve toplumun huzurunu, sağlam ve sağlıklı gelişimini hedef alan düzenlemeler getirmiştir. Aksi takdirde başıboş ve sorumsuz cinsel hayat nesillerin bozulmasına, insanlar arasındaki gerçek sevgi ve rahmet duygularının yok olmasına, düşmanlık ve kavgaların çoğalmasına, ruhî ve bedenî birçok hastalığın yayılmasına yol açmaktadır.


                  Zina büyük günahlardandır. İslâm’da (Nur, 24/2) ve önceki bütün semâvî dinlerde haram ve çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmiş ve çok ağır cezalar öngörülmüştür. (Kitab-ı Mukaddes, Tesniye, 22;22, Levililer, 20;10 İncil, Matta, 5;27-30)


                  İslâm, Müslümanların iffet ve namuslarını korumalarını emretmiş, (Nur, 24/32, 33) kadın ve erkeğin nikâh akdine dayalı beraberliği dışında, serbest ilişki ve birleşmelere izin vermemiştir. Kadın erkek beraberliğinde esas olan, iffet ve namusun korunmasıdır ve bunun en uygun yolu da evlenmedir.


                  Aile, kutsal bir müessesedir. Kutsiyetin en belirgin çizgisi de nikâhtır. Belli prensipler çerçevesinde, meşrû bir akitle çiftlerin bir araya gelmesine nikâh denir ki; bu, hedefi, gayesi belli bir anlaşmadır.

                  Allah, nikâh prensipleri için olmayan bir araya gelmelere “sifah”ve “zina”nazarıyla bakar. (Nisa, 4/24)


                  Kur’ân, evlenme imkânı bulamayanların Allah’ın lütfu ile onların ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetli kalmaya çalışmalarını emretmiştir. (Nur, 24/33)


                  Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm) gençleri evlenmeye teşvik etmiş, bunun insanı günahtan koruyacağını bildirmiş, evlenmek için imkân bulamayanlara da oruç tutmayı ve iffetlerini bu şekilde korumaya çalışmalarını tavsiye etmiştir.


                  Kur’ân da, eşlerin her biri diğerinin iffetini koruma sebebi olduğu ifade edilmiştir:


                  “….. Eşleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eşlerinizin elbiselerisiniz…”(Bakara, 2/187)


                  Zina ve fuhşun her çeşidi İslâm dininde ahlâka ve insanî değerlere aykırı, kötü çirkinliği apaçık meydanda olan bir davranış, bir yol, ve hayasızlık olarak nitelendirilmiş ve yasaklanmıştır. (Enam, 6/151; Araf, 7/133)


                  Hatta zinaya ve fuhşiyata götüren yollara yaklaşılmayıp uzak durulması emredilmiştir:

                  “Sakın zinaya yaklaşmayın; Çünkü o, çirkinliği meydanda olan bir hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur.”(İsra, 17/32) “Kötülüklerin, fuhşiyatın açığına da gizlisine de yaklaşmayın..”(Enam, 6/151)


                  Ayette geçen “fuhşiyat”(fevahiş) çirkinliği meydanda olan her türlü kötü davranışı kapsar. Kur’ân; zina, eşcinsellik, edep yerlerini açma, üvey anne ile evlenme gibi davranışları, fuhşiyattan saymıştır

                  kaynak:Hikmet.net

                7 yazı görüntüleniyor - 16 ile 22 arası (toplam 22)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.