• Bu konu 45 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 47)
  • Yazar
    Yazılar
  • #808094
    Anonim

      İyiliğe ve kötülüğe çabuk sevinme ve üzülme
      Ey oğul!
      İyiliğe ve kötülüğe çabuk sevinme ve üzülme, bu çocukların işidir. Olmayacak şeyle kendinden geçme, yani olur olmaz şey için kendi durumunu değiştirme. Çünkü akıllı kişiler, olur olmaz şey için kendilerinden geçmezler ve değme yel ile deprenmezler.
      Söz gelimi sana bir üzüntü geldi, sen sevinçliydin, hemen üzüldün. Akıllı kişiler bu hâli hoş görmezler. Sana gelen sevinç hâli için hemen sevinme, çünkü elbette onun üzüntüsü vardır; her üzüntü için de hemen üzülme, çünkü sonunda sevinci vardır.

      #808095
      Anonim

        Ummadığın yerden umudunu kesme
        Ey oğul!
        Ummadığın bir yerden ne gelebilir diye umudunu kesme ve bir şey umduğun yerden de sakın umutlu olma. Çünkü kişiye gelirse, çoğunlukla ummadığı yerden gelir, umduğundan değil.

        İyiye iyi de, kötüye kötü de
        Ey oğul!
        Hayatın müddetince hakkı münkir olma. Yani bir kişi bir şey hakkında iyi dese, o dediği şey gerçekten de iyi olsa, sen ona kötüdür deme. Kötüdür derlerse, sen de kötü olduğunu biliyorsan; ona iyidir deme. Münkirlik böyle olur, ama iyiye iyi, kötüye kötü dersen hak tanır olursun. O halde haktanır olmak, hakkı münkir olmaktan iyidir.

        #808096
        Anonim

          Ahmaklara cevap verme
          Ey oğul!
          Öfkelenenlerden olma. Eğer bir kimse sana öfkelenip söylerse sen ona yavaşlıkla cevap ver. Ama ahmaklara susmaktan başka cevap verme. Nitekim derler: “Cevabü’l-ahmakl es-sükut,” yani “Ahmak kişiye verilecek cevap susmaktır.”

          Üzerinde emeği olanın emeğini boşa çıkarma
          Ey oğul!
          Üzerinde emeği olan bir kişinin emeğini elden çıkarma. Eğer o emeğin karşılığını ödemiyorsan bari nankör olma. Hele senin için emek çeken hasmın olursa… Ne kadar elinden gelirse, o kadar hasımlarına iyilik eyle.

          #808097
          Anonim

            Ne zaman haya varsa, iman da var
            Ey ciğerköşem!
            Birkaç iyi iş vardır, kişi onları âdet edinip sürdürürse, hem insanların katında, hem de Allah katında itibar görür: İlim, edep, tevazu, zâhitlik, doğruluk, sözde ve fiilde dini temiz tutma, namusluluk; halkı incitmemek, halkın güçlüğünü götürmek. Bunların hepsinin sermayesi hayadır. Nitekim Peygamberimiz buyurur: “El-hayâü mi-ne’1-iman”, “Ne zaman haya varsa iman da var.” Ne zaman iman var, o iyi işlerin hepsi de olur.

            Bilgisiz kişiyle birlikte oturma
            Ey oğul!
            Bilgisiz kişiyi, marifetsiz insanı, insan yerine sayma, bilgisiz ve marifetsiz kişiyle arkadaş olup birlikte oturma, hele kendini âlim sayan bilgisiz cahil ile… Bilgisizlikle ve cahille sohbet etme, iyi kişilerle sohbet et. Çünkü, iyilerin sohbeti yüzünden senin de adın iyi olur.
            Görmez misin ki, şırlağan bir yağdır, aslı susamdır, ne zaman gülle hemsohbet olur, artık ona susam yağı ya da şırlağan demezler, gül yağı derler, eğer menekşeyle hemsohbet olursa menekşe yağıdır derler.
            O iyi adlıların sohbetlerinin bereketi yüzünden, kırk gün onlarla düşüp kalkınca, susam ve şırlağan adı unutuldu, gül ve menekşe adı anıldı. Onun için Peygamberimiz buyurur: “Her kim bir kavimle kırk gün düşüp kalkarsa onlardan olur.”

            #808098
            Anonim

              İyilerin iyiliğini unutma
              Ey oğul!
              İyilerin işini inkâr edici olma ve onların iyiliğini unutma. Senden bir şey umana sitem edip “Benden bir şeyler umuyorsun” diyerek başına kakma, çünkü senden umudu olana sitem etmek “ben de umucuyum” demek olur, böylesi himmetsizlik olur.
              Ondan sonra iyi huyu ve iyi kişiliği meslek edin, yaramaz huylardan ırak ol. Kimseye zararın ve azarın değmesin, zarar verici olmak iyi değildir, çünkü zarardan eksiklik doğar ve eksiklikten şerefsizlik. Öyleyse halk içinde şerefsiz olmak iyi değildir.

              Cahilin övdüğü işten sakın
              Ey oğul!
              Seni akıllı kişiler övsün, cahil kişiler övmesin. Çünkü akıllılar ileri gelenlerdir, cahiller ayak takımıdır. Bu iki grup birbirinin zıttıdır. Akıllının bilgilice işini cahil beğenmese gerek, cahilin bilgisizce işini akıllı zaten hiç beğenmez. Çünkü akıllı olan kendi mizacına uygun olarak bilgilice
              iş görür, seni onun için beğenir; cahil de kendi mizacına uygun olarak iş görür, seni onun için över.
              Cahilin övdüğü işten sakınmak gerek, tâ ki akıllıların eğlencesi olmayasın; çünkü sıradan kişilerin katında övülen insan, ileri gelenlere maskara olur.
              Kimseyi incitme. Birisi seni incitse de sen onu incitme, büyüklüğün nişanı budur.
              Tecrübeli, şefkatli dostların sana öğüt verirlerse, öğütlerine kulak ver. Öğüt veren böylesi dostların yanına yalnız olarak git ve öğütlerinden nasibini al. Çünkü faydalı öğüt yalnızken verilir, halk arasında öğüt kulağa girmez olur, hem de sitem gibi olur.

              #808099
              Anonim

                Kendi bildiğine gitme
                Ey oğul!
                Bir konuda bilgin tam olsa da bilginle gururlanma. Ne zaman sana bir iş düşse, iyice bilsen ki sen o işi başarabilirsin, buna güvenme, bir akıllı kişiye danışmadıkça o işe başlama. Kendi görüşünü beğenenlerden olma.
                Bir bilene akıl danışmayı ayıp sanma, “Görüş benim görüşümdür, başkası bana elverişli olanı ne bilir” deme, kendi bildiğine gitme. Çünkü kendi görüşüyle iş tutan kişi, sonra pişman olur. Öyleyse akıllı yaşlılarla ve şefkatli insanlarla istişare et, sonra o işe el at.

                #808100
                Anonim

                  Doktor kendi kendini tedavi edemez
                  Ey oğul!
                  Bir gözle görmek iki gözle görmek gibi olmazsa, iki kişinin görüşü de bir kişinin görüşü gibi değildir. Bir doktor hastalansa kendi kendini tedavi edebilir mi?
                  Ne zaman hastalığının arttığını görürse, tedavi olmak için hemen bir doktordan yardım ister. Bilgisi ve tecrübesi ne kadar fazla olsa da o sırada kendisine bir faydası olmaz.
                  İhtiyacı olan birisi senin yanına gelecek olsa, onun için çalış, çabala; emeğini ondan esirgeme. Bu insan, düşmanın veya seni çekemeyen biri olsa da, farklı davranma. Ola ki o düşmanlık dostluğa dönüşe.

                  Şahsiyetli insanın yanına gelen olur
                  Ey oğul!
                  İyi konuşan ve söz anlayan kişiler sana gelecek olsalar, onlara hürmet et ve iyi davran. Çünkü onların sana gelmeleri seni ağırladıkları içindir. Sen de onlan ağırlarsan, bu kez sana gelmeye daha istekli olurlar. Ama şahsiyetsiz adamın yanına kimse gelmez.

                  #808101
                  Anonim

                    Sözün doğrusunu söyle
                    Ey oğul!
                    Sözün doğrusunu söyle, sakın yalan söyleme, yalancı olma. Sözünün doğruluğuyla tanınmış biri olarak bilinmeye çalış. Eğer mecbur olarak bir kez yalan söylesen de gerçeğe geçsin. O halde ne söylersen doğru söyle, yalan söyleme ve yalana benzeyen gerçeği de söyleme. Çünkü bir gerçek ki yalana benzer, o anda yalan olmuş olur.

                    Uygunsuz söz söyleme
                    Ey oğul!
                    Sözü yerine uygun olarak söyle, uygunsuz söz söyleme. Çünkü beğenilen sözün hem söyleyene yararı var, hem de işitenin canına can bağışlar. Uygunsuz söz ise söyleyene zarar verir, işitenin de gönlüne hoş gelmez.

                    #808102
                    Anonim

                      Sözünün başına sonuna dikkat et
                      Ey oğul!
                      Sözünün başına ve sonuna dikkat et. Birisine bir şey söyleyecek olursan yüzüne karşı söyle, arkasından konuşma. Böylece sözü bilerek söyleyenlerden olursun. Çünkü lafını bilmeden konuşan kişi, açık ve anlaşılır konuşan papağana benzer. Papağan sarfettiği sözden habersizdir. Papağan gibi olanlara, “konuşur, fakat konuşmasını bilir” demezler.
                      Öyleyse” konuşan ve konuşmasını bilen odur ki, konuştuğu zaman kim olursa olsun ondan bir şey anlasın. Böyle olmayana insan demezler, çünkü böyleleri insan suretinde hayvandır.

                      Yeri değilse sözü harcama
                      Ey oğul!
                      Söz yüce bir şeydir, sen de sözü yüce bil. Çünkü söz gökten gelmiştir, onun için azizdir. Bu aziz sözün yerini bulunca bildiğinden sakınma. Ve yeri değilse sözü harcama, tâ ki sözün zayıf olmasın, aklına ve bilgine zarar gelmesin.
                      Yok yere, anlamsız iddiada bulunma. Bir ilimden habersizsen, o ilimle ilgili iddiada bulunma. Dilediğini o bilmediğin ilimle elde edemezsin, ama bildiğin ilimle ne gerekse elde edersin.

                      #808103
                      Anonim

                        Kendinden büyük söyleme
                        Ey oğul!
                        Bilmenin sana ne yaran, ne zararı olmayan sırrı öğrenmeye heveslenme ve sırnnı kimseye söyleme. Birkaç kişi bir yere toplanıp otursa, orada biriyle fısıldaşma. İyi dahi konuşsan halk kötüye yorar: “Kim bilir ne boş söz ki fısıltıyla söylüyor” der. Çünkü halkın birbirine olan kuşkusu kötüdür, öyleyse sözü açık söyle, ama ne söylersen kendi değerince söyle, Kendinden büyük söyleme.

                        Önce düşün, sonra söyle
                        Ey oğul!
                        Birisinden işittiğin sözü dinle, fakat o sözle çabuk hareket etme. Ne söylesen, önce düşün, sonra söyle, tâ ki o sözünden sonra pişman olmayasın, çünkü derhal söylemenin bir şekli var: Ya yarar, ya zarar. Ama düşünüp söylemek iki şekildir:
                        Birisi budur ki, o sözün zararlıysa düşünmekle anlarsın, o zararlı işten sakınırsın. Birisi de budur ki: yararlısını doğru bilirsin, çekinmeden o yararlı şeyi elde etmeğe gayret edersin.

                        #808105
                        Anonim

                          Çok bilgili, az sözlü ol
                          Ey oğul!
                          Nerede olursan çok bilgili ve az sözlü ol. Demişlerdir ki: Susmak ikinci sağlıktır. Çünkü çok kişi sağ yürürken sözü yüzünden hasta olur. Az söylemek ve öz söylemek akıl nişanıdır. Çok söylemek bilgisizlik nişanıdır. Çünkü bir kişi ne kadar akıllı ve kâmil olsa da, ne zaman çok sözlü olursa—sözleri hep yerinde olsa bile—ayak takımı arasında adı beyinsiz olur. Eğer cahil ve sıradan biri de olsa, ne zaman susmuştur ve konuşmaz, sıradan kişiler onu akıllı ve hünerli kişilerden sayarlar.

                          #808106
                          Anonim

                            Kendi kendini övme
                            Ey oğul!
                            Ne kadar temiz gönüllü, ne kadar iyi kalbli isen de kendini övücü olma, kişi kendine iyiyim diye şahitlik ederse şahitliği geçmez. Çünkü şahitliği kendin için yaparsan onu dinlemezler. Çalış ki, seni başkaları övsün. Kendi kendini övme.

                            Halkın sözünü işit, kabul et
                            Ey ciğerköşem!
                            Gücün yettikçe söz dinlemekten ürkmemeye çalış. Çünkü halk söz dinlemekle söz ehli olur. Buna delil şudur: Bir çocuk doğunca yer altında bir kubbede besleseler, süt emzirseler ve anasıyla dadısı yanında hiç konuşmasalar, o çocuk büyüdüğü zaman dilsiz ve sağır olur. Ama orada iki çocuk olsa ve hiçbir söz işitmeseler, ikisi birbiriyle konuşmakla bir dil oluştururlar ve o dili de ancak ikisi bilir, başkaları bilmez. Öyleyse halkın sözünü işit ve kabul et. Özellikle geçmiş beylerin ve bilgelerin sözlerini can kulağıyla dinlemek ve itimat etmek gerek.

                            #808107
                            Anonim

                              Nuşirevan’dan altın öğütler
                              * Gece ve gündüzün birbiri ardınca gelip gittiğini gören insan halden hale dönmesine üzülmesin. Yani sevinç gidip üzüntü gelirse, üzüntü gidip sevinç gelirse, önem vermesin.
                              * Becereksiz kişiyi dost tutunmasınlar, becereksiz kişi ne dostluğa yarar, ne düşmanlığa.
                              * İnsan, bir işi bir defa yapıp sonra pişman olmuşsa, bir daha o işi yapmasın.
                              * Dostlarına düşman olan birisine niçin dost densin?
                              * Kendini bilge sanan bilgisizden sakın.
                              * Kendi nefsine haksızlık etme, güç eyleme. Yani nefsine elinden gelmeyecek işler buyurma.
                              * Doğru söylemek acıdır, ama sen doğru söyle.
                              * Düşmanının sırrını bilmesini istemiyorsan, dostuna da sırrını söyleme.
                              * Büyüklere küçük gözüyle bakma, çünkü büyükleri küçük görmek büyük ziyan getirir.
                              * Değersiz kişileri ölmüş bil, onları diri sayma.
                              * Beraberindeki kişilerden bir şey ummaktansa ölümü yeğ gör.
                              * Himmetsiz kişinin ekmeğini yemektense, aç ölmek daha iyidir.
                              * Kuşkunun yolunu yüz yerden bağlayacak olsan da, tecrübe etmediğin kişiye güvenme.
                              * Kendinden aşağı hısımlarına muhtaç olmaktan büyük dert yoktur.
                              * Kişinin, bilmediği şeyi iddia edip başaramamasından ve yalancı olmasından büyük ayıp yoktur.
                              * Elinden geldiği halde, kendisinden istenen bir işi bitirmeyen kişiden daha cimri kimse yoktur.
                              * Bir kişi senin aleyhinde bir söz söylese ve birisi de dostum diye o sözü sana yetiştirse, sen bu dostunu ondan beter düşman bil. Çünkü o düşman, arkandan konuşur, dostun ise yüzüne karşı söyler.
                              * Lüzumsuz yerlere göz dikmekten ve kulak vermekten daha büyük dert olmaz.
                              * İnsan her şeyi bilgisizlerin şerrinden saklayabilir, ama bilgisini kendi şerrinden saklayamaz.
                              * Halkın, senin iyiliğini söylemesini istiyorsan, kimsenin kötülüğünü söyleme.
                              * Dostlarının az olmasını istemiyorsan kindar olma.
                              * Dünyada zahmet çekmemeyi, kolaylıkla ömür sürmeyi istiyorsan, kendi işine bak, başkasının işine karışma.
                              * Seni delilerden saymamalarını istiyorsan ele geçmeyecek bir şeyi isteme.
                              * Daima alnın ak, yüzün pak olmak istiyorsan, utanmayı iş edin.
                              * Aldanmamak istiyorsan, tecrübe edilmiş işleri bırakıp tecrübe edilmemiş olanlara yapışma.
                              * Mahcup olmak istemiyorsan, katkın olmayan yerden bir şey götürme.
                              * Perdenin yırtılmasını istemiyorsan, kimsenin perdesini yırtma.
                              * Arkandan gülünmesini istemiyorsan, elinin altındakileri iyi besle.
                              * Pişmanlıktan uzak olmayı istiyorsan gönül arzusunu iş edinme.
                              * Zeki kişilerden olmayı istiyorsan kendini başka birinin aynasında gör. Yani bir kişinin yaşantısına bak, yaptığı iş iyi midir, kötü müdür? Eğer ondaki gibi sende de kötü bir iş varsa, bilirsin ki bu işlediğin iş kötüdür ve iyi işi de kendinde görürsün. Böylece işinin iyisini kötüsünü göstermek için o kişi sana ayna olmuş olur.
                              * Korkusuz olmayı istiyorsan, halkla kavga etme, onları inciticilerden olma.
                              * Sana hürmet etmelerini istiyorsan başkalarının hürmetini gözet.
                              * Halkın senin sözünle iş görmesini istiyorsan, önce sen kendi sözünle iş gör.
                              * Halk içinde herkesten büyük olmayı istiyorsan nimetini bol eyle, “Tuzunun, ekmeğinin hakkı için” diyenleri çok edin.
                              * Eğer bütün gönüllerde yerinin olmasını istiyorsan, sözünü bütün gönüllere uyacak biçimde söyle.
                              * Kâmillerden olmak istiyorsan, kendine lâyık görmediğin bir işi başkasına da lâyık görme.
                              * Eğer yüreğine merhemle iyileştirilmesi mümkün olmayan bir yara vurulmasını istemiyorsan, cahillerle tartışma.
                              * Halkın iyisi olmayı istiyorsan varını halktan esirgeme.
                              * * *

                              Nuşirevan-ı Adil bu öğütleri ve sözleri armağan bırakmıştır.
                              Şimdi ey ciğerköşem!
                              Bu öğütleri hor görme, bu sözlerden hem hikmet, hem saltanat kokusu gelir. Çünkü bu sözler hem padişahların sözüdür, hem de bilgelerin sözüdür. Öyleyse yaşlılığında başına bir iş gelirse sıkıntı çekmemek için, bu sözleri gençlik ağında öğren. Çünkü yaşlılar çok yaşadıkları için çok tecrübe elde ederler, sıkıntılı anlarda bu kâr olur.

                              #808108
                              Anonim

                                Gençlikte Allah’ı unutma
                                Ey oğul!
                                Gerçi gençsin, ama yaşlılar gibi akıllı ve temkinli ol. Birdenbire gençliği bırak demiyorum. Tembel gençlerden olma, neşeli ol. Çünkü gençler neşeli olursa hoş olur.
                                “Delilik çeşit çeşittir; bir çeşidi de gençliktir.” Ama cahil gençlerden olma. Belâ dedikleri şey cahillerden kopar. Ömrünün lezzetini de gençlik çağında al, yaşlılıkta bu lezzeti bulamazsın, bulsan da faydası olmaz.
                                Ne olursa olsun gençlikte Allah’ı unutma ve ölümden emin olma, çünkü ölüm gelince genç yaşlı demez. Öyleyse bilmiş ol, her kim ki doğdu, ölecektir ve her kim ki cihana geldi, gidecektir.

                                Yaşlılara çok hürmet et
                                Ey oğul!
                                Yaşlılara çok hürmet et ve onlarla konuşurken boş sözler söyleme, yani kolayına nasıl gelirse, öyle konuşma. Yaşlılar bir söz söylerlerse hemen cevap verme. Ne kadar düşünürsen onların sözüne, “Bundan iyi cevap olmaz. Cevabını yine siz buyurun, söyleyin” diyesin ve susasın. Çünkü yaşlıların sözünün cevabı, onları dinleyip susmaktır. Yoksa onların vereceği cevaptan utanılacak bir duruma düşersin.
                                Yaşlıların bilgi ve tecrübesi gençlerin bildiklerinden fazladır. Ama bu dediğim yaşlılar sakallarını büyüklerin sohbetinde ağartmış olsunlar, kolayca büyütmüş olmasınlar. Çünkü gelişigüzel yetişmiş yaşlıdan, büyüklerin sohbetini dinlemiş toy gençlerin tecrübesi daha iyidir.

                                Gençliğini gelişigüzel geçirme
                                Ey oğul!
                                Gençliğini gelişigüzel geçirme, tâ ki yaşlılıkta bilgisiz kalmayasın. Gençlikte yaşlıları taklit et, tâ ki yaşlılıkta gençlerden utanmayasın.
                                Ne zaman ki gençlik çağı geçip ihtiyarlık çağı gelse, artık gençlikteki dinçliği bekleme. Yani gençliğinde olduğu gibi ter ü taze yürüyüp zevk bekleme. Çünkü yaşlılar yiğitlenip yeni yeni zevk ve şehvet peşinde olurlarsa, halk arasında tez rezil olurlar. Öyleyse insan yerini yurdunu iyi bilsin. Yani gençlikte genç olsun, kocalıkta gençlik evinden göçsün, yoksa hali, geminin üstüne saray yapan adama benzeyecektir.

                                #808109
                                Anonim

                                  Kişinin geçimi neredeyse evi orada olmalı
                                  Ey oğul!
                                  Yaşlandığında bir yerde yerleşmeye çalış, çünkü yaşlılıkta yolculuk yapmak akıllıların işi değildir, hele yoksul olursa. Çünkü yaşlılık bir düşman, yoksulluk başka bir düşman, bu iki düşmanla yola çıkmak akıllıca bir iş değildir. Ama eğer mecburi olarak yola çıkmak gerekirse, çaresiz olunca çık.
                                  Eğer Yüce Allah o yolculukta sana yardım ederse ve nimet eline girerse, evine dönmeyi arzu etme ki, bir evden ötürü yine yolculuk zahmetini çekmeyesin.
                                  Çünkü kişinin geçimi nerede iyiyse evinin orada olması uygundur. “Orada doğdum, orada yaşlandım” demek olmaz, gerçi “vatan ikinci anadır” derler, çünkü anasını sevmek nasıl imandan ise “vatanım sevmek imandandır” dediler; “içinde aç, müflis oturmak imandandır” demediler.
                                  Öyleyse işin nerede gelişmişse orayı vatan edin. Çünkü demişlerdir ki: “Kazancı nerede ise o yerde olmak saadet belirtisidir.” Bahtsızların belirtisi odur ki, aç ve dinç otursun, kıtlık çeksin, bu vatanımdır, terk etmem desin. Bu eblehliktir. Görmez misin, Resulullah (a.s.m.) Mekke’de doğdu, ama tebliğ görevini Medine’de daha rahat yaptığı için artık Medine’den ayrılmadı.
                                  Sen de yararlı bir yer bulunca oradan ayrılmamaya çalış, orada ayak direyesin. Sakın filan yerde fayda daha çoktur, deyip başıboş varmayasın, burada olan zararı orada kötü kılarsın ve orada daha zararlı olursun. Çünkü demişlerdir ki: İyi bir yeri bırakıp daha iyisini bulayım deme, bu hayal ile onu bulamazsın ve olanı da elden çıkarırsın.

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 47)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.