• Bu konu 40 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
12 yazı görüntüleniyor - 31 ile 42 arası (toplam 42)
  • Yazar
    Yazılar
  • #714731
    Anonim

      Şualar,Katregül olsaydı şu son dedigine katılmazdı.Ehl-i imansa kadında erkek de bakmaz ve baktırmaz derdi.Hatta şeytanın ekmegine bal sürmek derdi 😀

      #714732
      Anonim
        Sergerdan wrote:
        Şualar,Katregül olsaydı şu son dedigine katılmazdı.Ehl-i imansa kadında erkek de bakmaz ve baktırmaz derdi.Hatta şeytanın ekmegine bal sürmek derdi 😀

        Abi bakmak ve baktırmamak zaten bizim icin olması gereken bir ölcüdür,bu kısım ölcüyü asanlar icindir ;)_________________________________________________Ha bu arada sungurlu abi eşinizle tesbit ettiğiniz noktalarıda bizimle paylaşırmısınız? Ama bugün:)

        #714733
        Anonim

          Kardeşler iyi takip edin.
          Bu satırları bakın bir hakiatın ucunu göstereceğiz inş.
          Taaddüdü ezvac…
          Her müttaki kadının nefsi bile bu ayatı Kur’aniyye karşısında itiraz eder. Çok vücuhundan bir vechi
          Derki ben gencim güzelim niye gerek olsun.
          Oysa bu emri Kur’aniyye sadece gençlere değil. Oysa o hodgamlıkla sadece kendi penceresinden Kuranın hükümlerini sorgular ve hataya düşer.
          Biraz muğlak mı oluyor? Bir örnek verelim.
          Bir hanım ağlıyormuş arkadaşın iş yerinde. Mübarek arkadaş sormuş noldu niye ağlıyorsunuz? demiş eşim beni boşuyor.
          Yaş:45
          Çocukları olmamış. Adam kaç sene demekki (sui zan etmeyelim ama) nefis itibariyle hanımı genç ya niyeti muhafaza etmiş. Ama kadın artık sukuta başlamış bedenen. Ve demiş ben yeni birini alacam. (sakın burda bu işi konuşmuyoruz demeyin adam haksız ..o ayrı mesele)
          şimdi bu kadın 45 yaşında 50 yaşında napacak dışarıda tek başına.
          Ne annesi kalmıştır ne babası.
          İşte bu noktada Kuranın emri itibariyle başka bir genç hanımı alıyor ve bu eşini bırakmıyor. Onun geçimini üstünde tutmaya devam ediyor.
          Yoksa 2.yi alacak ve eski eşini sokağa atacak.
          Bakın 2.eş almadaki Kuranın himayekar emrini.
          Tabi burda şunu hep nazara alın.
          “dışarıdan tenkid kolaydır. Ama o olayın içine girince tenkidin ne kadar tahribkar olduğunu anlarsınız.”

          “İlmel yakin ve hakkalyakin bir olmaz. Şimdi çocuğu olmayan birisinin evladını kaybetmiş bir annenin acısını anlaması mümkün değildir.”
          O yüzden bu emirleri tefekkür ederken unutmayın. Herkesi kucaklıyor herkesi şefkatle himaye ediyor.
          Muhataba hodgam nefsimiz değil umum asırlarda dizilmiş umum beşer.

          #714734
          Anonim

            Tamamen katılıyorum,İşte rabbim taife- inisanın hukukunu muhafaza etmiş oluyor…
            Ama abi başka ne cihetleri olabilir acaba?Bu kadarla sınırlı kaldığını düşünmüyorum.
            Neden cehennemin ekseriyeti kadınalrdan oluşur,durun bunu bir site var oraya sorayım.

            #714735
            Anonim

              🙂 işte bunu analiz etmeye çalışıyoruz. Siteleri bırakın da biraz tefekkür edelim bakalım daha neler bualacağız.

              #714736
              Anonim
                Sungurlu wrote:
                🙂 işte bunu analiz etmeye çalışıyoruz. Siteleri bırakın da biraz tefekkür edelim bakalım daha neler bualacağız.

                oo öyle demeyin orda ne vukufiyetli abiler var sayfalarca cevap,hem sordum bile…Ama bende tefekkür edicem, hiiiç şübheniz olmasın,nedense beni pek bir alakadar etti ;D_________________________________________________Bismillahirrahmanirrahim
                MİRAC GECESİNDE RESULULLAH’IN (S.A.V) GÖRDÜĞÜ KADINLAR
                Hz. Emir-ül Mû’minin Ali’den (a.s) şöyle nakledilmiştir:
                “Bir gün ben ve Fatıma (s.a) Resul-i Ekrem’in (s.a.v) huzuruna vardığımızda, Allah Resulü çok ağlamıştı. Ben ya Resulullah, dedim. Canım sana feda olsun nedir seni ağlatan?
                Şöyle buyurdu:
                “Beni göklere miraca götürdüklerinde, ümmetimden bazı kadınları şiddetli azap içerisinde gördüm; işte onların haline ağlamaktayım. Bir kadını saçından asılı bir halde, beyni kaynarken gördüm.
                Bir diğerini, dilinden asılıyken, boğazına cehennemin pis kokulu kaynar suyundan döktüklerini gördüm.
                Bir başkasının göğüslerinden asıldığını, birisinin kendi vücudunun etini yediği halde altından alevler yükseldiğini gördüm.
                Bir diğerini, ellerinin ayaklarına bağlandığı bir vaziyette yılanların ve akreplerin kendisine musallat olduğunu gördüm.
                Bir başka kadını gördüm ki, kör, sağır ve dilsizdi. Aynı zamanda ateşten bir sandığın içersine koyulmuş, beyni burnundan dökülüyor ve vücudu cüzam ve sedef hastalığından parça parça olmuştu.
                Bir kadını ise ateş tandırında ayaklarından asılı bir vaziyette gördüm.
                Bir başkasını gördüm ki vücudunun etlerini önden ve arkadan ateşten olan makaslarla kesiyorlardı.
                Bir kadın ise yüzünü ve ellerini yaktığı halde kendi bağırsaklarını yiyordu.
                Bir diğerini gördüm ki başı domuz başı, gövdesi ise eşek gövdesi gibiydi ve türlü türlü azabın içerisindeydi.
                Bir başkasını köpek şeklinde gördüm ki, arkasından verdikleri ateş ağzından çıkıyor, başına ve bedenine ise melekler ateşten balyozlarla vuruyorlardı.”
                Hz. Fâtıma (a.s) dönüp “Ey benim habibim ve gözümün nuru, hangi amellerinden dolayı Allah-u Teala onları bu azaplara müptela kılmıştı?” diye sorunca, şöyle buyurdu:
                “Kızım, saçından asılan kadının suçu; saçını namahremlere karşı kapatmaması idi. Dilinden asılan kadın, diliyle kocasına eziyet eden birisiydi. Göğüslerinden asılan kadının suçu, kocasını cinsel münasebetten alıkoymaktı. Ayağından astıkları kadın, kocasından izinsiz dışarıya çıkıp giden bir kadındı. Kendi vücudunun etini yiyen kadının suçu, yabancılar için süslenmek idi; elleri ayaklarına bağlananın ise, kendini ve elbiselerini temiz tutmayarak, cenabet guslü etmeyip, necislerden vücudunu uzak tutmamak ve namazını hafife almaktı. Kör ve dilsizin suçu şuydu ki, zinadan hamile kalıp o çocuğu kocasına isnad ediyordu. Vücudunun etini makasladıkları kimse ise, insanlar rağbet etsinler diye, vücudunu insanlara gösteren kimseydi. Yüzünü ve vücudunu yaktıkları halde bağırsaklarını yiyen kadın, nikahsız kadın ve erkekleri birbirine ulaştırıp, günah işlemelerine vesile olan kadındı. Başı domuz başı, bedeni ise eşek bedeni olanın suçu, söz taşıma ve yalancılık idi. Köpek şeklinde olan ve altından ateş verdikleri kadın, şarkıcı ve hased eden kimseydi.
                Bütün bunları anlattıktan sonra şöyle buyurdu Allah Resulü (s.a.v): “Yazıklar olsun kocasını kızdıran kadına. Ne mutlu kocası kendisinden razı olan kadına!” Allah bizleri ıslah etsin.Amîn…
                [1] Bihâr-ül Envâr, C.18, S.351.

                Abi sebebleri bunlar olmasın,taife-i nisa yandı :'( :'(_________________________________________________Abi diğer siteden diyorlar ki kim demiş cehennemin ekseriyetini kadınlar oluşturuyor,vallahi bu söz sizden cıktı kaynak lütfen:)_________________________________________________İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir bayram namazında kadınlar tarafına geçerek):

                “Ey kadınlar cemaati! (Allah yolunda) sadakada bulunun, istiğfarı çok yapın. Zira ben siz kadınların cehennemde çoğunluğu teşkil ettiğini gördüm” buyurdular. Dinleyenlerden cesaretli bir kadın:

                “Niye cehennemliklerin çoğunu kadınlar teşkil ediyor, neyimiz var?” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm:

                “Ağzınızdan kötü söz çıkıyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı ve dini eksik olanlar arasında akıl sahibi erkeklere galebe çalan sizden başkasını görmedim!” dedi. O kadın tekrar:

                “Ey Allah’ın Resulü! Aklı ve dini eksik ne demek?” diye sorunca Aleyhissalâtu vesselâm açıkladı:

                “Aklı noksan tabiri, iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasını ifade eder. Dinlerinin eksik olması tabiri de onların (hayız dönemlerinde) günlerce namaz kılmamalarını, Ramazan ayında oruç tutmamalarını ifade eder.” [Buhârî, Hayz 6, Zekat 44, İman 21, Küsûf 9, Nikah 88; Müslim, Küsûf 17, (907), İman 132, (79); Nesâî, Küsuf 17, (3, 147); Muvatta, Küsuf 2, (1, 187).>

                ben buldum bile:)

                #714737
                Anonim

                  Şualar,Katregül olsaydı şu son dedigi ne katılmazdı.Ehl-i imansa kadında erkek de bakmaz ve baktırmaz derdi. Hatta şeytanın ekmegi ne bal sürmek derdi.

                  yok öyle demiyorum mümin erkeğin nefsi var bu ölçülere uymayabilir diyorum oldumu?

                  #714789
                  Anonim
                    Sergerdan wrote:
                    Şualar,Katregül olsaydı şu son dedigine katılmazdı.Ehl-i imansa kadında erkek de bakmaz ve baktırmaz derdi.Hatta şeytanın ekmegine bal sürmek derdi 😀

                    sergerdan abi lütfen şu soruma cevap ver.

                    Harama bakmak,erkeklerin kendine haram kılınan hüsün sahibi kadınlara bakmak muktezayı fıtratları olan bir günahmıdır?

                    Manevi cihazatların yüzlerini hayırlara çevirmek MECRALARINI DEĞİŞTİRMEK gibi sonuçta inad duygusu,kıskançlık gibi cihazatlar onun fıtratında var bu duyguları iyiye yada kötüye kullanmak onun elinede.

                    Erkeğin fıtratındaki cemalperestliği hüsün sahibi kadınlara değilde hüsünsahibi olan çiçeğe,böceğe,kelebeğe falan yönlendirse olmazmı?

                    Fıtratında CEMALPERESTLİK var diye illaki kadınlaramı bakacaksın.Cemal ismine ayinedarlık eden mahluklara bak olmazmı?

                    #714979
                    Anonim

                      Evet ben o siteyi baya karıştırdım ama güzel cevaplar geldi,halende geliyor bazılarını kopyalıyorum;
                      ***Rivayette var ki, “Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz.” Bunun için bin üç yüz sene zarfında emr-i Peygamberî ile bütün ümmet o fitneden istiâze etmiş, azab-ı kabirden sonra …… vird-i ümmet olmuş. Allahu a’lem bissavab, bunun bir tevili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâp ederler. Meselâ, Rusya’da hamamlarda kadın-erkek beraber çıplak girerler. Ve kadın, kendi güzelliklerini göstermeye fıtraten çok meyyal olmasından, seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar. Ve fıtraten cemalperest erkekler dahi, nefsine mağlûp olup o ateşe sarhoşâne bir sürurla düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid’aları, birer câzibedarlıkla pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. Yoksa, cebr-i mutlakla olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz.

                      ***Rivayette var ki, “âhirzamanda bir erkek kırk kadına nezaret eder.”
                      Allahu a’lem bissavab, bunun iki tevili var:
                      Birisi: O zamanda meşru nikâh azalır veya Rusya’daki gibi kalkar. Bir tek kadına bağlanmaktan kaçıp başıboş kalan, kırk bedbaht kadınlara çoban olur. İkinci tevili: O fitne zamanında, harplerde erkeklerin çoğu telef olmasından, hem bir hikmete binaen ekser tevellüdat kızlar bulunmasından kinayedir. Belki hürriyet-i nisvan ve tam serbestiyetleri kadınlık şehvetini şiddetle ateşlendirdi-ğinden fıtratça erkeğine galebe eder; veledi kendi suretine çekmeye sebebiyet verdiğinden, emr-i İlâhî ile kızlar pek çok olur.

                      [b]Burada aslında dolayısıyla kadınların ne kadar teakkilerinin erkeklerden daha kısa olduğu nazara veriliyor. Zira kadınların hissiyat ve meyilleri erkeklere rağmen daha dünyaya nazır olduğuna ve bu özelliklerine rağmen dindar bir kadının dindar bir erkekten daha ziyade fazilet ve makamatta yükseklerde olması anlamına gelir. Tıpkı insanların melekleri geçmesinin sırrında olduğu gibi.

                      Burada aslında konu 100 ve 10 çekirdeği olan kişinin meselindeki gibidir. 100 ve 10 çekirdeğini toprağa atan birnin 100 çekirdeği bozulup ağaç olmasa,10 çekirdek ağaç olsa denemez ki çekirdekleri toprağa atmak şer oldu. Belki daha iyi oldu zira o 110 çekirdek çürüyüp mahfolacakdı. Hem o 10 ağaçın verdiği netice 100 çekirdeğin zararını kat kat telafi etmekle millyonlarca çekirdeğin de anneliğini yapar.

                      O zaman burada önemli olan bu atmosferde olan kadınlarımızın o keyfiyeti yakalamalarıdır.Tıpkı Hz. HAtice, Hz. Fatıma, Hz. MEryem, Hz. Asiye gibi azdırlar ama çoğu evliyalar onların eline su bile dökemez..Bunlar kadın olmalarına rağmen çoğu erkekden de erkek gibi davranmışlardır. erkeğin erkek olarak davranması normaldir. Ama bir kadının kadınlık özelliğine rağmen bir erkek gibi dininde sabit kadim olması şaşılacak ve alkışlanacak bir tablodur.. [/b]

                      Kadınlar yaradılış olarak hissi hareket edebilecek kabiliyettedirler.Hislerini meşru daireye tahsis etmedikleri takdirde ayakları sürçüp cehenneme meyletme ihtimalleri kıyasen daha fazladır.His ve kabiliyetlerini meşru dairede kullanabilenlere ne mutlu!

                      aslında konu Neden Cehennemin Ekseriyeti Kadınlardan Oluşur? diye değilde Cehennem ehli en çok neyde hata ederek o cehenneme mustehak hale gelmiştir..

                      Beki burda nisaların rolu kanaatimce yüksek.Çok yüksek.Tamam ehli tesettüre bişe dediğimiz yok ama…Şu anda en büyük tehlike kadınların (dinden uzak yaşayanlar kasıttır) varliğıdır

                      Bir erkek dinini yaşamasada belki karşı cinse zarar ihtimali onda üç ise..bir diyanetsiz bayanın onda dokuzdur…..[/b]

                      #714985
                      Anonim
                        Sergerdan wrote:
                        Şualar,Katregül olsaydı şu son dedigine katılmazdı.Ehl-i imansa kadında erkek de bakmaz ve baktırmaz derdi.Hatta şeytanın ekmegine bal sürmek derdi 😀

                        😀 😉

                        #715270
                        Anonim
                          Şualar wrote:
                          ”Maddiy unluk bir taundu r telkin ve tenkit le yayılır”
                          bu sözün ne manaya geldiğini bilmiyorsan belirt onuda acıklıyayım,gerci sen bilirsin muhtemelen:)

                          Açıklarsan sevinirim şualar

                          #715281
                          Anonim
                            Katregül wrote:
                            Açıklarsan sevinirim şualar


                            Kardeşim burda daha vukufiyetli abiler var onlar acıklarsa bizde faydalanırız,ama acizene senin actığın konu ile alakalı bi örnek verebiliriz.
                            Mesela;Bir bayan düşünelim bi yere gidince cok şık giyinsin,ne olur?Gıpta damarlarını tahrik eder ve bir cok kişiye aynı giysiyi yada onun gibi giyinmeye telkin ve teşvik eder.
                            Şimdi birini dahi düşünelim,niyete göre değişir,normal, dikkat cekici güzel giyinmesin,yada birini eskitmeden diğerini almasın,kişilerin tenkiti onu yeni elbise almaya teşvik edebilir.
                            Yada şu örneği verelim,,mesela ramazanlarda en az üc ceşit yemek kafi iken, başkalarının en az sekiz ceşit yapması kalende olması,halen bir telkin olur.Biri sekiz ceşit yapıyor şahsı davet ediyor,ama diğeri üc ceşit yapsam altında kalırım yada ayıp olur diyor,onun tenkit etme düşüncesi onu fazla cesit yapmaya zorluyor.
                            Bunlar belki basit örnekler ama en azından sana bi kapı acar,gerisi senin ferasetine havale…

                          12 yazı görüntüleniyor - 31 ile 42 arası (toplam 42)
                          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.