- Bu konu 58 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Ekim 2011: 05:56 #797688
Anonim
Allah’a tevekkül edene Allah kâfidir. M.N – 1303 Ekim 2011: 17:08 #797689Anonim

Nasihat istersen, ölüm yeter. Mektubat – 282
4 Ekim 2011: 09:13 #797809Anonim
Hakiki terakki ise; insana verilen kalb, sır, ruh, akıl hatta hayal ve sair kuvvelerin hayat-ı ebediyeye yüzlerini çevirerek, her biri kendine layık hususi bir vazife-i ubudiyet ile meşgul olmaktadır. Yoksa ehl-i dalaletin terakki zannettikleri, hayat-ı dünyeviyenin bütün inceliklerine girmek ve zevklerinin her çeşitlerini, hatta en süflisini tatmak için bütün letaifini ve kalb ve aklını nefs-i emmareye müsahhar edip yardımcı verse; o terakki değil, sukuttur.
(Bediüzzaman Said Nursi – 23. Söz’den)
Lügatler
Ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan inançsız kimseler
Hakiki :gerçek
Hayat-ı dünyeviye :dünya hayatı
Hayat-ı ebediye :sonsuz hayat
Hususi :özel, bir şeye ait olan
Kuvve :güç, duygu, meleke, his, kabiliyet
Letaif :güzel latif duygular
Musahhar :hizmet eden, istenilen hale konmuş, idare edilen
Nefs-i emmare :daima kötülüğü yapmayı emreden nefis
Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı
Sır :herkesin bilmediği gizli hakikat
Sukût :düşmek, yukarıdan aşağı doğru birden inivermek, alçalmak, değerini kaybetmek, bozulmak
Süfli :aşağıda bulunan, alçak
Terakki :ilerlemek, yükselmek,artmak
Vazife-i ubudiyet :kulluk vazifesi26 Ekim 2011: 07:14 #764865Anonim
Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler.
Lem’alar – 20927 Ekim 2011: 12:57 #799052Anonim
Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Şualar -109
28 Ekim 2011: 12:51 #799117Anonim
Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun! S – 271
29 Ekim 2011: 18:43 #799177Anonim
Dünya seyyar bir ticaretgâhtır. Öyle ise alış-verişini yap, gel… Sözler – 204
29 Ekim 2011: 21:12 #799183Anonim
“dalı öncesizliktedir aşkın, kökü sonrasızlıkta.
bu ululuk, şu akla, ahlaka yakışır değil.
yok ol, varlığından geç. varlığın cinayettir.
ilahi aşk, doğru yolu buluştan başka birşey değil”RUMİ
30 Ekim 2011: 15:55 #799221Anonim

Evet bir incir çekirdeğinden koca bir incir ağacını ve ince bir sap ile koca bir kavunu bağlayıp çıkaran kudrete hiç bir şey ağır gelmez. M.N – 94
31 Ekim 2011: 14:06 #799247Anonim
Hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil. Sözler – 273
31 Ekim 2011: 14:34 #799233Anonim
Allah razı olsun….
1 Kasım 2011: 16:09 #799308Anonim
Ecmain olsun inşaAllah..
Zamanın geçti kabirden başka mekânın var mı? Mesnevi – 963 Kasım 2011: 17:02 #799403Anonim
Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Lem. – 202
5 Kasım 2011: 09:40 #799431Anonim
Bu hadise-i arziye, bu memleketin ahali-i İslamiyesine bakması ve onları hedef etmesi, ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor?
Elcevab: Bu hadise, hem şiddetli kışta, hem karanlıklı gecede, hem dehşetli soğukta, hem Ramazanın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması; hem tahribatından intibaha gelmediklerinden, hafifçe gafilleri uyandırmak için, o zelzelenin devam etmesi gibi çok emarelerin delaletiyle bu hadise ehl-i imanı hedef edip, onlara bakıp namaza ve niyaza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor. Biçare Erzincan gibi yerlerde daha ziyade sarsmasının iki vechi var:
Biri: Hataları az olmak cihetiyle temizlemek için ta’cil edildi.
İkincisi: O gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatlı iman muhafızları ve İslamiyet hamileri az veya tam mağlub olmak fırsatıyla, ehl-i zındıkanın orada tesirli bir merkez-i faaliyet tesisleri cihetiyle en evvel oraları tokatladı, ihtimali var.
(Bediüzzaman Said Nursi – 14. Sözden)
Lügatler
[TABLE]
[TR]
[TD=”width: 307, bgcolor: transparent”] Ahali-i islamiye :Müslüman halk
Bîçare: çaresiz, zavallı
Cihet :yön, taraf
Dehşet :ürkmek, korkmak
Delâlet : delil olmak, işaret etmek
Ehl-i iman :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler
Ehl-i zındıka :dinsizler
Elcevap :cevap şudur ki
Emare :alamet,işaret, belirti, iz, ipucu
Evvel :ilk önce
Gâfil : dikkatsiz, uyanık olmayan, iyi düşünmeyen
Hadise:olay, vaka
Hadise-i arziye :yerle ilgili olay
Hakikat: gerçek, doğru, bir şeyin gerçek mahiyeti
Hâmi :himaye eden, koruyan
Hedef :nişan noktası, varılmak istenen gaye Hürmet :saygı, değer verme, haysiyet, şeref
İhtimal :olması mümkün olan, olası, kabul edilen
[/TD]
[TD=”width: 307, bgcolor: transparent”] İman :inanmak, kabul etmek
İntibah: uyanış
Kuvvet :güç, kabiliyet, kudret
Mağlup : yenilme, yenilen
Mahsus :hususi, ayrılmış, tayin edilmiş, özel
Memleket :mülk edinilen vatan, ülke
Merkez-i faaliyet :faaliyet merkezi
Muhafız :muhafaza eden, değiştirmeyen, saklayan, koruyan
Niyaz : dua, yalvarma
Şiddet :sertlik, katılık, sıkılık
Ta’cil :çabuklaştırma
Tahribat :harap etmeler, yıkmalar, bozmalar
Tesir: etki
Tesis :kurmak, oluşturmak, temelleştirmek
Vecih :yön, tarz, metod, üslub
Zelzele :deprem
Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
6 Kasım 2011: 16:52 #799487Anonim
Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır. Emirdağ 1 – 180
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.