- Bu konu 45 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
29 Eylül 2012: 15:19 #808110
Anonim
Ömrünü düzensiz geçirme
Ey ciğerköşem!
Eğer dosta ve düşmana iyi görünmek istiyorsan ömrünü düzensiz geçirme. Ömrünü boş yere geçirirsen, avamdan sayılırsın. Öyleyse kendi işinin düzenini iyi koru.Şakada ölçülü ol
Ey oğul!
Kimseyle şakalaşma. Demişler ki, “Şaka etmek şerrin kılavuzudur, ne ederse eder, savaş şakadan kopar” derler. Ama iyi şakalar yaparsan yap, iyi şaka yapmak ne ayıptır, ne de günahtır. Şaka yapmak iyidir, ama saçma sapan şaka yapma, yaparsan da senden aşağı kişilerle yapma, tâ ki itibarın eksilmesin.
Eğer şakayı terk edemiyorsan bari kendi akranınla yap, tâ ki onların sözü sana ağır gelmesin. Ama bayağı şakayı yapmamak daha iyidir, yaparsan temiz şakaları yap. Gerçi halk arasında şaka herzesiz olmaz, ama şakayı temiz yapmak için çalışmak gerek.
Bayağı şaka insanın bütün hünerini hor eyler, çünkü kişi ne kadar ağır başlı ve hünerli olursa olsun, bayağı mizahla uğraşırsa, hafif ve itibarsız olur. Çünkü sen ne söylersen, ister istemez cevabını işitirsin. Sen başkasına ne yüklersen, sana da o kadar yük gelir.
29 Eylül 2012: 15:20 #808111Anonim
Malı saklamak kazanmaktan güçtür
Ey oğul!
Mal elde etmekte gafil olma, nereden toplarsan topla, yalnız helâlden sağlanmış olsun, tehlikeli yerden elde etmemeye çalış. Ne kazanırsan doğru ve uygun yerden kazanmaya çalış, tâ ki oradan kazandığın sana sinsin.
Sana kazanç geldiğini gördüğünde, o kazancı telef etme, dağıtma; yani olur olmaz yere harcama. Malı saklamak kazanmaktan daha güçtür. Çünkü parayı çok kişi kazanır, ancak saklamadığı için yine de cimrilikten kurtulamaz.
Çalış, dünyalıktan biriktirdiğin olsun. Eğer bir gün ihtiyacın olursa, toplayıp biriktirdiğinle istediğini satın alırsın. Sonra tez çalış ki, o aldığın kadar toplayasın ve yine yerine koyasın. Eğer hep keseden yersen, aldığınca yerine koymazsan, Karun malı olsa da çabucak heba olur.Zenginliğe gönül bağlama
Ey oğul!
Gönlünü bir şeye büs bütün bağlama. Eğer o gönül bağladığın şey ansızın elinden giderse üzülmezsin. Yani zenginliğe büs bütün “Bana kalsın” diye gönül bağlama. Eğer başına yoksulluk gelirse, üzülüp gönlün daralmasın. Eğer malın çok olursa, birgün yoksul olacağını düşün, o malı ihtiyatla harca, ölçüyle nafaka edin.
Çünkü ölçüyle harcayınca mal ne kadar az olsa da sonunda bir şey kalır, ama ölçüsüz harcayınca mal ne kadar çok olursa olsun sonunda hiçbir şey kalmaz. Demişlerdir ki: “Zahmetle saklamak zahmetle istemekten iyidir.” Meselâ eline değeri az olan bir şey geçti, “Bundan ne olur?” deme, onu saklamaya çalış. Çünkü değeri az olan şeyi saklayamayan çok değerlisini de saklayamaz.
29 Eylül 2012: 15:20 #808112Anonim
Tembellikten uzak dur
Ey oğul!
Hangi işi yaparsan tembel davranma. Tembellikten utan, tembellik bahtsızlığın başıdır. Her işe emek ver. Emek verilen işin sonu tembellikten iyi olur. Çünkü emek vermekle elde edilen ne kadar çok olursa, tembellikte de o kadar eksilir. Yazık değil mi, bir anlık emek yüzünden elde edilecek şeyi tembellik yüzünden yitiresin.
Öyleyse geri durmak akıllıca bir iş değildir; yoksa muhtaç olarak yaşarsın. Bilmiş ol ki, muhtaç olduktan sonra, “Ah n’olaydı emek çekseydim, tembellik etmeseydim, şimdi lâzım olan şeyi elde etseydim” deyip pişman olmanın yararı olmayacaktır.Harcamanı gelirine göre yap
Ey oğul!
Çalış ki emeğinin neticesini yine sen yiyesin, tâ ki emeğin boşa gitmesin. Sende değerli bir şey varsa ve birisi o sevdiğin şeyi senden isterse, eğer lâyıksa ondan esirgeme. Çünkü ne olursa olsun, kişi mezarına bir şey alıp gitmez.
Akıllıysan harcamanı gelirine göre yap, tâ ki yoksulluk ateşi sana yol bulamasın. Elinde olanla yetin, çünkü kanaat ikinci zenginliktir. Sakın açgözlü olma. Çünkü sana yük olacak şey nerede olsa yetişir.
29 Eylül 2012: 15:21 #808113Anonim
İsrafın sonu yoksulluktur
Ey oğul!
İsraf etme. İsraf etmeyi mübarek bilme, kötü bil. Çünkü israf Allah’ın sevmediği şeydir. Allah’ın sevmediği şey kullar için uğursuzdur. Nitekim Allah buyurur: “İsraf etmeyin, muhakkak Allah müsrifi sevmez.
Madem ki Allah müsrifi sevmiyor, sen de israfı ve müsrifi sevme. Her felaket bir sebepten dolayı gelir. Yoksulluk da bir felakettir ve onun sebebi israftır, İsrafın fakirlikten başka sonucu yoktur.
İnsanın kendi ihtiyacı için harcadığı şey israf değildir. İsraf, gereksiz yerlere harcanan şeydir; ne dünyasına, ne de ahiretine yaramayan şeydir.
Sözde, sohbette, yemekte, içmekte ve her bir işte israf iyi değildir. Çünkü israf, teni eritir, nefsi incitir, canı daraltır ve diri insanı öldürür.
Bu söze delil olarak, görmez misin ki çerağın yaşaması yağladır, ama ölçüyle olduğu zaman. İsraf ederlerse, yani yağı fitilin üstüne çıkacak kadar koyarlarsa, alev hemen fitile boğulur ve çerağ söner. Yağ ölçülü olunca çerağın hayatına yani yanmasına sebepti, israf edip ölçüsüz yağ yakmak çerağın ölümüne yani sönmesine sebep oldu.
Bundan anlaşılıyor ki, çerağın hayatı, yağdan değildir, itidaldendir; yani fitilin üstüne çıkmayan yağdandır. İşte bunun için Yüce Allah, israfı düşman olarak bildirmiştir. Bilginler de israfı beğenmezler. Çünkü israfın sonu zarardır ve yoksulluktur.
Devamlı israf ederek rızkının kapısını üstüne kapama. Gücün yettiğince kendini hoş tut, kendi işin için gerekli harcamadan kaçınma. Bir şey senin için ne kadar aziz olsa da, kendi canından daha aziz olmasın. Kısacası, elde ettiğim ölçüyle harcamaya çalış.
29 Eylül 2012: 15:22 #808114Anonim
Rahat zahmettedir
Ey oğul!
Dünyada iki şey vardır: Halk birinden kaçar, öbürünü sever. Bu dediğimin biri zahmettir, diğeri rahatlıktır. Ama ikisi de insana gereklidir. Çünkü zahmet çeken rahata erer, rahat yaşayan zahmete ermedikçe olmaz.
Bugünkü zahmet yarının rahatıdır, yarınki rahatlık da önceki günün zahmetidir. Ne elde edersen, ikisini harca, ikisini sakla. Yani bir akçe dört dâniktir, yarısını harca, yarasını da sakla. Ne kadar ihtiyacın olursa olsun bundan fazlasını harcama, o yarım akçe birikir, bir zaruret anında gerek olur.
İşte o her gün artanı biriktir ve küçük bir ihtiyaç için ona dokunma, onu unut, bir mirasyedi harcasın, yani biriktirince böyle biriktirmek gerekir. Eğer yaşlanmadan ölürsen “Hayırlı kişiydi, mirasçısına bu kadar miras bıraktı” desinler. Yaşlanırsan zaten işten güçten kalırsın, o zaman bu biriktirdiğin sana destek olur.
29 Eylül 2012: 15:22 #808115Anonim
Borcun gecikmesi, dostu düşman eder
Ey oğul!
Borç edinme, bir şeyini rehine koyma, faizle para alma. Buna benzer işlerden dolayı halk içinde hor ve itibarsız görülürsün. Öyleyse bu işleri kendine büyük günah bilmelisin.
Bir dostuna ödünç vermişsen, artık ona “malımdır” deme, o parayı o dosta bağışladın farzet. O dostun kendiliğinden vermedikçe isteme, tâ ki gecikmesi sebebiyle dostluk bozulup kesilmesin. Çünkü borcun gecikmesi, dostu çabuk düşman eder, ama düşmanı dost etmek güçtür. Düşmanı ve dostu bilmemek çocukların işidir. Dostu düşmandan ayırmak ve akıllıca davranmak güngörmüş yaşlıların işidir.
Elinde olandan hak” edenlere hayır etmeyi esirgeme. Kimsenin malına tamah etme, tâ ki halkın gözünde büyüyesin. Kendi malını kendin, elin malını da elin bil.29 Eylül 2012: 15:23 #808116Anonim
Tok yere yemin etme, aldanma ve aldatma
Ey oğul!
Doğru için olsa bile yemin edici olmamaya çalış. Halk içinde çok yemin edici olarak tanınma. Tâ ki mecbur kalıp da yemin edersen yeminine inansınlar.
Her ne kadar zengin olsan da güvenilir, doğru sözlü ve iyi isim yapmış olmazsan kendini yoksul bil. Çünkü yalan söyleyenlerin ve kötü isim yapmış olanların sonu yoksulluktur.
Kimseyi aldatmamaya çalış ve sakın aldanma, hele alış ve verişte. Çünkü insan alış verişte çabuk aldanılır.
29 Eylül 2012: 15:24 #808117Anonim
Sabırlı ol, aceleci olma
Ey oğul!
Bütün işlerde sabırlı ol, aceleci olma. “Sabretmek ikinci akıllılıktır” demişler. Yani bir kişinin ne kadar aklı olursa ve bir işini sabırla işlerse, aklı o kadar çok olur.
Her işte kendi işinden habersiz olma, gafillik ikinci ahmaklıktır. Yani gafil olan kişi ne kadar akılsızsa, ahmaklığı ve akılsızlığı bir o kadar daha artar. Sonra her işte bezgin olma, bezginlik ikinci cahilliktir. Eğer sana iş ve güç kapansa, tezce işini açmaya çalış, işin düzelmeye yüz tutuncaya kadar sabret, çünkü hiç bir iş aceleyle iyi olmaz.29 Eylül 2012: 15:25 #808118Anonim
Komşularına iyi davran
Ey oğul!
Eğer ev almak istersen öyle bir yerde satın al ki, o mahallenin halkı iyi kişiler olsun. Sonra şehrin ortasında ev al, ücra yerde alma. Önce komşusunu gör sonra evini al, “Önce komşu, sonra ev” demişlerdir.
Evi alınca komşuna çok hürmet et. Mahalle halkıyla iyi geçin, hastalarını sor, ölüsü olana başsağlığı dile, cenaze merasimine katıl. Komşunu sevinilecek bir işi olursa sen de birlikte sevin, eğer üzülecek bir işi varsa sen de birlikte üzül.
İmkânın ölçüsünde komşuna hediye ver, yiyecek giyecek gibi… Çünkü sen komşularınla iyi geçinecek olursan, o mahallenin ileri gelenlerinden olursun. Komşunun çocuğunu görünce sev, okşa, mahallenin yaşlılarını ağırla ve hürmet et.
29 Eylül 2012: 15:26 #808119Anonim
Kusursuz dost arama
Ey oğul!
Dostsuz olma. Her kim dostlarının işiyle ilgilenirse, dostları da onun işiyle ilgilenirler. Eğer o ilgilenmezse dostlar da ilgilenmezler. Öyleyse dostunun işini düşünüp ilgilenmeyen kişiye hiç kimse dost olmaz. Her an bir dost edinmeyi âdet haline getir, tâ ki dostların çok olsun. Çünkü çok dost arasında kişinin birçok ayıpları örtülür ve çok hüneri açılır. Bundan dolayı kişinin dostunun çok olması gerekir. Ama yeni dost tutunca eski dostlarından da yüzünü çevirme.
Dostlarının dostlarını da düşün, onlar da senin dostlarındır. Düşmanlarınla dost olan dosttan da çekin. Ayrıca dostuna düşman olan dosttan da sakın. Önüne kim gelirse sebepsiz yere seni şikâyet eden dostlardan uzak dur. Böyle kişiden dostluk bekleme ve dünyada hiç kimseyi ayıpsız sanma.
İyilerle kötüleri birbirinden ayırd et. İyilerle gönülden dost ol, kötülerle dil ucuyla dostluğun olsun. Çünkü kişinin daima iyilere işi düşmez. Eğer bir kötü kişiye işin düşerse dostluğun sebebiyle elde edersin. Öyleyse kötülerle de dostluk et.Düşmanın güleryüzüne aldanma
Ey oğul!
Kimseye düşman olmamaya çalış. Eğer bir kimse sana düşman olursa korkma ve önem verme. Çünkü, “düşmanı olmayan kişi, düşmanın eğlencesi olur” demişlerdir. Gizli ve açık, düşmanın işinden habersiz olma. Çünkü o daima kötü tasarılarla seni aldatma hesaplan peşindedir. Sen de bir an bile oun kötü oyunlarından kendini güvende sanmayasın.
Düşmanının tasarladığı oyunları her an sora dur, tâ ki düşmanın belâsına ve âfetlerine uğramayasın. Sonra, fırsat düşmedikçe düşmanlığını belli etme ve düşmanına karşı ne kadar büyüklük taslarsan tasla, kendini düşmana büyük göster. Ne kadar düşmüş olsan da ona durumunu alçak gösterme.
Düşmanının güleryüz göstermesine, tatlı sözüne aldanıp gönül bağlama ve inanma. Eğer düşman sana şeker gösterse, sen onu acı bir şey san. Düşmanın ne kadar küçük olsa da, onu hor görme.
Bir düşmanın senden aman dilerse, ne kadar düşmanın olsa da ve sana ne kadar eziyet etmişse de sen ona aman ver ve düşmanın aman dilemesini çok büyük bir nimet yerine say. Çünkü düşmanın yenilmesi, kaçması ve ölmesi nasılsa, aman dilemesi de öyledir. Düşmanını güçsüz gördüğünde birden emin olup oturma, onu arada sırada gözetleyedur.
29 Eylül 2012: 15:27 #808120Anonim
İkiyüzlü insanlardan uzak ol
Ey oğul!
Önce işi yapmaya; sonra yaptığını söylemeye gayret et. Başkasının sana dil uzatmasını istemiyorsan, sen de kimseye dil uzatma.
Asla ikiyüzlülük etme ve ikiyüzlü insanlardan uzak ol. Yedi başlı ejderhadan korkma, ama “evet” deyiciden kork. Çünkü onun söz götürüp getirmekten bir anda yırttığını sen bir yılda dikemezsin.
Birisi senin bir ayıbını yakarlasa, o ayıbı hemen kendinden uzaklaştır.
Kendini itibarlı bir yere geçirme, tâ ki o yerden uluorta aşağı inmeyesin.29 Eylül 2012: 15:28 #808121Anonim
Özür dilememek için hatâ yapma
Ey oğul!
Olur olmaz her suç için kimseyi cezalandırmayı düşünme. Eğer birisi bir suç işlerse, büyüklük göster ve ondan özür dilemesini iste. Çünkü o suçlu Âdem oğludur, âlemde suçu önce Âdem atamız işledi.
Küçük bir suç için kimseyi suçlama, tâ ki seni de başkaları yok yere suçlamasınlar. Yani “keşke böyle yapmasaydı” diye suçlamasınlar.
Yok yere öfkelenme, Kızgınlığını yutmayı alışkanlık haline getir.
Birisi senin yanında hata yapsa, sonra da dönüp af dilese, o hatayı bağışlamayı boynunun borcu bil. Çok büyük bir suç olsa da affetmek güzeldir. Her işlenen hataya ceza verecek olsan büyüklüğün nerede kalır?
Sonra özür dilememek için hatâ yapmamaya çalış. Birisine karşı aniden hata işlersen özür dilemekten utanma.
Senden de suçlular af isterse sen de bağışla, dileklerini kabul et.29 Eylül 2012: 15:28 #808122Anonim
Cömert kimselerden bir şey iste
Ey oğul!
Eğer birisinden bir şey istemeyi düşünürsen, önce onu dene, gör; o kişi cömert midir, yoksa cimri midir? Cömertse ihtiyacını dile getir, ama dilek vaktini de gözet. Yani o kişinin gönlü dar veya aç olduğu vakit dileğini dileme ki umduğundan mahrum kalmayasın. Sonra dilersen mümkün olanı dile, ele geçmesi mümkün olmayan şeyi dileme, tâ ki elde edebilesin.
Bir istekte bulunmaya gittiğin vakit önce iyi sözler tasarla ve hoş bir edep ve usûlle ortaya uygun bir söz at, sonra buna uygun bir davranışla sözü maksadına getir ve hacetini dile. Söylediğin sözlerle ona lütuf göster, “Hacet vaktinde lütuf göstermek ikinci aracıdır” demişler, yani lütuf, sözü geçen kişi gibidir. Lütuf göstermenin, ona en yakınının söylemesi kadar yardımı vardır.
Öyleyse bir dilekte bulunduğun kimsenin katında kendini bir aciz kul yerinde görmelisin, “insan iyiliğe kuldur.” Biz Allah’a, her an Onun dergâhına ihtiyacımız olduğu için kulluk ederiz. Eğer muhtaç olmasaydı, hiç kimse Allah’a yüzünü ve yönünü döndürmezdi.
Dilek diledin ve dileğin kabul edildi, verdiler, o kişiye teşekkürünü yerine getir, onu hoşnut et. Böylece dileğin artarak devam eder. Nitekim Allah buyurur: “Şükür nimet çokluğuna sebep olur.” Allah, şükreden kullarını sever.
Hem, önceki dilek kabul olunca teşekkür etmek, ikinci dileğin kabul olunmasının da umududur. Birisinden bir dilekte bulundun, fakat dileğin kabul edilmedi; bunu da kendi talihinden bil. Varıp o kişiyi halka şikâyet etme, “Hacetimi bitirmedi” deme. Çünkü o senin halka şikâyet etmene önem verseydi, hacetini bitirirdi.
29 Eylül 2012: 15:29 #808124Anonim
Gönlünde ilim sevgisini sağlamlaştır
Ey oğul!
Bütün ilimlerin içinde din ilminden büyük ilim yoktur. Din, kökü birlik olan bir ağaçtır, dalları şeriattır ve bunları birbirinden ayıran dünya menfaatidir.
Gücün yettiği kadar din ilmine çalış, din ilmini bilenlerin etrafında dolaş, tâ ki hem dünyayı elde edesin, hem de âhireti ele geçiresin. Allah nasip ederse önce din ilmine yapış, çünkü o gövdedir, kalanı daldır. Gövdesiz dal istemek sapıklık nişanıdır.
Eğer bu dediğim işlerden ilmi istersen kanaatkar ol, yani helâli ve haramı seçici ol, açgözlü olma. Gönlünde ilim sevgisini sağlamlaştır, dünya sevgisini gider. Şöyle ki: İlme dost olmalısın, dünyaya düşman. Cefaya ve zahmete dayanıklı ol. Gece uyumayı ve erken uyanmayı huy edin.29 Eylül 2012: 15:30 #808125Anonim
Yanından kitap eksik olmasın
Ey oğul!
Yazmaya ve okumaya karşı çok hırslı ol, yani yazmaktan ve okumaktan başka hiçbir şeye isteğin olmasın. Gayet alçakgönüllü ol, burnu büyük olma. Okumaktan üşenme, ne okursan ezberle ve ezberini tekrarla.
Âlimleri sev ve daima ilim ehline yakınlaş, onların katında saygılı ol, edepsiz olma. İlim öğrenmekte hırslı ol, unutkan olma. Ama hocana ve her iyilik gördüğüne karşı haktanır ol. Yanından kitap, kalem eksik olmasın. Gönlün bunlardan başka şeylerle uğraşmasın. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.