• Bu konu 1,965 yanıt içerir, 155 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 1,967)
  • Yazar
    Yazılar
  • #704988
    Anonim
      Lemalar wrote:

      Âişe radıyallahu anhâ şöyle diyor: wrote:
      [size=10pt]

      Bizden biri hastalandığında,
      Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ona sağ eliyle dokunarak şöyle dua ederdi:

      – “Ey bütün insanların rabbi olan Allahım!
      Bu kulunu iyileştir, ona şifa ver!
      Şifa veren sadece Sensin.
      Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur.
      Arkasında hastalık bırakmayan bir şifâ ver!”

      Allah´ın Elçisi son hastalığında iyice ağırlaşınca, onun hastalara yaptığı duayı
      ben de ona yapmak için elini tuttum. Hemen elini çekti ve

      – “Allahım, beni bağışla! Beni yüce dostlarla (refîk-i a´lâ ile) beraber eyle” diye dua etti.

      Ona şöyle bir bakayım dedim. Bir de ne göreyim, dünyadan göçüp gitmiş.

      Buhârî, Merdâ 20, Tıb 40; Müslim, Selâm 46-49; İbni Mâce, Cenâiz 64, Tıb 36; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 45.
      #705007
      Anonim

        6cn_kisidost.jpg

        #705008
        Anonim

          Huzeyfe radıyallahu anh şöyle diyor: wrote:
          [size=10pt]

          Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem geceleyin uyumak istediği
          zaman elini sağ yanağının altına koyar, sonra da,

          – “Allahım! Senin ismini anarak ölür, Senin ismini anarak dirilirim”

          derdi.

          Uykudan uyandığı zaman da

          – “Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah´a hamd olsun. Kıyamet günü de O diriltecektir”

          derdi.

          Buhârî, Daavât 7,8,16, Tevhîd 13; Müslim, Zikr 59; Ebû Dâvûd, Edeb 97, 98; Tirmizî, Daavât 28; İbni Mâce, Duâ 16
          #705059
          Anonim

            JaM_dua_ayeti.gif

            #705060
            Anonim

              Berâ ibni Âzib radıyallahu anhümâ anlatıyor: wrote:
              [size=10pt]

              Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu:

              Yatağına yatmak istediğin zaman namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ yanına yat ve şöyle dua et:

              – “Allahım! Kendimi Sana teslim ettim. Yüzümü Sana çevirdim. İşimi Sana ısmarladım.
              Sırtımı Sana dayadım. Ümit bağladığım Sen, korktuğum yine Sensin.
              Senden kaçıp sığınacak ve Senin elinden kurtulacak bir yer varsa yine Sensin.
              İndirdiğin kitabına, gönderdiğin peygamberine iman ettim.”

              Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:

              – “Eğer o gece ölürsen imanlı olarak ölürsün; ölmez de yaşarsan, büyük sevap kazanırsın.
              Yalnız bu dua, senin o geceki son sözlerin olsun.”

              Buhârî, Vudû 75, Daavât 6, 7, 9, Tevhîd 34; Müslim, Zikir 56-58; Ebû Dâvûd, Edeb 98; Tirmizî, Daavât 16, 116; İbni Mâce, Duâ 15.
              #705083
              Anonim

                Tâbiîn âlimlerinden Şehr ibni Havşeb anlatıyor: wrote:
                [size=10pt]

                Ümmü Seleme radıyallahu anhâ´ya,
                – “Ey mü´minlerin annesi!
                Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem senin yanındayken en çok nasıl dua ederdi?”
                diye sordum.

                Şöyle cevap verdi:
                – “Resûl-i Ekrem çoğu zaman Ey kalpleri halden hale çeviren Allah!
                Benim kalbimi dininden ayırma!
                diye dua ederdi.

                Birgün “Ey Allah´ın Elçisi,” dedim.
                – “‘Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!’
                duasını niçin bu kadar çok okuyorsun?”

                Bana şu cevabı verdi:

                – “Ümmü Seleme! Her insanın kalbi Allah´ın iki parmağı arasındadır;
                dilediğinin kalbini dininde tutar, dilediğinin kalbini dininden ayırır.”

                1. Peygamber Efendimizin bu duasının,
                Kur´ân-ı Kerîmdeki şu duanın bir başka ifadesi olduğu görülmektedir:
                “Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi bir daha oradan ayırma!
                Bize rahmetini bağışla. Bize istediklerimizi bağışlayan Sensin.” (Âl-i ımrân 3/ .

                Tirmizî, Daavât 89; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 302, 315.

                [/quote]

                #705147
                Anonim

                  Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: wrote:
                  [size=10pt]

                  Hz. Fâtıma’nın nakışlı perdesi

                  Bir seferden dönen Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
                  kızı Fâtıma´nın evine gitmiş, ama kapıda asılı bir perde görünce içeri girmemişti.

                  Allah´ın Elçisi seferden dönünce, genellikle önce kızına uğrar, sonra eşlerinin yanına giderdi.

                  Hz. Ali eve gelip de eşini üzgün görünce
                  – “Hayrola, neyin var?” diye sordu. O da,
                  – “Allah´ın Elçisi evimize kadar geldi,
                  ama içeri girmedi” diye üzüntüsünün sebebini anlattı.

                  Hz. Ali Resûl-i Ekrem´in yanına giderek,
                  – “Ey Allah´ın Elçisi!” dedi.
                  – “Eve kadar gelip de içeri girmemeniz Fâtıma´yı çok üzmüş.”

                  Bunun üzerine Hz. Peygamber,
                  – “Evinizin kapısında renk renk nakışlarla süslü
                  bir perde gördüm. Benim öyle süslü püslü şeylerle, nakışlarla ne ilgim var?” buyurdu.

                  Hz. Ali eve dönüp eşine bunları anlatınca, Hz. Fâtıma,
                  – “Öyleyse babam o perdeyi ne yapmamı emrediyorsa
                  söylesin” dedi.

                  Resûl-i Ekrem kızının teklifini duyunca,
                  – “Fâtıma´ya söyle, o perdeyi falan fakir aileye göndersin” buyurdu.


                  Ebû Dâvûd, Libâs 43; Buhârî, Hibe 27.
                  #705212
                  Anonim

                    hzI_alaksuresi7almu5oi3.gif

                    #705215
                    Anonim

                      Huzeyfe ibni Yemân radıyallahu anh anlatıyor: wrote:
                      [size=10pt]

                      Bir gece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem´in
                      arkasında namazı kıldım. Bakara Sûresini okumaya başladı. Ben içimden “Yüz âyet okuyunca
                      herhalde rükû eder” dedim.

                      O yüz âyetten sonra da okumaya devam etti. “İki yüz âyet okuyunca rükû eder” dedim, yine okumaya devam etti. Ben içimden “Galiba bu sûreyi bir rekâtta okuyacak” dedim, o yine okumaya devam etti.

                      Ben “Artık bu sûre ile rükûa varır” dedim, varmadı.

                      Nisâ Sûresine başladı, onu da okudu. Sonra Âl-i İmrân Sûresine başladı, onu da okudu. Ağır ağır okuyor, tesbih âyeti gelince Allah´ı tesbih ediyor, dilek âyeti gelince dilekte bulunuyor,
                      Allah´a sığınmaya dair âyet gelince Allah´a sığınıyordu.

                      Sonra rükûa vardı, “Sübhâne Rabbiye´l-azîm” demeye başladı. Rükûu da aşağı yukarı kıyâmı kadar uzun oldu. Sonra “Semiallahü limen hamideh, Rabbenâ leke´l-hamd” diyerek doğruldu.

                      Hemen hemen rükûuna yakın uzunca bir süre ayakta durdu. Sonra secdeye vardı ve “Sübhâne Rabbiye´l-a´lâ” demeye başladı.

                      Secdesi de aşağı yukarı kıyâmı kadar uzundu.

                      Müslim, Müsâfirîn 203; Nesâî, Tatbîk 73, 74, Kıyâmü´l-leyl 25.

                      #705384
                      Anonim

                        Abdullah ibni Mes´ûd radıyallahu anh anlatıyor: wrote:
                        [size=10pt]

                        Bir yolculukta Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber bulunuyorduk.
                        Allah´ın Elçisi abdest bozmak için yanımızdan ayrıldı.
                        O sırada iki yavrulu küçük bir kaya kuşu gördük ve yavruları aldık.
                        Ana kuş yavrularını kurtarmak için tepemizde çırpınmaya başladı.
                        Derken Hz. Peygamber geldi ve
                        – “Yavrularını alıp da bu kuşu kim tedirgin etti?
                        Verin ona yavrularını!” buyurdu.
                        Resûl-i Ekrem, bir defasında da yaktığımız karınca yuvasını gördü ve
                        “Bunu kim yaktı?”
                        diye sordu.
                        “Biz yaktık” dedik.
                        – “Şunu iyi biliniz!”
                        buyurdu.
                        – “Ateşle azâb etmek, sadece ateşi yaratanın yapacağı şeydir.”

                        Ebû Dâvûd, Cihâd 112, Edeb 164.
                        #705444
                        Anonim

                          OWt_Alimlerinx20Hatasix1.jpg

                          #705449
                          Anonim

                            Berâ ibni Âzib radıyallahu anhümâ wrote:
                            [size=10pt]

                            Berâ ibni Âzib radıyallahu anhümâ Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem´in
                            Mekke fethinden bir yıl önce yaptığı kazâ umresindeki bir olayı şöyle anlatıyor:

                            Allah´ın Elçisi umresini tamamlayıp Mekke´den çıktı. İşte o sırada Hz. Hamza´nın kızı Ümâme,
                            “Amcacığım! Amcacığım!” diye bağırarak arkalarından gelmeye başladı.
                            Hz. Ali onu kucaklayıp,devenin üzerinde bulunan eşi Fâtıma´ya,
                            “Amcanın kızını al!” diye uzattı.
                            Medine´ye varınca, bu çocuğun kimde kalacağı konusunda Ali, ağabeyi Câfer ve Zeyd ibni Hârise
                            arasında anlaşmazlık çıktı.

                            Hz. Ali,
                            – “O benim amcamın kızıdır. Onun terbiyesini ve bakımını üstlenmek herkesten çok benim hakkımdır” dedi.

                            Câfer-i Tayyâr,
                            – “O benim de amcamın kızıdır; üstelik eşim onun teyzesidir” dedi.

                            Zeyd ibni Hârise de
                            – “Onun babasıyla beni Resûl-i Ekrem kardeş yaptı.
                            O benim kardeşimin kızıdır” dedi.

                            Allah´ın Elçisi,
                            – “Teyze anne sayılır” diyerek çocuğu Câfer-i Tayyâr´ın eşine verdi.
                            Sonra çocuğu himâyesine almak isteyenlerin ayrı ayrı gönlünü aldı:

                            Hz. Ali´ye,
                            – “Sen bana muhabbetle bağlısın, ben de sana” buyurdu.

                            Câfer-i Tayyâr´a,
                            – “Senin hem görünüşün, hem de huyun bana benzer” dedi.

                            Zeyd ibni Hârise´ye de
                            – “Sen bizim kardeşimiz, dostumuzsun” buyurdu.

                            Buhârî, Sulh 6, Megâzî 44; Ebû Dâvûd, Talâk 35.
                            #705537
                            Anonim

                              Vcq_araf2089jpgbt7.jpg[hr_________________________________________________RT4_allahyarveyardmetsn3ri.gif_________________________________________________

                              #707384
                              Anonim

                                “Namazlarınızdan bir kısmını evinizde kılınız. Oraları kabirlere çevirmeyiniz.” (Buhari, Müslim)

                                İslamda namaz, camilerde ve mescidlerde toplu halde yapılmaya teşvik edilmiştir. Bu emir ve teşvik yanlış bir uygulamaya sebep olmamalıdır.
                                Namazların camide topluca kılınan kısmı, farz namazlardır. Farzların dışında, sünnetler, vacipler, nafileler olmak üzere pek çok namaz çeşidi vardır.
                                Bilhassa sünnet ve nafile namazların evlerde ifa edilmesine teşvik vardır. Böylece evler hiç namaz kılınmayan, ibadet edilmeyen, mezara benzer bir mahiyetten çıkıp küçük bir mescid hükmüne geçerler.
                                Resulullah.org

                                #707403
                                Anonim

                                  nebi sallallahu aleyhi wesselem şöyle buyuruyor.Muhakkak ilk bahar on cihetle nuşur dirilişe benzer
                                  1 ölü ve definelerin gününde yerdn çıktıkları gibi taneler ve bitkiler ilkbaharda topraktan çıkarlar
                                  2 ilkbahar bazıları için rahat v sevinç bazıları içinde hastalık acı ve elem zamanıdır. diriliş gunude bazı insanalr hakkında sevinçtir bazı insanlar hakkında üzüntüdür
                                  3 kim kış mevsiminde fazla kurutulmuş yiyecek yerse şüphesiz ilk baharda onun vucudu kanın damarlarda hareker etmesiyle hastalanır çiçek hastalığı ve yara olur.aynı şekilde kim isteyerek dünyada haram lokma yerse diriliş günüde azaba uğrar zelil olur.
                                  4 bazıları ilk baharda toprağı meşakkatle sürer ve tohumları saçar ama tohumlar soğuktan mahfolursa sahbide mahrum olduğu gibi bazılarının ibadetleri günahların hararetinden veya küfür veya riyaların soğukluğundan hwba olur.
                                  5 insanalr ilkbaharda dostlarıyla bostan ve bahçelerde nehir kenarlarında oturdukları gibi diriliş günündede halis kullar salihlerle beraber haşr olunur
                                  6 ilkbaharda esen rüzgar bazı insanlar4 için faydalı bazı insanlar için zararlı olur.Diriliş gününde saadet ve şekavet rüzgarları hazırlandığı zaman insanların bazıları said bazıları şaki olurlar.
                                  7 kuru ağaçların baharda meyve ve çiçekleri olmaz diriliş günüde böyledir.Abidler ze zahidler taat elbisesini giyerler.kuru ağaç gibi olanlar ibadet meyvelrinden mahrum olurlar iman elbisesinden soyulur mahlukat arasında rezil olur.
                                  8 ilkbaharda ekin bittiği gibi sahibi sevinçli ve mesrur olur.ekmeyenler pişman olur. diriliş günüde böyledir.abidlere ibadetlerinin karşılığı ikram olunduğu zaman ibadet etmeyenler pişman olurlar.
                                  9 Muhakkak sonbaharda ekilen şey ilkbaharda büyür. Dirirliş günüde böyledir.Eğer dünyada hatır işlerse ahirette hayır şer işlerse şer bulunur.çünkü dünya ahiretin tarlasıdır.
                                  10 ilkbaharda toprakta çeşitli renk ve şekilllerde çiçekleer görülür.diriliş günündede ihlas tevekkül korku küfür ve nifak ortaya çıkar. not:: 6’ıncı benzetmede islamiyetin tamamewn bitirilmeye çalışıldığı kurana ve muslumanalra buyuk zarar verildiği bir dönemde taze islamiyet dirilircesine ilkbaharda esen rüzgarın serinliği gibi nur hakikatları iman edenlerin imdadına yetişip kafirleri ve munafıkları mahf etmiştir wel ilmu indellah rabbene la tuehizne in nesine ew eğt’ne amin

                                15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 1,967)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.