• Bu konu 18 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 16 ile 20 arası (toplam 20)
  • Yazar
    Yazılar
  • #791373
    Anonim

      Bütün bu mukaddimelerden yola çıktığımız zaman şunu diyebiliriz: Önemli olan bir şahıs
      beklentisi içine girerek istismara uğramak ve hayal kırklığına düşmekten ise şahs-ı maneviyi
      tanıyarak onun bir azası olmaya çalışmak en doğrusudur. Çünkü Bediüzzaman’ın tespiti ve
      irşadı ile “Zaman cemaat zamanıdır.” Şahsa bağlı bir hizmet anlayışı ehl-i dalaletin istismarına
      ve şahısları kullanarak müntesiplerini kendi emellerine alet edilmesine sebep olabilr. Örneğin,
      insanlar bir kurtarıcı Mesih veya Mehdi beklentisine sokularak arkasından birkaç Mesih ve
      Mehdi çıkarılır ve böylece inananlar arasında ihtilaflar körüklenir ve bölünmeler çoğaltılır.
      Sonra onları kendi emellerine alet edebilirler. Nitekim peygamberimiz (sav) bu hususa dikkat
      çekerek şöyle buyurmuştur: “Ahir zamanda Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına
      geçecek eşhas-ı müthişe-i muzırraları, İslamın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek, az
      bir kuvvetle nev-i beşeri herc-ü merc eder ve koca âlem-i islamı esaret altına alır.” Bu hususa
      dikkat etmek gerekir. İnananların inanmayanlar karşısında mağlup olmalarının en önemli
      sebeplerinden birisi de budur.

      #791376
      Anonim

        Bütün peygamberler gibi Hz. İsa (as) da “Tevhidi” insanlara anlattı, şirkten sakındırdı. Ne
        var ki gösterdiği mucizeler onun Allah’ın bir peygamberi olduğuna delil olması gerekirken
        insanlar tarafından “Allah’ın oğlu” denmesine sebep oldu. Bunda babasız olarak yaratılmasının
        da etkisi vardı. Din bir imtihandı ve insanlar da imanlarında hür ve serbestti. Dinde zorlama da
        söz konusu değildi.
        Kendisinin yanlış anlaşılması Hz. İsa’yı (as) aşırı derece üzdüğü bir gerçektir. Çünkü bu
        durum hayatında ve dini tebliği esnasında olmuştur. Bir taraftan da Yahudilerin aşırı nefreti
        vardı. Aşırı nefret ve kıskançlık sonunda devlet güçleri ile birleşince çarmıha gerilerek idamına
        hükmedilmesi ile sonuçlandı. Yüce Allah sevgili peygamberinin Yahudiler tarafından
        öldürülmesine fırsat vermedi. İhanet eden havarisini İsa’ya (as) benzeterek onu çarmıha
        mahkûm edip cezalandırdı. İsa’yı ise semaya meleklerin katına yükseltti. Aradan geçen zaman
        dilimi içerisinde müjdelediği Allah’ın elçisi “Tevhit davasını” üç kıtaya ulaştırarak insanlığın
        beşte birinin hidayetini sağladı. Tevhitçi Hırıstiyanların büyük bir kısmı da bu hak peygamberin
        hidayeti ile kurtuluşa ulaştı.
        Teslisi esas alan büyük bir bölümü ise son zamanda tabiiyyun ve maddiyyun felsefesinden
        kaynaklanan dinsizlik cereyanları karşısında aciz duruma düşerek inançlarını müdafaa edemez
        olurlar. Aynı dönemde dinsizliğe karşı Hak din olan İslamiyeti ve Allah’ın son kitabı Kur’an-ı
        Kerimi müdafaa için Kur’anın Tevhit hakikatlarını izah ve ispat eden ve Hz. Muhammed’in
        soyundan gelecek olan Mehdi ise maddeci ve materyalist felsefenin temellerini aklî ve ilmi
        delillerle yıkar. Hırıstiyanların da bir kısmı bu hakikat karşısında Tevhide yaklaşırlar. Hz.
        İsa’nın (as) bu güzel sonucu görmesi, Mehdi’ye uyması ve kendisine inananları dinsizliğe,
        ahlaksızlığa ve zulme karşı birleştirmek için gelmesi Allahın hikmetine uygun ve kudretine
        kolay, va’dinin de gereğidir.
        Şayet maddeci materyalist felsefe ve ondan kaynaklanan dinsizlik tesirini kaybetmiş ve bu
        birliktelik sağlanmış ise İsa (as) da dönmüş demektir. Bundan sonra zaferi beklemek
        gerekecektir. Makalemizde bu konuyu hayatın gerçeklerine ve hikmet-i ilahiyenin gereği
        “Sünnetullah”a uygun bir şekilde ele alınarak incelenmiştir.

        #791888
        Anonim

          Kur’ân’da Hz. İsa’nın sonu

          Kısaca, İncillerin ve Hıristiyanların Hz. İsa’nın âkıbeti konusundaki görüşleri böyle. Kur’an ise, bu konuda gâyet net ve kesin açıklamada bulunmaktadır. Konuyla ilgili bazı âyetler şu meâldedir:

          “Yahudîler, İsa’yı öldürmek için hile yaptılar. Allah da onları kurdukları tuzağa düşürdü ve İsa diye kendilerinden birini öldürttü. Allah, hileyi hileyle cezalandıranların en hayırlısıdır.

          “O vakit Allah buyurdu ki: ‘Ey İsa! Seni ecelin geldiğinde öldürecek olan Benim. Seni Ben semaya yükselteceğim, Yahudîlerin suikastından tertemiz kurtaracağım ve sana uyanları Kıyamete kadar, seni inkâr edenlere üstün kılacağım.'”(4)

          Diğer bir âyette ise, meseleye daha da açıklık kazandırılmakta ve şöyle buyurulmaktadır:

          “Onlar, İsa’yı inkâr etmeleri, Meryem’e pek büyük bir iftirada bulunmaları ve ‘Allah’ın Resûlü Meryem oğlu Mesih İsa’yı biz öldürdük’ demeleri sebebiyle de lânete uğramışlardır. Onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat başkası ona benzetildi de onu öldürdüler. Muhakkak ki, bu hususta ihtilâfa düşenler, İsa’yı öldürüp öldürmedikleri hakkında şüphe içindedirler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur; kapıldıkları şey, ancak bir zan ve tahminden ibarettir.

          “Hakikatte ise, Allah, onu Kendi huzuruna yükseltti. Allah’ın kudreti herkese gâliptir ve Onun her işi hikmet iledir.” (5)

          Âyette, açıkça Hz. İsa’nın asılmadığı, ona benzetilen başka birinin öldürüldüğü anlatılmaktadır. Âyeti tefsir eden âlimler, bu hususu şöyle yorumlamışlardır: Yahudîler, Hz. İsa’yı öldürmek maksadıyla yanına girdiklerinde onu bulamadılar. Çünkü Cenab-ı Hak, onu gökyüzüne çıkarmıştı. Telaşlanan ve halkın karışmasından korkan Yahudîler, bir kişi tutup onu Hz. İsa diye çarmıha gerdiler. Halk çarmıha gerilen adamı ismen tanısa da şahsen tanımamaktaydı.

          Diğer bir görüşe göre ise, Yahudîler, Hz. İsa’nın bir evde bulunduğunu öğrenmiş, öldürmek maksadıyla eve gitmişlerdi. Başlarındaki Yehuda, Taytayus adında birini öldürmesi için içeri gönderdi. Cenab-ı Hak ise, İsa Aleyhisselâmı göğe kaldırmış, o adamı da İsa’ya benzetmiş, Yahudîler de Hz. İsa diye onu asmışlardı.

          Bu rivayetlere ilave olarak, Havarîlerden birinin münafıklık edip casusluk yaptığı, Allah’ın da ceza olarak onu Hz. İsa’ya benzettirip astıkları şeklinde bir rivayeti daha bulunmaktadır.

          Bu âyetler açıkça göstermektedir ki, Hz. İsa’yı öldürme teşebbüsüne geçen Yahudîler onu öldürememiş, Cenab-ı Hak onların tasallûtundan onu kurtarıp gökyüzüne çıkarmıştır.

          Hz. İsa’nın yeryüzüne inişi

          Ümmet-i Muhammed (a.s.m.) birçok yönleriyle övülen bir millettir. Kur’ân’da da, diğer İlâhî kitaplarda da övülmüştür.

          Hz. İsâ, İncil’de, bu ümmetin övgü dolu sıfatlarını gördüğünde, onlardan eylemesi için Allah’a duâ etmiş, Allah da onun duâsını kabul etmiştir. Günü geldiğinde müceddit olarak yeryüzüne inmesi bunun içindir.(6)

          Âlimler, İsâ Aleyhisselâmın yeryüzüne inişinin Kitap, Sünnet ve icma ile sabit olduğunu(7) ve bunun mütevatir hadislere dayanan bir inanç meselesi haline geldiğini, inkâr edenin küfrüne hükmedileceği kanaatine varmışlardır.(

          Şevkânî’ye göre, İsâ Aleyhisselâmın yeryüzüne ineceğini bildiren hadislerin toplamı 29’u bulmakta ve tevatür derecesine ulaşmaktadır.(9) Sahih-i Müslim’de de aynı kayıt vardır.(10) Şöyle der:

          “Beklenen Mehdî, Deccal hakkında rivayet edilen hadisler olduğu gibi Hz. İsa bin Meryem’in (a.s.) ineceği hakkındaki hadisler de tevatür derecesine ulaşmıştır.”(11)

          İbni Kesir Tefsirinde, Zuhruf Sûresinin 61. âyetinde geçen İsa Aleyhisselâmın Kıyamet alâmeti oluşu hakikatini açıklarken, onun Kıyamet kopmadan önce ineceğini bildiren rivayetlerin tevatür derecesine geldiğini bildirmektedir. Şeyh Abdülfettah Ebû Gudde de, Hz. İsa’nın yeryüzüne inip Deccalı öldürüceğine dair rivayetlerin tevatür derecesini bulduğunu belirtir.(12) Allame muhaddis Kittânî’nin de Nazmü’l-Mütenâsır isimli eserinde(13) aynı görüşleri savunduğu görülür.

          İbni Hacer’in Fethu’l-Barî’sinde de, Hz. Mehdînin bu ümmetten olacağı, Hz. İsa’nın (a.s.) onun arkasında namaz kılacağıyla ilgili hadislerin mütevatir oldukları kaydı da yer almaktadır.(14)

          Sadeddin Taftazanî de, Şerhu’l-Makasıd’ında, Hz. İsa’nın inişiyle ilgili birçok sahih hadis bulunduğunu ve bunların mütevatirü’l-mânâ olduğunu kaydeder.(15)

          Bir kısım âyet ve hadislerde, Kıyamet alâmetlerinin anlatıldığını görürüz. Bunlar hadis kitaplarında olsun, İslâm âlimlerinin eserlerinde olsun, “Kıyamet alâmetleri” başlığı altında toplanmıştır. Bu alâmetlerden biri de, Hz. İsa’nın yeryüzüne inmesidir. Yani İsa Aleyhisselâm, Kıyamet kopmadan önce yeryüzüne inecektir. Cenab-ı Hak, bir âyetinde, “İsa’nın inişi Kıyamet alâmetlerindendir”(16) buyurarak bu hakikate işaret etmiştir. Resûl-i Ekrem de (a.s.m.), birçok hadislerinde, Hz. İsa’nın ineceğini bildirmişlerdir. Bunlardan bir kısmı şöyledir:

          “Sizler on alâmeti görmedikçe hiçbir zaman Kıyamet kopmaz. … Biri de İsa Aleyhisselâmın inmesi…”(17)

          “Hayatım Kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın adaletli bir hâkim olarak içinize inmesi yakındır.”(18)

          Bilindiği gibi, Hz. İsa, gökyüzünderi ve üçüncü hayat tabakasında bulunmaktadır. Bizim gibi yiyip içmeye, beşerî bir kısım ihtiyaçlara gerek duymamakta, nuranî, yıldız misal, melek gibi bir hayat sürmektedir. Peygamberimizin, “Hz. İsa âhirzamanda gelecek, şeriat-ı Muhammediye ile amel edecek”(19) müjdesi gereğince yeryüzüne bir insan olarak inecektir.

          #791891
          Anonim
            [YOUTUBE]XSrhfGty5uo[/YOUTUBE]

            Bu video arap isyanlarından önce yayınlanmıştır. Dikkatinizi çekerim…

            #791898
            Anonim

              Allah razi olsun İnŞ..

            5 yazı görüntüleniyor - 16 ile 20 arası (toplam 20)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.