• Bu konu 37 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 39)
  • Yazar
    Yazılar
  • #768902
    Anonim

      ve bihi nesteinu

      Zaman tarikat zamanı değil,imanı kurtarmak zamanıdır sözü 1930 larda kullanılmış, yani camiler kapalı ezanlar yasak olduğu dönemlerde, ve bu söz tasavvuf mesleği için kullanılmış.

      1950 lerden sonra ise Bediüzzzaman r.a şu ifadeleri kullanmıştır..”

      ..Fakat şimdi Sünnet-i Peygamberî dairesinde bütün oniki büyük tarîkatın hülâsası olan ve tarîklerin en büyük dairesi bulunan Risale-i Nur dairesi içine, her tarîkat ehli kendi tarîkatı dairesi gibi görüp girmek lâzım ve elzem olduğunu bu zaman gösterdi..
      (Emirdağ Lahikası-2)

      Hem tarikat zamanı değil demek tasavvuf mesleğini tatbik etmek zamı değil demektir. Yoksa ALLAH’A VASIL EDEN TARİK TARİKAT (YOL) llar kapandı demek değildir, bu mümkünde değildir,

      Zeyl

      بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ


      [Bu küçücük zeylin büyük bir ehemmiyeti var. Herkese menfaatlidir.]


      Cenab-ı Hakk’a vâsıl olacak tarîkler pek çoktur. Bütün hak tarîkler Kur’andan alınmıştır. Fakat tarîkatların bazısı, bazısından daha kısa, daha selâmetli, daha umumiyetli oluyor. O tarîkler içinde, kasır fehmimle Kur’andan istifade ettiğim “Acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür” tarîkıdır. Evet acz dahi, aşk gibi belki daha eslem bir tarîktir ki; ubudiyet tarîkıyla mahbubiyete kadar gider. Fakr dahi, Rahman ismine îsal eder. Hem şefkat dahi aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tarîktir ki Rahîm ismine îsal eder. Hem tefekkür dahi aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tarîktir ki, Hakîm ismine îsal eder. Şu tarîk, hafî tarîkler misillü, “Letaif-i Aşere” gibi on hatve değil ve tarîk-ı cehriye gibi “Nüfus-u Seb’a” yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki “Dört Hatve”den ibarettir. Tarîkattan ziyade hakikattır, şeriattır. Yanlış anlaşılmasın: Acz ve fakr ve kusurunu, Cenab-ı Hakk’a karşı görmek demektir. Yoksa onları yapmak veya halka göstermek demek değildir. Şu kısa tarîkın evradı: İttiba-ı sünnettir, feraizi işlemek, kebairi terketmektir. Ve bilhâssa namazı ta’dil-i erkân ile kılmak, namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır.

      Sözler
      yani Risale-i nura külli bir ihata ile ve herdersi makam ve mevzularında görmek ile bakılırsa, her dersin bir birine kuvvet verdiği destek olduğu görülmektedir..

      gerçi mevzumuz bu makamda ders değildi, soruya cevap nevinden yazdık..

      asıl dersimizden devam edelim inşaallah..

      Üstad r.a’hı bazıları alim diye ifade ediyor, bazıları mürşid diye ifade ediyor, bazıları her ikisidir diyor, bazılarıda mütefekkir diyerek felsefe hastalığına girdiğini ilan ediyor, bizlerde risale-i nurlardan bu dersi mütaala edelim inşaallah..
      #768903
      Anonim

        Eğer haddin varsa buna karşı itiraz parmağını uzat gör, nasıl parmağın bürhan kuvvetiyle kırılıp, senin gözüne sokulacak.
        (Sözler – 290)

        🙂

        #768904
        Anonim

          Envâr-ı Muhammediyeyi ve maarif-i Ahmediyeyi ve füyuzat-ı şem’-i İlâhîyi en müşa’şa bir şekilde parlatması ve Kur’anî ve Hadisî olan işârât-ı riyaziyenin kendisinde müntehi olması ve hitâbât-ı Nebeviyeyi ifade eden âyât-ı celilenin riyazî beyanlarının kendi üzerinde toplanması delâletleriyle o zât, hizmet-i îmâniye noktasında Risaletin bir mir’ât-ı mücellâsı ve şecere-i Risaletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı Risaletin irsiyet noktasında son dehan-ı hakikatı ve şem’-i İlâhînin hizmet-i îmâniye cihetinde bir son hâmil-i zîsaâdeti olduğuna şüphe yoktur.
          (Sikke-i Tasdik-i Gaybi – 265)

          son the end

          #768905
          Anonim

            @age 188077 wrote:

            Napolyon’un dediği gibi, “Bana tevili kabil olmayan bir cümle getiriniz, sizi onunla i’dam edeyim.” Beşerin ağzından çıkan hangi cümle vardır ki, tevillerle cürüm ve suç teşkil etmesin.

            ve bihi nesteinu
            Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mehenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mehenge vurunuz. Eğer altun çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz(Münazarat )
            Bediüzzaman r.a hın risale-i nurlrda kur’an ve sünnete tesr düşecek tek kelam etmediğinide biliriz, risale-i nurların her satırının ve ifadesinin kur’an ve sünnete ve ehl-i sünnet velcemaat itikadi ve ameli ölçü ve esaslarına tam uygun ve ordan dersler olduğunu biliriz ve buna iman etmişiz ve teslim olmuşuz ve bunu isbatta ederiz..
            Geriye kalır bizlerin ANLAMALARIMIZI RİSALE-İ NURDAKİ MİZAN VE MUVAZENELERE VE MUKAYESELERE VURARAK ORDAN ÇIKAN ANLAMALARIMIZDA EHL-İ SÜNNET VELCEMAAT İTİKADİ VE AMELİ MİHENGLERİNE VURARAK SIHHATİNE BAKMAMIZ GEREKİR, YANİ RİSALE-İ NURDAN YANA SORUN YOKTUR..
            SORUN MUHATAB OLANIN ANLADIĞINI,risale-i nurun mizan ve muvazenelerine ve mukayeselerine ve BİR MİHENGE VURMADAN kendi anladığını DOĞRUDUR DİYE, anlayıp,anlatması ve doğru diye savunması ile yaptığı yanlışlardan çıkmaktadır..
            Bizler ise anlamalarımızı daim mizan ve muvazenelere ve mihenge vurarak giderizki sıhhati ve sağlığı yerinde olsun sağlam olsun..
            #768907
            Anonim

              ve bihi nesteinu

              Evvela imanı kurtarmaktan ne anlamak gerek bakalım..

              Avamın imanını muhafaza eden örf ve an-ane ve hissimütevarrise olan şeairi islamiyyedir..

              Ehl-i tarikat ve ehl-i hakikat hükmetmişlerki iman ilm-el yakinden hakkel yakine yaklaştıkça daha selbedilemez, şeytanın o yerlere eli yetişmez..

              Hem iman mahalli kalbdir, bediüzzaman değilmidirki,AKILLA VE HİKMET VE İLİM VE FELSEFE İLE GİDEN eski saidi HAKİM FEYLESOF İLAN EDİP, ONU BATAKLIK ÇAMURUNDA GÖRDÜĞÜNÜ İFADE EDER(TABİ KENDİNE GÖRE BİZE GÖRE DEĞİL) ve ordan kurtulmak için yol ararken HAKİKAT MESLEĞİNE KALB KUMANDASINDA AKIL ONUN İLE İTTİFAK EDEREK, nefs ve tüm cihazat vazifelerine sevk ile gidilir denmiyormu..
              KALBİN KUMANDAN OLMADIĞI BİR HAKİKAT MESLEĞİ VARMIDIR ?
              MÜRŞİDİ OLMAYAN BİR HAKİKAR TALEBESİ VEYA ERBABI VARMIDIR ?
              YAKİNİN İLMEL YAKİNDEN, AYNEL YAKİNE GEÇMESİ İÇİN (mesleğimizde FENAFİLİHVAN) FENAfi……… HAKİKATİNİN YAŞANMASI ŞARTIR, YANİ İLMEL YAKİN AKIL DAMINDADIR, ONDAN YUKARISI KALB OLMADAN GİDİLMEZ, İSTE bediüzzaman r.a onun için kalb kumandasında bir akılla gitmiş..!!
              İman kurtarmak kuru bir laf değil, imanını kurtaracağın muhatabına göre onun ihtiyacı ve yapılması gerekenler var..

              Üstad r.a mana-i ismi noktasından, dediğiniz gibi ne makam nede kendine bir değer vermemiş, fakat zatten O VAZİFEDARDIR VARİSİ NEBİ R.A DIR diye etrafında toplanmış talebeleri,üstadına mana-i harfi ile bakan, nasıl hitab etmelidir o zata bir numune:
              Bilirim değilsin enbiyadan bir nebi
              lakin nedir elinde bu nuru muteber..

              Hem sırrı kayyumuyet insana bakar, KİTABA değil, hem FENAFİLİHVAN İNSANLA İNSADA YAŞANIR kitapla değil..!!

              #768909
              Anonim

                ve bihi nesteinu

                mana-i harfi ila bakınca üstad r.a bu dersi vermiş o nazar ile bakanlara..

                Her mü’min gibi benim hüviyet-i şahsiyemi ve mahiyet-i insaniyemi anlamak isteyenler ve benim gibi olmak arzu edenler حَسْبُنَا daki نَا cem’iyetinde bulunan enenin, yani nefsimin tefsirine baksınlar. Ehemmiyetsiz, hakir ve fakir görünen vücudum -her mü’minin vücudu gibi- ne imiş, hayat ne imiş, insaniyet ne imiş, İslâmiyet ne imiş, iman-ı tahkikî ne imiş, marifetullah ne imiş, muhabbet nasıl olacakmış? Anlasınlar, dersini alsınlar!..
                Lem’alar

                #768910
                Anonim

                  ve bihi nesteinu

                  buda insanın ne olduğunun ve vazifesinin ehemmiyetine bir ders olsun..

                  Hem madem umum esma-i İlahiye bâkîdir ve Ehad ismi ve ehadiyet dahi bâkîdir ve daimî bir surette görmek ve görünmek isterler. Ve madem su kabarcıklarında tecellî ve temessül eden güneşin, bekâsının alâmeti, kaybolup giden kabarcıklardan sonra yeni gelen kabarcıklarda dahi aynen öncekiler gibi parıldamasıdır. Aynen öyle de, sırr-ı ehadiyete mazhariyet, silsile hâlinde kıyamete kadar devam edecek ve etmek isteyecektir. Ve emr-i Hakk ile kıyametin kopmasının sebebi ise o silsilenin kesilmesidir. Çünkü cilve-i kayyûmiyet insandadır.


                  Burda üstadın ve onun şakirdlerinin vazifeleri belirtilmiş.. ve CİLVE-İ KAYYUMİYYET İNSANDADIR DENMİŞ kitabda denmemiş..

                  #768911
                  Anonim

                    Hangi selahiyetle beni irşad etmeye kalkıyorsunuz vesikasınız var mı.

                    Bize ahkâm-ı diniyeyi ve hakaik-i İslâmiyeyi talim edecek resmî bir dairemiz var. Sen ne salahiyetle neşriyat-ı diniye yapıyorsun?

                    Ben hiç yazı yazmadım ki yazılarım silik olsun yazdıklarım risale-i nurdandır sayfa numarası ile yazılmış .siz yazdınız siz yazdıklarınızı mihenge vurunuz.

                    #768912
                    Anonim

                      ve bihi nesteinu

                      şimdide insanın vazifesinin ehemmiyeti nerden kaynaklanıyor ona bakalım..

                      Risale-i nurdan alıntı yaparak devam edelim..


                      .. Elbette anladın ki: O Hâkim-i Zîşan bu kasrı, şu mezkûr maksadlar için bina etmiştir. Şu maksadların husulü ise, iki şeye mütevakkıftır:

                      Birisi: Şu gördüğümüz ve nutkunu işittiğimiz üstadın vücududur. Çünki o bulunmazsa, bütün maksadlar beyhude olur. Çünki anlaşılmaz bir kitab, muallimsiz olsa; manasız bir kâğıttan ibaret kalır.

                      İkincisi: Ahali, o üstadın sözünü kabul edip dinlemesidir. Demek, vücud-u üstad vücud-u kasrın dâîsidir ve ahalinin istimaı, kasrın bekasına sebebdir. Öyle ise denilebilir ki: Şu üstad olmasaydı, o Melik-i Zîşan şu kasrı bina etmezdi. Hem yine denilebilir ki: O üstadın talimatını ahali dinlemedikleri vakit, elbette o kasr tebdil ve tahvil edilecek. (11.Sözler)

                      #768913
                      Anonim

                        @age 188091 wrote:

                        Hangi selahiyetle beni irşad etmeye kalkıyorsunuz vesikasınız var mı.

                        Bize ahkâm-ı diniyeyi ve hakaik-i İslâmiyeyi talim edecek resmî bir dairemiz var. Sen ne salahiyetle neşriyat-ı diniye yapıyorsun?

                        Ben hiç yazı yazmadım ki yazılarım silik olsun yazdıklarım risale-i nurdandır sayfa numarası ile yazılmış .siz yazdınız siz yazdıklarınızı mihenge vurunuz.

                        ve bihi nesteinu

                        yazdıklarımızı üzerinize alınmayın lütfen, ders işliyorduk iştirak ettiniz, iştirakiniz risale-i nurdan ve nura uygun olacaksa devam edin , yada mümkünse müsaade edin ders yapalım..

                        hem sizi mihenge falan vuranda yok..

                        bu kardeşin size ne mürşiddir nede öyle bir davası vardır, risale-i nur dersi işlemekteyiz..

                        #768915
                        Anonim

                          age kardeş, hem yazdıklarınıza cevaben, hem de kendi konusuyla alakalı aczmendi kardeş, Risale-i Nurdan bazı yerleri hem sizin hem bizim istifademize sunmuş. Şahsen burdan ben mürşidim anlamını çıkaramadım ne kadar uğraştıysam da. Biraz daha sakin olalım lütfen.

                          #768916
                          Anonim

                            İştiraklerimiz risale-i nurdan olduğu sayfa nosu ile sabit arama motorundan bakabilirsiniz.Ders yapalım demek ma mana?
                            🙂

                            #768914
                            Anonim

                              ve bihi nesteinu

                              Risale-i nurlara ehl-i sünnet velcemaat itikadi ve ameli ve manevi terbiye meslekleri noktasından, hemde asr-ı saadette kur’anın nasıl anlaşılıp hayata tatbiki noktasından, ashab r.a hın s.a.v efendimze nasıl bir biat ve intisab ve itaat ile hayata tatbik ettikleri,noktasından bakılmalıdır..

                              sadece okuyarak akıl ile, akli tahliller ile,fen ile hikmet ile, gidilirse, kalbi hastalıklar olur diye uyarılmışızda..

                              Allah bizlere Risale-i nurları Üstad r.a hın anlayıp anlattığı anlamamızı istediği gibi anlayıp, kabul edip, amel edip hayatlanıp hakiki birer risale-i nur talebesi olmayı nasib etsin amin..

                              Bu başlık altında işleyeceğimiz dersler yerlerinde görünürse, herkes risale-i nurun dairesine nasıl girdiğini ve neler yaparsa, nerelere vasıl olacağını bilip anlayıp kabul edip amele döktüğü nisbette o nimetlerden istifade edeceğini bilmiş olur..

                              yani bir mürşide muhatab olup irşad olmak ile bir alime talebe olmak ile, sadece risale-i nuru okuyup kendi anladıklarını alıp tatbik etmek arasında başlangıç olaraktai usul olaraktai hizmet olarakta, sonuç olarakta öok farklılıklar mevcuddur..

                              Malum güneş yeryüzüne cilveleri ile ısısı ile ışığı ile vb.leri ile yakındır, herşeyde rengini ondan alır, bu ise kabiliyete ve isdidata bakar,sadece bu var başkası yok demek başkadır, yani 24. söz 2. dalda anlatılan REŞHA, KATRE, ZÜHRE kalb ile, akıl ile,nefs ile, suluk edenlerin mesleğidir, bu 3 tane cihazat insanda var ve hareket halindedir.. bunları en mükemmel hali ile kullanmak tercihi bizlere verilmiş..

                              Her şey mahiyet ve istidat itibarı ile İLME BAĞLIDIR..
                              Evvela bilmek, doğru bilmek gerekki,Üstad r.a hın ifadesi ile RİSALE-İ NURLARI 1 YIL, ANLAYARAK VE KABUL EDEREK OKUYAN, zamanın hakikatli bir alimi olabilir..” demiş RİSALE-İ NUR TALEBESİ OLUR dememiş..!!
                              BUNDAN sonradırki amelini doğru eda etmek gelir, amel edilsinki hayatlanma başlasın, her amel insanı hayatlandırmak içindir, gıdadır, kuvvettir, gereklidir..
                              Diye şimdilik kısa tutup kardeşlerimizin iştirakleri ile devam ederiz nasib olduğu kadarını nasib olduğu zamanlarda, ya nasib..

                              #768917
                              Anonim

                                ve bihi nesteinu

                                Sormakta sakınca yoksa , bunca yazımızı silen hamiyetli kardeşimize bir soru soralım, yazılarımızda şer-i ve mesleki hududları aşan ifade varmıydı acaba, vardıysa bizede kısaca açıklasaydınızda bilseydik veya neden sildiğinizi ifade edinde bilgimiz olsun..zahmet olmassa tabi..

                                #768918
                                Anonim

                                  ve bihi nesteinu

                                  Yazılarımızı silen kardeşimize bir yaşanmış hadise anlatalım inşaallah..

                                  Uzun yıllar evvel askerliğimizi yaptığımız tugayda bir hadise yaşanır..

                                  Ege ordu komutanı tugayı denetlemek için gelecek, fakat gelmez bir türlü, tüm hazırlıklar tamam, günler geçer bu gün ha yarın derken gelmez, fakat gecek..

                                  Olacak buya nizamiye çauvuşu nizamiyenin girişine şarklı bir askeri diker nöbet yerine, bu askere sıkı sıkı tembih eder, sakınha benim haberim olmadan, burdan kimseyi içeri almayasın, girmek isteyen olursa evvela bana haber ver..

                                  O arada kendiside arazi olur, tugay kapısında ege ordu komutanı ve tebası görülür, ne deseler fayda etmez, bizim asker, MEHMED ÇAVUŞ GELMEDEN BURDAN KİMSE GEÇEMEZ DER ve durur, kim gelse nafile bulurlar mehmed çavuşu ve tugay komutaı denetlemesini yapar ve gider.. O askere mükafat verirler, habersiz yakalatmadın bizi bunca hazırlığı berbad etmedik sen komutanı tutarken biz hazırlandık diye..fakat sorarlar neden almadın onları içeri sana mehmed çavuş ne dedi, asker derki BEN BİLMEZ MEHMET ÇAVUŞ BİLİR, o dedi kimseyi alma ben gelmeden..!! cevap bu..

                                  Şimdi bu yazılarımızı silen kardeşe tekrar soralım, sen bilmez bizim yazılarımız risale-i nurdan ve nura uygundur, neden bırakmaz foruma girebilsinler..!!

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 39)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.