- Bu konu 15 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
11 Ekim 2010: 15:20 #665385
Anonim
“Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar.”
Birinci Söz
1. Acz ve fakr arasındaki fark nedir ?
2. Aczin ve fakrın makbul bir şefaatçi olmasını nasıl anlarız ?
3. Acz ve ve fakrın Allahın kudretine rabtetmesine gözümüz önünde cereyan eden olaylardan örnek verebilir misiniz ?Şimdilik bu kadar.
Soruları çoğaltabilirsiniz.
Kopyala yapıştırsız yorumlarınızı bekliyoruz. 🙂
Selam ve dua ile.11 Ekim 2010: 16:16 #779252Anonim
Acz=insanın hadsiz belalardan kurtaracak kudretin olmayışı,fakr=insanın hadsiz ihtiyaclarını karşılayacak sermayenin olmayışı diye biliyorum..
11 Ekim 2010: 16:19 #779254Anonim
ikinci soruyu boş bırakıyorum:)
3.küçüçük tohumların hadsiz yükleri taşıyabilmesi,ağaçların ipek gibi yumuşak kök ve damarların taşı delip geçmesi,küçüçük sineğin nemrutu öldürmesi,elma kurtlarının meyvenin en güzel yerlerinde beslenmesi acizliklerine binaen,hakeza balıkların kurnaz olan tilkilere nazaran daha iyi beslenmesi olabilir…11 Ekim 2010: 17:51 #779258Anonim
1. Acz ve fakr arasındaki fark nedir ?
Acz;yetersizliktir.Peki bir canlı ne gibi durumlar karşısında acz kalabilir.Hastalıkları örnek alacak olursak,bir mikroptan başlamaz mı tüm serüven…
O mikrobun zerresi mikroskop altında dahi bazen zor saptanırken büyük bir organizmayı nasıl bir anda çaresiz bırakıyor.
Burda yapabileceğimiz tedavi yöntemlerinden başka bir çaremiz var mı?Tabiki yok.İşte bu acziyetin en belirgin görünen bir vakasıdır sadece…
Sonra ölüm,ölmek istemiyorum desem buna gücüm yeter mi?Yaşayabilir miyim sonsuza kadar…Geçtiğimiz yıllarda hepimiz duymuşuzdur,yabancı bilim adamları bazı insanları dondurma gibi kaplara koymuş gelecek asırlarda da çözerek yaşamalarını sağlayacaklarmış.
Bu bilim kurgu senaryolarının içinde bile bir acizlik var.Şöyle ki;madem gelecek asırda dirilteceksiniz de bunu neden şimdi sağlayamıyorsunuz?Neden yaşlanmayı durduramıyorsunuz…Buna cevap veremiyorlar zira bu konuda acizliklerini kabul etseler dahi mağrurlanmaktan ödün veremiyorlar.
Yıllardır kansere,aids’e ve daha yeni yeni türeyen binlerce mutasyona uğramış çeşit çeşit hastalıklara dahi çare bulunamıyor.Tüm hastalıkların devası verilmiş oysa Cenab- Hak’tan…Ama hala bir kanserin teşhisi dahi tam olarak yapılamamaktadır.
Her konudaki acizliğimiz defalarca karşımıza çıkıyor.Bu yetersizliğimizde bize sadece Allah CC.dilerse Rahmet diler..Şefaat eder…Merhametle bu acziyeti yıkar.Zira takdiri İlah-i onun…Malikül Mülk..
Bitkilere bakılınca durum insanlarınkinden çok da farklı değil,tek bir farkla birinde akıl-idrak varken diğerinde olmamasıdır.Fakat acziyetin karşısında en salim akıl bile duramıyor.
Bir ağacın,yerden o kadar yüksekteki dallarına…Oradan yapraklarına kadar suyu taşıması,havayı sağlaması gerekli tüm koşulları sağlaması tesadüfen mi oluyor.
Yerden o kadar yüksek devasal boyuttaki ağaçların topraktan kök-hücre-basınç (difüzyon-osmoz) yolu ile mevsim mevsim yeniden kuruyup yeniden yeşillenmesini, meyve vermesini sağlayan Allah CC. o bitkinin acizliğinin Rahmetidir.
Hayvanlara baktığımızda;bir hayvanın doğada bulunduğu yer itibariyle ona bazı savunma koşullarını sağlayıp ona bu yönde yetenekler sağlayan Cenab-ı Hak, bu canlıların acizliğinin farkındalığının en büyük ispatıdır.
Bir böceğin üzerinde bulunduğu ağacın rengini alması,bir devenin çöl şartlarına göre yaratılmış olması…
Fakrlik ise; muhtaçlıktır.Acziyet yapacak birşeyim yok demekse,fakrlikse bende olmayanı olan sahibinden dilemektir,istemektir.Takdir yine Allah tandır.
Biz bi işyerinde çalışıyor olsak;aynı koşullarda ve aynı işi yapmış olmamıza rağmen iş arkadaşımızla aynı maaşı almıyorsakburda hak iddia edebiliriz.Oysa dünyada hem yaşıyor hem bi ücret de ödemeden Rabbimizden neden bizim hissemize düşen budur gibi soruları yöneltir de yaşarsak..
O halde durumlar değişir.Çünkü birinci örnekte emek vardır hak iddia edilebilir.Fakat ikinci örnekte emek vermediğin bir dünyada külliyen zengin olamyı talep etmek ahmaklık olur.O dilerse verir ancak…Zira fakirlik her yöndedir.Sadece maddiyat değil…
İlim yönünden fakr olabilir insan ve fakrliğin en kötüsü de budur.İlimden uzak durup da yaşamın gayesini bir ekmekte aramak akıl karı da değildir.Fakrliğin örnekleri çok bunun gibi…Bir ayet ile sonlandıracak olursam bu kısmı;
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler; üstelik onlar kuvvet bakımından kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir. (FATIR SURESİ / 44)
2. Aczin ve fakrın makbul bir şefaatçi olmasını nasıl anlarız ?
Allah CC. kuluna en çok, aczliğinde ve fakrliğinde göstermiş olduğu sabır ve amel karşısında yakın olur.Ona şefaat eder ve kulundan razı gelir.Her manada bolluk aleminde şükür inancı azalırken, dar olan alemde ise şükür ve sabır daha çok artar.Devamında da ihlasta artış olur.Ayet de bu durumu ispatlıyor delilen sunuyor zaten;
Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. (BAKARA SURESİ / 268)
3. Acz ve ve fakrın Allahın kudretine rabtetmesine gözümüz önünde cereyan eden olaylardan örnek verebilir misiniz ?
Yukarıdaki örneklerde de değindiğim gibi;basit sayabildiğimiz bir mikrobun tüm vucudu zarara uğratıp galip gelmesi…
Bize bahşedilen yetenekler haricinde başka bir yeteneğe ilgi dahi duysak yapamayışımız.
Bir sürü imkanlara sahip olmamıza rağmen istediğimiz herşeye sahiip olamayışımız…Zenginliğin dahi yetersiz kaldığı imkansızlıklar..(hastalıklar-kazalar-musibetler)
Geleceğe dair yapılan hiç bir planın tıkır tıkır işlememesi..Bunların hepsi bizim acizliğimizin ve fakirlğimizin belirtileridir.
Sonuç olarak Kuran ahlakıyla yaşayan bir mü’min fakirlik çekmez ama acziyeti muhakkak olacaktır.Yine bir ayetle son bulacak olursam;
“Şüphesiz, bu Kuran, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü’minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.” (İsra Suresi, 9)
11 Ekim 2010: 18:05 #779262Anonim
ALLAH RAZI OLSUN ustadın her sozunden bı kıtap yazılabılır
keske zamn denen kavram bu kadr dar olmasa
ve sureklı nur derslerının acılımlarını yapsa ınsan
enazından saolsun buyuklerımzın emklerınden faydalanabılıyoruz
ALLAH YAZANDAN PAYLASANDAN OKUYUP UYGULAYANDAN AZI OLSUN AMİİN
11 Ekim 2010: 19:21 #779277Anonim
acz; güçsüzlük, güç yetirememe, kudresizlik
fakr ise; ihtiyaç, yoksulluk, azlık, muhtaçlıkinsan yapabildiğinden sorumludur. güç yetirebildiğinden. kullanabildiğinden. elinde olanı değerlendirmekten.
cebinde beş kuruş parası olmayana kimse sen neden ev almadın diye hesap sormaz
veya kimse bir çocuğa sen neden bu arabayı havaya kaldıramıyorsun diye kızamaz
bilir ki cebinde evi alacak parası, kolunda o arabayı kaldıracak gücü yok
kimse hasta, yaşlı bir insana yük taşıtmaz. pazardan gelen beli bükülmüş elinde pazar çantalarıyla zar zor yürümeye çalışan yaşlı bir teyze görsek, elinden poşetleri alır gideceği yere kadar götürürüz, ama kimse kilolarca tuğlaları, çuvalları taşıyan güçlü kuvvetli bir işçinin elinden yükünü alıp yardım etmeye kalkışmaz.
bir çok insan cebinde bir ekmek almaya parası olmayan aç bir insan görse ona yemek yedirirken, kimse bir holding sahibine yemek ısmarlamak için sıraya girmez
yukarıdaki misallerde bizi o insanlara yardım etmeye vesile olan, o kişilerin güçsüzlüğü ve fakirliğidir.
o güçsüzlüğün, o fakirliğin içimizdeki merhameti tetiklemesidir.
merhametimiz ortaya çıkarsa yardım ederiz, çıkmazsa dönüp arkamızı gideriz.
şefaat; af için vesile olmak.
“makbul bir şefaatçi olmak”; “affedilmek için kabul edilmiş bir vesile”yukarıdaki misallerde, fakirlik ve acizlik, “yardım etmek” için bir vesile idi.
ama “affedilmek için bir vesile” diyor.
“af edilme durmu” olması için, öncesinde “hata yapılmış olması” gerekir. “hata” “affedilir”.
biz nerede hata yaptık ki bir şefaatçiye ihtiyaç duyalım?
insan şefaate neden ihtiyaç duyar?
neden affedilmesi gerekir?
affedilecek ne yapmıştır ki …
ne yapmamıştır ki.. işte belki de en çok yapmadıkları için affa muhtaçdır
kılmadığı namazdan tutmadığı oruca,
aldığı nefesin şükrünü eda edememekten gördüğü manzarayı tefekür edememeye ..
insan ibadet için yaratılmış. ibadet etmediğim her anım bir kusur, ve her kusurun cezası var. ya ceza çekeceğim, ya affedileceğim.hata; bir şeyin olması gerektiğinden farklı olması durumu
yanlış
doğru olmama
doğru; Kur’an-ı Kerim’de anlatılmış, Sünnet-i Seniyyede gösterilmiş
demek bunların haricinde olan HER ŞEY hata, HER ŞEY yanlış. ve bunların haricine çıkılan her durumda biz hata yapıyoruz. ben hata yapıyorum.
o zaman bu hatalarımın her birisi için affa muhtacım, yoksa ceza çekeceğim. ya bu dünya musibetlere düçar olacağım, ya da cehennemde .. (Allah muhafaza etsin ..)peki neden affedileyim ki? neden af, cezaya tercih edilsin?
af için vesileye muhtacım. ve bu geçerli bir vesile olmalı.
bir mazeretim olmalı ki affedileyim.
“bana ait” en geçerli vesile de “benim eksikliğim, güçsüzlüğüm, benim fakirliğim”dir. EN geçerli vesilem budur. EN geçerli şefaatçim bu olur.
belki bundan sonra ümmeti olmaya çalıştığım fahr-ı kainatın a.s.m okuduğum Kur’anın kıldığım namazın şefaati yetişir inşallah
“insana çalıştığından başkası yoktur” (Necm suresi 39)bir soru da benden 🙂 neden “EN” makbul bir şefaatçi?
11 Ekim 2010: 19:28 #779280Anonim
@HuSeYni 217079 wrote:
“Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar.”
Birinci Söz
1. Acz ve fakr arasındaki fark nedir ?
2. Aczin ve fakrın makbul bir şefaatçi olmasını nasıl anlarız ?
3. Acz ve ve fakrın Allahın kudretine rabtetmesine gözümüz önünde cereyan eden olaylardan örnek verebilir misiniz ?Şimdilik bu kadar.
Soruları çoğaltabilirsiniz.
Kopyala yapıştırsız yorumlarınızı bekliyoruz. 🙂
Selam ve dua ile.1. Acz ve fakr arasındaki fark nedir ?
Güç yetiremediğimiz ne kadar şey varsa hepsi acizliğimizi gösterir. Misal: Vücudumuz herşeyden daha ziyade bize yakınken onun üzerindeki tasarrufumuz çok cüz’idir. Basit bir hastalık bile insanı çaresiz bırakabilmektedir. Bunlar acizliğimizin belirtileridir.
Fakr ise muhtaç oluşumuzdur. İhtiyaçlarımız adedince fakiriz. Buna misalde: Yediğimiz içtiğimiz herşey. Oksijen, güneş, hatta ebedi saadete kadar maddi manevi sonsuz ihtiyaçlar fakirliğimizi gösterir.
2. Aczin ve fakrın makbul bir şefaatçi olmasını nasıl anlarız ?
“Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki,” Bismillah çok bereketli bir definedir. Yani Allahın adıyla yaptığımız işlerde ancak bereket vardır. Aczimizi ve fakrımızı lisan-ı hal ve lisan-ı kal ile, yani hal dili ile ve bizzat yalvararak Allaha arzedişimiz o definenin bir nevi anahtarı hükmündedir. Allahın sonsuz kudretinin ve rahmetinin definelerinin kapısı acz ve fakr anahtarıyla açılabilir. Bu anahtarla o kapıya giden maksadına ulaşır ve Besmele bu noktada aczimize ve fakrımıza binaen bir şefaatçi hükmüne geçer.
Bir çocuk ağlaması, istemesi veya hüzünlü haliyle nasıl ki anne babasının veya kendinden çok kudretli insanların himaye ve şefkatini tahrik edip matluplarına muvaffak olursa; insan da Yirmi Üçüncü Söz de bahsedildiği gibi şu dünyada nazdar bir çocuktur. Onun da ağlamaları, istemeleri, aczini ve fakrını izhar etmesi aynı çocuk misalinde olduğu gibi Allahın rahmet ve kudretini tahrik eder, şefkate mazhar olur. Biz nasıl çocuğun ağlamasından içimnizde şefkat hissi hasıl olup o çocuğa yardım ediyosak, Allahta bizim ondan isteyişimizden, Ona ağlayışımızdasn dolayı bize şefkat edicektir. Ve kudretiyle bizim ihtiyaçlarımıza cevap verecektir. İnsan bunu hissedebildiği oranda sonsuz kudretle ve şefkatle rabıtası vardır.
3. Acz ve ve fakrın Allahın kudretine rabtetmesine gözümüz önünde cereyan eden olaylardan örnek verebilir misiniz ?
Birinci Söz de bunun bir çok misalleri var zaten. Bunun dışında müşahede ettiğimiz en zayıf her zaman en iyi beslenendir. Elmanın içindeki kurt, yeni doğan bir bebek (hatta doğmadan önce rızıklanması), bir ağaç (sabit yerinde durur ama her ihtiyacı ayağına gelir, getirilir).
Tersi ise yani güçlü olanlar ise daha çok kendi ayakları üstünde durmak zorundadır. Aynı çocuk çocukluğunda el üstünde tutulurken biraz kendine güveni başlayıp yürümeye de başladığında yavaş yavaş omuzlardan inip kendi başının çaresine bakmaya başlar. Tilki ve kurt gibi hayvanlar elmanın içindeki kurda göre çok daha fazla yorulur. Çünkü avının peşinden koşmak zorundadır. Elma kurdunun böyle bir derdi yok. Yani acz, fakr ile kudret ve şefkat arasındaki ilişki ters orantılıdır.
11 Ekim 2010: 20:30 #779284Anonim
“nihayetsiz” aciz ve “nihayetsiz” fakir olan sadece insan mıdır?
insan neden “nihayetsiz” aciz ve fakir?
“nihayetsiz” kelimesinin burada ve sair yerlerde vurgulanmasındaki hikmet ve murad nedir?12 Ekim 2010: 03:54 #779289Anonim
@nuktepira 217134 wrote:
“nihayetsiz” aciz ve “nihayetsiz” fakir olan sadece insan mıdır?
insan neden “nihayetsiz” aciz ve fakir?
“nihayetsiz” kelimesinin burada ve sair yerlerde vurgulanmasındaki hikmet ve murad nedir?yine kopyala yapıştır yapmadan bu yaşıma kadar aldığım derslere binaen cevap vereyim…
bence cep feneri hükmündeki enaniyetine güvenen herkes nihayesiz aciz ve fakirdir..yoksa cenabı hakka intisab eden bir ağacın kökü,bir sinek bu kadar güçlü oluyorsa,halife-i zemin olan insan kainata meydan okuyabilir..insan neden nihayetsiz aciz ve fakirdir sorusuna gelince,bazı şeyler zıddıyla bilinir..mesela zulmat olmazsa nurun derecesi bilinmez..aynı şekilde benim nihayetsiz aczim ve fakrım nihayetsiz kudretli bir yaradanın olduğunu gösterir..
mesnevi nuriyede geçiyor insan cenabı hakka 3 şekilde ayinedardır…mevzusuna bakılabilir dilim döndüğünce hatırlayabildiğim kadarıyla anlatmaya çalıştım…üçüncü soruyu boş bırakıyorum:)
12 Ekim 2010: 06:04 #779296Anonim
@HuSeYni 217079 wrote:
“Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar.”
Birinci Söz
1. Acz ve fakr arasındaki fark nedir ?
2. Aczin ve fakrın makbul bir şefaatçi olmasını nasıl anlarız ?
3. Acz ve ve fakrın Allahın kudretine rabtetmesine gözümüz önünde cereyan eden olaylardan örnek verebilir misiniz ?Şimdilik bu kadar.
Soruları çoğaltabilirsiniz.
Kopyala yapıştırsız yorumlarınızı bekliyoruz. 🙂
Selam ve dua ile.Allah razı olsun ne güzel bir bölüm olmuş … bende acizane yazıyorum .. kopyala yapıştır olsaydı sayfalarca eklerdik 🙂
1. Acz ve fakr arasındaki fark nedir ?
insan mahlukat içersinde acz ve fakr en çok olanıdır . hertür nimete muhtaç olduğundan fakirdir. bunlara gücü yetmez acizdir mesela bedeninde bir arıza olsa onun noksanlığı onun fakirliği gücünün yetmemesiyle Allahtan istemeside acizliğidir.
2. Aczin ve fakrın makbul bir şefaatçi olmasını nasıl anlarız ?
benim bu cümlede aklıma ilk gelen hz Yunus a s oluyor balığın karnındaki acziyeti fakirliği ve yaptığı munacatı işte ona öyle bir şefaatçi olduki onun kurtulmasına vesile oldu
3. Acz ve ve fakrın Allahın kudretine rabtetmesine gözümüz önünde cereyan eden olaylardan örnek verebilir misiniz ?
burdada herhalde hz Eyyub as güzel bir örnektir12 Ekim 2010: 06:26 #779297Anonim
bende birkaç cümle uyazmak istiyorum ;
inasan aciz dir çünkü sınırlı kapasitemiz var yani şuanda duvarın arkasında ne olduğunu göremiyoruz bilemiyoruz gözlerimizin bir sınırı var.
veya elimizde ki mikropları görebiliyormuyuz göremiyoruz. ve gözle göremediğimiz o küçücük şeyler bizim hasta olmamıza yol açıyor. işte insan bu kadar aciz.mesela İbrahim (a.s.) ateşe atılacağı zaman bana Rabbimden başkası yardım edemez diyor. yani gelen yardım tekliflerine kanmıyor. vede ateş biranda güllük gülistanlık oluyor buna hangi güç yeter hangi kudret yeter
12 Ekim 2010: 06:30 #779298Anonim
@nuktepira 217127 wrote:
bir soru da benden 🙂 neden “EN” makbul bir şefaatçi?
“EY ÂHİRET KARDEŞLERİM ve ey hizmet-i Kur’âniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz:
Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-i hakikat, en makbul bir dua-yı mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.”
Yirmi Birinci Lem’a
Soruya bir soru daha ekliyelim o zaman 🙂 Nihayetsiz acz ve fakrın en makbul bir şefaatçi olmasının ihlasla bir ilgisi var mıdır ?
@nuktepira 217134 wrote:
“nihayetsiz” aciz ve “nihayetsiz” fakir olan sadece insan mıdır?
insan neden “nihayetsiz” aciz ve fakir?
“nihayetsiz” kelimesinin burada ve sair yerlerde vurgulanmasındaki hikmet ve murad nedir?12 Ekim 2010: 06:33 #779299Anonim
@nuktepira 217134 wrote:
“nihayetsiz” aciz ve “nihayetsiz” fakir olan sadece insan mıdır?
insan neden “nihayetsiz” aciz ve fakir?
“nihayetsiz” kelimesinin burada ve sair yerlerde vurgulanmasındaki hikmet ve murad nedir?Hayır değildir, kainatta bulunan herşey.
İnayetin ne demek olduğunu bilen kişi acz ve fakr mevzusunu daha iyi anlar. Her nekadar kişi cüzzi iradeye sahip olsa da, kader planında külli irade olduğundan nihayetsiz sözcüğü vurgulanyor. Kişinin yapacakları sınırlıdır ki yaptıkları da inayet ile olur, dolayısıyla acz ve fakr insanı rabbisine yönlendirir. Tabi bunlar zahiren anlayabildiklerim, ilahi hikmet ve muradı bilemiyorum. Çünkü; biz bazen hayatımızda sabır taksimini kullanamadığımızdan bir şeyi taleb ederken bazen sadece “A” ya kilitleniyor ve onu isteyebliyoruz. Fakat allah cc bizim için “A, B, C belki D”yi murad etmiştir. Biz bunu bilemediğimizen tek şeyle sınırlandırıp hayatımızı zorlaştırıyor, aczimizi ve fakrımızı arka planda tutup, veya, geç idrak edip Hak kapısına yönelme mevzusunda geç kalabiliyoruz. Şayet böyle bir durum söz konusu ise buda bize gösteriyor ki, biz Allah ile konuşmuyoruz. Allah’ın kul ile konuşması Kur’n-ı Kerim’dir, kulun Allah ile konuşması DUA’dır. Kişinin dua edebilmesi için de aciz ve fakir olduğunu bilmesi lazım. Dolayısıyla bunlar halka şeklinde zincirlerdir, nereden ele alırsanız alın gene bizi acz ve fakra yöneltecekir.
12 Ekim 2010: 06:39 #779300Anonim
@HuSeYni 217160 wrote:
Soruya bir soru daha ekliyelim o zaman 🙂 Nihayetsiz acz ve fakrın en makbul bir şefaatçi olmasının ihlasla bir ilgisi var mıdır ?
.İhlas kelima mana itibariyle samimiyet demektir fakat dini boyutta ele alırsak; her şeyi Allah rızası için yapmaktır.Acz ve Fakrını bilen ibadet kapısında olur. Dolayısıyla yapılan ibadette ihlas yok ise faidesizdir.
İhlassız ibadet ruhsuz beden gibidir. Ruhsuz beden ise cesettir.12 Ekim 2010: 07:02 #779301Anonim
@HuSeYni 217160 wrote:
“EY ÂHİRET KARDEŞLERİM ve ey hizmet-i Kur’âniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz:
Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-i hakikat, en makbul bir dua-yı mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.”
Yirmi Birinci Lem’a
Soruya bir soru daha ekliyelim o zaman 🙂 Nihayetsiz acz ve fakrın en makbul bir şefaatçi olmasının ihlasla bir ilgisi var mıdır ?
İHLAS OLMADAN OLMAZKİ;
bir bitki yada hayvan düşünelim bunlar kabiliyetçe ve sorumluluk itibariyle vazifeleri belli ama insan öyle bir mahlukki doğduğu andan itibaren eğitime olgunluğa muhtaç aklını imanla bütünleştirip ihlasla dua kapısını çalması gerek yerde biten bir ot hava su güneş toprak bunlara muhtaçken insan ise kainatın herşei ile munasebet içindedir bu yüzden ağaca ota buluta güneşe yani herşeye muhtaç aczi ve fakrı nihayetsiz demekki ihlasla yaradana kul olacakki aczlik ve fakr lik ona en makbul şefaatçi olsun . -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.