• Bu konu 30 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 31 ile 32 arası (toplam 32)
  • Yazar
    Yazılar
  • #789058
    Anonim

      BAYRAM VE BAYRAM NAMAZLARI
      209- Bayram, bir neş’e ve sevinç günü demektir. Arabçası “Îyd”dir. Çoğulu “A’yad” gelir. Bayram tebriklerine “Ta’yîd”, bayramlaşmaya da “Muayede” denir.
      Peygamber Efendimiz Medine-i münevvereyi şereflendirince, ora halkının senede iki defa bayram yaparak eğlendiklerini öğrenince, onlara şöyle buyurmuş: “Yüce ALLAH o iki bayram günlerine karşılık onlardan daha hayırlı iki bayram günlerini size ihsan etmiştir.” O günlerin Ramazan ve Kurban Bayramı günleri olduğunu müjdelemiştir. Bunlara Arabçada “Îyd-i Fıtır ve Îyd-i Adha” denir.

      Bu günlere “İyd” denilmesi, bunların birer neş’e ve sevinç günü olmaları, hayra yorumlanmaları veya ALLAH’ın bu günlerde pek çok ihsanlarda bulunması bakımındandır. Ramazan Bayramı üç gün, Kurban Bayramı da dört gündür.

      210- Kendilerine cuma namazı farz olanlara, cuma namazının vücub ve eda şartları içinde, Ramazan ve Kurban Bayramı namazları vacibdir. Yalnız Bayram namazlarında hutbeler vacib değildir. Bu namazlardan sonra hutbe okunması sünnettir.

      211- Bayram namazlarının ilk vakti, işrak zamanıdır. Güneşin görünüşüne nazaran ufuktan bir veya iki mızrak boyu (*) kadar yükselip kerahet vaktinin çıktığı andır. Bu andan itibaren istiva veya zeval vaktine kadar kılınması caizdir. (Mekruh vakitler bahsine bakılsın!.)

      212- Bayram namazları ikişer rekattır. Cemaatle aşikare olarak kılınırlar. Ezan ve ikamet yapılmaksızın imam, iki rekat Ramazan veya Kurban bayramı namazına niyet eder. Cemaat da böyle iki rekat bayram namazı kılmak için imama uymaya niyet eder.” ALLAHü Ekber” diye iftitah tekbiri alınır, eller bağlanır. Hep birlikte gizlice “Sübhaneke” okunur. Sonra imam yüksek sesle, cemaat da gizlice “ALLAHü Ekber” diye üç tekbir alırlar. Tekbirlerde eller yukarıya kaldırılıp ondan sonra yanlara salıverilir, her tekbir arasında üç teşbih mikdarı durulur. Üçüncü tekbirden sonra eller bağlanır, imam gizlice “Euzü-Besmele” çektikten sonra, aşikare olarak Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur’an-ı Kerimden okur. Aşikare “ALLAHü ekber” diyerek bilindiği gibi rüku ve secdelere gider. Cemaat da gizlice tekbir alarak imama uyar. Sonra yine tekbir alınarak ikinci rekata kalkılır. İmam gizlice “Besmele”den sonra yine aşikare olarak Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur’an okur. Tekrar üç defa eller kaldırılarak birinci rekatta olduğu gibi üç tekbir alınır. Ondan sonra imam yine aşikare, cemaat ise gizlice “ALLAHü Ekber” diye rükua ve secdelere varırlar. Sonra oturulup gizlice “Tahiyyat, Salli-Barik ve Rabbena atina” duaları hep birlikte okunur ve iki tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.
      Bu halde bayram namazlarının her rekatında üç fazla tekbir bulunmuş olur ki bunlar da vacibdir.

      (Hanbelî mezhebine göre birinci rekatta altı, ikinci rekatta beş tekbir alınır ve her iki rekatta da tekbirler kıraattan önce yapılır, İmam Malik ile İmam Şafiî’ye göre, birinci rekatta yedi, ikinci rekatta beş tekbir alınır ve tekbirler her iki rekatta da kıraattan önce alınır.

      213- İmam bayram namazını kıldırdıktan sonra hutbe okumak için minbere çıkar. Cuma’da olduğu gibi iki hutbe okur. Ancak bu bayram hutbelerine tekbir ile başlanır. Cemaat da bu tekbirlere hafifçe katılır. Hatib, Ramazan Bayramı hutbesinde cemaata Fıtır Sadakası üzerinde, Kurban Bayramı Hutbesinde Kurban ve Teşrîk tekbirleri konusunda bilgi verir.
      Cuma hutbelerinde sünnet olan şeyler, bayram hutbelerinde de sünnettir. Mekruh olanlar da aynen mekruhtur. Bayram hutbelerinin namazdan önce okunmaları caiz olmakla beraber mekruh sayılmıştır.

      214- İmam birinci rekatta bayram tekbirlerini unutup da Fatihanın bir kısmını veya tamamını okuduktan sonra hatırlarsa tekbirleri alır. Fatiha’yı yeniden okur. Fakat Fatiha’dan sonra bir mikdar Kur’an okuduktan sonra, tekbirleri alır, kıraati iade etmez.

      215- Bayram namazlarında, birinci rekatın rüküuna varmış olan bir imama yetişen kimse, bu rükua kavuşacağını tahmin ediyorsa, hem iftitah tekbirini, hem de Bayram tekbirlerini ayakta alarak ondan sonra rüküa varır. Rüküu kaçıracağından korkuyorsa, îftitah tekbirinden sonra hemen rükua varır ve Bayram tekbirlerini rüküda alır. Bu tekbirleri alırken ellerini kaldırmaz. Tekbirleri tamamlayamasa dahi, imam kıyama kalkınca o da imamla kalkar, imamın alacağı tekbirlerde imama uyar. İmam sünnete uygun olan tekbirlerin dışına çıkmadıkça, imama tekbirlerde uyulur, sünnet dışında az veya çok almış olduğu tekbirlerde ona uyulmaz.

      216- Bayram namazının ikinci rekatına yetişen kimse, imam selam verdikten sonra birinci rekatı kaza etmeye kalkınca, önce Besmele ile Fatiha süresini ve ilave edeceği bir sureyi okur. Sonra gizlice tekbirleri alarak namazı tamamlar. Bu şekilde mesbuk olanlar, kendi mezheblerinde alacakları tekbirleri getirirler, imamın almış olduğu tekbirlerin sayısını gözetmezler.
      Bayram namazına yetişemeyen kimse, kendi başına Bayram namazı kılamaz. İsterse dört rekat nafile namazı kılar. Bu, bir kuşluk namazı yerine geçer, sevabı büyük olur.
      (Şafiî’lere göre Bayram namazları Müekked Sünnet’lerdir. Bir rivayete göre de, Farz-ı kifaye’dir. İslam alametlerinden sayılır. Cemaatla kılınması daha faziletlidir. Yalnız başına da hutbesiz kılınabilir. Bunu misafirlerde, kadınlarda yalnız başlarına kılabilirler. Güneşin doğuşundan zeval vaktine kadar kılınabilir.
      Malikîlere göre Bayram namazı müekked sünnettir. Bir görüşe göre de, Farz-ı kifaye’dir. Hanbelî mezhebinde de Farz-ı kifayedir. İmam ile kılmayı başaramayanın bunu kaza etmesi sünnettir.)

      217- Kurban Bayramı namazını ilk vaktinde kılmak, Ramazan Bayramı namazını da biraz geciktirmek müstahabdır. Bayram namazı cenaze namazına ve cenaze namazı da Bayram hutbesine takdim edilir (önce kılınır).

      218- Bayram namazları bir şehirde herkesin toplanacağı bir yerde (Namazgâhda) kılınabileceği gibi, birçok camilerde de kılınabilir.

      219- Bayram günlerinde erken kalkmak, yıkanmak, misvak kullanmak, gülyağı ve benzeri hoş koku sürünmek, giyilmesi mubah olan elbiselerden en güzel ve temizini giymek, Yüce ALLAH’ın nimetlerine şükür için neş’e ve sevinç göstermek, karşılaşılan mümin kardeşlere karşı güler yüz göstermek, elden geldiği kadar fazla sadaka vermek, Bayram gecelerini ibadetle geçirmek müstahab ve güzel bulunmuştur.

      220- Ramazan Bayramında, Bayram namazından önce hurma gibi tatlı bir şey yenilmesi, Kurban bayramında ise namaz kılınmadıkça bir şey yenilmemesi müstahabdır. Sahih olan görüşe göre, bu hususta kurban kesecek kimse ile kesmeyecek kimse eşittir. Kurban kesecek kimsenin, keseceği kurban eti ile yemeğe başlaması daha uygundur. Bununla beraber namazdan önce bir şey yenilmesinde de kerahet yoktur.

      221- Kurban kesecek kimse, tırnaklarını ve saçlarını kesmeyi geciktirir. Bunu yapmak mendubdur. Fakat bu geciktirme hoşa gitmeyecek bir durumu ortaya koyacak bir zaman olmamalıdır. Bunun en uzun müddeti kırk gündür.
      Faziletli olan, haftada bir defa tırnakları ve bıyıkların fazla kısmını kesmek, ziyade tüyleri gidermek, yıkanmak suretiyle bedenin temizliğine bakmaktır. Bunlar hiç olmazsa on beş günde bir yapılmalıdır. Kırk günden fazla bırakılmasında özür kabul edilmez.

      222- Bayram günü camiye bir vakar ve sükun ile gidilir. Ramazan Bayramında namaza giderken gizlice, Kurban Bayramında ise açıkça tekbir alınması ve namazdan sonra da mümkün ise başka bir yoldan eve dönülmesi mendubdur.

      223- Kurban Bayramının birinci gününe “Yevm-i Nahir”, diğer üç gününe de “Eyyam-ı Teşrik” denir. Bu bayramdan önceki gün ise, “Yevm-i Arefe”dir ki, Zilhiccenin dokuzuncu günüdür. Ramazan Bayramında Arefe yoktur. Arefe gününün sabah namazından itibaren Bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazın arkasından bir defa şöyle tekbir alınır ki, bunlara Teşrîk Tekbirleri denir:

      “ALLAHü ekber, ALLAHü ekber. Lâ ilahe illALLAHu vALLAHu ekber. ALLAHü ekber ve lillâhilhamd.”
      Memleketimizde bunun tercümesi bir zaman şöyle okunmuştu: “Tanrı uludur, Tanrı uludur. Tanrıdan başka Tanrı Yoktur. Tanrı uludur. Tanrı uludur. Hamd O’na mahsusdur.”
      Tekbirlerin bu mikdar okunması iki imamın görüşüdür, işlem de böyle yapılmaktadır. İmamı Azam’a göre bu tekbirler Arefe gününün sabahından ertesi günün ikindisine kadar olan sekiz vakit farz namazın arkasından alınır.

      224- Teşrîk Tekbirleri, fıkıh alimlerinin çoğuna göre vacibdir. Sünnet diyenler de vardır, iki İmama göre farz namazları kılmakla yükümlü olan herkes için bu tekbirler vacibdir. Bu hususta tek başına namaz kılan, imama uyan, misafir (yolcu) ile mukim, köylü ile şehirli, erkek ile kadın eşittir. İmamı Azam’a göre ise, bu tekbirlerin vacib olması için mukim olmak, hür olmak, erkek olmak ve namaz, müstahab şekilde cemaatle kılınan bir farz olmak şarttır. Buna göre, misafirlere, kölelere, kadınlara ve tek başına namaz kılan kimselere bu tekbirler vacib değildir. Fakat bunlar, kendilerine tekbir vacib olan cemaatle namaz kılanlara uymaları halinde tekbir almaları gerekir. Cuma ve Bayram namazları kılınmayan köylerde bulunanlara da vacib olmaz. Cuma günü öğle namazını kendi aralarında cemaatle kılan özürlü kimselere de vacib olmaz. Kadınların da kendi aralarında cemaatle namaz kılmaları, müstahab şekilde olan cemaattan sayılmaz.

      225- Bir senenin Teşrîk günlerinde terk edilen bir namaz, yine o senenin teşrîk günlerinden birinde kaza edilse, sonunda Teşrîk Tekbiri alınır. Fakat başka günlerde veya başka bir senenin teşrîk günlerinde kaza edilecek olsa teşrik tekbiri alınmaz.

      226- Bir namazda sehiv secdeleri ile teşrîk tekbiri ve telbiye toplanacak olsa önce sehiv secdeleri yapılır, sonra tekbir alınır. Ondan sonra da telbiyede bulunulur. Eğer telbiye önce yapılırsa, sehiv secdeleri ve teşrik tekbiri düşer. (Telbiye için hac bahsine bakılsın!)

      227- Arefe günü, insanların bir yerde toplanarak Arafat’da bulunan hacıları taklid eder bir durum almaları, hiç bir esasa bağlı değildir. Bunu mekruh görenler de vardır.

      228- Bayram günlerinde Müslümanların birbirlerini tebrik etmesi, görüşüp musafaha yapması ve birbirlerine: “Gaferellahu lena ve leküm = ALLAH bizi ve sizi bağışlasın”, yahut: “Takabbelellahu Tealâ minna ve minküm = Yüce ALLAH bizden ve sizden kabul buyursun.” şeklinde duada bulunması da mendubdur.

      (*) Orta boylu bir mızrak, on iki karış uzunluğundadır.

      #789059
      Anonim

        ŞAFİİLERDE Bayram Namazları
        Bayram mânâsına gelen iyd kelimesi avd kelimesinden alınmıştır. Avd ´tekrar edilmek´ anlamına gelir. Bayram´a, bu isim, her sene tekrar geldiği, insanların sürür ve sevinci tekrarlandığı veya ALLAH´ Teâlâ´nın, bayramda insanlara çokça lütufta bulunduğu için verilmiştir.

        Bayram Namazlarının Meşruiyeti ve Delili

        Hz. Peygamber Ramazan ve Kurban bayramı namazını ilk olarak hicretin ikinci yılında Medine´de kildırmıştır. Meşruiyetinin delili ise şu ayettir:

        Öyle ise rabbin için namaz kıl ve kurban kes. (Kevser/2)

        ıMüfessirler bu ayetteki namazın, Kurban bayramının namazı olduğunu söylemişlerdir.

        Ebu Said el-Hudrî şöyle demiştir: ´Hz. Peygamber, Kurban bayramı ile Fıtır bayramı günlerinde musalla´ya çıkardı. Orada önce namaza başlardı. Namazı kıldırıp selâm verince, cemaat -namaz kıldıkları yerde-otururken ayağa kalkar ve insanlara karşı dönerdi. Eğer bir müfreze gön­dermek istiyorsa bunu insanlara söyler veya başka birşey emretmek isti­yorsa emrederdi. Ondan sonra musalla´dan avdet ederdi´[1]

        Bayram Namazının Hükmü

        Bayram namazı müekked bir sünnet´tir. Çünkü Bayram namazı meşru kılındıktan sonra, Hz. Peygamber, vefat edinceye kadar onu terketmemiştir. Hz. Peygamber´den sonra sahabîler de kılmaya devam etmişlerdir. Bayram namazının cemaatle kılınması meşrudur. Ebu Said el-Hudrî´nin rivayet ettiği hadîs buna delâlet etmektedir. Ayrıca Bayram na­mazı tek başına da kıhnabilir. Fitneye sebep olan veya süslenmiş kadınlar hariç -onlar namazı evlerinde kılmalıdırlar- Bayram namazına erkek-kadın, mukim-seferî, hür-köle herkes katılabilir.

        Hz. Peygamber´in, İslâm hakkında soru soran kişiye söylediği sözler Bayram namazının vacib olmadığına delâlet etmektedir; Hz. Peygamber o kişiye ´Gece ve gündüz içinde beş vakit namaz (var)´ buyurdu. O zat ´Üzerime bu namazlardan başkası da olacak mı ´ diye sorunca, Hz Peygamber ´Hayır, meğerki kendiliğinden kılasın´ diye cevap verdi.[2]

        Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

        ALLAH, kullarına beş vakit namazı farz kılmıştır. Kim haklarında kü­çümsemede bulunmadan, haklarını zayi etmeksizin onları kılarsa, ALLAH o kimseyi cennete koymaya söz vermiştir. Kim de onları kılmazsa, ALLAH´ın o kimseye hiçbir va´d´i yoktur. Dilerse azap eder, dilerse cennete koyar.[3]

        Ümmü Atiyye şöyle demiştir: ´Her iki bayramda da örtülü hanımlar ve bakire kızlarla beraber musalla´ya çıkmakla emrolunurduk. Hayızlılar da çıkar cemaatın arka tarafında bulunurlar ve insanlarla birlikte tekbir getirirlerdi´.[4]

        Başka bir rivayette Ümmü Atiyye ´Ey ALLAH´ın Rasûlü! Bazılarımızın cilbabı (örtünecek çarşafı) bulunmuyor´ dedim. ´(Din) kardeşi kendi cil-bablarından birini emaneten giydirsin´ buyurdu.

        Bayram namazı için ezan ve kamet okumak sünnet değildir. Bayram namazları için es-saîâtu camiatun (namaz toplayıcıdır) diye seslenilir.

        Rivayet edildiğine göre İbn Abbas, Abdullah b. Zübeyr´e biat edildi­ğinde ´Fıtır bayramı günü Bayram namazı için ezan okumak yoktur. Bu bakımdan sen de o günün namazı için ezan okutma, ayrıca hutbe de namazdan sonra okunur. Bu Bayram namazı işi muhakkak surette böyle yapılagelmiştir´ diye haber göndermiştir.[5]

        İbn Abbas ve Cabir´den şöyle rivayet edilmiştir: ´Ne Kurban bayramı, ne de Ramazan bayramı namazı için ezan okumak yoktur´.[6]

        Bayram Namazlarının Vakti

        Bayram namazlarının vakti, güneşin doğuşundan itibaren başlar, ze­val vaktine kadar devam eder. Bera b. Âzib´in rivayet ettiği şu hadîs buna delâlet etmektedir: Hz. Peygamber hutbe okuduktan sonra şöyle dedi: ´Bu günümüzde ilk yaptığımız şey Bayram namazı kılmaktır1.[7]

        Bayram namazlarının, güneşin -doğuşundan itibaren bir mızrak boyu- yükselişine kadar ertelenmesi sünnettir.

        Bayram Namazlarının Kılınış Şekli

        Bayram namazları iki rekât olarak kılınır. Namaz tahrim tekbiri ile başlar, iftitah duasından sonra yedi tekbir alınır. Her tekbirde eller omuz hizasına kadar kaldırılır. İki tekbir arasında ne uzun ne kısa olmayan bir ayet okunacak kadar bir zaman durulur. Bu esnada subhanaîlahi veîâ ilahe illâllahu vALLAHu ekber (ALLAH´ı her türlü ortaktan tenzih ederim. Hamd ALLAH´a mahsustur. ALLAH´tan başka ilah yoktur. ALLAH en büyüktür) demek sünnettir. Sonra eûzu besmele çekilerek Fatiha okunur. Sonra zammı sûre olarak bir sûre veya bazı ayetler okunur. İkinci rekâtta intikal tekbirlerinden başka, Fatiha okunmadan önce beş tekbir daha alınır. Her iki tekbirin arasında -daha önce zikrettiğimiz gibi- fasıla verilir. Heyet ola­rak adlandırılan bu tekbirler sünnettir. Unutarak da olsa tekbir alınmadan kıraate başlanırsa, zaman geçtiği için artık tekbir alınmaz. Fakat bu durum namazın sıhhatine zarar vermez.

        Bunların delili şu rivayetlerdir. Hz. Ömer´den şöyle rivayet edilmiştir:

        Ramazan ve Kurban bayramının namazları ikişer rekâttır.[8] Hz. Ömer bunu, Hz. Peygamber´in diliyle söylemiştir. İcma da bunun üzerine olmuştur.

        Amr b. Avf el-Müzenî şöyle rivayet etmiştir: ´Hz. Peygamber Bayram namazlarında, birinci rekâtta kıraatten önce yedi, ikinci rekâtta kıraatten önce beş tekbir aldı1.[9]

        Bayram Hutbesi

        Bayram namazı kılındıktan sonra iki hutbe okumak sünnettir. Bu hutbelerin keyfiyetini kısaca şöyle sıralayabiliriz:

        1. Hutbeler, Bayram namazının hemen arkasından okunmalıdır.

        Bu hutbeler, Cuma´nın aksine namazdan sonra okunur. Çünkü Hz. Peygamber Cuma namazının hutbesini namazdan önce, Bayram namaz­larının hutbelerini ise namazdan sonra okumuştur.

        İbn Ömer şöyle demiştir: ´Hz. Peygamber, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, Bayram namazlarını hutbeden önce kılarlardı´.[10]

        İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: ´Hz. Peygamber ile beraber Rama­zan ve Kurban bayramı günlerinde musalla´ya çıktık. Hz. Peygamber önce namazı kıldı, sonra hutbe okudu´.[11]

        Hutbe Bayram namazından önce okunursa, hiç okunmamış sayılır.

        2. Cuma hutbesindeki rükün ve sünnetler, bayram hutbeleri için de geçerlidir.

        İmam Şafii, Ubeydullah b. Abdullah b, Utbe b. Mes´ud´dan şöyle ri­vayet etmiştir: ´Sünnet, imam´ın Bayram namazlarında iki hutbe okuması ve aralarında fasıla yapmasıdır´.

        3. Birinci hutbeyi dokuz, ikinci hutbeyi yedi tekbirle okumak sünnettir.

        Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes´ud´dan şöyle rivayet edilmiş­tir: ´Birinci hutbeye, peşpeşe dokuz tekbirle, ikinci hutbeye ise peşpeşe yedi tekbirle başlamak sünnettir´.[12]

        Bayram Namazları Nerede Kılınır

        Bayram namazları, mescid veya sahrada kılınır. Neresi daha fazla in­san alırsa orada kılmak daha faziletlidir. Her iki yer de eşit derecede in­san alıyorsa, şerefinden ötürü mescidde kılmak daha faziletlidir. Zira Müslüman mescidde kıldığı namazdan dolayı hem icabet ecri alır, hem de mescidde durmanın ecrini alır. Hz. Peygamber´in mescidi bütün halkı almadığı için, Hz. Peygamber Bayram namazlarını sahrada kıldırmıştır. Daha önce Bayram namazlarını erkek, kadın herkesin cemaatle kılma­sının meşru olduğunu belirtmiştik. Mescid, namaz kılanları alıyorsa, sah­ranın tercih edilmesine gerek yoktur.

        Bayram Günlerinde Tekbir Getirmek

        Hacı olmayanların, Ramazan ve Kurban bayramı gecelerinde güneşin batışından itibaren evlerde, mescidlerde, çarşılarda yüksek sesle -imam Bayram namazının tahrim tekbirini alıncaya kadar- tekbir getirmeleri sünnettir.

        Bu kolaylığı dilemesi, sayıyı tamamlamanız ve sizi (bu kolaylığa) ilettiğinden dolayı ALLAH´ı tekbir etmeniz içindir. (Bakara/185)

        Müfessirler, buradaki tekbifden maksadın, Ramazan bayramında ge­tirilen tekbir olduğunu söylemişlerdir. Kurban bayramı da Ramazan bay­ramına kıyas edilir. Ayrıca hacı olan ve olmayan herkes için Kurban bay­ramında namazlardan sonra; Arefe gününün sabah namazından başla­yarak, teşrik günlerinin son gününün ikindi namazına kadar tekbir getir­mek sünnettir. Teşrik günleri, Kurban bayramını takip eden üç gündür. Fakat Ramazan bayramında namazlardan sonra tekbir getirmek sünnet değildir.

        Bütün bunların delili, Hz. Peygamber´in fiilidir. Hz. Peygamber ve ashabı böyle yapmışlardır.

        Hz. Ali´den ve Ammar b. Yasir´den şöyle rivayet edilmiştir: ´Hz. Peygamber, Arefe günü sabah namazından sonra tekbir getirirdi. Teşrik günlerinin son günü ikindi namazından sonra bırakırdı´.[13]

        Rivayet edildiğine göre İbn Ömer, Mina´da tekbir getirirdi. Mescid-deki, çarşı-pazardaki insanlar onun sesini işitir ve onunla beraber tekbir getirirlerdi. Öyle ki tekbir sesinden heryer inlerdi. İbn Ömer, Mina´da bütün günlerde, namazların arkasında, yatağında, çadırında ve yürürken tekbir getirirdi.[14]

        Tekbirin en üstün lafzı şöyledir:

        ALLAHu ekber, ALLAHu ekber, ALLAHu ekber, lâ ilahe illalîahu vALLAHu ekber, ALLAHu ekber ve lillahi´1-hamd

        ALLAH en büyüktür, ALLAH en büyüktür, ALLAH en büyüktür. ALLAH´tan başka ilah yoktur. ALLAH en büyüktür, Hamd, ALLAH´a mahsustur.

        Bayram Gününün Âdabı

        1. Gusletmek, güzel koku sürünmek, yeni elbise giymek. Bunların nedenleri Cuma bahsinde geçmişti.

        2. Bayram sabahı mescide erken gitmek.

        3. Ramazan bayramında namaza gitmeden önce birşey yemek. Kurban bayramında ise namazdan dönünceye kadar birşey yememek.

        4. Mescide veya namazgaha yürüyerek gitmek, dönerken başka bir yoldan gelmek.

        Cabir şöyle demiştir: ´Hz. Peygamber, Bayram namazına giderken başka bir yoldan gidiyor, dönerken başka bir yoldan geliyordu´.[15]

        5. İmam´ın, güneş doğduktan sonra nafile namaz kılması mekruhtur. Başkaları içinse mekruh değildir.

        İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: ´Hz. Peygamber Ramazan bayramı günü çıktı, iki rekât (bayram) namazı kıldı. Ondan önce ve sonra başka namaz kılmadı´.[16]



        [1] Buharî/913; Müslim/889

        [2] Buharî/46; Müslim/İl

        [3] Ebu Dâvud/1420

        [4] Buharî/928; Müslim/890

        [5] Buharî/916; Müslim/886

        [6] Buharî/917; Müslim/886

        [7] Buharî/908

        [8] Neseî, III/111 ve başka muhaddisler

        [9] Tirmizî/536. (Tirmizî ´Bu hadîs bu hususta gelen en güzel hadîstir´ demiştir).

        [10] Buharî/920; Müslim/888

        [11] Buharî/932

        [12] Beyhakî

        [13] Hâkim, 1/299. (Hâkim ´Bu hadîsin isnadı sahih´tir. Ravilerden hiçbiri cerhedilmemiştir´ demiştir)

        [14] Buharı, Kitab´ul-Iydeyn

        [15] Buharî/943

        [16] Buharî/945

      2 yazı görüntüleniyor - 31 ile 32 arası (toplam 32)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.