- Bu konu 20 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Şubat 2010: 12:26 #767296
Anonim
@elfaz 183714 wrote:
ilim-irfan kardeşim; ilim-irfan’a yaraşır bir uslüp takınırsanız “fikirlerin çarpışmasından hakikat zuhur eder” diyen ziya paşayı yanıltmayız.Yok aynı şekilde devam etmekte ısrar ederseniz buraya sayfalarca yazılan şeyler nefsi olmaktan öteye gitmez..
Burada hakikatlere laf söylemiyor kimse; dolayısı ile celallenmenizin bi manası yok.
Yazdığınız mesajlarda şahsıma dair yazılan hakaretleri de edebinize havale ediyorum.
Alim demek ilim sahibi demek, ilimde belli bir meratip kazanmış insan demek.Eğer okumamı tavsiye buyurduğunuz yerde dikkatinizi çekti ise; (Âlim, ilmi ile amel edendir.) [Ebuşşeyh] buyrulmuş.Yani bildiği bir malumat yığını var ve ona uyma gayretinde.Kötü alim tabiri ısrarla vurguluyorum kullanılamaz.Kötü alim var, işte hadis diye alıntıladığınız yerlerde; dikkat ettiyseniz Efendimiz oralarda ilmiyle amel etmeyen kesimden bahsetmiş.Ki bu tarz deruhta ilmini teoride bırakmış, pratikte eritememiş insanlardır.Ayette merkeple tasvir edilmiyor mu bu insanlar..
hiçkimsenin haddi değil; kötü alim tabirini kullanmak..Bu ayrıma girersek insanlaarın cürümlerini irdelemeye de ister istemez gireriz, bu da meşrebe aykırı bi tutum.
Yok ben yapacağım bu ayrımı diyorsanız buyrun yapın.O zaman alim diye kullandığınız her kelimenin başına “iyi” yada “kötü” diye sıfat takın.Yoksa muhatabınız mana karmaşasına girecektir.
Ama umumiyette alim dediğimiz zaman şahs-i kemalat ve olgunluğa erişmiş insanları algılarız bizler..
Şimdi sevgili kardeşim seni daha iyi anlıyorum nerden biliyormusun annemden zira annemde alimleri eyliya olarak görür zannedersem sende alimleri bu makamda görüyorsun buna saygı duyarım ve işte burda iyi ve kötü eyliya ayrımı yapamayız zira kötü olan bir kimse eyliya yani Allah dostu olamaz diğer mesajlarımda seni bilmiyerek kırdıysam aff ola hakkını helal et ama yaptığın yorumlara karşı asla celallenmedim sadece biraz ön yargılı buldum saygı gösterdim vede sana birşeyler anlatmaya çalıştım tabii ilmim kadarıyla ama dediğim gibi kötü alimde var hatta sapık alim de sen haklı olarak bu tabirleri kullanmaya bilirsin güzel bir davranış ama bu tabiiri kullananlarada saygı göster zira bak hep diyorum bu eklediğim konuda sıradan bir insanın yazısı değil bana göre günümüzün iyi ve limi yüksek ehli sünnet alimlerinden biridir bizim bu zaatın yazılarını anlamasak bile eletirme hakkımız yok zira eleştirebilmek için onun seviyesinde olmalısın haaa ama beni eleştirebilirsin zira ben alim değilim ilim-irfan yolunda bir garip yolcuyum
ümmeti muhammede 73 fırka var dimi bu her fırkanında alimleri var dimi ve sen sadece bu fırkalardan birini doğru kabul edip taklit etmektesin dimi bak Kuranda Allah demiyor mu her fırka kendi yolunu doğru kabul edip gitmekte dimi haaa ben ehli sünnetin hak yol olduğuna inanır bu yolu takip ederim mesela verdiğim yaşar nuri öztürk örneğine gelelim bu kişi alim dir hemde ilmiyle amel eden alimden ama kötü alimdir ve itikadı mutezliye göredir yani o 73 fırkadan biridir şimdi yaşar nuride kendi ilmince ve verdiği fetvalarla kendi gittiği yolu doğru kabul ediyor seni ve beni kötü alimlerin peşinden gidiyor diye eleştiriyor dimi bak o senin verdiğin içki örneğindende kendin söylemiş oluyorsun iyi alim kötü alimi dimi çünkü sen Kurandaki içkiyi haram olarak içtihad edenleri doğru ve iyi kabul ediyorsun yaşar nuri gibi mekruh diye yorumlayanları yanlış ve kötü olarak kabul ediyorsun şimdi anlatabildim mi ne demek istediğimi diğer mesajımdada söylediğim gibi asla seni kırmak hakaret etmek rencide etmek için bunları yazmıyorum sadece eleştire belli bir seviyede cevap veriyorum tabii ilmim kadarıyla lütfen yorumlarımı iyi oku ve ön yargıyla yaklaşma değse benimde senden farkım yok ve aynı şahsiyetleri sevdğimiz için burdayız
Selam ve dua ile…26 Şubat 2010: 12:27 #767297Anonim
@mihrimah 183842 wrote:
Ben bana öğretileni yazsam size ters geliyor, sizin duymak isteiğinizi yazsam bana ters geliyor. Dedimya aynı yolda farklı şeritlerde ilerliyoruz.
Ben sadece bir cümlenize cvp verdim siz büyüttünüz, yönetici olmam, belirli sıfatlar taşımam elbetteki dikkat çekiyor yazdıklarım gücünüze gidiyor. Şunu da bilmenizi isterim burada sizin yerinizde yönetici arkadaşım olsa idi tavrım aynı olurdu hatta daha sert olurdu ki vakti zamanında bu sebepten bir yönetici kardeşimle tartışmıştım. Neticesinde siteyi terk etti, bu onun tercihi, benimde bazı prensiplerim var. Alimler gözümde çok değerlidir olası sözleri kaldıramıyorum.yorumunuz için çok tşk ederim sizden duymak istediklerim bunlardı
Selam ve Dua ile…26 Şubat 2010: 12:30 #767298Anonim
@bizar 183844 wrote:
ilim irfan kardeşim arkadaş m.şevki ağabeyin kişiliğine ,şahsiyetine, alimliğine karşı herhangi bir söz etmemiş arkadaş sadece kendince alimliğe kötü sözünü yakıştıramamış bakın sizde diyorsunuz keşke ne demek istediğimi daha iyi anlatabilsem diyorsunuz diğer arkadaşada kendi zaviyenizden bakarsanız ortada hiç problem yok…
cumanız mübarek olsun selam ve dua ile hoşçakalıntşk edrm sizinde cumanız hayırlı ve mübarek ola ve evet elfaz kardeşimizede kalbini kırdıysam bilmiyerek ten aff olmasını ve hakkını helal etmesini söyledim sadece biraz görüş ayrılığımız var olabilir
Selam ve Dua ile….26 Şubat 2010: 12:40 #767299Anonim
Güzel, mübarek kardeşim..
Evliya alim ayrımında problem yok inşaAllah..
Alim tanımında ayrıldığımıza kanaat getirdim.Ama altını tekrar çiziyorum Efendimizde de kriter ; alim=ilmi ile amel eden.
Yaşr Nuri de bu eşitlik sağlanmıyorsa o insana alim diyemeyiz.Malumat yığınına sahip bi insan o kadar..Ama derseniz ki çok şeyler biliyor, ilim ehli ona söz denmez.Okuyan herkes ilim ehli olabilir sonuçta.Ama o ilim ile amel edinmeyip, saçma sapan fetvalar veriliyorsa o ilim bana sıratta büyüüükk bi yük olur.O yüzden dua ediyoruz da “ilmi ile amel eden kulllarından eyle, fayda vermeyen ilim verme ” diye.
Eleştiri yapma hakkını sahibiniz her insanda velev bu bahsini ettiğiniz yazının sahibi olsada.Dolayısı ile anlamasamda eleştiri yapmamalıyım zihniyetinize katılmıyorum.
Sizin bu tavır şekliniz konuya dair yazdığım ilk mesajda, yazı sahibinin eleştirilmesinden dolayı..Genel temaya bakılsın diye yazma gereğini de bu yüzden duymuştum,muvaffak olunamadı sanırsam.. neyse vardır bi hikmeti bu yazılanların da ..
Konu çok saptı başlığından.Daha fazla laf alıntılayıp cevap verme, diğerine de cevap hakkının doğması durumuna son verelim isterseniz.
Meşgul edilmesi gereken daha mühim mevzular mevcut.
Baki selam, dua ve muhabbetle
26 Şubat 2010: 12:46 #767301Anonim
@elfaz 183850 wrote:
Güzel, mübarek kardeşim..
Evliya alim ayrımında problem yok inşaAllah..
Alim tanımında ayrıldığımıza kanaat getirdim.Ama altını tekrar çiziyorum Efendimizde de kriter ; alim=ilmi ile amel eden.
Yaşr Nuri de bu eşitlik sağlanmıyorsa o insana alim diyemeyiz.Malumat yığınına sahip bi insan o kadar..Ama derseniz ki çok şeyler biliyor, ilim ehli ona söz denmez.Okuyan herkes ilim ehli olabilir sonuçta.Ama o ilim ile amel edinmeyip, saçma sapan fetvalar veriliyorsa o ilim bana sıratta büyüüükk bi yük olur.O yüzden dua ediyoruz da “ilmi ile amel eden kulllarından eyle, fayda vermeyen ilim verme ” diye.
Eleştiri yapma hakkını sahibiniz her insanda velev bu bahsini ettiğiniz yazının sahibi olsada.Dolayısı ile anlamasamda eleştiri yapmamalıyım zihniyetinize katılmıyorum.
Sizin bu tavır şekliniz konuya dair yazdığım ilk mesajda, yazı sahibinin eleştirilmesinden dolayı..Genel temaya bakılsın diye yazma gereğini de bu yüzden duymuştum,muvaffak olunamadı sanırsam.. neyse vardır bi hikmeti bu yazılanların da ..
Konu çok saptı başlığından.Daha fazla laf alıntılayıp cevap verme, diğerine de cevap hakkının doğması durumuna son verelim isterseniz.
Meşgul edilmesi gereken daha mühim mevzular mevcut.
Baki selam, dua ve muhabbetle
Hayırlı Cumalar
Selam ve Dua ile…
26 Şubat 2010: 13:04 #767302Anonim
@İlim-irfan 180312 wrote:
Kur’ân meâli, tercümesi yapanlar, tefsir yazanlar birkaç sınıfa ayrılır:
1. Din ilimlerini okumamış; din alimi, fakih icazeti yok, tefsir yazmak için gereken kisbî (çalışarak elde edilen) 14 ilmi öğrenmemiş, Allah vergisi olan 15’inci vehbî ilme de sahip değil; böylelerinin Kur’ân tercümesi, tefsiri, meali yazması haramdır.
2. Birinci maddede sayılan şartlar kendisinde var, fakat niyeti bozuk.Kur’ân meali veya tercümesi yapacak, tefsir yazacak ve büyük paralar vuracak, büyük telif ücretleri alacak, bu paralarla evler, daireler, yazlıklar, dükkanlar satın alacak, zengin olacak, köşeyi dönecek… İlmî ehliyeti olmasına rağmen bu ihlassız kişi münafıktır, niyetinde fesat vardır. Onun bu konuda herhangi bir hizmeti olursa, “Allah bu dini fasık ve facir kişilerle de te’yid eder” hadisi dairesinde mütalaa edilir.
3. Adam mükemmel Arap edebiyatı biliyor. Edebî kültürü kuvvetli. Klasik ve çağdaş dünya kültürüne de vakıf. İtikadında sahih olmayan kısımlar var. Fıkhı ve mezhepleri inkar ediyor. İcmâ-i ümmete, cumhur-i ulemaya, cadde-i kübraya uymayan şazz, aykırı fikir ve görüşleri var. İslâm’ı bir ideoloji gibi gören ve anlayan bir aktivist. Şiddete, vurmaya, kırmaya yönelik. Alimlik, fakihlik, müftülük, müfessirlik icazeti ve ehliyeti yok. Bu zatın, ahlakının doğru olmasına rağmen tefsir yazması doğru değildir. Yazdığı kitaba tefsir demek doğru olmaz. Türkiye’deki birtakım yayınevlerinin para kazanmak için böyle tefsirleri basıp yaymaları da doğru değildir.
4. Bu kişinin ilmî icazeti var, tefsir yazabilecek ehliyet ve liyakati de var. Ehl-i Sünnete de bağlıdır. Lakin kötü bir alimdir. Dünya, devlet, siyaset büyüklerine yağ çeker, yalakalık yapar, huzurlarına çıkıp bel büker, o zâlimlere “Allah ömürler versin” diye hayır dua eder. Haksızlıkları, sapıklıkları, yanlışları, din konusundaki çarpık inanç ve uygulamaları hiç tenkit etmez… Bu kişi alimdir ama ulema-i su’dandır, yani kötü alimler zümresindendir. Onun yazdığı tefsiri, meal ve tercümeyi de almamak, okumamak gerekir.
5. Şu sayacağım şartlara sahip gerçek alime gelince: İlmî icazeti vardır… Tefsir yazacak ehliyeti vardır… Hakikî ve samimî din alimi ve fakihtir… İhlaslıdır… Firasetlidir… Dünya kültürüne (genel kültür) sahiptir. İşte bu muhterem zat Allah rızası için, İslâm’a ve Müslümanlara hizmet için bir tefsir yazar, yahut tercüme ve meal yapar, kitabında Ehl-i Sünnet ve Cemaate aykırı bir şey yoktur. Cadde-i Kübra, Cumhur-i Ulema yolundadır, işte bunun yazdığı tefsir alınır, okunur, ona güvenilir.
6. Yukarıdaki 5’inci maddede anlatılan gerçek alim ve gerçek müfessir yazdığı kitaptan telif ücreti almaz. Ben ücretimi Allah’tan beklerim, dünyada istemem ahirette isterim der. İşte bu zatın ahlakı ve samimiyeti aliyyülâlâdır. Onun elinden öpülür, ayağından öpülür.
7. Bu gerçek alim ve gerçek müfessir, Kur’ân tefsirini, mealini, tercümesini para kazanmak için, voli vurmak için, köşeyi dönmek niyetiyle yazmamıştır ama kitabevi kendisine bir miktar telif ücreti vermiştir, o da almıştır. 6’ncı maddedeki zat kadar faziletli olmasa da, bu telif ücretini almasından, çoluk çocuğunu geçindirmesinden dolayı kınanmaz ve ayıplanmaz.
Bugün ülkemizde yüzlerce çeşit Kur’ân meali, tercümesi, tefsiri yayınlanmıştır. Bunların yekun tirajı belki de beş milyondur, belki daha fazladır.
Bunların kaçta kaçı sırf Allah rızası için, İslâm’ı yüceltmek ve öğretmek için, Ümmete faydalı olmak için sahih ve temiz niyetle kaleme alınmıştır.
Bazı yayınevlerinin niyeti şudur: Birçok yayınevinin tefsiri, Kur’an Meali, tercümesi var. Aman biz de böyle bir kitap çıkartalım da ticaret yapalım… Soruyorum böyle bir niyet ihlasa uygun olur mu?
Herkesi suçlamıyorum… Ülkemizde Allah’ın ayetleri ucuza satılıyor.Kur’ân tercümesi, meali, tefsiri furyası var.
Heva ve re’y tefsirleri yazarak, bunları yayınlayarak evler, apartmanlar, mallar, mülkler ediniliyor.
Böyle bir şey Kur’ân’a saygısızlık değil midir?
Biraz âli ve ‘âli ilimler okumuş olmak, Kur’ân tefsiri yazmaya yeter mi?
Allah’ın lütfettiği vehbî ilme, irfana, feyze, nura sahip olmayanların tefsir yazması doğru mudur?
Tabakat-i fukahanın en alt derecesi olan müftülük makamında bile olmayanların kendilerini dev aynasında görüp tefsir yazmaları ne kadar düşündürücü ve üzücü bir haldir.
Benim zavallı Müslüman kardeşlerim… Kur’ân meâlî, Kur’ân tercümesi, Kur’ân tefsiri diye okuduğunuz kitaplardaki kasıtlı veya kasıtsız yanlışları biliyor musunuz?
Netice: Kur’ân’a ihlasla, liyakatle hizmet eden aziz olur.
Kur’ân’a saygısızlık eden zelil ve rezil olur.
İçlerinde vahim hatalar, itikad bozuklukları, bid’atler olan tercüme, meal ve tefsirleri okuyanların dini imanı tehlikeye girer.
Alimler ve fakihler bu konularda halkı uyarmazlarsa sorumlu olur.
Merhum Sultan Abdülhamid-i Sani efendimiz zamanında herkesin Kur’ân tercümesi, meali yapmasına, tefsir yazmasına izin verilmezdi.
1908 Meşrutiyetinden sonra hürriyet geldi, Ermeni Cihan Kitabevi, Arapça bilmeyen Giritli Said Cemil adlı birine Fransızca Savary Kur’ân tercümesini Türkçeleştirtip yayınladı.Kur’ân tercümesi, meali, tefsiri konusunda Pandora’nın kutusu açılmıştı.
Müslümanlar!.. Şu yaldızlı söylemden uzak durunuz:
“Cahil hocalar aradan çıksın, her Müslüman Allah’ın Kitabı’nı okusun ve ondan mana çıkartsın…”
Bu söz “Herkes beyin ameliyatı yapsın, herkes büyük yolcu uçağı kullansın…” demek kadar saçma ve tehlikelidir.
Ebu Bekir Sifil gibi alim ve fakihlerden oluşan bir ehl-i Sünnet ve cemaat heyeti kurulmalı (On kişi olabilir). Bunlar piyasadaki bütün meal, tercüme ve tefsirleri Ehl-i Sünnet ve Cemaat açısından incelemeli, kontrol etmeli ve neticeyi kitap şeklinde basılacak bir raporla Ümmet’e bildirmelidir.
Hizmet perdesi ardında Kur’ân’a saygısızlık ve ihanet edilmektedir, bunun sonu iyi olmaz. Hainler ve hıyanete sessiz kalanlar, göz yumanlar çarpılır.
Kur’ân tefsiri, meali, tercümesi yazılsın ama ihlasla, sahih ve temiz niyetle yazılsın.
İcazetli ve ehliyetli kişiler tarafından yazılsın.
Köşeyi dönmek, voli vurmak, zengin olmak hırsıyla yazılmasın.
Hizmet edilsin.
Sömürü yapılmasın.
Böyle bir yazının kaleme alınması şarttı, zarurî idi. Yazmak bendenize düştü…
* (İkinci yazı)
GÖZLERİ VARDIR, GÖZMEZLER…GÖZLERİ vardır, bakarlar görmezler. Kulakları vardır, işitmezler. Kalpleri vardır, nasır tutmuş, mühürlenmiştir.
Böyleleri içinde Müslümanlık taslayanlar da vardır. İman göğüslerine inmemiştir, Müslümanlıkları dıştadır, yüzeyseldir.
Peygamber aleyhisselatü vesselam böyleleri için “Onlar Kur’ân okurlar ama okun avı delip, ondan da çıkıp gitmesi gibi dinden çıkarlar” buyuruyor.
Müslüman görünen bazıları böyle bir felakete nasıl düşmüşlerdir?
Onlar parayı, malı, zenginliği deliler gibi severler. Onların dini imanı para, maddiyat, menfaattir.
Onların nefisleri, nefs-i emmâredir. Bu nefs-i emmarelerini terbiye edip dizginleyecek yerde onun her dediğini yaparlar.
Onlar hiziplerini, fırkalarını, cemaatlerini Din’den ve Ümmet’ten üstün görürler.
Onlar bağlı bulundukları ruhbanları tanrılaştırır, putlaştırır, erbab haline getirir.
Onlar mütemadiyen, hiç ara vermeden haram yerler.
Onlar İslâm ve Müslüman düşmanı kâfirlerle işbirliği yapar, onları sever, onları dost ve velî edinir. Buna mukabil, aynı meşrepten olmayan Müslümanlara düşmanlık eder.
Onlar, ellerine fırsat geçerse rüşvet alırlar.
Onlar Şeriatın haram dediği gelirlere rağbet eder.
Onlarda korkunç bir gurur ve kibir vardır.
Onlar ya hiç namaz kılmazlar, yahut önemsemeyerek şöyle böyle kılarlar.
Onlar târik-i cemaattir.
Onlar riyâset aşkıyla delirmiştir.
İşte bu gibi sapıklıkları, kötülükleri, azgınlıkları yüzünden gözleri olduğu ve baktıkları halde görmezler.
Bu yüzden kulak sahibi oldukları halde duymazlar, işitmezler.
Yine bu sebeplerdendir ki, kalpleri taşlaşmıştır.
Onlara ne kadar nasihat edilse faydası olmaz.Mehmet Şevke Eygi – Milli Gazete
09/02/2010İlim-irfan kardeşimin yazısını ve diğer yapılan yorumları okudum. Ben de bu konuda nacizane tesbitlerimi paylaşmak isterim.
Yazının dördüncü maddesinde;
4. Bu kişinin ilmî icazeti var, tefsir yazabilecek ehliyet ve liyakati de var. Ehl-i Sünnete de bağlıdır. Lakin kötü bir alimdir. Dünya, devlet, siyaset büyüklerine yağ çeker, yalakalık yapar, huzurlarına çıkıp bel büker, o zâlimlere “Allah ömürler versin” diye hayır dua eder. Haksızlıkları, sapıklıkları, yanlışları, din konusundaki çarpık inanç ve uygulamaları hiç tenkit etmez… Bu kişi alimdir ama ulema-i su’dandır, yani kötü alimler zümresindendir. Onun yazdığı tefsiri, meal ve tercümeyi de almamak, okumamak gerekir. diyor.
Şimdi burada kötü alim sonucuna varılmasına bazı sebepler sayılmış, sonra Kötü alim denmiştir. Eğer kişi sahip olduğu ilimle çelişiyorsa biz insanlar arasında ona kötü alim denir. (nitekim doktor olup ta etik kurallara dikkat etmeyen, vicdansız olup insanı hiçe sayan kişi yine doktor diye tesmiye edilmektedir. bu görünen kısım , hakikat başka vesselam.)
Layelamuğaybe illallah ; Allah katında onun adı kötü alim diye anılmaz elfaz kardeşimin dediği gibi. dünyasını ahiretine satan kişiye bedbaht denir ki, üç günlük dünyayı ebedi alemine tercih etmiştir. ya da Bediüzzaman hz. lerinin dediği gibi bir cam parçasını , elmas fiyatına satın alan divane bir yahudi gibi…Yani kötü alim tabiri bizim dünyada kullandığımız bir tabir. Fakat Bunun Allah katında tesmiye edilmesi bizim ki gibidir diyemeyiz. (belki de elfaz kardeşimin kabullenemediği sebeplerden biri de bu çünkü kabullenilecek gibi değil , bir tarafta kainatın tılsımını çözecek anahtar ilim, diğer tarafta bunların hepsini bir anda hiç derecesine düşürecek “kötü” tabiri. bu sebepten Elfaz kardeşimin anlayışla karşılanması gerektiğini düşünüyorum. bu tesmiyenin sadece biz insanlar arasında olduğunu da unutmayalım elfaz kardeşim.)
Biz onun bize bildirdiklerini biliriz sadece. ayrıca bazı kötü niyetli alim diye tesmiye edilen kişilerle çağa mührünü basmış kişeri birarada anmaya hiç gerek de yok. Elmas yerinde , çöp kutusunda gerekli vesselam.
Sonuç olarak vardığım diğer bir nokta; yazının başlığında meal-tercüme- tefsir ticareti nde bir eksiklik göze çarpmaktadır.Kur’an’ın tercümesi olamaz Çünkü Kur’an’ın tercümesinin yapılması imkansızdır.Bir dil de bile bir kelimeyi başka bir kelimeyle yazmak ya da anlatmak imkansız olabilirken başka bir dile çevirilerek bu esere tercümesidir denilemez. Çünkü bu eser eksiklikleri ifade etmektedir ki bu yüzden Meal diye adlandırılmaktadır. Tercüme farklı, meal farklıdır.
Bu konu vesilesiyle, mealler hakkında Suat Yıldırım hocamızın bir kaç yıl önce Zaman gazetesinde yazmış olduğu bir yazıyı ayrı bir başlık altında açacağım bir kaç dakikaya kadar. Türkiye de basılan meallerin durumu nedir? işi, işin üstadından, tefsir profesöründen dinleyelim inş.
tüm kardeşlerime Hayırlı Cumalar dilerim. Selam ve dua ile..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.