- Bu konu 44 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
11 Mayıs 2014: 11:41 #817135
Anonim
Anne-babaya hürmet eden Nebilerle, Sıddıklarla ve Şehitlerle haşrolur
Anne-babaya hürmet ve itaat, kişiyi Peygamberlerle birlikte haşrolmayı nasib eder
Anne-babaya hürmet eden Nebilerle, Sıddıklarla ve Şehitlerle haşrolur
Bir adam Resulullah’a (asm) gelerek:
Ya Resulullah! Allah€™tan başka hiçbir İlah olmadığına, senin Allah€™ın Peygamberi olduğuna inanıyorum. Beş vakit amazı kılıyor, malımın zekatını veriyor ve Ramazan orucunu tutuyorum. dedi. Bunun üzerine Resulullah (asm):
€œAnne ve babasına karşı gelmedikçe bunları yerine getirerek bu hal üzere ölen, şüphesiz kıyamet günü Nebilerle, Sıdıklarla ve Şehitlerle (inanç ve imanları çok kuvvetli olanlarla) -iki parmağını yan yana getirerek- böylece birlikte olacaktır. buyurdu. [1]
€œAna-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber cennete girer. [2]
Kaynakça:
[1]İmam-ı Ahmed, Taberani
[2] İmam Rafii
11 Mayıs 2014: 11:42 #817136Anonim
Anne-babanın yüzünü güldürmek hicret etmekten daha faziletlidir
Anne-babanın yüzünü güldürmek hicret etmekten daha faziletlidir
Anne-babayı razı etmek, amellerin en üstünüdür
Adamın biri hicret üzerine bağlanmaya geldiği Hz. Peygambere (asm) şöyle dedi:
“Babamı ve annemi ağlatmadan sana gelemedim!”
“O halde dön ve onları ağlattığın gibi güldür.” [1]
Sevap kazanmak isteyen, anne babasına iyilik etsin
Resulullah’a (asm) bir adam gelerek
“Allah’tan sevap almak için hicret ve cihat etmek üzere sana bağlanıyorum.” deyince Hz. Peygamber (asm) :
“Annen baban hayatta mı?” diye sordu. Adam:
“Evet, ikisi de yaşıyor.” diye cevap verdi.
“Allah’tan sevap istiyor musun?”
“Evet ya Resulullah.”
“Öyle ise annene-babana dön ve onlara iyi davran. (Onlara yardımcı ol buyurdu)” [2]
Kaynakça:
[1] Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, Hakim
[2] Müslim
11 Mayıs 2014: 11:45 #817137Anonim
Anne-babanın yüzüne şefkatle bakmak, kişiye hac sevabını kazandırır
Anne ve babaya şefkatle bakmak, hac sevabına vesile olur
Anne-babanın kalbini hoşnud etmek, yüzüne şefkat ve sevgiyle bakmak, Cenab-ı Hakkı çokça razı eder
Resulullah (asm) anne-babanın yüzüne şefkatle bakanın sevabı hususunda şöyle buyurmuştur:
“Kim ana-babasının yüzüne şefkat ve merhametle bakarsa, Allah-ü Teala onun için makbul olan bir haccın sevabını yazar.” [1]
Peygamber Efendimiz (asm):
“Anne-babanın yüzüne merhametle bakana, hac ve umre sevabı yazılır.” buyurunca:
“Günde bin defa bakarsa da böyle midir?” denildi. Cevaben buyurdu ki:
“Günde yüz bin defa baksa da…” [2]
Anne-babanın yüzüne sevgiyle bakmak dahi ibadet olarak yazılır
“Ana-babanın yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir.” [3]
Kaynakça:
[1] Nehc’ul- Fesaha
[2] Riyaz’ün Nasihin
[3] Ebu Nuaym
11 Mayıs 2014: 11:53 #817138Anonim
Anne-babaya hürmet ve iyilik etmek kişiye neler kazandırır
0
Anne-babaya hürmet ve itaat, kişiye çok büyük mükafatlarkazandırır
Anne babaya ihsan eden Peygamberlerle beraber cennete girer
Ana-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber cennete girer. [1]
Her hususta toplumsal kuralları düzenleyen İslam dini anne ve baba hakkına dair kuralları da düzenlemiştir. Hadis ve ayetlere bakıldığında bu konuya çok defa temas edildiğini ve sürekli olarak onlara itaatin emredildiği görülür. Hususen bu noktanın kebaire temas etmesi, yani anne ve babaya itaatsizliğin kebair şeklinde tabir edilen büyük günahlardan sayılması hadisenin önemini vurgulamaktadır.
Elbet böylesi önemli bir mevzuyu uygulama noktasında üzerine düşeni yapan bireyler, tıpkı diğer İslami hususları uyguladıklarında elde edecekleri mükafatlar gibi bu noktada da hem dünyada hem ahirette mükafat alacaklardır.
Anne-babaya iyilik edenin mükafatı iki kat fazla olarak verilir
“Anneye yapılan iyiliğin sevabı evlada iki kat olarak verilir.†[2]
Ebeveynine iyi davranan kişiler, kıyamet günün de arşın gölgesinde gölgeleneceklerdir
“Hz. Musa’nın (as) Cenab-ı Hak ile konuşması esnasında Rabbinin huzuruna çabuk varan, arşın gölgesinde bir adam görür ve bulunduğu makama imrenir ve:
“Herhalde bu adam pek keremli olmalıdır.†der. Rabbinden adamın ismini söylemesini ister. Allah-ü Teala (cc) adamın ismini söylemez ve:
“Ama sana onun üç amelini söyleyeceğim.†buyurarak şunları bildirir;
“Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu insanları kıskanmazdı, ebeveynine karşı gelmezdi, laf taşımazdı.†[3]
Allah (cc) katında en sevimli amel, Anne-babaya iyilik etmektir
Abdullah Bin Mesud (ra) der ki:
“Resulullah’a (asm):
“Hangi iş ve davranış Allah’a daha sevimlidir?†diye sordum. O da:
“Vaktinde kılınan namazdır.†dedi. Ben:
“Sonra hangisi?â€
“Ana-babaya iyilik etmek.â€
“Sonra hangisi?â€
“Allah yolunda cihat etmektir.†buyurdu. [4]
Anne-babanın yüzüne sevgiyle bakmak dahi ibadet olarak yazılır
“Ana-babanın yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir.†[5]
Anne-babaya ihsan etmek, hayırlı evlatların olmasına vesiledir
Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder. [6]
Anne ve babaya şefkatle bakmak, kişiye hac sevabını kazandırır
Resulullah (asm) anne-babanın yüzüne şefkatle bakanın sevabı hususunda şöyle buyurmuştur:
“Kim ana-babasının yüzüne şefkat ve merhametle bakarsa, Allah-ü Teala onun için makbul olan bir haccın sevabını yazar.†[7]
Peygamber Efendimiz (asm):
“Anne-babanın yüzüne merhametle bakana, hac ve umre sevabı yazılır.†buyurunca:
“Günde bin defa bakarsa da böyle midir?†denildi. Cevaben buyurdu ki:
“Günde yüz bin defa baksa da…†[8]
Annesinin ayağını öpen, cennettin eşiğini öpmüş gibidir
“Annesinin ayağını öpen, cennetin eşiğini öpmüş olur.†[9]
Anne-babasının bakımı için çalışan Allah (cc) yolundadır
“Kişi küçük çocuklarının rızkını temin için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne babasının bakımı için çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak için çıkarsa, Allah yolundadır. Yok, eğer gösteriş ve başkalarına öğünmek için çalışmaya çıkarsa şeytan yolundadır.†[10]
Allah’ın (cc) rızası, Anne babanın rızasındadır
Anne-babasını razı eden bir kişi bilmelidir ki, Rabbi de ondan razı olmuştur. Fakat onları üzüp, mahzun eden yahut onları kızdıran, yine bilmelidir ki Cenab-ı Hakkın öfkesini üzerine çekmektedir. Zira Peygamberimiz (asm) bu konu da şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın rızası ana-babanın rızasındadır.†[11]
Anne-babasını razı ederek sabahlayan kişiye cennette iki kapı açılır
“Anne-babasını razı ederek sabahlayan, kimse için cennette iki kapı açılır. Aynı şekilde onları razı ederek akşamlayan kimse için de böylesi vardır. Eğer birini razı ederse, bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de, zulmetseler de, zulmetseler de (onları razı etmeye çalışmalıdır).
Kim ebeveynini kızdırdığı halde sabahlarsa ona da cehennemde iki kapı açılır. Onları kızdırarak akşamladığı zaman da yine kendisi için cehennemde iki kapı açılır. Eğer birini kızdırırsa bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de, zulmetseler de, zulmetseler de durum değişmez.†[12]
Anne-babaya iyilik etmek cehennem azabından uzaklaştırır
Bir adam Hz. Ömer’e gelerek katil olduğunu söyler ve ne yapması gerektiğini sorar. Hz. Ömer (ra) adama;
“Annen sağ mı?†diye sorar. Adam;
“Değil†deyince bu defa;
“Baban sağ mı?†diye sorar. Adam;
“Evet†deyince;
“Ona iyilik ve ihsanda bulun!†der ve şöyle devam eder; “Eğer bu adamın annesi hayatta olsaydı da, adam ona iyilik ve ihsanda bulunsaydı cehennem ateşinin onu asla yemeyeceğini umardım.†[13]
Anne-babaya hürmet eden nebilerle, sıddıklarla ve şehitlerle haşir olur
Bir adam Resulullah’a (asm) gelerek:
“Ya Resulullah! Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına, senin Allah’ın peygamberi olduğuna inanıyorum. Beş vakit namazı kılıyor, malımın zekatını veriyor ve Ramazan orucunu tutuyorum.â€dedi. Bunun üzerine Resulullah (asm)
“Anne ve babasına karşı gelmedikçe bunları yerine getirerek bu hal üzere ölen, şüphesiz kıyamet günü nebilerle, sıdıklarla ve şehitlerle (inanç ve imanları çok kuvvetli olanlarla) -iki parmağını yan yana getirerek- böylece birlikte olacaktır.†buyurdu. (İmam-ı Ahmed, Taberani)
“Ana-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber cennete girer.†[14]
Anne-babanın yüzünü güldürmek hicret etmekten daha faziletlidir
Adamın biri hicret üzerine bağlanmaya geldiği Hz. Peygambere (asm) şöyle dedi:
“Babamı ve annemi ağlatmadan sana gelemedim!â€
“O halde dön ve onları: ağlattığın gibi güldür.†[15]
Resulullah’a (asm) bir adam gelerek
“Allah’tan sevap almak için hicret ve cihat etmek üzere sana bağlanıyorum.†deyince Hz. Peygamber (asm) :
“Annen baban hayatta mı?†diye sordu. Adam:
“Evet, ikisi de yaşıyor.†diye cevap verdi.
“Allah’tan sevap istiyor musun?â€
“Evet ya Resulullah.â€
“Öyle ise annene-babana dön ve onlara iyi davran. (Onlara yardımcı ol buyurdu)†[16]
Tevhitten sonra Allah’ın (cc) huzuruna götürülebilecek en iyi ibadet anne babaya yapılacak hizmettir
Ebu Said El-Hudri (ra) şöyle anlatıyor:
“Adamın biri Yemen’den Hz. Peygamber’e(asm) gelip cihada katılmak istediğini†söyledi.
Hz. Peygamber (asm) ona şöyle sordu:
“Yemen’de annen ve baban var mı?â€
“Evet var.â€
“Onlar sana (gelmen için) izin verdiler mi?â€
“Hayır!â€
Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu:
O halde dön! Anne ve babanın yanına git! Onlardan izin iste. Eğer izin verirlerse (Allah yolunda) cihad et. Aksi takdirde gücün yettiği kadar onlara hizmet et. Çünkü tevhidden sonra Allah’ın huzuruna götüreceğin en iyi ibadet, anne-babana yaptığın hizmettir.†[17]
Anne-babası için hac eden kişi Allah (cc) katında itaatkar olarak yazılır
“Kim ana babasından birinin namına haccederse bu, (borcunu ödemeye) kafi getir ve semada babasının ruhuna müjdelenir. Asi olsa bile bu sebeple o kişi Allah katında itaatkar olarak kayda geçer.â€
Diğer bir rivayet şöyledir:
“Babası için bir hac, kendisi için yedi hac (sevabı) yazılır.†[18]
Anne-babanın duası asla reddedilmez, kişi onların hayır duasını almaya çalışmalaıdır
“Kesinlikle makbul olan üç dua vardır; zulme, haksızlığa uğrayan kimsenin duası, misafirin duası ve ana babanın çocuklarına duaları…†[19]
“Kelime-i şehadet ve anne babanın evladına yaptığı dua hariç her şey ile Allah-u Teala arasında bir perde vardır.†[20]
“Babanın duası perdeyi deler (kabul makamına ulaşır).†[21]
Kaynakça:
[1] İmam Rafii
[2] İhya-u Ulumi’d-Din
[3] İhya-u Ulumi’d-Din
[4] Buhari, Müslim
[5] Ebu Nuaym
[6] Taberani
[7] Nehc’ul- Fesaha
[8] Riyaz’ün Nasihin
[9] Şir’at-ül İslam
[10] Taberani
[11] Riyaz’ün Nasihin
[12] Beyhaki
[13] İbn-i Receb
[14] İmam Rafii
[15] Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, Hakim
[16] Müslim
[17] Ahmed, İbn Hibban
[18] Cem’ul Fevaid
[19] Tirmizi
[20] İbn-ün Neccar
[21] Kütüb-i Sitte
11 Mayıs 2014: 11:55 #817139Anonim
Anne-babanın evladı üzerindeki hakları nelerdir?
Evladın anne babaya nasıl davranması gerekir?
Anne babanın evlatları üzerinde çok önemli hakları vardır
“Bu ümmetlerin üzerinde, yaratanın hakkı ile Peygamberlerin hakları vardır. Ana hakkı benim hakkıma, baba hakkı ise Peygamberlerin hakkına benzer.” [1]
“Birisi: “Ya Resulullah! Anne-babanın evladı üzerinde ne hakkı vardır?” diye sorunca Resul-i Ekrem (asm):
“Onlar senin ya cennetin, ya cehennemindir. (Onlara iyilik yaparsan cennete, kötülük yaparsan cehenneme gidersin.) buyurdu.” [2]
Evladın ilk görevi, onlara itaatsizlik etmeyerek her daim onlara hizmet etmektir
Çocukların ana ve babalarına karşı başlıca vazifeleri; onlara hürmet ve itaat etmektir. Kendilerinin hayatlarına vesile olan, kendilerini senelerce bir muhabbet ve şefkatle kucaklarında beslemiş bulunan babalarına analarına karşı “of” demeleri bile caiz değildir.
Babasına, anasına bakmayan, onların meşru emirlerini dinlemeyen, onların ihtiyaçlı zamanlarında yardımlarına koşmayan bir çocuk hayırlı evlat olmak şerefinden mahrum kalır, toplumun fertleri arasında kıymetli bir uzuv sayılamaz, Hak Teala’nın (cc) azabına müstehak olur. Babalar hürmet analar da yardım bakımından önceliklidir. Bununla beraber ananın hakkı, babaya göre iki kattır. [3]
Cenab-ı Hak anne-babaya karşı gelmeyi haram kılmıştır
“Cenab-ı Hakk size; ana babaya karşı gelmenizi, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmenizi, verilmesi gerekeni vermemenizi, hakkınız olmayanı almanızı haram kıldı. Dedikodu yaparak lüzumsuz şeyler konuşmanızı, gereksiz şeyler konuşmanızı ve boş yere mal harcamanızı da mekruh kıldı.” [4]
Anne-baba kafir bile olsa onlara ihsanda bulunulmalıdır
Hz. Ebu Bekir’in (ra) kızı Esma (ra) şöyle rivayet eder:
“Rasulullah (asm) zamanında Allah’a inanmayan annem yanıma gelirdi. Rasulullah’a (asm):
Beni özlediği ve sevdiği için annem yanıma geliyor. Ona iyilik ve ihsanda bulunabilir miyim? diye sordum O da:
“Evet, annene iyilik ve ihsanda bulun” dedi. [5]
Anne babaya her daim şükretmeli ve onlara minnettar olunmalıdır
“İnsana, ana babasını (gözetip, onlara iyilik etmesini) de tavsiye ettik. Anası onu, zayıflık üstüne zayıflık çekerek (karnında) taşımıştı (sütten) ayrılması da iki sene içinde olur. (Bu yüzden;) “Bana şükret! Ana babana da!” (diye tavsiye ettik). Dönüş ancak banadır.” [6]
Bir kişi, tavafta yaşlı annesini kucağına alarak ona tavaf ettiriyordu. Peygamberimize (asm):
“Hakkını ödedim mi?” diye sordu. Peygamberimiz (asm):
“Hayır, onun sana hamileyken aldığı tek bir nefesi bile ödeyemedin” dedi.
İşte böyle bir nefes verimindekini bile değil. Hamileliği veya doğum anındaki, zira o onu güçsüzlükler içinde taşırdı. Bu duygulandırıcı sahne aracılığıyla ilk nimet verene, ardından da ikinci nimet veren ana-babaya şükrana yönlendirerek görevleri sisteme koyuyor. Buna göre; önce Allah’a şükür geliyor, onu ana-babaya teşekkür izliyor. “Bana ve ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.” Bu gerçeği edilmiş şükrün yarar sağlayacağı ahiret gerçeği ile bağlıyor. “Dönüş Allah’adır.” [7]
Anne-babana karşı nazik davranmalı ve onları incitmemeli
“Eğer ana-babadan biri ya da her ikisi yanında yaşlılık çağına ererlerse, sakın onlara “öf be, bıktım senden” deme. Onları azarlama. Onlara tatlı ve saygılı sözler söyle. Hem onlara merhamet(in)den alçak gönüllülük kanadını indir ve de ki: “Rabbim! (Onlar) beni küçük iken nasıl(merhamet edip) yetiştirdilerse, (sen de) onlara (öyle) merhamet eyle!” [8]
Tohumdan çıkan fidanın tohum tanesindeki bütün gıda maddelerini emerek onu kapak haline getirdiği, bir civcivin yumurtanın içindeki bütün gıdaları yiyerek onu bir kabuktan ibaret bıraktığı gibi çocuklar da anne-babalarının güzel nimetlerini, çabalarını, sağlıklarını ve bütün enerjilerini emerek onları -eğer ömürleri vefa ederse- düşkün ihtiyarlar haline getirirler. Buna rağmen yine de anne ve baba hallerinden mutludurlar.
Çocuklar ise,
bunların hepsini çok çabuk unuturlar, ileriye dönük rollerini yerine getirmeye
koşarlar. Eşlerine ve çocuklarına yönelirler. Böylece hayatın akışı devam eder.İşte bu nedenle
anne-babaların çocuklarına iyi davranmaları için özel bir övgüye ihtiyaçları
yoktur. Bu konuda vicdanları sağlam bir şekilde coşturulması gerekenler
çocuklardır. Onlara hatırlatılmalıdır ki, kuru bir ceset haline dönene kadar
bütün enerjilerini ve imkânlarını, onlar için harcayan kuşağa karşı görevlerini
hatırlasınlar! [9]Mal ile de anne babanın hakkını gözetmeli ve onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışılmalıdır
Malı, parayı onlara serbest etmek gerekir. Ne zaman isterseniz, malım, param sizefeda olsun demeli, bir kızgınlıkları varsa, bu yolla onları teskin etmelidir. Ana-babaya harcanan paradan sual olunmaz. Muhtaç olan ana-babaya yardım farzdır.
Kime infak edeceğini soran kimseye Resulullah Efendimiz;
Kendine, ana-babana, sonra hanımına ve çocuklarına, hizmetçine bundan sonrasını da artık sen bilirsin.” buyurdu. [10]
Zengin çocuğun, fakir olan ana-babasına nafaka vermesi farzdır. Fakir kimsenin, fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana-babasını kendi evine alıp, birlikte otururlar. [11]
Uzakta iseler ziyaretlerine gidilmeli ve gönülleri alınmalıdır
Ana-baba ve mahrem akrabaları ziyaret etmek vaciptir. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak onların gönüllerini almalıdır. Ziyarette sıra, ana, baba, evlat, dede, nine, kardeş, amca, hala, dayı ve teyzedir.
Onların giyim kuşam gibi ihtiyaçlarında da yardımcı olmak gerekir
Anne babanın ihtiyaçları olup da söylemekten çekineceklerini göz önünde bulundurmak gerekir. Bunun için onlar istemeden, evladın bu ihtiyaçları gidermesi gerekir. Hatta kendinden önce, onlara elbise almalı ve kendi yiyeceğinden iyisini onlara vermelidir.
Anne-babanın dostlarına ikramda bulunulmalıdır
Dostlarını dost bilip davet ederek gönüllerini alıp, düşmanlarından da uzak durmaya çalışmak gerekir. Onları sevindirecek şeyleri yapıp, üzecek şeylerden uzak durmak gerekir.
Hastalandıkları zaman, tedavileri ile meşgul olmak ve ilaç masraflarını tedarik edilmelidir
Evlerini temizlemek, boyamak, tamir etmek gibi hususlar yerine getirmesi gereken vazifelerdendir
Evladın yerine getirmesi gereken diğer başlıcagörevleri ise şöyledir:
Maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak,
Huzurlu bir yaşama ortamı sağlamaya çalışmak,
İstetmeden vermek,
Kendilerinden aşırı fedakarlıklar beklememek,
Haklarında şikayetçi olmamak,
Kusurlarını saklayıp iyiliklerinden söz ederek itibarlarını korumak,
Uyarılmaları zorunlu olan durumlarda ise uyarıları incitmeden yapmak,
Hayatta iken ve öldükten sonra haklarında duacı olmak,
Haram olmayan konularda isteklerini yerine getirmek,
Hayır ve ibadetlerine yardımcı olmak,
Öldüklerinde vasiyetlerini yerine getirmek ve arkalarından hayır hasenatta bulunmak,
Hatıralarını yaşatmak üzere dostlarıyla ve sevdikleriyle ilişkiyi devam ettirmek,
Dinin ve örfün gerekli veya güzel bulduğu diğer hususlarda lazım geleni yapmak. [12]
Kaynakça:
[1] Ahmediyye Şerhi
[2] İbn-i Mace
[3] Ömer Nasuhi Bilmen; Büyük İslam İlmihali
[4] Buhari
[5] Buhari, Müslim, Ebu Davud
[6] Lokman, 14
[7] Seyyid Kutub; Fizilal’il Kur’an
[8] İsra; 24
[9] Seyyid Kutub; Fizilal’il Kur’an
[10] Nesai
[11] Hayreddîn-i Remlî ; Fetava-i Hayriyye
[12] Prof. Dr. M. Zeki Duman; Adab-ı Muaşeret Görgü Kuralları
11 Mayıs 2014: 11:56 #817140Anonim
Anne-baba haramı emrediyorsa, kişi itaat etmeme hakkına sahip midir?
Anne-babasının istekleri, Allah’ın (cc) emirleri ile çelişiyorsa ne yapılmalıdır?
Anne babanın her dediği yapılmalı mıdır?
Dünyadaki en büyük gerçeklerden biri, anne ve babanın evlatlarına olan riyasız şefkatleridir. Böylesi bir fedakarlığa karşılık evlatlarından hürmet görmek elbette o anne ve babanın hakkıdır. Çünkü hayatlarını usanmadan evlatlarının hayatı için feda ediyorlar ve onların refahı için çabalıyorlar.
Bu sebeple; insanlığını kaybetmemiş her çocuğun farz olan görevi o halis ve riyasız anne ve babasına samimice hizmet etmek ve rızıklarını tahsil noktasında, onlara yardımcı olarak onları hoşnut etmektir.
Ancak anne-baba Cenab-ı Hakk’ın (cc) emirlerine uyma noktasında kişiye engel oluyor, haramlara girmesi için zorluyorsa onlara itaat etmeme
hakkına sahiptir. Bununla beraber Kuran’ın emrettiği saygı ve hürmete azami dikkat etmelidir.Anne-babanın dini vecibeleri uygulama noktasındaki engellerine itaat gerekmez
“Bununla beraber eğer (ana-baban), hakkında bir bilgi sahibi olmadığın şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, o takdirde onlara itaat
etme; ama onlara dünyada iyilikle sahip çık! Ve bana yönelenlerin yoluna uy! Sonra dönüşünüz ancak banadır; o zaman size yapmakta olduklarınızı haber vereceğim.” [1]Anne babanın tüm dünyevi işlerine yardımcı olunmalı ama dini engellerine karşı onlara itaat edilmemelidir
“Günaha iştirak etmeksizin Allah’ın (cc) razı olacağı iyilik ve insanlığın gerektireceği şekilde beraberlerinde bulun. Mesela yemek, içmek, giymek gibi ihtiyaçlarını düzene koymak, eziyet etmemek, ağır söylememek, hastalıklarına bakmak, vefatlarında defnetmek gibi dünyaya ait yardımlarını yap. Din işinegelince bana yönelmiş olan samimi, ihlaslı tek Allah’a (cc) inanan kimseninyolunu tut. Sonra hepinizin dönüşü banadır, o zaman ben size neler yaptığınızı haber vereceğim.” [2]
Anne-babanın çocuğa her emrettiğine çocuğun itaat etmesi ve her yasak ettikleri şeyi yapmaması gerekmez
Büyük bir günah işleme hususunda da, farz-ı ayn olan bir emri terk etmek hususunda da anne-babaya itaat söz konusu değildir. Mübah olan hususlarda ise onlara itaat etmek gerekir.
Anne ve baba ailenin büyükleri ve her türlü konuda sorumlu amirleri olarak, çocuklarına iyiliği emretmek ve kötülüklerden sakındırmak onların en temel görevleridir. Çocukların da, ebeveynleri mübah ve adaptan bir şeyi emrederlerse yapmaları vacip olur. Ancak bu emir ve yasaklar İslam’ın helal ve haramları doğrultusunda olmalıdır. Emirlerine itaatsizlik ise Hz. Peygamber tarafından şirkten sonra “büyük günahların en büyüğü” olarak nitelendirilmiştir. [3]
“Ana babanın çocuğa her emrettiğine çocuğun itaat etmesi ve her yasak ettikleri şeyi yapmaması icap etmez. Bu görüşte alimlerin ittifakları
vardır. Haram veya helal oluşu kesin olmayan şüpheli işlerde ana babaya itaat lazımdır. Haram olduğu bilinen işlerde onlara itaat etmek icap etmez. Alimlerin çoğu bu görüştedir. Çünkü şüpheden kaçınmak takvadır. Ana babaya itaat ise kesin bir emirdir. [4]Tüm bu ifadeler göz önünde bulundurulduğunda günahta itaat yoktur kaidesi İslam’ın genel prensiplerindendir.
Bununla beraber Kuran’ın emrettiği saygı ve hürmete azami dikkat etmelidir. Anne ve baba kafir bile olsa onlara karşı insani vazifeler yerine
getirilmeli, evlatlık alaka ve hürmeti gösterilmelidir.Annesine çokça hürmet ve hizmet eden Sad Bin Ebi Vakkas (ra), annesinin dininin terk etmesi hususundaki zorlamalarına şöyle cevap vermiştir;
Sa’d İslam’ı kabul eden ilklerden olup, annesine ziyade hürmet ve iyilik ederdi. Oğlunun kendisine düşkünlüğünü bilen anne, bir gün oğluna şöyle dedi:
“Bu yeni ortaya çıkan din nedir? Allah’a yemin ederim ki, ne yemek yiyeceğim, ne içeceğim. Ta ki eski dinine dönersin yahut böylece ölür giderim ve sana da, “Ey anne katili!” denir.
“Bunu söyledikten sonra kırk gün yemek yemedi, bir şey içmedi.Nihayet oğlu Sa’d yanına varıp dedi ki:
“Ey anneciğimi Senin yüz tane canın olsa ve teker teker bunlar çıksa, bulunduğum hak dini yine terk etmem. İstersen yemeğini ye, istersen
yeme.”Bunun üzerine annesi, ümidini kesince, artık yemeğe ve içmeğe başladı. [5]
Bu hadise arkasından da Allah Teala (cc) şu ayet-i kerime ile anaya-babaya iyilik etmeyi, şirkte onlara uymamayı emretti:
“Hem insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Bununla beraber, eğer (o ikisi) hakkında, bir bilgin olmayan şeyi, bana ortak koşman
için seni zorlarlarsa, o takdirde, o ikisine itaat etme. Dönüşünüz yalnız banadır. O zaman size yapmakta olduklarınızı haber vereceğim.” [6]Anne-baba cefa verse dahi, haram olmayan şeylerde onlara itaat gerekir
“Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Kişiye babasının hakkına riayeti tavsiye ederim, kişiye kendi yerine işini takip eden velisinin hakkına riayeti tavsiye ederim, hatta velisi kendisine eza vermiş bile olsa.” [7]
Kaynakça:[1]Lokman, 15
[2]Elmalılı Hamdi Yazır; Hak Dini Kur’ân Dili
[3] İmam Kurtubi; El-Cami’ul Ahkami’l Kur’an
[4] İmam Gazali; İhya-i Ulumid Din
[5]İbn-i Kesir; Celaleyn Şerhi
[6] Ankebut, 8
[7]İmam Gazali; İhya-i Ulumid Din
11 Mayıs 2014: 11:57 #817141Anonim
Anne-Babaya Mal İle Hürmet
Anne ve babaya harcanan maldan sual olunmaz ve özellikle muhtaç iseler, kazanılandan onlar için harcamak farzdır. Nasıl ki evlat anne-babası tarafından maddi-manevi hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan şefkatle merhametle büyültülmüştür, elbette o da anne-babasına karşı maddi manevi fedakarlıktan kaçınmamalıdır. Hayırlı bir evlada yakışan şahsından önce evladını düşünen gerekirse kendi ihtiyaçlarını erteleyip evlatlarınınkileri karşılayan o fedakar ebeveynine karşı vefa borcunu en güzel bir şekilde ödemektir.
Evladın anne-babasına mal ile yapabileceği hizmetler şunlardır:
•· Uzakta iseler ziyaretlerine gitmek. Ana-baba ve mahrem akrabaları ziyaret etmek vaciptir. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak bu günahlardan kurtulmalıdır. Ziyarette sıra, ana, baba, evlat, dede, nine, kardeş, amca, hala, dayı ve teyzedir.
•· Kendinden önce, onlara elbise almak. Kendi yiyeceğinden iyisini onlara vermek.
•· Dostlarını dost bilip davet ederek gönüllerini alıp, düşmanlarından da uzak durmaya çalışmak,
•· Arzularını sormak, öğrenip yerine getirmek.
•· Para vermek. İhtiyaçları olup da söylemekten çekineceklerini göz önünde bulundurmak.
•· Hastalandıkları zaman, tedavileri ile meşgul olup ilaç almak,
•· Bir bakıcı, bir hizmetçi tutmak yerine, bizzat hizmet etmeye çalışmak,
•· Ara sıra güzel yemek yapıp, davet etmek,
•· Evlerini temizlemek, boyamak, tamir etmek gibi hususlar evladın anne ve babasına mal noktasında yerine getirmesi gereken vazifelerdendir.
•· Malı, parayı onlara serbest etmek. Ne zaman isterseniz, malım, param size feda olsun demeli, bir kızgınlıkları varsa, bu yolla onları teskin etmelidir. Ana-babaya harcanan paradan sual olunmaz. Muhtaç olan ana-babaya yardım farzdır.Cenab-ı Hak anne ve babaya infakı emrediyor
(Ey Resulüm!) Sana (Allah yolunda) neyi (kime) sarf edeceklerini soruyorlar. De ki: “Hayır (ve hasenat)dan ne sarf ederseniz, artık (onlar); ana baba, en yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) için olmalıdır.†Hayır (ve hasenat)dan ne yaparsanız, artık muhakkak ki Allah, onu hakkıyla bilendir. [1]
Ayetin bu cümlesi toplumda yaşayan insanlardan birkaç grup insanı birbirine bağlıyor. Bu kesimlerin bazısını yakın akrabalık bağı, bazısını uzak akrabalık bağı, bazısını merhamet bağı ve bazısını da bu inanç sisteminin çerçevesi içinde yeralan kapsamlı insaniyet bağı yardım edene bağlıyor. Bütün bu insan kesimleri aynı ayette sıralanıyor: Ana-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar. Bütün bu kesimler, sağlam bir inanç çerçevesi içinde insanlar arasında sosyal güvenliği sağlama ilişkisi uyarınca dayanışmaya girişiyorlar. [2]
Ey Muhammed! Neye harcayacaklarını, yani ne gibi yerlere harcama yapacaklarını sana soruyorlar. Uhud savaşında şehit olan çok yaşlı ve malı çok birisi olan Amr Bin Camuh Resulullah’a;
“Mallarımızı nelere harcayacağız ve nerelere vereceğiz?†diye sormuştu. Bunun üzerine bu ayet indi. Cevap olarak de ki, az veya çok hayır cinsinden, yani çeşit çeşit mallardan vacip veya nafile olarak Allah rızası için harcadığınız veya harcayacağınız mal önce ana-babanız, ikinci olarak en yakın akrabanız, üçüncü olarak ihtiyaç içindeki yetimler, yoksul fakirler, yolda kalmış yolcular içindir. Babalarınıza dedelerinize bakmak ilk görevinizdir. Diğer yakınlarınız onları izler ve bu şekilde, “Yakınlık derecesi daha yakından uzağa doğru†kuralına göre, harcama yapmak vacip olur. Bunlardan başkasına da zekât ile vacip olarak ve diğer sadakalarla nafile olarak mal harcanır. Bunlardan başka, herhangi bir hayır daha yaparsanız, elbette onu Allah pekiyi bilir ve karşılığını verir.†[3]
Resulullah (asm) anne-babaya infakı emrediyor
Kime infak edeceğini soran kimseye Resulullah Efendimiz;
Kendine, ana-babana, sonra hanımına ve çocuklarına, hizmetçine bundan sonrasını da artık sen bilirsin.†[4] buyurdu.
Zengin bir çocuğun anne-babasına nafaka vermesi farzdır
Zengin çocuğun, fakir olan ana-babasına nafaka vermesi farzdır. Fakir kimsenin, fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana-babasını kendi evine alıp, birlikte otururlar. [5]
Ana-babadan birine iyilik edince öteki incinirse, babaya hürmet ve itaat etmeli, anaya hizmet, yardım ve ihsan etmelidir.
Maddi noktada anne-baba için sarf edilenden sual olunmaz
Anne-babaya harcanan paradan sual olunmaz. Muhtaç olan ana-babaya yardım farzdır. Malı, parayı anne ve babaya serbest etmek, ne zaman isterseniz, malım, param size feda olsun demeli, bir kızgınlıkları varsa, bu yolla onları teskin etmelidir.
Bir kimse;
“Ya Resulullah, babam elimdeki malımın bir kısmını almak istiyor.†der. Peygamber Efendimiz (asm) de;
“Sen de, malın da babanındır.†buyurdu. [6]
Ebeveynlerin borcu ödenmelidir
Sa’d Bin Ubade, annesinin üzerinde bulunan ve ödeyemeden vefat ettiği bir nezr hakkında Resulullah’tan (asm) fetva sorunca;
Resulullah (asm):
“Onun yerine o borcunu sen yerine getiriver.†buyurdular. [7]
Kaynakça:
[1] Bakara, 215
[2] Seyyid Kutub; Fizilal’il Kur’an
[3] Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri
[4] Nesai
[5] Fetava-i Hayriyye
[6] İbn-i Mace
[7] Müslim, İbn-i Mace
11 Mayıs 2014: 11:58 #817142Anonim
Anne-babanın vefatından sonraki hakları nelerdir?
Evladın anne-babasının vefatından sonra yapması gereken vazifeler nelerdir?
Anne-baba vefat ettikten sonra evladın onlar adına yapabileceği pek çok hayırlar vardır
Kişinin anne ve babasına karşı onların vefatından sonra da yerine getirmesi gereken “Onlara dua etmek, ahidlerini yerine getirmek, dostlarına ikramda bulunmak, akraba ziyaretlerini kesmemek, onların oruçlarını kaza etmek, hac vazifelerini yerine getirmek, onlar için sadaka vermek, istiğfar etmek, kabirlerini ziyaret etmek vb.†sorumlulukları vardır.
1- Definlerinde erken davranmak.
2- Sünnet üzere yıkamak. Bu işi bilen iyi kimselere yıkatmalıdır.
3- Sünnet üzere kefenlemek.
4- Caiz olmayan kefen yapmamak.
5- Sünnet olan sayıya dikkat etmek. Erkeklere 3 parçadan fazla yapmamak.
6- Kefende israf etmemek.
7- Helal parasından kefen almak.
8- Cenaze namazını biliyorsa kendisi kıldırmak. Bidat ehli kimselere kıldırmamak.
9- Onlara hep dua etmek. Onlar için istiğfar etmek.
“Ana-babasına dua etmeyenin rızkı kesilir.†[1]
“Ana-babasına asi olan, vefatlarından sonra, onlar için dua etse, Allahü Teâlâ, onu, ana-babasına itaat edenlerden yazar.†[2]
Mâlik Bin Rabia (ra) şöyle anlatıyor:
“Hz. Peygamberin (asm) yanında oturduğumuz bir sırada Benî Seleme kabilesinden bir kişi gelerek:
“Ey Allah’ın Resulü! Ebeveynimin benim üzerimde vefatlarından sonra takdim edebileceğim bir hakları var mıdır?â€deyince Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu:â€Evet. Onlara salâvat getirmek (dua etmek), onlar için bağışlanma dilemek, sözlerini yerine getirmek, dostlarına ikram da bulunmak ve onların dost ve yakınlarıyla ilgiyi (ve ancak onların yolundan gelen sılayı rahmi) kesmemektir.†[3]
“Kişinin ahirette derecesi yükseltilir. Bunun üzerine:
“Bu yükselme (hakkım değildi). Nereden gelmedir?†der. Kendisine:
“Bu senin için evladının yaptığı istiğfar sebebiyledir†denilir. [4]
10- Toprağa kendisi koymak.
11- Mezarı kazan ve çalışanları memnun etmek.
12- İyi ve salih kimselerin arasına defnetmek.
13- Kötülerin arasına gömmemek. Çünkü kötü komşudan onlara sıkıntı gelir.
14- Kabrin üzerini balık sırtı gibi yapmak.
15- Kerpiç kullanmak.
16- Pişmiş tuğla kullanmamak. Çivi, tuğla gibi fırınlanmış şeyleri kabrin içinde kullanmak mekruhtur. Kabrin üstünü, dışarıdan tuğla ve mermerle örtmek caizdir.
17- Toprağı başında sadaka vermek.
18- Kabir başında dua etmek. Sadakayı ve duayı geciktirmemek. 40. ve 52. gece gibi bid’at olan işlerden uzak durmak.
19- Borçlarını ödemek.
İmam Sadık (ra) şöyle buyurmuştur:
“Bazı insanlar baba-anası hayatta iken onlara iyilik ediyor; ama onlar öldüklerinde onların borçlarını ödemiyor ve onlar için Allah’tan mağfiret dilemiyor. İşte bundan dolayı Allah Teâlâ onu, ana-babasına asi bir kimse olarak sayıyor. Ama bazen bazı insanlar, ana-babası hayatta iken onlara karşı sert ve asidir. Ama onlar öldüklerinde, onların borçlarını ödüyor ve onlar için mağfiret diliyor. Allah Teâlâ böyle bir adamı ana-babasına iyilik yapan bir kimse olarak yazıyor.†[5]
20- Telkini kendi vermek.
21- İskatını hemen yapmak. Ölünün namaz ve oruç borcu için, başkası onun yerine namaz kılamaz ve oruç tutamaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Başkası yerine oruç tutulmaz ve namaz kılınmaz. Fakat onun orucu ve namazı için fakir doyurulur.†[6]22- Mezar taşına caiz olmayan ifadeler yazdırmamak. Mesela Fatiha veya Besmele veya âyet yazmak caiz değildir. Latin harfleriyle de caiz olanı yazmamalıdır. Başkaları uzun yıllardan beri yazıyorsa da, caiz değildir.
23- Vasiyetlerini yerine getirmek. Dine uygun değilse yerine getirilmez.
24- Namazlardan sonra dua edip, sevaplarını onların ruhlarına göndermek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Ana-babasına asi olan, vefatlarından sonra, onlar için dua etse, Allahü teâlâ, onu, ana-babasına itaat edenlerden yazar.†[7]
25- Sevabı onlara olmak üzere oruç tutmak.
26- Sevabı onlara olmak üzere hac etmek. Âlimlerin çoğuna göre ana-baba için hac caizdir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:“Ölmüş ana-babası adına hac edene, hem kendi, hem de ana-babası için hac yapmış sevabı verilir. Ana-babasının ruhuna müjde verilir.†[8]
Büreyde (ra) anlatıyor:
“Bir kadın: “Ey Allah’ın Resulü, ben anneme bir cariye tasadduk etmiştim. Şimdi annem öldü†dedi. Resulullah (asm):
“(Sadaka yapmış olmanın) ecrini mutlaka alacaksın. Miras yoluyla cariye sana geri gelecek (tekrar senin olacak)†buyurdu. Kadın:
“Ey Allah’ın Resulü annemin bir aylık oruç borcu vardı, onun yerine tutabilir miyim?†diye sordu.
“Annene bedel tut!†dedi. Kadın:
“Ey Allah’ın Resulü, annem hiç haccetmedi, onun yerine hac yapabilir miyim?†diye sordu Resulullah (asm):
“Evet, ona bedel haccet†buyurdu.†[9]
27- Sevabı onlara olmak üzere sadaka vermek. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Herhangi bir Müslüman bir sadaka verdiğinde bunu Müslüman iseler anne ve babası için verebilir. Sadakanın ecri hem ebeveynine hem de ebeveyninin sevaplarından eksiltmeden aynı oranda kendisine yazılır.†[10]
28- Kabirlerini ziyaret edip Kur’an-ı kerim okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Ana-babasının veya birinin kabrini ihlasla ve mağfiret umarak ziyaret eden, kabul olmuş bir hac sevabı alır ve bunu âdet edinenin kabrini de melekler ziyaret eder.†[11]
29- Kabirlerini Cuma günleri ziyaret etmek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.†[12]
“Ana-babasının veya bunlardan birinin kabrini her Cuma günü ziyaret eden onlara iyilik yapanlardan yazılır.†[13]
“Ana-babasının veya birinin kabrini ihlâsla ve mağfiret umarak ziyaret eden, kabul olmuş bir hac sevabı alır ve bunu âdet edinenin kabrini de melekler ziyaret eder.†[14]
30- Ziyarette dua ve Kur’an-ı kerim okumakla meşgul olmak, uygunsuz söz söylememek.
31- Sağlıklarında incinmiş iseler, çocuk salih olunca razı olurlar. Onların öğrettikleri iyi şeylerle amel ettiği müddetçe, sevabı onlara da ulaşır.
32- Onlardan kötü bir yol edinmiş ise, her yaptığından onlara da günah ve azap gider. Bunun için, onlardan veya onların vasıtası ile öğrendiği kötü şeyleri terk etmeli, kendi kötü amelleri ile, onlara kabirde azap ettirmemelidir.
33- Ana-babaya sövmemek. Hadis-i şerifte;
“Ana-babaya sövmek büyük günahtır.†buyuruldu. [15]
Yani birinin ana-babasına söversen, o da senin ana-babana sövebilir.
34- Yakınlarına iyi davranmak. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Ölmüş ana-baba için dua ve istiğfar etmek, borçlarını ödemek, dostlarına ikram etmek, onların yakınlarını ziyaret etmek, iyi davranmak suretiyle onlara ikramda bulunun.†[16]
Malik İbn-i Rebia (ra) şöyle nakleder:
“Ben Resulullah’ın (asm) katında oturduğum bir sırada aniden ensardan bir kişi çıka geldi. Adam dedi ki:
“Ey Allah’ın Resulü, anne ve babam öldükten sonra benim onlarla yapabileceğim herhangi bir iyilik var mıdır? Resulullah (asm) buyurdu ki:
“Evet, dört haslet vardır:
Onlara dua etmek, dostlarına ikram etmek, mağfiret dilemek, ahidlerini yerine getirmek, dostlarına ikram etmek, onlar tarafından başka rahmin olmayan akrabalarına sıla-i rahimde bulunmak. İşte annen ve baban öldükten sonra senin onlara yapman gereken iyilikler bunlardır.†[17]
35- Dostlarını ziyaret etmek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Babası öldükten sonra, onun dostlarını ziyaret eden, en iyi iyiliği yapmış olur.†[18]
36- Dostları ile görüşmek. Hadis-i şerifte;
“En önemli evlatlık görevlerinden biri, babanın ölümünden sonra babanın dostlarına iyilik yapmaya devam ettirmektir.†[20]
“Kişinin babasının sevdiklerine (vefatından sonra onun dostlarına) sılayı rahim yapması, iyiliğin en âlâsıdır.†[19]
İbn-i Ömer (ra) Mekke yolunda bir bedeviyle karşılaştı. Abdullah (ra) selam verdi. Onu hayvanına bindirdi. Ve ona da selam verdi. Bu hareketine karşılık biz dedik ki:
“Allah iyiliğini versin. Bunlar küçük bir iltifatla da memnun olurlar.â€
Abdullah Bin Ömer (ra) ise:
“Bunun babası babamın yakın dostu idi. Peygamberimizin; “İyiliklerin en güzeli baba dostluğunu devam ettirmektir†buyurduğunu işitmiştim†diye cevap verdi. [21]
“Kim babasını kabrinde ziyaret etmek isterse, onun kendisinden sonraya kalan arkadaşlarını ziyaret etsin.†[22]
37- Fıtır bayramında, sevabı onlara olmak üzere sadaka-i fıtır vermek.
38- Kurban bayramında sevabı onlara olmak üzere kurban kesmek.
39- Ana-babanın sevdiği yemeği yapıp, fakirlere verip ruhlarını şâd etmek.
40- Kötülüklerini söylememek. Hadis-i şerifte;
“Ölülerinizi hayırla anın, iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini açıklamayın.†buyuruldu. [23]
Kaynakça:
[1] Şir’atül İslam
[2] İbni Eb-id Dünya
[3] Ebu Davud, İbn Mâce, İbn Hibban
[4] Kütüb-i Sitte
[5] Usul-u Kâfi
[6] Nesai
[7] İbn-i Ebiddünya
[8] Dare Kutni
[9] Müslim, Tirmizi, Ebu Davut
[10] Taberani
[11] Hakim
[12] Tirmizi
[13] Şamil İslam Ansiklopedisi
[14] Hakim
[15] Buhari
[16] Hakim
[17] Ebu Davud, İbn-i Mace
[18] Müslim
[19] İmam Gazali, Mükâşefetü’l Kulûb
[20] Müslim
[21] Riyaz’üs Salihin
[22] İbn-i Hibban
[23] Tirmizi
11 Mayıs 2014: 11:58 #817143Anonim
Baba Hakkının Önemi
Allah’ın hoşnutluğu babanın hoşnutluğunda gazabı da babanın gazabındadır
İslam’da anne hakkı ne kadar önemli bir yer tutuyorsa anneler nasıl ki; “Cennet annelerin ayakları altındadır.†hadis-i şerifine mazhar olmuşlarsa baba hakkı da bu derece önemlidir. Evlat annesine karşı ne derece sorumlu ise babasına karşı da o derece sorumludur.
“Babanın senin üzerindeki olan hakkı şudur:
Bilmelisin ki baban, senin kökündür ve sen ise onun dalı. Eğer baban olmasaydı sen de olmazdın. Kendinde hoşuna giden bir şey gördüğünde, bil ki baban bu nimetin köküdür. Bu nimet değerince Allah’a hamd ve şükret. Kuvvet ancak Allah’tandır.†[1]
Kişi babasının hakkını hiçbir şekilde ödeyemez
Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:
“Çocuk, babasının hakkını hiçbir şekilde ödeyemez; ancak onu köle olarak bulup da satın alarak azat ederse ödeyebilir.†[2]
Hz. Peygamber’e (asm) gelen bir şahıs:
“Ya Resulallah, babam benim malıma el koymak istiyor.†der. Hz. Peygamber (asm):
“Kendin de malın da babanın malısınız buyurur.†[3]Hz. İbrahim’in babasına karşı güzel davranışı Kur’an-ı Kerim’de ifade edilmiştir.
Kurân’da İbrahim’i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi. [4]
O, bir zaman babasına şöyle demişti:
“Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?†[5]
“Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim.†[6]
“Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahman (olan Allah)a asi oldu.†[7]
“Babacığım! Doğrusu ben korkarım ki, sana Rahman’dan bir azap dokunur da şeytana (cehennemde arkadaş) olursun.†[8]
Babası “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Yemin ederim ki, eğer (onları kötülemekten) vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım. (gerçekten veya söz ile- sana taş atarım). Haydi, uzun bir müddet benden uzak ol†dedi. [9]
İbrahim şöyle dedi: “Selam sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkardır.†[10]
Hz. İbrahim ile babası Azer arasındaki diyalogu aktaran bu ayetler evladın ebeveynine karşı saygısına bir örnek oluşturması bakımından ilgi çekicidir. Burada Hz. İbrahim Azer’e her sözünün başında “babacığım†diye hitap eder. Babası müşrik olmasına, son derece kaba ve tehdit edici ifadeler kullanmasına rağmen yine de o saygısını koruyarak, “Selam olsun sana! Rabbimden senin için af dileyeceğim.†der.
Babanın önünde yürümemek, oturmamak, sövdürmemek gerekir
Aişe’den (ra):
“Allah Resulu (asm) bir adam beraberinde yaşlı biri olduğu halde geldi. Ona sordu:
“Ey Fülan bu yanındaki adam kimdir?â€
“Babam.†deyince;
“Onun önünde yürüme! Ondan önce oturma! Onu ismi ile çağırma! Ona sövdürme!’ buyurdu.†[11]
Babanın hoşnutluğu ve gazabı Allah’ın hoşnutluğu ve gazabıdır
İbn Amr Bin El-As’dan (ra):
Allah Resulu (asm) buyurdu:
“Allah’ın hoşnutluğu babanın hoşnutluğunda gazabı da babanın gazabındadır.†[12]
Baba cennet kapılarının ortasıdır
Ebu’d-Derda’dan (ra):
“Bir adam ona dedi ki:
“Benim bir karım var, fakat babam onu boşamamı emrediyor.â€
Ebu’d-Derda şöyle dedi:
Peygamber (asm) şöyle buyurduğunu duydum: Baba, cennet kapılarının ortasıdır, İstersen o kapıyı kapat, istersen koru!†[13]
Kaynakça:
[1] Usul-u Kafi
[2] Müslim
[3] İbn-i Mace
[4] Meryem, 41
[5] Meryem, 42
[6] Meryem, 43
[7] Meryem, 44
[8] Meryem, 45
[9] Meryem, 46
[10] Meryem, 47
[11] Taberani
[12] Tirmizi
[13] Tirmizi
11 Mayıs 2014: 11:59 #817144Anonim
Dostlarını ziyaret ana babayı ziyarettir
Her kim babasını kabrinde sıla etmek (onu ziyaret etmek) isterse babası öldükten sonra onun dostlarını ziyaret etsin, onlara sıla eylesin…
Hazret-i Dinar’ın oğlu Abdullah (ra) ile Hazret Ömer’in oğlu Abdullah (ra) Mekke yolunda bir arabiye rast geldiler.
Hazret-i Ömer’in oğlu bu arabiye selam verdi ve bineğinin arkasına bu adamı bindirdi ve bir de üstelik o sıcak memlekette, başının korunmasına sebep olan sarığı da çıkarıp bu arabinin başına koydu. Dinar’ın oğlu Abdullah (ra), Hazret-i Ömer’in oğlu olan Abdullah’a (ra) dedi ki;
“Allah seni ıslah eylesin! Bu arabi (bedevi)ler az bir şeye kanaat ederler. Hem hayvanına bindirdin; hem de üstelik muhtaç olduğun sarığı buna verdin. Hiç olacak şey mi?” demek istedi ise de Hazret-i Ömer’in oğlu şöylece cevap verdi:
“Bunun babası benim babam Ömer’in dostu idi. Ben Resulullah’tan (asm) işittim ki:
“Muhakkak iyiliklerin en iyisi evladın babasının dostu olan kimselere, sıla yapmasıdır. Yani babasının dostluğunu devam ettirmesidir.” [1]
Ve yine ölmüş babasını mezarında ziyaret etmek isteyen kimseye de lazımdır ki, babasının dostlarını ziyaret etmek ve böylece babasını hem mezarında ziyaret etmiş olur ve onu sevindirir. Hem de bu dostluklardan çok mühim faydalar hasıl olur ve Cenab-ı Hakk’ın çeşitli ikram ve ihsanlarına nail olurlar.
Ebu Bürde’den (ra) rivayet edilmektedir. Bu zat Medine-i Münevvere’ye geldiği zaman Hazret-i Ömer’in oğlu Abdullah (ra) bu zatı ziyarete geldi ve;
“Ne için geldiğimi bilir misin?” dedi. O da:
“Hayır.” dedi.
“Ben Resulullah’tan (asm) işittim ki: “Her kim babasını kabrinde sıla etmek (onu ziyaret etmek) isterse babası öldükten sonra onun dostlarım ziyaret etsin, onlara sıla eylesin.” Binaenaleyh, babam Ömer ile senin baban ahiret kardeşi idiler ve aralarında dostluk var idi. Ben de seni bundan naşî ziyaret etmek istedim de onun için geldim.”
Ne kadar güzel bir muhabbet ve samimiyet ve nasıl bağlılık! İşte Müslümanlık böyle ulvî bir dindir. Ne dostunu unutur, ne de dostunun dostunu. Ve bu dostluklar baki kaldığı müddetçe ne fertlere ne de cemiyetlere bir noksanlık gelir.
Halbuki gerek ana babaya ikram ve ihsanın ve gerekse akrabayı taallukatımın ziyaretleri ve onlarla alakanın devamı ve onlara karşı da iyiliklerin hadsiz hesapsız faydaları olduğu cümlece malum olmakla birlikte bir de baba dostlarını unutmamak ve o dostluğu idame ettirmeğe çalışmak hem babasının ruhunu sevindirir. Hem de dostlukların idamesinden hasıl olacak fevaidin para ile, kuvvet ile veya başka bir şeyle ele geçmesine imkan yoktur.
Bu sebepten birisi ki; Allah Teala’nın bu kişileri sevmesidir. Allah Teala’nın kulunu sevmesi kadar bahtiyarlık yoktur. Bütün saadet-i dünyeviyye ve uhreviyye bu sevginin içindedir. [2]
Kaynakça:
[1] Tergib vet-Terhib c. 3. sh. 323
[2] Mehmed Zâhid Kotku; Ana Baba Hakları / Ana Babaya İhsan ve İtaat
11 Mayıs 2014: 12:00 #817145Anonim
Ana babaya iyilik Allah’ın (cc) yardımını celp eder
Efendimiz’in (ra) bütün sözleri, insanlığa hem şifa, hem merhem, hem de her derde devadır. Peygamberimiz’den (asm) Müslim ve Buhari’nin (ra) nakliyle bize gelen bu hadise de anne-babaya hürmetin kıymetini çok güzel beyan etmektedir:
Üç bahtiyar arkadaş evvelki devirde yani Müslümanlıktan evvel, avlanmak üzere bir yolculuğa çıkmışlar. Fakat hava bozulmuş, karanlık basmış, şiddetli yağmur yağmaya başlamış, zavallılar şaşırmışlar. Her nasılsa orada buldukları bir mağaraya sığınmışlar. Fakat olacak ya, yağmurların tesiriyle yukarıdan kopan bir kaya parçası gelip bunların sığındıkları mağaranın ağzına düşüp içerdekilerin artık dışarıya çıkıp kurtulmalarına imkan kalmamış. Her ne kadar uğraştı iseler de bir türlü kayayı kımıldatamamışlar. Artık ümitleri kesilmiş. Allah Teala’ya yalvarmaktan başka çare bulamamışlar. Öyle ise yapmış olduğumuz salih amellerimizi vesile ederek Allah Teala’ya yalvaralım, demişler. Zira başka türlü kurtulmamıza imkan yok diye karara varmışlar. İçlerinden birisi demiş ki:
“Ya Rab! Benim gayet ihtiyar bir anam ve babam vardı. Ben bunların akşam sütlerini içirmeden kimseye bir şey vermezdim. Bir taraftan çocuklar ayaklarımın arasından “Baba, baba sütümüzü ver!†diye bağrışıyorlardı. Halbuki, ben de nasılsa biraz geç kalmıştım. Babamlar da uyuya kalmışlar. Ben onları uyandırmaya bir türlü cesaret edemedim. Ta sabaha kadar ve onlar uyanıncaya kadar ayakta bekledim. Nihayet uyandılar ben de sütlerini verdim. Onları doyurdum ve memnun ettim. Ya Rab, eğer benim bu hareketimi dergahında kabul buyurdu isen ki bunu ben senin rızan için yaptım; buradan bize bir çıkış, kurtuluş ihsan eyle, diye Hakk’a iltica ettiğinde o koca kaya biraz kımıldayıp bir delik açılmış.
Diğer iki arkadaşın duaları da ayrı ayrı birer meseledir…
Bu çocuk hem koyunlarını güder hem de ana ve babayı ihmal etmez olduğu ve bu sayede ölüm tehlikesine maruz kaldıkları bir anda onlara karşı yapılan ikramın ihsanın karşılığını derhal görür.
Ömrünün uzun olmasını, rızkının da bol olmasını isteyen ana ve babana ikram ve ihsan eylemelidir. Hediyelerle, akrabaları ziyaretle onları sıla-i rahim ile sevindirmeli ve hürmet ile saygının son derecesini yapmağa çalışmalıdır. Zira evlatlık mesleği kolay bir şey değildir! [1]
Kaynakça:
[1] Mehmed Zâhid Kotku; Ana Baba Hakları / Ana Babaya İhsan ve İtaat
11 Mayıs 2014: 12:00 #817146Anonim
Ana babaya iyilik Allah’ın (cc) yardımını celp eder
Efendimiz’in (ra) bütün sözleri, insanlığa hem şifa, hem merhem, hem de her derde devadır. Peygamberimiz’den (asm) Müslim ve Buhari’nin (ra) nakliyle bize gelen bu hadise de anne-babaya hürmetin kıymetini çok güzel beyan etmektedir:
Üç bahtiyar arkadaş evvelki devirde yani Müslümanlıktan evvel, avlanmak üzere bir yolculuğa çıkmışlar. Fakat hava bozulmuş, karanlık basmış, şiddetli yağmur yağmaya başlamış, zavallılar şaşırmışlar. Her nasılsa orada buldukları bir mağaraya sığınmışlar. Fakat olacak ya, yağmurların tesiriyle yukarıdan kopan bir kaya parçası gelip bunların sığındıkları mağaranın ağzına düşüp içerdekilerin artık dışarıya çıkıp kurtulmalarına imkan kalmamış. Her ne kadar uğraştı iseler de bir türlü kayayı kımıldatamamışlar. Artık ümitleri kesilmiş. Allah Teala’ya yalvarmaktan başka çare bulamamışlar. Öyle ise yapmış olduğumuz salih amellerimizi vesile ederek Allah Teala’ya yalvaralım, demişler. Zira başka türlü kurtulmamıza imkan yok diye karara varmışlar. İçlerinden birisi demiş ki:
“Ya Rab! Benim gayet ihtiyar bir anam ve babam vardı. Ben bunların akşam sütlerini içirmeden kimseye bir şey vermezdim. Bir taraftan çocuklar ayaklarımın arasından “Baba, baba sütümüzü ver!” diye bağrışıyorlardı. Halbuki, ben de nasılsa biraz geç kalmıştım. Babamlar da uyuya kalmışlar. Ben onları uyandırmaya bir türlü cesaret edemedim. Ta sabaha kadar ve onlar uyanıncaya kadar ayakta bekledim. Nihayet uyandılar ben de sütlerini verdim. Onları doyurdum ve memnun ettim. Ya Rab, eğer benim bu hareketimi dergahında kabul buyurdu isen ki bunu ben senin rızan için yaptım; buradan bize bir çıkış, kurtuluş ihsan eyle, diye Hakk’a iltica ettiğinde o koca kaya biraz kımıldayıp bir delik açılmış.
Diğer iki arkadaşın duaları da ayrı ayrı birer meseledir…
Bu çocuk hem koyunlarını güder hem de ana ve babayı ihmal etmez olduğu ve bu sayede ölüm tehlikesine maruz kaldıkları bir anda onlara karşı yapılan ikramın ihsanın karşılığını derhal görür.
Ömrünün uzun olmasını, rızkının da bol olmasını isteyen ana ve babana ikram ve ihsan eylemelidir. Hediyelerle, akrabaları ziyaretle onları sıla-i rahim ile sevindirmeli ve hürmet ile saygının son derecesini yapmağa çalışmalıdır. Zira evlatlık mesleği kolay bir şey değildir! [1]
Kaynakça:
[1] Mehmed Zâhid Kotku; Ana Baba Hakları / Ana Babaya İhsan ve İtaat
11 Mayıs 2014: 12:01 #817147Anonim
Cennet annelerin ayağı altındadır!
“Anne cennet kapılarının ortasındadır.†[1]
Cennet yine “Cennet annelerin ayakları altındadır.†[2] diye ana ve babaların rızası altında olduğu beyan buyrulmuştur. Cennete girmek ancak Cenab-ı Hakk’ın o kulundan razı olmasına bağlıdır. Hakk’ın rızası alınmadan kulun cennete girmesi mümkün değildir. Hakk’ın razı olacağı yolların başı emirlerini tutup yasaklarından kaçmaktır. Emirlerini ve nehiylerini tutmayan kula cennet çok uzaktır.
Bu emir ve nehiyler 54 farzdır. Bu 54’den birisi de ana ve babaya itaat ve onların rızasını kazanmaktır. Ana ve babanın rızasını kazanmayan evlatların cennete girmeleri mümkün değildir. Ana ve babanın rıza ve hoşnutluğu kazanıldığı takdirde Cenab-ı Hak o kula cennet yollarını açar ve kolaylaştırır. İbadat-ü taat, hayr hasenat ona kolay gelir. Hak rızasından başka bir şey düşünmez olur. Bu sırf anne ve babanın hayır duaları sebebiyledir. Bu sebeple evlat asla anne babasını hakir görmemelidir. Çünkü, cennet yolu olan bu dünya alemine gelmemize ve bizim yetişmemize say ü gayretleri hepimizce malumdur.
Yalnız şurası şayan-ı dikkattir ki; anne ve baba dediğimiz kimseler Allah’ın kullarıdır. Bizler de O Allah’ın (cc) kullarıyız. Kul kula sebeb olmuş; dünyaya gelmişiz. Onun için anne-babaya hürmet ve saygıya, ikram ve ihsana insanlık namına borçluyuz da, ya bizi o ana rahminde şu güzel şekilde noksansız ve hem de en mümtaz bir insan olarak akıllı, zeki olarak yaradan Allah Teala’ya şükran borcumuz yok mudur? İşte bu sebeple Cenab-ı Hak ayet-i kerimenin evvelinde Allah’a ibadeti emredip, şirkten, uzak kalmayı ve bundan sonra da, valideyne ihsanı emir buyurmaktadır. Allah’ı tanımayan ve Ona ibadet ve itaati bilmeyen insan anne ve babaya hürmet ve saygıyı ve onlara ihsanı nereden bilsin.
Kaynakça:
[1] İbn Hanbel
[2] Nesai, Cihad
[3] Mehmed Zâhid Kotku; Ana Baba Hakları / Ana Babaya İhsan ve İtaat
11 Mayıs 2014: 12:02 #817148Anonim
Ana-babaya iyilik ömrün uzamasına vesiledir
Enes İbn-i Malik (ra) de şöyle rivayet eder:
Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Her kim ömrünün uzamasını, kendisinin mesrur ve rızkının ziyadeliğini isterse ana ve babasına iyilik ile ikramdan geri kalmasın. Akraba ve taallukatına da sıla-i rahim yapsın.â€
Ahmed İbn-i Hanbel (ra):
“Herkim valideynine (anne ve babasına) iyilik ve ihsanda bulunursa ona müjdeler olsun ki, Allah onun ömrünü ziyade eyler.â€
Malumdur ki kazaları ancak dualar önler, iyilikler de ömrü ziyadeleştirir.. Belki akla gelir ki, ecel muayyendir. Saat ve dakikası gelince bir an ne geri kalır ne ileri gider. Vakt-i muayyeninde ecel kendisini yakalar. Hem şunu da iyi bilmelidir ki; eceli gelmeden kimse ölmez. Gerek vurulmak ve gerek boğulmak, otomobil ve sair kazalarda ölenler hep ecelleriyle ölmüşlerdir. Yalnız sebepler değişiktir. Sonra ömrü uzatmak ve kısaltmak da mülkün sahibi Allah Teala’nın elindedir, işine kimse karışamaz.
Cenab-ı Hakk’ın lütf-u kereminden bir ihsan-ı ilahi olarak ömrünü artırması kadar tabii bir şey olamaz. Zira ömrü vermek, çoğaltmak, azaltmak hep onun elindedir.
Ömrün uzamasına bazı büyükler onun bereketli olmasıdır, demişler. Bereket, mübarekliktir.
Bunun en canlı misali Tebuk seferinde zahir olmuştur. O gün ashab-ı kiramın erzakları bitmek üzere idi. ve bazılarında yiyecek kalmamış idi. Cenab-ı Peygamber oradaki askerlerin erzaklarını bir örtü üzerinde topladı ve herkese eşit olarak dağıtmış idi. Ebu Hüreyre (ra) der ki, bana isabet eden hurmayı ben bitiremedim. Aradan kaç sene geçmiş; hala hurmalar duruyor. Bu duruşu akılla halletmek mümkün değildir. Bu tasarruf doğrudan doğruya Allah Teala’nın bazı kullarına çeşitli lütuflarından biridir.
Binaenaleyh anasına ve babasına hizmette kusur etmeyip onları her bakımdan memnun eden sevindiren bir evladı da Cenab-ı Hakk’ın böyle cilveleri tecelli edince elli senelik ömür sanki yüz sene gibi olur. Bazı eser sahiplerine bakıyoruz ki, senelerce yazmakla bitmeyecek olan yüzlerce eseri kısa bir zamanda meydana getirmelerinin, insanları hayretlere düşürmekte olduğu hep gözlerimiz önünde cereyan etmektedir. Suyuti’nin 500 küsur eseri olduğu ve bunları meydana getirmeye ömrün kifayet etmeyeceğini söylerler. Bunun o mübarek bereketin eseri olduğunu anlamamak mümkün değildir.
İşte bu nimet gerek ana ve babadan ikram edenlere ve gerekse sair hayrat ve hasenata ve muhtaçların yardımlarına koşanlara Cenab-ı Hakk’ın ikramıdır. [1]
Kaynakça:
[1] Mehmed Zâhid Kotku; Ana Baba Hakları / Ana Babaya İhsan ve İtaat
11 Mayıs 2014: 12:02 #817149Anonim
Anne-babaya iyilik cihat sevabı kazandırır
“Anne-babaya yapılan iyilik, namazdan, sadaka, hac, umre ve Allah yolundaki nafile cihaddan daha üstündür.†[1]
Cihadda şehitlik ve gazilik gibi iki mertebe vardır ki; bunları başka tarafta bulmak mümkün değildir. Bir gazinin ayağının tozu, onu karşılamaya giden kimsenin üzerine düşse, onu cehennem bile yakmayacak. Sonra bu ana babaya ikramın, bu fi sebîlillâh olan cihaddan da belki efdal olması ne kadar şâyân-ı dikkat ve hayrettir!
İnsana, ana-babasını (gözetip, onlara iyilik etmesini) de tavsiye ettik… [2]
Abdullah Bin Mesut’tan rivayet edilmektedir:
“Ben Resulullah’tan (asm) sordum:
“Allah Teala’ya hangi amel daha sevgilidir?â€
Buyurdular ki:
“Vaktinde kılınan namaz.â€
“Sonra hangisidir, dedim.â€
Buyurdular ki:
“Anaya, babaya ikram, iyilik, ihsan ve itaattir.â€
“Sonra hangisidir, dedim.â€
Buyurdular ki:
“Allah yolunda cihat etmektir.†[3]
Abdulah Bin Amr Bin El-As’dan (ra) yapılan rivayette:
Nebi’ye (asm) bir kişi geldi ve cihat etmek için izin istedi. Resulullah (asm);
“Valideynin sağ mı?†dedi. O kişi de;
“Evet.†dedi. O zaman Resulullah (asm) onlara fecahid, dedi. Yani onlara hizmetle Allah Teala’nın vereceği sevaba nail olursun, muhabbetle ikram et. Böylece cihat sevabına nail olursun. [4]
Abdullah Bin Amr’den (ra) diğer bir rivayette de şöyle denmektedir:
Resulullah’a (asm) hicret etmek üzere bir adam geldi ve;
“Ana babamı da ağlar olarak bıraktım.†dedi. Resulullah Hazretleri:
“Öyle ise, onlara dön ve onları nasıl ağlattı isen öylece güldürüp sevindir.†dedi.
Ebi Saîd’den (ra) de şöyle bir rivayet:
Resulullah’a (asm) hicret etmek üzere Yemen’den bir kişi geldi. Resulullah Efendimiz bu zata sordu:
“Yemen’de senin kimsen var mı?†dedi. Cevaben:
“Ana ve babam var.†dedi.
“Sana bu hicret için izin verdiler mi?†Cevaben:
“Hayır.â€dedi.
“Öyle ise onlar dön ve izin iste. İzin verirlerse cihat edersin. İzin vermezlerse onlara itaat ile ikram ve ihsanda ve iyiliklerde bulun.†dediler. [5]
Bir de Ebu Hureyre‘nin (ra) rivayetini dinleyelim:
Cihat etmek üzere izin almağa bir kişi geldi. Resulullah Efendimiz bu adama sordu:
“Ana ve baban sağ mıdırlar?†Adam:
“Evet,†dedi.
“Öyle ise sen onlara bak ve emirlerine itaat eyle ki, cihat sevabını alasın.†[6]
Hazreti Enes’in rivayeti çok şayan-ı dikkattir:
Bir adam Resulullah’a (asm) geldi:
“Ben cihat etmek istiyorum, fakat gücüm yetmiyor.†dedi.
Resulullah Efendimiz buyurdular ki:
“Anandan, babandan hayatta kimsen var mı?â€
“Anam var.†dedi.
“Allah için ona iyilik ve ihsanda bulun. Bunu yaptığın takdirde san hem hac hem umre ve cihat sevabını almış olursun.â€
O devirler orduya hizmet edecek askere son derece ihtiyaç olduğu bir devirlerdir. Öyle iken ana ve babaya itaat ne kadar mühim ki kendi arzularıyla cihada aşık kimseler uzun yollan kat edip Resulullah’ın (asm) huzuruna gelip harbe hazır asker, izin ve müsaade istiyorlar da bakınız Cenab-ı Peygamber onlara nasıl cevap veriyor!
Cihattaki ecr, sevap, fazilet pek çok, sonra ganimet de var. Bu kişilere ihtiyaç da var. Çünkü henüz Müslüman sayısı pek az, öyle iken Hazreti Peygamber her şeye rağmen bunlara ana ve babalarına itaat edip sözlerini dinlemek ve onlara ikram ve ihsanda bulunmalarını ve onlardan izinsiz müsaadelerini almadan bir şey yapmamalarını tavsiye etmektedir.
Bu nasihatlere candan kulak verip ve böyle bir evlat olmağa çalışmak gerek ki, dünyada ve ahirette mesut ve bahtiyar olunsun. Bugünkü evlatları hep görüyoruz ki, ana ve babalarına karşı hiç yakışmayacak kadar çirkin hareketlerde bulunuyorlar. Sonra işleri ters gidince yaptıklarını anlamanın ise faydası yoktur.
İslam’ın en büyük ve yüksek seviyesinde olan çok kıymetli, günahları döken ve insanları şehitlik mertebesine ulaştıran, başkalarına da şefaat hakkını kazandıran bu cihada izin vermemiş; muhtaç olan anne ve babalarınıza hizmet ve onların dualarını almak sizler için daha iyidir ve daha layıktır, diyerek onları geriye çevirmiş ve onlardan izin almadıkça ne cihada ne de başka hizmetlere müsaade edilmiştir. [7]
Kaynakça:
[1] Ebu Ya’la, Taberani
[2] Lokman, 14
[3] Müslim
[4] Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai
[5] Ebu Davud
[6] Müslim, Ebu Davut
[7] Mehmed Zâhid Kotku; Ana Baba Hakları / Ana Babaya İhsan Ve İtaat
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.