• Bu konu 41 yanıt içerir, 12 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 43)
  • Yazar
    Yazılar
  • #699386
    Anonim

      HZ.İsa (a.s)yanından geçen bir domuza:
      selametle geç dediğini duyanlar,domuza böyle denirmi derler;
      HZ.İsa (a.s)onlara şöyle der:dilimi kötü söze alıştırmak istemedim…

      #699387
      Anonim

        Allah razı olsun kardeş bu güzel paylaşımlarınız için
        nerelerdesiniz gözlerimiz arar oldu…

        #699388
        Anonim

          allah razı olsun kıssadan hisse alalım inş.

          #699389
          Anonim

            kıssadan hisse alalımdedimde aklıma geldi bunuda kıssadan hisseyle birleştirebilinir konular çok olunca sapıtıyoruz moderatörler yöneticiler duyurulur…

            #699534
            Anonim

              Gel serçe kardeş!

              Serçe kış günü karda, fırtınada yuvasından düşmüş, bir kenarda tir tir titriyormuş. O sırada yoldan geçen bir manda başka yer kalmamış gibi, gelmiş serçenin üzerine pislemiş… Serçe mandanın arkasından kızıp, bağırıp, çağırmış ama nafile… Ama bir süre sonra, mandanın pisliğinin sıcağı, hoşuna gitmiş, ısınmış, başlamış cik cik ötmeye! Serçenin sesini duyan kedi koşup gelmiş: “Gel serçe kardeş, böyle günde düşmanlık kalmaz, ver kanadını, seni çekeyim.” Serçe kanadını uzatmış, kedi pençesiyle çekip almış, sonra da yemiş… Alacağımız hisse: Sizi pislikten kurtaran herkesi dost sanmayın!

              #699675
              Anonim

                Meşahiytan Ebul Garip el-İsfehani hazretleri Tarsus’u çok severdi. Şiraz’da hastalandı, ölüm döşeğine yattı. Etrafında toplananlara:
                “Ben ölürsem beni burada kafir kabristanına gömün. Ben bunu sizden Allah hakkı için istiyorum. Sizden başka hiçbir isteğim yok” dedi.dostları şeyhin bu sözlerine mana verememişlerdi. Hayret ederek:
                “Bu nasıl söz neden seni kafir kabristanına gömeceğiz?” Dediler. O şöyle buyurdu:
                “Hak tealaya yalvarıp duruyorum. Eğer senin yanında benim bir kıymetim varsa beni Tarsus’da vefat ettir diyorum. Ama şimdi burada vefat edeceğime göre, demek ki yanında kıymeti olmayan kullarındanmışım. Ondan dolayı ben burada ölürsem kafir kabristanına defnedin” dedi.
                Fakat ölümünün vukuunu beklerken o vefat etmedi ve kısa zaman içinde az miktar iyileşti. Tarsus’a gelerek orada çok geçmeden vefat etti. Kabri şerifi Tarsus şehrindedir.

                #700013
                Anonim

                  maşallah epeydir giremiyordum allah razı olsun …

                  #700028
                  Anonim

                    Azizlerden birisi daima bir arkadaşına ziyarete gider ve evinde misafir olarak kalırdı. Hane sahibi de her defasında kendisine av eti ikram ediyordu. Bir gün yine misafir olarak gittiğinde, başka şeyler ikram edilir ve ev sahibine:
                    “Her zaman bana av eti ikram ederdin , bugün başka bir şey ikram etmene sebep nedir?” diye sorar. Ev sahibi de şöyle anlatır:
                    “Benim adetim daima av yapmaktır. Bir gün yine su içersine tuzağımı kurmuş ve bir yere gizlenmiştim. Biraz sonra yanında üç tane yavrusu olduğu halde bir geyik geldi. Su içmek için suya yaklaştığı zaman tuzağı görünce, içmekten vazgeçip gittiler. Ertesi gün tekrar geldiler. Fakat tuzağı görüp yine içmeden gittiler. Üçüncü gün geldiklerinde susuzluktan ayakta duracak halleri kalmamıştı. Yine su içmek için yaklaştıkları zaman tuzağı gördüler. Fakat bir türlü cesaret edip yaklaşamıyorlardı. Suyun etrafında dolaşmaya başladılar. Başka bir suda bulamayınca, geyik yüzünü semaya doğru kaldırdı gözlerinde yaşlar aktığı halde tazarru etmeye başladı. Bir müddet sonra bulutlar peyda oldu. , gök gürleyip şimşekler çakmaya başladı. O derece yağmur yağdı ki, dereler ve göller dolup taştı. Geyik ve yavruları da sulanıp gittiler. Ben de bir hayvanın dergah-ı izzette duası kabul olduğu halde, insan olan niçin gafletten uyanmaz diyerek o günden sonra avlanmayı bıraktım” diye hikaye eder.

                    #700727
                    Anonim

                      TEVAZU
                      Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine:
                      -“İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin,” dedi. Müritlerden biri:
                      -“Efendim, sizde büyük bir ayıp var,” diye cevap verdi. Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütevazi insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:
                      -Söyle, dedi, kardeşim, o ayıbım nedir? Talebe gözleri dolu dolu:
                      -“Bizim gibilerin size talebe olması,” dedi. Bu sözler gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufai Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece:
                      -Ben sizin hizmetçinizim, ben hepinizden aşağıyım, diyebildi.[1]
                      O BÜYÜK
                      Hz. Abbas’a: “Sen mi büyüksün, yo0ksa Hz. Peygamber mi?” diye sorulduğunda:
                      -O, benden büyük; ancak ben O’dan yaşlıyım” cevabını verdi.[2]
                      TUŞLA GALİP
                      Yavuz Bülent Bakiler, Osman Yüksel Serdengeçti’ye:
                      – Ağabey, şu Serdengeçti dergisini yılda bir iki defa çıkartıp kapatacağınıza, her ay muntazaman çıkartsanız olmaz mı? diye sorar.
                      Serdengeçti:
                      – Ben sayı hesabıyla değil, tuşla galip geliyorum, der.
                      Meşhurdur, Necip Fazıl, treni kaçırır. Sorarlar:
                      – Ne o Üstad? Treni mi kaçırdın?
                      – Hayır! der. Kovdum, gitti.
                      Mağlubiyeti kabul etmezler. Yine Üstad’ın dediği gibi, “Hz. Muhammed’e ümmet olmanın en küçük payesi budur.”
                      İnsanlar başarısızlığın, azimsizliğin, idealsizliğin adını te­vazu koyunca, Allah’a dayanıp, “Yaparız inşallah!” diyemeyince, en küçük gayretleri ithama başlayıp, zanna mahkum etmeye çalışıyor.
                      Sünepelik başka, tevazu başka şeydir. Miskinlik, sefale­ti saklayamaz.[3]

                      [1] Mesel Denizi, s:65

                      [2] Espriler, s:175

                      [3]Mesel Ufku, s:63

                      #700758
                      Anonim

                        iki arkadaş, hararetle tartışıyormuş. Konu, sigara içerken incil okunup okunmayacağı imiş. Sonuç alamayınca Papa’ya sormaya karar vermişler. Papa’nın yanına gidip sırayla sorularını iletmişler.
                        Birinci olumsuz cevap alırken ikincisi incil okurken sigara içmek konusunda izin almayı başarmış. Mesele sonradan aydınlanmış.
                        izin alamayanın sorduğu soru şuymuş:
                        – Papa hazretleri, incil okurken canım sigara içmek istiyor, içebilir miyim?
                        – Oğlum, incil okunurken Tanrı’yla ilgilenmen lazım. O sırada dikkatinin dağılmaması gerek. O yüzden incil okurken sigara içilmez.
                        izin alan ise soruyu şöyle sormuş:
                        – Papa hazretleri, sigara içerken canım incil okumak istiyor, okuyabilir miyim?
                        – Oğlum, her nerede ve ne koşulda olursan ol, incil okuma isteği duyarsan okuyabilirsin.

                        Kıssadan hisse:
                        1) Esas olan, aldığın cevap değil, sorduğun sorudur.
                        2) Beceri, almak istediğin yanıtı alabileceğin soruyu sorabilmektir.

                        #700842
                        Anonim
                          Gül-i İkra;30708 wrote:
                          iki arkadaş, hararetle tartışıyormuş. Konu, sigara içerken incil okunup okunmayacağı imiş. Sonuç alamayınca Papa’ya sormaya karar vermişler. Papa’nın yanına gidip sırayla sorularını iletmişler.
                          Birinci olumsuz cevap alırken ikincisi incil okurken sigara içmek konusunda izin almayı başarmış. Mesele sonradan aydınlanmış.
                          izin alamayanın sorduğu soru şuymuş:
                          – Papa hazretleri, incil okurken canım sigara içmek istiyor, içebilir miyim?
                          – Oğlum, incil okunurken Tanrı’yla ilgilenmen lazım. O sırada dikkatinin dağılmaması gerek. O yüzden incil okurken sigara içilmez.
                          izin alan ise soruyu şöyle sormuş:
                          – Papa hazretleri, sigara içerken canım incil okumak istiyor, okuyabilir miyim?
                          – Oğlum, her nerede ve ne koşulda olursan ol, incil okuma isteği duyarsan okuyabilirsin.

                          Kıssadan hisse:
                          1) Esas olan, aldığın cevap değil, sorduğun sorudur.
                          2) Beceri, almak istediğin yanıtı alabileceğin soruyu sorabilmektir.

                          allah razı olsun…

                          #700937
                          Anonim
                            BİZ SENİ UNUTMADIK…!!
                            İmam–ı Azam Hazretlerinin genç bir komşusu vardı. Her gece evine içkili gelir, çıkardığı gürültü ile imamı çok rahatsız ederdi. İmam, bu durumdan hiç şikâyetçi olmaz, komşusunun haline tahammül ederdi.
                            Bir gün başkalarının şikâyeti üzerine genci hapse attılar. Durumdan haberi olmayan Ebu Hanife gencin sesini duyamayınca, başına bir iş mi geldi diye bir başka komşusuna gidip sorar:
                            –Genç komşumuzun sesi kesildi başına bir iş mi geldi, haberiniz var mı? diye sordu.
                            –Efendi Hazretleri, o sarhoşu hapse attılar.
                            Ebu Hanife ertesi sabah doğruca valinin konağına gitti. Komşu ve talebeleri, hocamız her halde valiye teşekkür edecek, diye düşünüyordu.
                            Vali, Ebu Hanife’yi hürmetle karşıladı:
                            –Ya imam! Hoş sefalar getirdiniz, siz pek buralara gelmezdiniz, sizi buraya getiren bir sebep var mı?
                            Ebu Hanife’de komşusu olan gencin serbest bırakılmasını için geldiğini söyledi. Vali:
                            –Efendim, böyle ehemmiyetsiz bir mesele için niye zahmet ettiniz? Haber gönderseydiniz emriniz derhal yerine getirirdik.
                            Delikanlı serbest bırakıldı. Hadiseden haberdar olan delikanlı Ebu Hanife ile karşılaştığında oldukça mahcuptur. Ona verdiği rahatsızlıkları düşününce mahcubiyeti daha da arttı.
                            Delikanlının mahcubiyetini gören Ebu Hanife:
                            –Evladım biz seni unutmuyoruz, sözleriyle ona iltifat etti.
                            Kısa zaman sonra, delikanlı tövbe etti ve Ebu Hanife’nin talebeleri arasında katıldı.
                            #700939
                            Anonim

                              Allah razı olsun abla..

                              #700946
                              Anonim

                                ecmain olsun insaAllah nurum

                                #700950
                                Anonim

                                  çok sağolun güli ikra abla ahsen abla arif abi….

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 43)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.