- Bu konu 74 yanıt içerir, 19 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
11 Aralık 2009: 22:10 #761483
Anonim
Ve Bihi Nesteinu
Tekrar bir alıntı yapalım:
”İhtar: Şu risalelerde teşbih ve temsilleri, hikâyeler suretinde yazdığımın sebebi;
hem teshil, hem hakaik-i İslâmiye ne kadar makul, mütenasib, muhkem, mütesanid olduğunu göstermektir.
Hikâyelerin manaları, sonlarındaki hakikatlerdir.
Kinaiyat kabîlinden yalnız onlara delalet ederler.
Demek, hayalî hikâyeler değil, doğru hakikatlerdir” (10 söz)Mesela: Birinci sözde, Bismillahı anlamak için ONA BAŞLARIZ denmiş Onunla başlarız denmemiş.
Yani Bismillahın anlaşılması için verilen temsil hayali bir hikaye değil hakikatın ilmidir o hakikatten sonrada ONUNLA HAREKET EDEN denmiş ve askere kaydolmak anlatılmış.Şimdi iştiraklerinizi beklişyoruz işnşaallah sonra birlikte ihtiyac duyulduğu nisbette derse devam ederiz..
11 Aralık 2009: 23:39 #761498Anonim
@aczmendi reşha 170090 wrote:
Birinci sözde Bismillahı anlamak için ONA BAŞLARIZ denmiş Onunla başlarız denmemiş.
Yani Bismillahın anlaşılması için verilen temsil hayali bir hikaye değil hakikatın ilmidir o hakikatten sonrada ONUNLA HAREKET EDEN denmiş ve askere kaydolmak anlatılmış.Şimdi iştiraklerinizi beklişyoruz işnşaallah sonra birlikte ihtiyac duyulduğu nisbette derse devam ederiz..
Demek ihlas ve Bismillah arasinda müthis bir baglanti var.
Ihlas risalesini okumaya basladigimiz vakit , Bismillah deyip ona yaklastigimizda , kapinin kilidi kendiliginden açilyor, o kainata bir dost , bir davetli gibi giriyoruz.Ve Bismillah, ihlasin yasantimiza yansiyan ilk ve pariltili tecellisi olmus oluyor., ihlas sirri, perdesinin altindan kendini inkisaf ediyor.
Ihlas risalesinde :
“Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur’aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususen uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatcı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir duâ-yı mânevî, en kerametli bir vesîle-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfî bir ubûdiyet: İhlâstır….Mâdem ihlâsda mezkûr hassalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var..
Madem ihlas halakâri imandir, iman kurtaricisidir.Bismillah ta bu kurtulusa bir vesile degilmidir?
Birinci söz, besmele bahsinde ise :
Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle
İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.
ihlas neden ilk yazilan risale degildir diye sormustu bir arkadas
madem bu kadar onemli
ihlasi bilmeden bu kadar yol kat etmek manalimidir diye
ihlassiz amelin
ihlassiz ilmin bir kiymeti varmidir
diye sorgulaniyor
Demekki , aslinda ihlas Besmelede gizli11 Aralık 2009: 23:50 #761500Anonim
Tüm mevcudat hal diliyle vird-i zeban ediyor
Küredeki her bir zerre senin kulunum diyor
Yaradılış hikmetini besmeleyle tadıyor
YAR aşkıyla serden geçen soy’a gerek bismillah
Rahman ve Rahim adıyla merhamete ulaşır
Ufuklara pervaz vurur, semalarda dolaşır
Uzakları yakın eder, dimağlara bulaşır
İhlas ile nefes içen ney’e gerek bismillah12 Aralık 2009: 06:37 #761505Anonim
@Fezapilotu 170111 wrote:
Ihlas risalesinde :
…”Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur’aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz…:
..Ve Bihi Nesteinu
Mahiyyet ve istidat itibarı ile her şey ilme bağlıdır.
Hem demiş ki: “Tarîk-i Nakşî’de iki kanad ile sülûk edilir.” Yani: Hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve feraiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa, o yolda gidilmez. (5.mektub)
Üstad Bedüzzaman (r.a) Demişki:…”Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur’aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz..
Yani:Şeriat 3 cüzdür:
1-ilim
2-amel
3-ihlasBilirsiniz..!! Sizler zatten şeriatın ilmi (itikadi) ve ameli cenahlarını bilirsiniz ve amelde edersiniz..
Bilinizki ..İşte bu ilimlere ve amellere ruh kazandırma ameliyesi olan ihlası kazanmak ve muhafaza etmek(yani ilim ve amel cenahları iki kanad olur, onlarla maksada uçmak) için gelecek dusturlar rehberiniz olsun..
Bizler Risale-i Nurlarla ilgili her bir meselede, yapmamız gereken Üstadımız (r.a) ifade ettiklerini anlamaya ve her dustur ve esasın ve Mes’elenin nasıl tatbik edildiğini,ettiklerini anlamak (yollunda) olmalıdır..!!
(sorgulamak (yolunda) olmamalıdır)Yani: ”Nazar ile niyet mahiyeti eşyayı tağyir eder ”(Nazar dahi mahiyeti anlamayı tağyir eder denebilir..)
Yani:Risale-i Nurların ne telif sıralamasında nede muhteviyyatında zerre kadar hakikate muhalif sıralama veya ders veya ifade Olmadığı gibi her bir harfi ve satırı ve dersi ve mes’elesi AZAMİ HAKİM VE RAHİM esmalarının tecellisine mazhardırlar.
Yani: Bizler anlamalarımızın Risale-i nurlara uygun olup olmadığını MİHENGE vurmalıyız, anlamalarımız ve anlatmalarımız Risale-i nurlarla tam örtüşüp hiçbir ders ve mana ile çakışmamalıdır,herbir mes’ele birbirine kuvvet verip destek olmalıdır,bir vucudun azaları gibi,bir binanın birbirine kuvvet veren tuğlaları gibi olmalıdır.
14 Aralık 2009: 11:04 #761711Anonim
ediüzzaman bir sözünde ihlası şu şekilde tarif etmektedir: Ey ahiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur’aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, özellikle ahiret hizmetlerinde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir aracı, en önemli dayanak noktası, en kısa bir hakikat yolu, en makbul bir manevi dua, amaca ulaşmada en kerametli vasıta, en yüksek bir karakter, en safi bir kulluk: İhlastır.1
Bediüzzaman’ın da önemle vurguladığı gibi ihlas, insanın kulluk vazifesini eksiksiz bir şekilde yerine getirebilmesi için sahip olması gereken en önemli özelliklerden biridir. Çünkü “Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O’na halis kılarak Allah’a ibadet et. Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır…” (Zümer Suresi, 2-3) ayetiyle de emredildiği gibi gerçek din ancak ihlasla, katıksızca Allah’a yönelmekle yaşanabilir. Bediüzzaman Said Nursi insanın yaptıklarıyla Allah katında değer kazanabilmesi için ihlası kesin olarak kazanması gerektiğine şu sözleriyle dikkat çekmiştir:… Madem ihlasta sözü edilen özellikler gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var… Elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve vazifeliyiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hayırlı hizmetler kısmen ziyan olur, devam etmez; hem şiddetli sorumlu oluruz.2Allah, Kuran ayetleriyle insanın katıksız bir iman ve ihlası nasıl kazanabileceğini bildirmiştir. Ayrıca her insan da ihlası ve samimiyeti tek başına kavrayabilecek ve yaşayabilecek şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla ihlası kazanmak ve artırmak son derece kolaydır. İnsan hiçbir bilgiye sahip olmasa dahi sırf vicdanına başvurarak ihlası kazanabilir. Sırf samimi bir kalple Allah’a yönelmekle, ihlası zedeleyen tüm tavırlardan arınıp, hangi tavrın ihlaslı hangisinin ise ihlassız olduğunu anlayabilecek hale gelir. Bu nedenle de insan vicdanın nasıl Rahmani bir rehber olduğunu bilmeli, hiçbir zaman için “Hangi tavrın ihlaslı olacağını bilmiyordum”, “Gösterdiğim davranışın ihlasımı zedeleyebileceğini tahmin edemedim”, “Ben samimi ve ihlaslı olduğumu sanıyordum” gibi mantıklarla kendisini kandırmamalıdır. Tüm bunların insanın vicdanını rahatlatmak için öne sürdüğü samimiyetten uzak düşünceler olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Çünkü vicdanına uyan bir kimse için ihlası kazanmak ve bunu ahirete kadar muhafaza etmek son derece kolaydır.
17 Aralık 2009: 22:07 #762136Anonim
@merdoganim 170515 wrote:
Allah, Kuran ayetleriyle insanın katıksız bir iman ve ihlası nasıl kazanabileceğini bildirmiştir. Ayrıca her insan da ihlası ve samimiyeti tek başına kavrayabilecek ve yaşayabilecek şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla ihlası kazanmak ve artırmak son derece kolaydır. İnsan hiçbir bilgiye sahip olmasa dahi sırf vicdanına başvurarak ihlası kazanabilir. Sırf samimi bir kalple Allah’a yönelmekle, ihlası zedeleyen tüm tavırlardan arınıp, hangi tavrın ihlaslı hangisinin ise ihlassız olduğunu anlayabilecek hale gelir. Bu nedenle de insan vicdanın nasıl Rahmani bir rehber olduğunu bilmeli, hiçbir zaman için “Hangi tavrın ihlaslı olacağını bilmiyordum”, “Gösterdiğim davranışın ihlasımı zedeleyebileceğini tahmin edemedim”, “Ben samimi ve ihlaslı olduğumu sanıyordum” gibi mantıklarla kendisini kandırmamalıdır. Tüm bunların insanın vicdanını rahatlatmak için öne sürdüğü samimiyetten uzak düşünceler olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Çünkü vicdanına uyan bir kimse için ihlası kazanmak ve bunu ahirete kadar muhafaza etmek son derece kolaydır.vicdan nedir peki? menhus vicdan varmidir?
18 Aralık 2009: 07:08 #762140Anonim
Vicdan, insanın bozulmamış fıtratını/ yaratılışını ifade eder. Kur’an neyi emretmiş veya yasaklamışsa vicdanda bunun tasdikçisi vardır. Mesela, insan vicdanen yüce yaratıcıya inanma ve Ona sığınma ihtiyacı hisseder. Kur’an da bunu emreder. Vicdan haksız kazançtan rahatsızlık duyar.
Kur’an da her türlü haksız kazancı yasaklar. Ancak hassas bir terazi zamanla bozulabileceği gibi, vicdan da hassasiyetini zamanla kaybedebilir. Sözgelimi günahlar vicdan terazisinin dengesini alt üst yapabilir.
Bir insanda vicdan devre dışı kalmışsa, böyle birinin sağlıklı ölçüp biçmesi, sağlıklı değer hükümleri ifade etmesi, sağlıklı değerlendirmeler yapması beklenemez. Kur’an “eksik ölçüp tartanlara yazıklar olsun” demektedir. Bu ayetin vicdanı bozulanlara da işareti olsa gerektir. Günah Hz. Peygamberin ifadesiyle “kalbi rahatsız eden ve başkalarının bilmesinden hoşlanılmayan şeydir.”İnsan fıtratı günahtan rahatsızlık duyar. Sözgelimi bir insan devamlı doğru konuşsa vicdanı rahattır. Fakat yalan söylediğinde vicdan tepki verir, hoşnut olmaz. İlk defa yalan söyleyen biri vicdanen rahatsız olur, yüzü kızarır, kan basıncı artar. Fakat bunu alışkanlık haline getirirse artık vicdan tepki vermez hale gelir.
Vicdanın bu hali ayçiçeği bitkisine benzer. Ayçiçeği devamlı güneşe doğru yönelir. Fakat başı ağırlaştığında sadece yere bakar. Artık güneşi takip edemez. Vicdanın ilk hali bir saç kılını bile tartan kuyumcu terazisi gibi hassas iken, günahlarla laçkalaşmış hali tonluk ağırlıkları tartan kaba terazilere benzer.
18 Aralık 2009: 14:12 #762195Anonim
Ve Bihi Nesteinu
İhlası kazanmak ve muhafaza etmek için gelecek düsturlar rehberiniz olsun.
BİRİNCİ DÜSTURUNUZ:
Amelinizde Rıza-i ilahi olmalı
Eğer O razı olsa Bütün dünya küsse hiç ehemmiyeti yok..Bakalım burdan ne anlamalıyız:
İhlası kazanmak için evvela Razı olunan emirlerle amel etmek var.”İhlasın daisi emri İlahidir” Yani: Bir iş yapacaksınki Emri ilahide o ola ve sen onu işlerken Sadece Onun Rızası için, emredilidği için, BİR ASKER GİBİ acaba ları, amaları olmadan, işleyeceksin ve DÜNYA SANA KÜSSE sende ETKİLENMEYECEK, buda kolay olacak !!!
Dünya o işten cevirmeye kalksa, etki almadan, (hiç bir şey yokmuş gibi)devam edecek!! veya tam tersinden, amel ederken herkes, alkışayacak, taraf olacak yine etkilenmeyecek, ve o zat gibi diyecek” Ben cihad (mücadele-Risale-i nur hizmeti) yolunda vazifedarım” muzaffer etmek veya mağlub etmek onun vazifesidir,diyebilecek..!!
Diyenlere helal olsun..!! bu kolay kazanılan bir hal olmasa gerek..
Bunun kolay olması, Allahın kuluna ihsan etmesi ile olur, bizde bunun aynını savunuruz, Allah verdimi, kolay kıldımı, kabiliyette aramaz, verir, inşaallah bizlerede ihsanı ile bolca verir amin..
Kolay olmaması ise kulun, ben kazandım, ben muhafaza ederim, işi sadece dustur ezberleyip, tatbik etmekle,kendi gayret ve cabasında bilmesinde ve bunuda yeterli zannedilmesi ile olur..
Hem mesleğimiz Sahabe (r.a) mesleklerinden cilvelere taşıdığı gibi onlar gibi esbaba müracaat edip(fiili dua) neticeleri sadece ve sadece Allahtan bilmek sebeblerden bilmemek gerektir.Gelelim bir başka mes’eleye :
Nasıl olurda Dalalette İHLAS OLUR, FIRAKI DALLE İHLASLARI İLE O HAKSIZLIKLARINDA adeta bir hak, dinsizliklerinde bir din, dalaletleri içinde gösterdikleri İHLAS ile muvaffak olurlar.
Evet SAMİMİ BİR İHLAS İLE KİM NE İSTERSE ALLAH ONU VERİR.Demekki: İhlasın kendi dahi bir SIRR dır,onun dahi içinde bir sırr saklıdır,oda sırrı ihlastır.Bilinsin veya bilinmesin, ihlasın esas ve emirlerine riayet eden o işinde başarılı oluyor, bunu ihlas dusturlarına uymak ile kazanıyor..Bu ihlaslıdır demek değildir. İHLASI GÖSTERmek ihlaslı olmak manasına değilde, İhlasın emirleri ve dusturlarına riayet ile, amele dökmek manasına, olsa gerektir,ihlasın ne olduğunu bilmeden ihlaslı olunduğu gibi..
Yani: her ne iş yapıyorsan o işi ilminin ve anın gereklerini,dasece emredildiği, o işin kanunları olduğu için,adetullaha riayet ederek yapan muvaffak olur..
ihlas dusturlarını bilmek ile beraber,kul fiili dua nev’inden o esaslara uyar,ve neticeleri ihsanı Allahtan ister ve beklerse, Allah lutfundan ihsan eder inşaallah..Denilebilirki nefs emmera iken,ene kendini buz gibi muhafaza eder iken, Rıza-i ilahi olan emirleri ve amellerini hazmetsin veya etmesin,istesin veya istemesin yapmakla mükelleftir, işte bu ubudiyetler onu terbiye ederde, ubudiyyet tariki ile mahbubiyyete sevk eder.
Yani : İhlas kurallarına uymak başkadır, o esaslara uymak ile Allahın ihlası kuluna ihsan etmesi başkadır(kazanmak), kazandığının keyfiyyetide başkadır,meratibide başkadır, onu muhafaza etmekte başka olmakla, Allah’ın korumasına aldığı MUHLASLAR defterine kayd edilip muhafa olunmak başkadır.
Hulasa edersek: ihlaslı olmak başkadır, İHLASIN SIRRI na vakıf olmak sırr ehli olmak başkadır.
Size her ne hayr ulaşırsa o Allah’tandır.. Allahım Senden, Bizleri razı olduğun ilimler ve ameller ve haller ile ihsanın ile ihsan edip razı oldukların arasına yazmanı ve bizleride senden razı olan kullarından kılmanı,Bizleri Muhlaslı kulların defterine yazmanı ve ordada muhafaza etmeni niyaz edip istiyoruz amin amin amin..İstemek biz kullarına,İhsan etmek Sen Rabb-ı Rahimimize yakışır..!
21 Aralık 2009: 14:59 #762584Anonim
Sırr‑ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamaya bina edilen hizmet-i imaniye ile
şahsî makam-ı mâneviyeyi aramamak iktiza ediyor.
Harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki,
hakikî ihlâsın sırrı bozulmasın. Emirdağ Lâhikası-l
21 Aralık 2009: 20:19 #762651Anonim
Ve Bihi Nesteinu
Risale-i nur mesleğinin (hakikat mesleği : o kısa tarikin)kendi hususi usul ve programının tatbiki ile terakki edende meydana gelen haller ihlas mesleğine uygun olanlardır, oralarda makam vb. gibi şeyleri istemekte yoktur, vazifenin ifasında gereken halleri takınmak, vazifenin ifası için takınılması gereken hallerdir..
Vazifenin ifasında tevazu olmaz..Vazife neyi gerektiriyor ise Risale-i Nurlarda ne yapılması istenmişse o ifa edilir..O yollarda ilerleyebilmek, ihlasın ve muhabbetin derecesine göredir..
yani: dostun,kardeş,kardeşin talebe,talebenin has talebe, has talebenin, hasların hası ve ordan ilerile..
Bunlarda talebeliğe kadar olan kısım çalışmak ve gayretle,yani Risale-i nur’a uygun hayat yaşamak ve hizmet etmekle olur,daha ileris ise verilir.. Bunların olması ihlas ve muhabetin derecesine göredir..denilse isabet edilmiş olur inşaallah..22 Aralık 2009: 13:36 #762696Anonim
@Fezapilotu 172452 wrote:
Sırr‑ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamaya bina edilen hizmet-i imaniye ile
şahsî makam-ı mâneviyeyi aramamak iktiza ediyor.
Harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki,
hakikî ihlâsın sırrı bozulmasın. Emirdağ Lâhikası-l
Ve Bihi Nesteinu
Hizmetimiz Sırr-ı İhlasa Bina edildiğinden..
Hiç bir şeye alet edilmez, edilemez..!!Hizmetimizin İçinde Şahsi makam-ı maneviyeyi aramamak iktiza ediyor..(manevi makamlar mevcuddur, vardır, fakat aramamak iktiza ediyor,nasıldır,nasıl kazanılır,kazanırım gibi)
Hareketlerinde, hizmetinde, onları aramamak ve düşünmemek lazımdırki Hakiki ihlasın sırrı bozulmasın.
Risale-i nur hizmetinde sadece ve sadece Risale-i nur namına ve Şahsi manevi namına vazife ifa edilir..Mesela: Nasılki sıkıntı ve zorluklar veya ihtiyaclar duanın vaktidir, o vakitlerde o dualar yapılır,dualar o sıkıntı ve zorlukları defetmek için değil, maksada ulaşmak içinde değil,Duanın vakti geldiği ve bizlerin dua etmek, kulluğumuzun bir gereği olduğundan dua edilir.İşte bu sırrı anlayarak edilen dualara verilen neticeler,istendiği için değil, dua usulunca yapılması gerektiği gibi yapıldığından..! Allahın İhsanı olarak verilir,ikram edilir..ile anlatılanda ihlasın anlatımına aynı bir misaldir ve usuldur dense bu mes’elede müşkil taraf kalmaz inşaallah..
23 Aralık 2009: 08:03 #762744Anonim
Ve Bihi Nesteinu
Yukarda (anlamak) açıklamak istediğimiz metnin daha iyi anlaşılması için daha geniş olarak aktarıyoruz:
Sonra bizim hizmetimiz itibariyle bizde zaîf damar sayılan, fakat hakikat noktasında herkesin makbulü ve her şahıs onu kazanmağa müştak olan manevî makam sahibi olmak ve velayet mertebelerinde terakki etmek ve o nimet-i İlahiyeyi kendinde bilmektir ki, insanlara menfaatten başka hiçbir zararı yok. Fakat böyle benlik ve enaniyet ve menfaatperestlik ve nefsini kurtarmak hissi galebe çaldığı bir zamanda, elbette sırr-ı ihlasa ve hiçbir şeye âlet olmamağa bina edilen hizmet-i imaniye, şahsî makam-ı maneviyeyi aramamak iktiza ediyor; harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakikî ihlasın sırrı bozulmasın.
İşte bunun içindir ki, herkesin aradığı keşf ü keramatı ve kemalât-ı ruhiyeyi Nur hizmetinin haricinde aramadığımı zaîf damarlarımı tutmağa çalışanlar anladılar. Bu noktada dahi mağlub oldular.”(Tarihçe-i HayatAltıncı Kısım/Üstadın, Emirdağ’daki ikameti sırasında yazdığı mektuplar)
24 Aralık 2009: 20:39 #762866Anonim
kat’iyen haber veriyorum ki, târikü’d-dünya ehl-i riyâzetin arzu ve kabul ettikleri ruhânî, cinnî hüddamlar bana hergün, hem aç olduğum zamanda ve yaralı olduğum vakitte en güzel ilâç getirseler, hakikî ihlâs için kabul etmemeye kendimi mecbur biliyorum. Hattâ berzahtaki evliyadan bir kısmı temessül edip bana helva baklavaları hizmet-i imaniyeye hürmeten verseler, yine onların elini öpüp kabul etmemek ve uhrevî, bâkî meyvelerini dünyada fâni bir surette yememek için, nefsim de kalbim gibi kabul etmemeye rıza gösteriyor.
25 Aralık 2009: 18:43 #762924Anonim
Ve Bihi Nesteinu
Üstad (r.a) İhlasın değişik mertebelerinde bu ve emsali misalleri vererek ihlasın ordaki mahiyet ve hususiyetini anlatır.
Anlattığı her ifadeyi nazara alarak hulasa edersek:
Üstad 3 şahsiyetim var, dediği şahsiyetleri, kur’an hizmetindeki şahsiyetinde fena bulmuştur,üçüde o olmuşlardır..
Üstad (r.a) yaptığı kur’an hizmetini dünyada veya ukbada herhangi bir mükafatı gaye-i maksad ederek yapmadığı gibi, bunun mukabilinde dünyevi veya uhrevi bir makamı ve menfaatide gaye ve maksad etmemiştir, zatten ihlas bunu gerekli kılıyor, hakikat mesleğinde, yani: yapılan sadece ve sadece emri ilahi olduğu için yapılmıştır ve rıza-ı ilahi gözetilmiştir..
Üstadımız(r.a), Aradıklarını risale-i nur hizmeti içinde, Risale-i nur hizmeti için, Kur’an hizmetinin daha kuvvetli parlaması ve talebelerinin mesleğimizin esaslarını ve ehemmiyetini, daha fazla kavramaları,mesleğimizin ve vazifelerimizin ehemmiyetinin ve inceliklerinin mahiyetinin numunelerini ders vermek noktai nazarından olmuştur..
Diye ifade edersek Üstadımız (r.a) Yukardaki, alınmış olan ifadeyi, (emirdağ lahikasında geçen hali ile) anlamak için baktığımızda ,Üstadımızın(r.a) bu ve buna benzer ifadeleri,mesleğin anlaşılması için,kendi tatbikinden numuneler ile ders verdiği anlaşılır..
20 Ocak 2010: 20:28 #764987Anonim
@aczmendi reşha 173257 wrote:
Ve Bihi Nesteinu
Üstad (r.a) yaptığı kur’an hizmetini dünyada veya ukbada herhangi bir mükafatı gaye-i maksad ederek yapmadığı gibi, bunun mukabilinde dünyevi veya uhrevi bir makamı ve menfaatide gaye ve maksad etmemiştir, zatten ihlas bunu gerekli kılıyor, hakikat mesleğinde, yani: yapılan sadece ve sadece emri ilahi olduğu için yapılmıştır ve rıza-ı ilahi gözetilmiştir..
..
evet, Kamil bir abid her türlü ibadetini ilahi emir için yapar, neticesinde Allahin rizasini bekler, meyvesini ve faydasını ahirete birakir.
“Ubudiyet emri ilahiye ve rıza-i ilahiye bakar. Ubudiyetin daisi emr-i ilahi ve neticesi rıza-i haktır. Semeratı ve fevaidi uhreviyedir”.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.