- Bu konu 32 yanıt içerir, 14 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Mayıs 2011: 16:09 #791604
Anonim
@tebliğ 250137 wrote:
Madem konu hayallerle ilgili ben yorumumdan sonra islami hayallerimden bir tane paylaşmak isterim ..Belki bir müslüman dua ederde Rabbim onuın yüzü suyu hürmetine kabul olur inşl;
İlerde bir gün büyük bir mederese açmak ve bu medresede özellikle yetim ve kimsesiz çocukaları hem himaye edip bakmak hemde ilim adına yetiştirlmelerini sağlamaya vesile olmayı çook istiyorum..İNŞL nasip olur bir gün..
ALLAH c.c muvaffakiyet versin kardeşim
dua edeceğiz inşl nasip olur.:)
İnsanın hayatında bir intizam ve hedef olmaz ise, -ki intizam ve hedef burada kulluk ve ibadet anlamındadır- insanın zihni ve düşüncesi, nefis ve hevanın peşinde koşar ve bütün aza ve cihazlarını da bu yolda sarf eder. İnsan adeta kendi benliğinin bir kölesi, bir aracı haline dönüşür. Her şeyi kendi benliğine hizmet eden bir vasıta olarak düşünür. Bu da insanı egoist ve hedonist (Hayatın gayesini hazcılık olarak görenler) yapar, yani insanı bencil ve zevkperest yapar.
İnsanın yapmış olduğu bütün zulüm ve ahlaksızlıklarının temelinde, insanın kendisini unutması ve gayesiz kalması vardır. Unutmak burada gaflet ve hedefsizlik anlamındadır. Yani insanın asıl gayesi ve hedefi ibadet ve kulluk iken, insan bunu inkar ve gaflet ile unutup başka şeylere yöneldiği için, zalim ve cahil unvanına liyakat kesp etmiştir.19 Mayıs 2011: 19:22 #791966Anonim
@ruhani 249478 wrote:
Hz. İbrahim gaye-i hayali uğrunda ateşe atıldı.
Oğlu Hz. İsmail gaye-i hayali uğrunda bıçak altına yattı.
Hz. Zekeriyya gaye-i hayeli uğrunda testereyle ikiye bölündü.Peygamberimiz (s.a.v) gaye-i hayali uğrunda mekkede horlandı taifde taşlandı uhutda yaralandı. Ancak bir elime güneşi bir elime ayı verseniz gaye-i hayalimden dönmem dedi.
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleride gaye-i hayali yolunda 28 sene memleket memleket hapishane hapishane sürgün edildi. Ancak milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülüstan olur demeden de geri kalmadı.
Gaye-i hayali La ilahe ilallah Muhammeden resulullah hakikatını bütün insanlığa yaymak olan o(s.a.v) kutlu peygamber ümmetinede “benim adım üzerine güneşin doğup battığı her yere gidecektir” buyurarak ümmetinede bir hedef ve bir gaye-i hayel gösterdi. Bu mesajı alan sahabileride bunu kendilerine bir gaye-i hayal kabul ettiler ve yaklaşık yüz bin sahabe bu gaye uğrunda dünyanın dört bir yanına hicret etti.
Gayesi uğrunda benliğinden geçen Hz ibrahimi ateş yakmadı. Allahın verdiği bütün nimet ve kabiliyetlerini yine Allaha yaklaşmak için marifetullah ve muhabbetullah için ve onun (cellle celalü) rızası yolunda onun adını yayma istikametinde kullandı.
Benim aklım benim gücüm benim ilmim diye sahiplendiğimiz şeylerde aslında Allahın bize onun rızası istikametinde kullanmak için verdiği emanetler değilmi. Allah bize verdiklerini alsa bizde sıfır kalacak bir hiç kalacak. Gaye-i hayali uğrunda benliğinden geçenler aslında Allah karşısında hiçliğini yokluğunu kabul etmiş kendini sıfırlamış insanlar.
Hiçliğini kabul eden Hz. İbrahimi ateş yakarmı. Ortada bir şey yok ki ateş neyi yakacak.
Yokluğunu kabul edeni bıçak kesermi. İsmail sadece Allahın esmasının tecellileri var ben yokum diyor bıçak neyi kesecek.
Üstad Bediüzzaman rus harbinde savaşırken üzerine gelen kurşunlar ona bir şey yapmamış.Tevazusuyla ben yokum diyene kurşun değermi.Teşbihte hata olmasın hayalet casper diye bir çizgifilm vardı. Hayalet caspere vurmak için elinizi sallasanız bu taraftan girer öbür taraftan çıkar ve eliniz hiçbir katılığa değmez. Benliğini gayesi yolunda sıfırlamış acizliğini hiçliğini kabullenmiş insanlar buna benziyor. Ben ben ben diye sahiplendiği hiçbir şey olmayınca hepsini Allahtan bilince hiçbir katılıkta olmuyor adeta şeffaflaşıyor nuranileşiyor. Allah hepimize böyle olmayı, olamasakta yolunda olmayı nasib etsin.
Muhterem kardeşim yorumunuzun maşaAllahı var..muhteşem bir yorum..sizi tebrik ediyorum..Yazdıklarınızla beraber bende hayal ederek okudum bir nevii siyer yolculuğunu..Allah (c.c) razı olsun inşl;
küçük bir soru gayelerin peşinde koşarken samimiyet adına ihlas adına başarı sahiline ulaşmak için ademoğlunun çabasına, hırs mı denir ,azim mi denir acaba?
19 Mayıs 2011: 21:27 #791995Anonim
küçük bir soru gayelerin peşinde koşarken samimiyet adına ihlas adına başarı sahiline ulaşmak için ademoğlunun çabasına, hırs mı denir ,azim mi denir acaba?
şayet başarıya ulaşmada ihlasla çalışılıyorsa o azimdir
çünkü ihlasta esas olan Allah cc rızasını göz önünde bulundurmaktır
Allah cc rızasını, maksadında ya da izlediği yolda esas alan kişi tevekkülvari talepte bulunur
hırslı kişi ise tevekkülvari istemez ve her zaman zarar görür20 Mayıs 2011: 09:38 #792022Anonim
İşte tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler: “Hased etme! Hırs gösterme! Adavet etme! İnad etme! Dünyayı sevme!” Yani, fıtratını değiştir gibi zahiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki: “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz.” Hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur. 9.Mektup
İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı taleb ve hâkeza şedid hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiatlarını vermek demektir. Şu münasebetle bir nokta hatıra gelmiş, söyleyeceğim. 9. Mektup
Risalelerde bize verilen ölçülere göre insanın fıtratında hırs, adavet, inad gibi duygular mevcuttur ve bunlar çok şiddetli ve güçlü bir biçimde fıtratımıza konulmuştur. Önemli olan bu hislerimizin yönlerini hayırlı şeylere çevirmek. Örneğin düşmanlık edeceksen içindeki düşmanlık duygusuna düşmanlı et veya nefsine şeytana, şeytanlamış insanlara düşmanlık et yoksa bu düşmanlık hissini mümin kardeşine tevcih etme buyrulur. İnad edeceksen hayırlı işlerde salih amelleri bir ömür boyu devam ettirme hususunda inat et yoksa mümin kardeşine küsüp bir ömür barışmayacağım deyip inadını şerde kuıllanma buyrulur. Hakeza fıtratımızdaki hırs hissi de böyledir. Hırs göstereceksek Allaha yaklaşma ihlasa ulaşma zevki ruhaniye kavuşma ve Allahın ismini güneşin doğup battığı her yere yayma konusunda hırs göstermemizi telkin ediyor dinimiz.
Kainatın Efendisi(S.A.V) gaye-i hayali yolunda hırslıydı ancak bu mukaddes bir hırs. Hak etmediği halde kendisine reva görülen onca ezaya cezaya ve zulme rağmen tevhid dininin yeryüzünün dört bir yanında bayraklaşması gayesiyle çarşı pazar panayır gezip ebu cehil ve onun gibilerin ayağına belki yüz defa gidip Allahı anlattı. Hatta diyebiliriz ki kainatın efendisi(S.A.V) bu konuda o kadar mukaddes hırs gösterdi ki Allah habibine, “inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin” ayetiyle seslendi.
Sigara gibi küçük bir alışkanlığı bile bıraktırma konusunda uzun zaman ve çaba harcandığı günümüz toplumunu düşünecek olursak bedevi arap çöllerinde zuhur eden peygamberimizin (S.A.V) kız çocuklarını diri diri gömmenin, içkinin fuhşiyatın, putlara tapıp şirk koşmanın, savaşın kavganın kargaşanın olduğu manevi illetlerle zillet içinde bir milletten, medenilere muallim olacak imanlı ve izzetli bir millet çıkarması gaye-i hayali uğrunda hırs göstererek ne kadar başarılı olduğunu gösterir. Hakeza Hz ömer döneminde Bizans ve sasani devletleri gibi iki süper gücü dize getirmesi gaye-i hayalinin ne sürede nerelere kadar gittiğini bize gösteriyor.
Bugün internet cafelerde belki sayıları milyona varan çocuklarımızın da gaye-i hayalleri ve hırsları var, iç aleminden uzak sanal alemde el bombaları sis bombaları yakın ve uzak görüşlü ve türlü silahlarla donattıkları savaşçı, asker veya hayali kahramanlarıyla sanal ortamda bir yeri ele geçirme fethetme bir üst seviye oyuna geçme gibi gaye-i hayalleri var. Ayrıca bu çocuklardan biraz daha büyük olan gençlerimizin msn, ıcq facebook gibi sosyal ortamlarda cemal sahibi bir bayanla tanışıp fuhşiyata sürüklenmede hayallerini süslüyor. Diğer bir kısım gençlerimizinde beş tane sahabi ismiyle islamın beş şartını sayamadığı halde ellibeş sanatçı ve şarkıcı ismiyle ellibeş futbolcu ismini gözü kapalı sayabiliyor ve ileride onlar gibi bir insan olma gaye-i hayallerini süslüyor. Gençlerimizin hırsları ve hayalleri hayırlı bir yöne çevrilmeyince, hırsları sahabi gibi olma hayalleri sahabi hayatlarıyla doldurulmayınca, internet cafelerde ve türlü eğlence mekanlarında hırslarını ve hayallerini kötü anlamda gerçekleştiriyorlar.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.