- Bu konu 69 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Kasım 2007: 08:18 #715811
Anonim
Kader, sebepl e müsebbebe bir taallûku var. Yani, şu müsebbeb, şu sebepl e vukua gelece k
işte burası.
Sebeple Müsebbeb bir arada olacak.
Bunu biraz izah edelim.
Mesela:
Evet misal verecek varmı?15 Kasım 2007: 08:43 #715812Anonim
Sungurlu wrote:Kader, sebepl e müsebbebe bir taallûku var. Yani, şu müsebbeb, şu sebepl e vukua gelece k
işte burası.
Sebeple Müsebbeb bir arada olacak.
Bunu biraz izah edelim.
Mesela:
Evet misal verecek varmı?Cüz’i ihtiyariyle adamın tüfek atması Sebeb,
Maktülün ölmesi Müsebbeb. 🙂15 Kasım 2007: 09:11 #715815Anonim
evet bu oldu.
peki şimdi tüfek atılmasaydı?15 Kasım 2007: 09:16 #715816Anonim
Sungurlu wrote:evet bu oldu.
peki şimdi tüfek atılmasaydı?Öyle ise, biz ehl-i hak deriz ki, “Tüfek atmasaydı, ölmesi bizce meçhûl.” Biz burada sebebe hissesini veriyoruz.Bunu anlamayanlar ise şöyle diyorlar:
Cebrî der: “Atmasaydı yine ölecekti.” Mûtezile der: “Atmasaydı ölmeyecekti.”
15 Kasım 2007: 09:18 #715817Anonim
Sadece bir dipnot sölemek isterim : Bazı yerlerde kim kime cevap vermiş biraz karısmıs yazılarda alıntı kullanılırsa neye cevap verildiği daha guzel anlasılacak…
15 Kasım 2007: 09:23 #715818Anonim
ebrar172 wrote:her zaman kadere imanımız elhamdülillah tamdır..fakat bazı mesele ve durumlara takılıyorum ister istemez..şimdi bir insanın ne zaman nasıl nerede öleceği yazılmış vede belli değilmi ..?
ölüm ne şekilde olursa olsun vakit geldiği nefes bittiği için ölüyor insan yani bir sebeb..peki dinimizce asla kabul edilmeyen bir olgu olan intihar bir ecel sebebimidir yani intihar eden kişi günahkar peki ama vakti gelmiş nefes bitmiş sebeb hazırsa intihar edip günaha giren kişi nasıl nerede öleceği belli ise o NASILI gerçekleştirmiş olmazmı..soruda bir hata varsa affola..ama hakikaten takıldığım bir konu..1-İnsanın katl gibi zahiri ve ihtiyari olan fiilleri, nefsin meyelanına intiha eder. Cüz-ü ihtiyari denilen şu nefis meyelanı üzerine münazaalar deveran eder.
2-adetullah üzerine, irade-i külliye-i İlahiye, abdin irade-i cüz’iyesine bakar. Yani, bunun bir fiile taallukundan sonra, o taalluk eder. Öyleyse cebir yoktur.
3-İlim, maluma tabidir. Bu kaziyeye göre, malum, ilme tabi değildir; çünkü devir lazım gelir. Öyleyse, bir insan, amelen yaptığı bir fiilin esbabını kadere havale etmekle taallül ve bahaneler gösteremez.
4-Ölüm gibi hasıl-ı bilmasdar denilen şey, kesb gibi bir masdara mütevakkıftır. Yani, adetullah üzerine, o hasıl-ı bilmasdarın vücuduna şart kılınmıştır. Kesb denilen masdarda, çekirdek ve ukdei hayatiye meyelandır. Bu düğümün açılmasıyla, meseledeki düğüm de açılır.
15 Kasım 2007: 09:23 #715819Anonim
Sergerdan wrote:Öyle ise, biz ehl-i hak deriz ki, “Tüfek atmasaydı, ölmesi bizce meçhûl.” Biz burada sebebe hissesini veriyoruz.Bunu anlamayanlar ise şöyle diyorlar:Cebrî der: “Atmasaydı yine ölecekti.” Mûtezile der: “Atmasaydı ölmeyecekti.”
copy/paste den ziyade fikirlerimizi yazsaydık bu aşamada daha iyi olurdu ama 🙂
Öyle güzel ifadeler ki.
Evet peki konu ile ilgili bazı sorular geliyor.
Hz.Adem (as) cennette yasak meyveden yemeseydi ne olurdu?15 Kasım 2007: 09:34 #715820Anonim
Sungurlu wrote:Hz.Adem (as) cennette yasak meyveden yemeseydi ne olurdu?Benceli konuşmak hele ki vakıf degilsem yanlış olur diye kopy yapıyorum.Hz Adem meyveyi yemese nolurdu demekten ziyade,meyveyi yemesi neden vuku buldu demek gerekir.Meyveyi yemesi (sebeb) günahına (müsebbeb) nesen oldu.Ve burda kader yani ilm-i ilahinin bir çeşidi bu ikisine bir bakar.Tüfekle insanın ölmesi örneginde oldugu gibi.
15 Kasım 2007: 09:38 #715822Anonim
bu mesele için şu ifadeyi dikatle okuyun
Zannedildiği gibi, irade-i külliyenin bir defa müsebbebe, bir defa da sebebe ayrı ayrı taalluku yoktur. Ancak, müsebbeple sebebe bir taalluku vardır.
Bu mezheplerin nokta-i nazarlarını bir misal ile izah edelim:
Bir adam, bir aletle bir şahsı öldürse, sebebin madum olduğunu farz edersek, müsebbebin keyfiyeti nasıl olur?
Ehl-i Cebrin nokta-i nazarları: “Ölecekti.” Çünkü, onlarca taalluk ikidir. Ve sebeple müsebbeb arasında inkıta caizdir.
Ehl-i İ’tizalce: “Ölmeyecekti.” Çünkü onlarca muradın iradeden tahallüfü caizdir.
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatçe, bu misalde sükut ve tevakkuf lazımdır. Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taalluku vardır. Bu itibarla, sebebin ademi farz edilirse, müsebbebin de farz-ı ademi lazım gelir. Çünkü taalluk birdir. Cebir ve İ’tizal, ifrat ve tefrittir.
15 Kasım 2007: 09:54 #715823Anonim
*reşha* wrote:Ehl-i Cebrin nokta-i nazarları: “Ölecekti.” Çünkü, onlarca taalluk ikidir. Ve sebeple müsebbeb arasında inkıta caizdir.Abi kısaca söz edebilir misiniz?Cebrice iki olan taalluk ve sebeble müsebbeb arasındaki inkıta nedir onların düşüncesinde?
15 Kasım 2007: 14:13 #715829Anonim
Sergerdan wrote:Abi kısaca söz edebilir misiniz?Cebrice iki olan taalluk ve sebeble müsebbeb arasındaki inkıta nedir onların düşüncesinde?irade-i külliye-i İlahiye, abdin irade-i cüz’iyesin e bakar. Yani, bunun bir fiile taallukundan sonra, o taalluk eder
Bir adam, bir tüfekle bir şahsı öldürse, sebebin madum olduğunu farz edersek, müsebbebin keyfiyeti nasıl olur?
Ehl-i Cebrin nokta-i nazarları: “Ölecekti.” Çünkü, onlarca taalluk ikidir . Ve sebeple müsebbeb arasında inkıta caizdir diyor
bu halde cebriyenin nazarında şahıs ölecekti demek katilin iradesi ile öldürmemesi demek olur ki bu noktada katilin suçsuz olduğuna hükmetmek tehlikesine düşülür
bu sebeble 2 taalluk olur25 Kasım 2007: 20:04 #716304Anonim
Ben risaleyi okurken bile bu kadar zorlanmadım,mübarekler biraz daha acık anlatın,güya risalede ki ifadeleri acıp örnek veriyorsunuz,bence daha da zor anlatıyorsunuz.Birde biz kısa boyluları düşünün,hem kısa boylularda anlasın diyorsunuz,hemde uzun boylu yazıyorsunuz.
25 Kasım 2007: 20:12 #716305Anonim
Şualar wrote:Ben risaleyi okurken bile bu kadar zorlanmadım,mübarekler biraz daha acık anlatın,güya risalede ki ifadeleri acıp örnek veriyorsunuz,bence daha da zor anlatıyorsunuz.Birde biz kısa boyluları düşünün,hem kısa boylularda anlasın diyorsunuz,hemde uzun boylu yazıyorsunuz.katılmamak mümkün değil şualar kardeş
25 Kasım 2007: 20:21 #716307Anonim
Şualar wrote:Ben risaleyi okurken bile bu kadar zorlanmadım,mübarekler biraz daha acık anlatın,güya risalede ki ifadeleri acıp örnek veriyorsunuz,bence daha da zor anlatıyorsunuz.Birde biz kısa boyluları düşünün,hem kısa boylularda anlasın diyorsunuz,hemde uzun boylu yazıyorsunuz.Vallahi konuyu açan benim hala aklımdaki sorular cevap bulamamış ve benim anlamam normal karşılanır ama senin anlamam demektir ki abiler kendi fehimlerine göre yazıyorlar ve fehimleride baya yüksek.Ya bide dikkatimi çeken talha abi hiç oralı olmuyor sungurlu abi desen bi cevap yazıyor ondan sonra sırra kadem basıyor bul bulabilirsen sergerdan abi daha çok soru sormakla meşgul şualar abide öyle Eee ne olacak????????????
25 Kasım 2007: 21:25 #716308Anonim
Konu istenilen minvalde gitmiyor da o yüzden.
Bu konuda Sergerdan’a izahat vermiştik.
Soru cevap şeklinde evvela temel kavramları zihne tesbitten sonra müşkülatlara girecektik. Fakat istenilen pek olmadı 🙂
Yoksa hala burdayız -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.