- Bu konu 34 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
22 Ağustos 2011: 01:34 #795619
Anonim
İ’lem eyyühe’l-aziz! Kabir, âlem-i âhirete açılmış bir kapıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azaptır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka cihetinde duruyorlar. Senin de onlara iltihak zamanın gelmedi mi? Ve onlara gidip onları ziyaret etmeye iştiyakın yok mudur? Evet, vakit yaklaştı. Dünya kazûratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır. Yoksa, onlar istikzarla ikrah edeceklerdir.
Eğer İmam-ı Rabbanî Ahmed-i Farukî bugün Hindistan’da hayattadır diye ziyaretine bir dâvet vuku bulsa, bütün zahmetlere ve tehlikelere katlanarak ziyaretine gideceğim. Binaenaleyh, İncil’de “Ahmed,” Tevrat’ta “Ahyed,” Kur’ân’da “Muhammed” ismiyle müsemmâ iki cihanın güneşi, kabrin arka tarafında milyonlarca Farukî Ahmed’lerle muhat olarak sâkindir. Onların ziyaretlerine gitmek için niye acele etmiyoruz? Geri kalmak hatâdır. M.N23 Ağustos 2011: 01:23 #795641Anonim
@ademyakup 226836 wrote:
Bu konuda da yazacaklarımız bu kadar..hakikati fark ettirebildikse ve anladıksa eğer..yeter.
Maşallah vedat kardeşim…
sen o hakikati kavramışsın…
biz ne zaman kavrayacağız bilmem..
sen gittin zahmetten kurtuldun…..
Allah bize yardım etsin…..Ve o iki tılsım ise,
Cenâb-ı Hakka İmân ve âhirete imândır.
Evet, şu kudsî tılsım ile ölüm,
insan-ı mü’mini zindan-ı dünyadan
bostan-ı Cinâna, huzur-u Rahmâna
götüren bir musahhar at ve burak sûretini alır.
Onun içindir ki,
ölümün hakikatini gören
kâmil insanlar,
ölümü sevmişler.
Daha ölüm gelmeden ölmek istemişler. Sözler23 Ağustos 2011: 01:26 #795642Anonim
@ademyakup 224361 wrote:
Mevte, ecele dost bakarım, sen gibi korkmam.
Kabre gülerekten girerim, sen gibi ürkmem.Ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı-sen gibi görmem.
Ahbaba kavuşturur beni, kabirden darılmam, sen gibi kızmam.Rahmet kapısı, nur kapısı, hak kapısı; ondan sıkılmam, geri çekilmem.
“Bismillâh” diyerek çalıyorum; Haşiye 1 arkama bakmam, dehşet de almam.“Elhamdülillâh” diyerek rahat bulup yatacağım; zahmeti çekmem, vahşette kalmam.
“Allahü ekber” diyerek ezan-ı haşri işitip kalkacağım; Haşiye 2 mahşer-i ekberden çekinmem, mescid-i âzamdan çekilmem.Lûtf-u Yezdân, nur-u Kur’ân, feyz-i İmân sâyesinde hiç üzülmem.
Durmayıp koşacağım, Arş-ı Rahmân zılline uçacağım, sen gibi şaşmam inşaallah.Haşiye 1: Eyvah diyerek kaçmıyorum.
Haşiye 2: İsrâfil’in ezanını fecr-i haşirde işitip “Allahü ekber” diyerek kalkacağım. Salât-ı Kübrâdan çekilmem. Mecmâ-ı Ekberden çekinmem.Ölümden ürküp,
kabirden korkup,
başını çevirme;
merdâne kabre bak,
dinle ne talep eder.
Erkekçesine ölümün
yüzüne gül;
bak, ne ister…sözler23 Ağustos 2011: 01:31 #795643Anonim
@ademyakup 223882 wrote:
Evin bir odasından yer değiştirerek diğer odaya geçmektir..manası vardır.
Dikkat edelim..ilk odadaki aynen ikinciyi odaya geçiyor.
ilk odanın şartlarında madde vardı.ikinci odanın şartlarında madde olmadığına göre.
yer değiştiren kim?
Elbette insan derken akla gelen Ruhdur.
Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun?
Otuz İkinci Sözün âhirinde denildiği gibi,
dünyanın bin sene mesudâne hayatı,
bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatının;
ve o Cennet hayatının dahi bin senesi,
bir saat rüyet-i cemâline mukabil gelmeyen
bir Cemîl-i Zülcelâlin daire-i rahmetine
ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun.
Müptelâ ve meftun ve müştak olduğunuz
mecazî mahbuplarda
ve bütün mevcudat-ı dünyeviyedeki hüsün
ve cemal, Onun cilve-i cemâlinin
ve hüsn-ü esmâsının bir nevi gölgesi;
ve bütün Cennet, bütün letâfetiyle,
bir cilve-i rahmeti; ve bütün iştiyaklar
ve muhabbetler ve incizaplar
ve câzibeler, bir lem’a-i muhabbeti olan bir Mâbud-u Lemyezelin,
bir Mahbub-u Lâyezâlin daire-i huzuruna gidiyorsunuz.
Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.
Öyleyse, kabir kapısına ağlayarak değil, gülerek giriniz.
Hem şu kelime şöyle müjde veriyor, diyor ki:
Ey insan!
Fenâya,
ademe,
hiçliğe,
zulümata,
nisyana,
çürümeye,
dağılmaya
ve kesrette boğulmaya
gittiğinizi tevehhüm edip düşünmeyiniz.
Siz fenâya değil,
bekaya gidiyorsunuz.
Ademe değil, vücud-u daimîye sevk olunuyorsunuz.
Zulümata değil, âlem-i nura giriyorsunuz.
Sahip ve Mâlik-i Hakikînin tarafına gidiyorsunuz.
Ve Sultan-ı Ezelinin payitahtına dönüyorsunuz
Kesrette boğulmaya değil,
vahdet dairesinde teneffüs edeceksiniz.
Firaka değil, visale müteveccihsiniz. 20 mektup23 Ağustos 2011: 01:38 #795644Anonim
Kabir var; hiç kimse inkâr edemez.
Herkes, ister istemez oraya girecek.
Ve oraya girmek için de,
üç tarzda,
üç yoldan
başka yol yok.Birinci yol: O kabir, ehl-i İmân için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.
İkinci yol: Âhireti tasdik eden,
fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere
bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferit,
yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve itikad ettiği;
ve inandığı gibi hareket etmediği için, öyle muâmele görecekÜçüncü yol: Âhirete inanmayan ehl-i inkâr
ve dalâlet için bir idâm-ı ebedî kapısı,
yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idâm edecek bir darağacıdır.
Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecek
Bu iki şık bedihîdir, delil istemiyor, göz ile görünür.
sözler3 Eylül 2011: 11:35 #796010Anonim
Allah razı olsun inş.selametle……..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.