- Bu konu 66 yanıt içerir, 19 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Ekim 2009: 10:13 #756505
Anonim
Necmi Abi’yle Şinasi
“Öldükten sonra dirilmeyi çok ilkel görüyorum!” “Neden böyle düşünüyorsun?” “Öldükten sonra atomlarım, moleküllerim toprağa karışacak Artık ben toprağım!” “Evet, sen topraksın!” “Zamanla toprağımda otlar çıkacak!” “Doğru, çıkar!” “Derken tarla olacak, arsa olacak, koyunlar otlayacak!” “Doğru!” “Sonra bir inek gelecek, atomlarımı yiyecek, atomlarım ineğe geçecek ve inekte devam edecek; benim atam koyun yiyecek, koyunda devam edecek; keçi yiyecek, atomlarım başka bir canlıda vazife görmeye başlayacak” “Doğru söylüyorsun! Sen şimdi kaç yaşındasın?” “25 yaşındayım!” “26 sene evvel neredeydin?” “Yoktum!” “Vardın!” “Nasıl yani?” “Hatırlamıyorsun ama sen bir ıspanaktın, inektin, keçiydin, koyundun” “Nasıl?” “Baban o ıspanağı yedi, ineğin köftesini yedi, keçinin kızartmasını yedi; sonra babanın damarında sperm oldu, ardından annene intikal etti, annen hoşaf yedi, börek yedi, Kayseri-‘den gelen pastırmayı yedi, Simav’dan gelen fasulyeyi yedi, ABD’den gelen neskafeyi içti, sen annenin karnında güzel bir Ali oldun! Haberin oldu mu?” “Olmadı!” “O kadar dağınık yerden seni toplayıp güzel bir Ali yapan Allah yine dağıtır, günü geldiği zaman yine toplar Bir işi birinci defa mı yapmak zor, yoksa 2 defa mı?” “Tabiî 1 defa!” “1 defa yaratan Allah 2 defa da yaratır Zaten onun için her şey çok kolaydır!” “Teşekkürler, beni gayet iyi aydınlattınız!”
:gül:2 Ekim 2009: 10:18 #756507Anonim
YORGAN
Bir adam arkadaşının evine gece yarısı misafir gider. Kış mevsimi olduğundan gece yatakta titremektedir. O sırada konağın harem kısmından ney sesi duyulmaktadır. Misafir duvarına vurarak, ev sahibine:
“Ne yapıyorsunuz?” diye sorar.
Ev sahibi cevap verir:
“İsfahan peşrevini çıkarmaya çalışıyorum.”
Misafir bunu duyunca dayanamaz ve şöyle bağırır: “Aman efendim bırakın İsfahan peşrevini de bana bir yorgan çıkarınız.”
2 Ekim 2009: 19:32 #756545Anonim
Yemeğe Yenilmek
Sasani hükümdarlarından Ardşir Babegân, doktoruna, “Bir günde ne kadar yemek yemeli?” diye sordu. Doktoru: – Üçyüz gram kadar yeter, dedi. Babegân – Bu kadarcık şey insana ne kuvvet verir ki? diye bunu az bulunca, doktor şu karşılığı verdi: – Bu kadarı seni taşır. Bundan fazla olursa sen onu taşırsın.
2 Ekim 2009: 20:10 #756558Anonim
“Nasıl Hesaba Çeker?
Biri, Hz. Ali Efendimize (r.a) gelerek: “Ya Ali! Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker?”
diye sorduğunda Hz. Ali’den şu cevap almış: “Nasıl rızıklandırıyorsa, öyle”11 Ekim 2009: 22:00 #757241Anonim
CENNETİN YOLU
Hristiyan din adamlarından biri, Ülkemize gelerek küçük bir çocuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kiliseye ulaştıklarında, papaz:
-Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de, sana cennetin yolunu göstereyim.
Çocuk, papazın niyetini sezerek:– Siz, kilisenin yolunu dahi bilmiyorsunuz, diye cevap verir. Cennetin yolunu nasıl bileceksiniz ki?
Selamdaki incelik
Muzaffer Ozak Hoca’nın sahaflar çarşısındaki dükkanına giren bir genç:
– Selâmunaleyküm babalık… diye selâm verince, hazret selâmı alır:– Aleykümselâm kurukalabalık…
11 Ekim 2009: 22:00 #757242Anonim
Kaza etmek
Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti
geçmeden bir mola vermesini rica eder. Şoför sinirlenerek:
– Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?Adam, sakin sakin cevap verir:
– Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?UYKU KARDEŞLİĞİ
Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:-Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
-Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.11 Ekim 2009: 22:02 #757243Anonim
Doğrusu bu ateş bin altına değer
Kanuni Sultan Süleyman, Halkalı yakınlarında avla nırken çıkan bir fırtınada yağmurdan ıslanmışlar. Bir eve sığınmışlar. Sultan, ateşin karşısına geçip şöyle demiş:
“Doğrusu bu ateş bin altına değer.”
Bir müddet sonra konakladıkları evden ayrılırken padişah ev sahibine borcunun ne kadar olduğunu sorar.
Köylü şöyle cevap verir:
“Bin bir altın efendim.”
Bu cevaba çok şaşıran padişah, bu kadar fazla ücre ti istemesinin sebebini sorar. Köylü bunada şöyle cevap verir.
“Efendimiz, ateş için bin altınlık değeri siz söylemiştiniz. Bir altın da konak ücretidir.11 Ekim 2009: 22:06 #757244Anonim
Bal ile Sirke
Hocaya “bal ile sirke uyuşmaz” derler. Niçin uyuşmasın der ve gider yarım okka bal yer, yarım okka da sirke içer, gelir oturur. Yüzünün yemyeşil olduğunu görenler sorar:
– Bal ile sirke uyuşmadılar değil mi?
Hoca hiç erkekliği elden bırakır mı?
– Yo yo onlar uyuştular da, şimdi beni aradan çıkarmaya çalışıyorlar.12 Ekim 2009: 22:48 #757293Anonim
Nasreddin Hocaya bir kere sordular:
– Hoca efendi, acaba şu dünya kaç arşındır? Bunu senden başkası bilemez.O sırada yoldan bir cenaze geçiyordu. Hoca parmağını tabuta doğru uzattı:
-O na sorun, dedi. Bakın olçmüş, biçmiş gidiyor….17 Ekim 2009: 22:17 #757674Anonim
Yaşlı teyze:
“Evladım sağda mübarek bir yerde”
Minibüs şoförü:
“Az ilerde Camii var, seni orada bırakayım teyze…”
18 Ekim 2009: 09:25 #757709Anonim
Hep hikmetli konuşan Lokman Hekim’in derisi siyah, dudakları da kalınmış. Değerli sözlerini duyarak hayranı olan biri düşmüş yollara bu hikmetli sözleri söyleyeni bulmaya. Bulmuş da ama bir de bakmış ki hayalinde büyüttüğü Lokman, siyah yüzlü, kalın dudaklı biri. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken Lokman Hekim, adamın içinden geçenleri sezmiş olacak ki, sormuş:
– Dostum, neden öyle şaşkın bakıyorsun? Boyayı mı beğenemedin, yoksa boyacıyı mı?
***Sonra da ilave etmiş.
– Bak, demiş, benim ne yüzümün siyahlığında, ne de dudaklarımın kalınlığında bir tesirim vardır. Onları Yaratan öyle yaratmış, öylesini uygun görmüş. Benim tercihim değil…
İnsanlar yüz güzelliği, yahut da çirkinliğiyle kendilerine bir pay da çıkarırlar. Ama ne bize güzel gelende bir etkisi vardır insanın, ne de çirkinlikte. Her ikisini de yaratan ve layık gören Allâh-ü azimüşşandır. İnsan ancak kendi iradesiyle kazandığından sorumludur.
24 Mart 2010: 14:47 #768564Anonim
Sokrates bir gün yürürken , tek kişinin geçebileceği kadar mesafe olan bir mevkiide dönemin soylularından biriyle karşı karşıya gelir ve ikisi de durur… Kısa bir süre bakıştıktan sonra :
Soylu: ” Ben senin gibi pis bir zavallıya yol vermem!”
Sokrates: “Ben veririm…”12 Ağustos 2010: 18:36 #774629Anonim
HZ. ADEMİN MİRASI
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
– Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
– İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
Sultan Fatih:
– Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.12 Ağustos 2010: 18:38 #774630Anonim
UYKU KARDEŞLİĞİ
Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
– Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
– Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.:015:12 Ağustos 2010: 18:40 #774633Anonim
Parmakla Alınabilseydi
Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon’ un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
– Önce şurasını almalıydinız, sonra buradan geçerek ötesini zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
– Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım:005: -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.