• Bu konu 15 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
  • Yazar
    Yazılar
  • #807214
    Anonim

      Vesselâmı tayin etmiş ve en son elçi olarak göndermiş. Biz dahi, ilmelyakînmertebesinden aynelyakîn ve hakkalyakîn mertebelerine terakki ve tekemmül etmeküzere, herşeyden evvel bu üstadımızdan, Hâlıkımızdan sorduğumuz suali sormaklığımız lâzım geliyor. Çünkü o zât, Hâlıkımız tarafından herbiri birer nişane-itasdik olan bin mu’cizatıyla, Kur’ân’ın bir mu’cizesi olarak, Kur’ân’ın hak vekelâmullah olduğunu ispat ettiği gibi; Kur’ân dahi, kırk nevi i’câz ile o zâtın birmu’cizesi olup, onun doğru ve Resulullah olduğunu ispat ederek, ikisi beraber, biriâlem-i şehadet lisanı (bütün hayatında, bütün enbiya ve evliyanın tasdikleri altında) diğeri âlem-i gayb lisanı bütün semâvî fermanların ve kâinat hakikatlerinin tasdikleri içinde binler âyâtıyla iddia ve ispat ettikleri hakikat-i haşriye elbette güneş ve gündüz gibi bir kat’iyettedir. Evet, haşir gibi, en acip ve en dehşetli ve tavr-ı aklın haricinde bir mesele, ancak ve ancak böyle harika iki üstadın dersleriyle halledilir, anlaşılır.

      Eski zaman peygamberleri ümmetlerine Kur’ân gibi izahat vermediklerinin sebebi, o devirler beşerin bedeviyet ve tufûliyet devri olmasıdır. İptidaî derslerde izah az olur.

      Elhâsıl: Madem Cenâb-ı Hakkın ekser isimleri âhireti iktiza edip isterler; elbette o isimlere delâlet eden bütün hüccetler, bir cihette âhiretin tahakkukuna dahi delâletederler.

      Ve madem melâikeler âhiretin ve âlem-i bekànın dairelerini gördüklerini haber veriyorlar; elbette melâike ve ruhların ve ruhaniyâtın vücut ve ubudiyetlerine şehadeteden deliller, dolayısıyla âhiretin vücuduna dahi delâlet ederler.Ve madem Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın bütün hayatında vahdâniyetten

      [TABLE]
      [TR]
      [TD]Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun[/TD]
      [TD]Cenâb-ı Hak: Hakkın tâ kendisi olan, şeref sahibi Allah[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Hâlık: her şeyi yaratan Allah[/TD]
      [TD]acip: hayret verici, şaşırtıcı[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]aynelyakîn: gözlem ve müşahedeye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin bilme[/TD]
      [TD]bedeviyet: göçebelik[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]cihet: taraf, yön[/TD]
      [TD]dehşetli: korkunç, ürkütücü[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]delâlet etmek: delil olmak, işaret etmek[/TD]
      [TD]ekser: çoğunluk[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]elhasıl: özetle, kısaca[/TD]
      [TD]enbiya: nebiler, peygamberler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]evliya: Allah’ın sevgili kulları, veliler[/TD]
      [TD]ferman: buyruk, emir[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hak: doğru, gerçek[/TD]
      [TD]hakikat-i haşriye: haşir gerçeği[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hakkalyakîn: bizzat yaşamak suretiyle, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin bilme[/TD]
      [TD]haşr: insanların öldükten sonra âhirette diriltilip muhakeme için Allah‘ın huzurunda toplanması[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hüccet: kesin, güçlü delil[/TD]
      [TD]iktiza etmek: gerektirmek[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ilmelyakîn: ilmî ve sağlam delillere dayanarak, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak derecede kesin bilme[/TD]
      [TD]iptidaî: basit, ilkel; ilköğretim seviyesi[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]izah: açıklama[/TD]
      [TD]izahat: açıklamalar[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]i’câz: mu’cize oluş[/TD]
      [TD]kat’iyet: kesinlik[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]kelâmullah: Allah’ın kelamı, Kur’ân[/TD]
      [TD]kâinat: evren, yaratılan herşey[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]lisan: dil[/TD]
      [TD]melâike: melekler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]mu’cize: Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü şey[/TD]
      [TD]mu’cizât: mu’cizeler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]nevi: tür[/TD]
      [TD]nişane-i tasdik: doğrulayıcı nişan, alâmet[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ruhaniyât: maddî yapısı olmayan ruh âlemine ait varlıklar[/TD]
      [TD]semâvî: Allah tarafından olan, İlâhî[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]tahakkuk: gerçekleşme[/TD]
      [TD]tasdik: doğrulama, onaylama[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]tavr-ı akl: akıl ölçüsü, akıl çizgisi[/TD]
      [TD]tekemmül etmek: mükemmelleşmek, olgunlaşmak[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]terakki: ilerleme, yükselme[/TD]
      [TD]tufûliyet: çocukluk, küçüklük[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ubûdiyet: Allah’a kulluk[/TD]
      [TD]vahdâniyet: Allah’ın bir ve benzersiz oluşu ve ortağının olmayışı[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]vücud: varlık, var oluş[/TD]
      [TD]âhiret: öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]âlem-i bekà: devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi[/TD]
      [TD]âlem-i gayb: gayb âlemi, görünmeyen âlem[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]âlem-i şehadet: gözle gördüğümüz âlem[/TD]
      [TD]âyât: âyetler, deliler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]şehadet: şahitlik, tanıklık[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

      #807215
      Anonim

        sonra en daimî dâvâsı ve müddeâsı ve esası âhirettir; elbette o zâtın nübüvvetine vesıdkına delâlet eden bütün mu’cizeleri ve hüccetleri, bir cihette, dolayısıyla âhiretintahakkukuna ve geleceğine şehadet ederler.

        Ve madem Kur’ân’ın dörtten birisi haşir ve âhirettir ve bin âyâtıyla onun ispatına çalışır ve onu haber verir; elbette Kur’ân’ın hakkaniyetine şehadet ve delâlet eden bütün hüccetleri ve delilleri ve burhanları, dolayısıyla âhiretin vücûduna vetahakkukuna ve açılmasına dahi delâlet ve şehadet ederler.

        İşte bak, bu rükn-ü imanî ne kadar kuvvetli ve kat’î olduğunu gör.

        endOfSection.gifendOfSection.gif


        [TABLE]
        [TR]
        [TD]burhan: mantıkî delil, kanıt[/TD]
        [TD]cihet: taraf, yön[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]delâlet: işaret etme, delil olma[/TD]
        [TD]hakkaniyet: doğruluk, gerçekçilik[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]haşr: insanların öldükten sonra âhirette diriltilip muhakeme için Allah‘ın huzurunda toplanması[/TD]
        [TD]hüccet: güçlü delil[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]kat’î: kesin[/TD]
        [TD]mu’cize: Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü şey[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]müddeâ: iddia edilen şey[/TD]
        [TD]nübüvvet: peygamberlik[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]rükn-ü imanî: imanın şartı, temel esası[/TD]
        [TD]sıdk: doğruluk[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]tahakkuk: gerçekleşme[/TD]
        [TD]vücud: varlık, var oluş[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]âhiret: öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat[/TD]
        [TD]âyât: âyetler, deliler[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]şehadet: şahitlik, tanıklık[/TD]
        [/TR]
        [/TABLE]

      2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.