• Bu konu 502 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 346 ile 360 arası (toplam 504)
  • Yazar
    Yazılar
  • #798017
    Anonim

      Durma eşiktegel içeri
      -İyi böyleinsan hazır hissediyor gitmeye…”
      Yağmur içmiş kız sokak kokusu sinmiş ciğerlerine
      Uzanıvermiş karanlığa üşümüş..
      Ve biraz defter arası aşk şiiri kıvamındaymış oğlan
      Birbirlerine yaralarını göstermişler dilencilik kutsal sayılmış…
      Ben kendimi adak ettiğimden beri iflah olmadı yaralarım..
      Sevgili
      Gelme sakın üvey anne şefkati var gözlerimde
      Ayrılık herkese başka hediyeler sundu
      Payıma düşen şer oldu…
      Siyahları giydim
      “Yakıştı” dedin
      Yasa büründüğüm gözüksün istedim…
      Tırnaklarım etimde acımıyor artık
      Çıktım ya o kapıdan attım ya ilk adımımı
      Kustum içtiğim tüm yağmurları…
      Kozamda ördüğüm üç beş tel ipeği doladım boynuma
      Birkaç yıldız ufalayıp sürdüm yanaklarıma
      Çok güzelim…
      Ayrılık herkese başka hediyeler sundu
      Payıma düşen delilik oldu…
      Sevgili
      Sırra kadem bastı aşk
      Gelme sakın
      İstanbul kendi tarihine yenildi gelme..
      Sancısı bol ayazları kabullendi bünyeler
      Gönderdiğin gibi değilim
      Gelme…
      Gece-kondu yarınlarıma
      Derme çatma
      Alabildiğine siyah yıkık…
      Ayrılık herkese başka hediyeler sundu
      Payıma düşen yokluk oldu…
      Şimdi sana borcum iki kelime
      Çoğu zaman birleştirir insanlar yanlış da olsa
      Bir çırpıda çıksın diye ağızdan
      Yanlışlar bir çırpıda yaşanıp bitsin diye belki.
      Sevgili
      Ödeşmeye geldim son bir oyuna gebe kelimelerim..
      “Önüm arkam sağım solum saklanmayan ebedir”
      Ayrılık herkese başka hediyeler sundu
      Payıma düşen çocukluğum oldu…
      Hoşça kal………………………

      #798055
      Anonim

        Yetim çocuklar sade babalarını kaybetmezler. Adlarını da kaybederler babalarıyla birlikte.

        Ağzının dolusu, boşluğa “babaaa!” diye seslenen bir yetimin hikâyesine şahid oldunuz mu hiç? Ve bu şahidliğin insan yüreğine yüklediği ağır yükün altından kalkılmazlığının çaresizliğini yaşadınız mı?

        Hiç tanımadığı babasına “babaaa!” diye yüksek sesle sesleniyor olsaydı “baba” sesi ağzından nasıl çıkardı? Kulağına nasıl gelirdi diye ortaya konan çabayı? Ya da babasının bir odada var olduğu üstüne kurulu akıl izan dışı bir istekle “babaaa!” diyerek çağırmayı denediğini ve karşılık bulamadığı seslenişlinin boşlukta yankılanıp kayboluşunun yetim yüreğine açtığı derin yarayı, hiç dinlediniz mi bir yetimin annesinden evladının çaresiz derdine derman olamayışının kahreden yürek yangını içinde?

        Milyonlarca yetimin milyonlarca hikâyesinden sadece biri. Ana okuluna giden bir yetimin okulda babalarından bahseden çocuklara heveslenerek evin kapısından girer girmez “babaaa!” diye bağırdıktan sonra kolu kanadı kırık kuş gibi kalakalışı… Akıl izan dışı özlemleri vardır yetimlerin. Ayakkabısının bağcığını bir baba eli bağlasaydı nasıl bağlardı? Bağcık nasıl dururdu ayakkabısında? diye ortaya konan çabadan tutun hem annesi hem babası olmayan yetiştirme yurdundaki çocuğun düşüp elini yaraladığında sırf hemşire pansuman yaparken elini tutacak, eline dokunacak diye yaralı elinin acısını unutup da düştüğüne sevindiğini dinleyeniniz oldu mu? Ve yanında anne babasından iştahla bahseden çocuklara nasıl bir gıpta ile baktıklarını, algılarındaki seçicilin hep anne ve babasızlıkları yetim ve öksüzlükleri üstüne olduğunu…

        Yetim çocuklar sade babalarını kaybetmezler. Adlarını da kaybederler babalarıyla birlikte. Ebeveynlerinin kaybıyla birlikte isimleri değişir “yetim” diye bahsedilir onlardan isimlerinin ne olduğu neredeyse unutulur “falancanın yetimleri” oluverirler. Anneleri yetim annesi… Babasını kaybeden bir çocuk çoğunluk hayatını kaybetmese de annesini de kaybeder aslında. Ya psikolojik sorunlardan duvarlar girer çocuklarla annelerinin arasına, yahut ayrılık. Yoksulluk varsa bir de hayatlarında yetimliklerinin acısı daha da katmerleşir, yaraları kanar her gün. Küllenmez yüreklerindeki yangın yeri.

        Etraflarındaki katı, kayıtsız ve acımasız ortam sertleştikçe onların babasızlık acısı, hassasiyetleri de bir o kadar artar bir o kadar kırılgan olurlar. Bir cam kırıldığında parça parça olur mesela. Bir kristal cam kırıldığında ise tuz- buz… Yetimin yüreği kristaldendir kırılırsa tuz-buz olur. Bir yetim gözyaşı döktüğünde Nuh tufanı olur gözünün yaşı… Arş-ı alayı kasıp kasıp kavurur ahı…

        Savaş ve işgallerin birinci elden mağdurları kadınlar ve çocuklar yetimler ve yetim anneleri. Her türlü tehlikeye, istismara açık bir arenanın ortasına bırakılıyorlar av gibi çaresizce, etraflarında aç kurtlar…

        Dünyada 143 milyon yetim himayeye muhtaç, uzanacak şefkat elini bekliyor. Yılda 2 milyon çocuk kayboluyor. Çoğunluğu uygar(!) dünyanın ülkesine demokrasi armağan ederken karşılığında elinden babasını aldığı çocuklar. Sadece Irak’ta resmi rakamlara göre 5 milyon yetim olduğunu BM’nin bundan birkaç yıl önce yaptığı açıklamadan biliyoruz. 2002’den beri Irak’ta halen bombalar patlamaya, babalar ölmeye devam ediyor. Siz buna Filistinli yetimleri ekleyin, kahreden bir sessizlikle gündemimizden çıkıp giden Çeçenistan’ı ekleyin, Afganistan’ı da unutmayın tabi. Ve deprem-sel-tsunami felaketleriyle geride kalan yetimleri ekleyin. Ortalama insan ömrünün 45 ila 50 olduğu Afrika’nın yetimlerini… Milyonlarca yetim sömürgenin, işgalin ve savaşın orta yerinde insan tacirlerinin, fuhuş-organ mafyasının vahşi iştahlarını kabartıyor. Yardım çalışması adı altında misyonerlik faaliyeti yürütenlerin elindeki milyonlarca yetimi hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum.

        Dünya Yetimlerinin ise yüreklerini avutacak tek cümleye ihtiyaçları var bu gün: “İstemez misin baban Muhammed, annen Aişe olsun?” diyen bir peygamberin ümmetinin O’ndan aldığı öğretiyle, O’na özenen nidasıyla: “İstemez misin baban ben olayım?” diyecek seslenişine… Onlara sahiplenenlerin ismi belki Muhammed belki Aişe olmayacak ama O’nun yüreğinden kopup gelen sesle ses verecek yetime ve aslında yetiminin değil kendi dünya ve ahiretini mamur edecek. Yetimin bereketiyle bereketlendirecek ömrünü ve ömrünün tüm güzelliklerini.

        Demet Tezcan
        #798079
        Anonim

          Çiçeksen baharı bekleyeceksin sabırla… [HR][/HR]img_3093.jpg

          Çiçeksen baharı bekleyeceksin sabırla… Erken açmayacaksın, kış soğukları vurur. Baharın gelmesinden ümidi kesip, toprağın karanlıklarına teslim olmayacaksın, çürür yok olursun… Sabır Rabbin halikiyetine , ibdasına güveni, bir iç direnci koruyarak baharı bekleme eylemidir….

          Tohumsan, toprağın bağrında saklanmaktır. Mükerrer bir vakte kadar sabır… Karanlığa boyun eğmemektir. Üzerindeki yük altında ezilmemektir. Misyonunu unutmamaktır. Zamanı geldiğinde cidarı çatlatabilmek, toprağın üzerine doğru, ışığa doğru tırmanabilmektir. “Rabbimin dilediği bir gün var , ışığa çıkmak için, yaratılış misyonumu ifa etmek için” virdini her an diyebilmektir sabır…..

          Güneşsen bekleyeceksin, karanlığın koynunda doğum anını… Enerjin yaradılış sırrında saklıdır. Aydınlığı ve karanlığı yaradana teslim olacaksın…

          Baharsan, kışın soğuklarında saklayacaksın bin bir rengini, çiçeğini Kış geçecek ve geleceksin… Buzların içinde çıkacak kardelenler… Toprak bir ana rahmi gibi saklayacak seni.. Ve kara topraktan, al – mor menevseler boy verecek… Sabrın , bin bir tomurcuk demek.. yaprakların , yeşilin, çağlayanlar gibi hayata koşmak demek.. Kışın buzulları içinde iraden çürümeyecek.. çözülmeyecek…. Ebedi buzullaşmalara mahkûm etmeyecek dünyayı…

          Bebeksen karanlıkları aşacaksın dünyaya gelmek için… Sabredeceksin dokuz ay on gün.. Damarlarında Rabbinin verdiği sabır akacak..

          Anneysen, sabrı bir doğum sancısı gibi yaşayacaksın… Çilelerde tükenmeyeceksin.. teslim olmayacaksın zor zamanlarda .. Bir ödül arıyorsan nur topu gibi, onun bedeline katlanacaksın…

          Müminsen, sabrı bir gönül dokusu bileceksin.. İmanın olmazsa olmaz boyutu olarak görecek, müminin her an ayakta kalabilme sırrı, Allah’a itimadın yüreğine yansıması olarak kabul edeceksin…

          Ve diyebilmelisin ki
          ” Bizim için Allah’ın yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim sahibimizdir, onun için Müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler” Tevbe s. a. 5

          Rabbin diyor ki;
          ” Rabbinize karşı gelmekten sakının, bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenler mükâfatları hesapsız verilecektir.” Zümer s. a.10

          “Şüphesiz biz sizi biraz korku, açlık, mal, can ve ürün eksikliği ile imtihan edeceğiz! Sabredenlere müjdele” Bakara s. a 155

          Ve emin ol ki
          Şüphe edilen altını ateşe atarak muayene ettikleri gibi Cenab-ı Hakk da insanları dertle, musibetle imtihan eder. Bazısı bela ateşinden halis olarak çıkar, bazısı imtihanı kaybeder…

          La-Edri

          #798081
          Anonim

            [HR][/HR]

            [IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2011/10/kuran-kalplere-aksc4b1n.jpg?w=432&h=468[/IMG].

            Çocuklarınıza sütle birlikte Kur’an’dan öğütler verin.

            Boyları büyürken, kalpleri ve bakış açıları da büyüsün. .

            Ömer Muhtar

            #798084
            Anonim

              [HR][/HR]

              163863_185351804825146_113909898636004_643573_7334451_n.jpg

              “Pervane uçtu, döndü, eritti kendini.
              Resimsiz, cisimsiz, unvansız hale geldi.
              Artık ne için dönecekti şekillere?
              Vuslattan sonra hangi hal vardı ki!”.

              Hallac-ı Mansur

              #798083
              Anonim

                [HR][/HR]

                168944_148421648546050_100001346476884_230924_5279243_n.jpg

                Bir bardak hüzünle demlenmiş çay,
                bir dilim ağlayan kek,
                bir kaç göz yaşı kurabiyesi
                ve hüzünle kurulmuş bir sofrada demleniyorum…

                #798141
                Anonim

                  Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol

                  selam.gif

                  #798142
                  Anonim

                    Edin..Etmeyin!..

                    Emanete ihanet etmeyin

                    Halinizden Şikayet etmeyin

                    Büyüğünüze emretmeyin

                    Boş şeylerde ısrar etmeyin

                    Cahillerle sohbet etmeyin

                    Nefesinizi boşa tüketmeyin

                    İnsanları bekletmeyin

                    Etrafınızı kirletmeyin

                    Hayatınızı mahvetmeyin

                    Kimseye minnet etmeyin

                    İnsanları yüzüne karşı methetmeyin

                    Kimseye küfretmeyin

                    Kötülüğe meyil etmeyin

                    Malınızı boşa sarf etmeyin

                    Sırrınızı açık etmeyin

                    Her şeyi merak etmeyin

                    Suçunuzu inkar etmeyin

                    Şerefinizi kaybetmeyin

                    Vatanınızı terk etmeyin

                    İyiliğe niyet edin

                    Büyüklere hürmet edin

                    Sıkıntıya sabredin

                    Aza kanaat edin

                    Sözünüzde sebat edin

                    Bildiğinizle amel edin

                    Hatanızı kabul edin

                    Yaramaz ise def edin

                    Varken tasarruf edin

                    Alimlerle sohbet edin

                    Nefsinizle inat edin

                    Sofranıza davet edin

                    Zararlıysa men edin

                    Seviyorsanız ifade edin

                    Kalpleri fethedin

                    Misafire ikram edin

                    Muhtaca yardım edin

                    Bilseniz de istişare edin

                    Tehlikeye dikkat edin

                    Hakkı teslim edin

                    Unutacaksanız kaydedin

                    Esirgemeyin lütfedin

                    Gariplere merhamet edin

                    Kazanmaya gayret edin

                    Çalışanı takdir edin

                    Başarıyı tebrik edin

                    Mazereti kabul edin

                    Her an tevekkül edin

                    Hastaları ziyaret edin

                    Çocuğunuzu terbiye edin

                    Herkese tebessüm edin

                    Güvenseniz de kontrol edin

                    İnanmayana ispat edin

                    Fakirleri gözetin

                    Hayır için sarf edin

                    Bize de dua edin

                    #798166
                    Anonim

                      Varlığını bilmeyen yürek yokluğunla sancırmıydı..

                      #798406
                      Anonim

                        Allah razı olsun inş. Hocam………..

                        #798597
                        Anonim

                          amin ecmain inş

                          #798652
                          Anonim

                            ADAM, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:

                            — Herhalde namaz kılacaksınız, dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur.
                            Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:
                            — Sen herhalde görevlisin, diye diklendi. Ne iş yaparsın burda?
                            Delikanlı, köşedeki süpürgeye işaret ederek:
                            — Temizlikçiyim efendim, diye kekeledi. Lavabo ve tuvaleti temizliyorum.
                            Adam, onu alaycı gözlerle süzerken:
                            — Ben, namazı senin gibi çulsuzlara bıraktım, diye sırıttı. Bu iş size öyle yakışıyor ki…
                            Temizlikçi genç, adamın hakaretine aldırmayacak kadar olgundu. Fakat namaza karşı yapılan saygısızlık, canını çok sıkmıştı. Vereceği cevabı bir süre düşündükten sonra, susmayı tercih ederek işine döndü.
                            Adam, mağrur adımlarla oradan uzaklaşırken, başının döndüğünü hissetti. Sırtından çıkartarak koluna aldığı kaşe paltonun ağırlığını da ilk defa farkediyordu. Biraz önce yediği iki porsiyon kebap, herhalde tansiyonunu yükseltmiş ve kendisini hâlsiz bırakmıştı. Birkaç adım daha attığında âniden fenalaşarak dizleri üzerine çöktü. Allah’tan ki kolundaki palto ondan önce yere serilmiş ve yeni aldığı takım elbisenin kirlenmesini engellemişti. Adam, çömelmiş vaziyette olmasına rağmen fırıldak gibi dönen başını yere dayayarak bir müddet dinlendi ve tekrar doğrulduğunda, aynı rahatsızlığı duyarak hareketini tekrarladı. Fakat, başkaları tarafından görülmüş olmaktan endişe ediyordu. Bunun için başını yerden kaldırıp sağa sola bakındığında, terminalin çaycısı olduğu anlaşılan bir gençle burun buruna geldi. Delikanlı, adamı saygılı bir ifadeyle selâmlarken:
                            — Allah kabul etsin bey amca, dedi. Ama kıble biraz daha sağa doğruydu.

                            Cüneyd Suavi
                            _________________

                            #798954
                            Anonim
                              kalbiask_elale_1238338434.jpg

                              Aşkı taşıyan her kalbin muhkem olduğunu zannediyordum oysa.
                              Meğer aşk, indiği kalbi ihya ediyordu ya, ihya edemezse yok ediyordu.
                              Kazasız belasız kurtulmanın imkânı yoktu.

                              55pezmzt0.gif55pezmzt0.gif55pezmzt0.gif

                              #798955
                              Anonim

                                presse.jpg

                                Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
                                Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
                                Saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
                                Acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
                                Acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
                                Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
                                Başından başlayabilirim.

                                __________________

                                #798956
                                Anonim

                                  Bırak git bu kalbi..
                                  Bu kalp seni çoktan terketti..
                                  Şahidim olsun sabahı iple çeken ıssız gecelerim..
                                  Dudaklarımdan akan sözcükler şahidim olsun

                                  Sensensiz yaşamayı öğrettin bana..
                                  Ben ise karanlık soğuk gecelerde yağan yağmurlarla
                                  Mısralarıma eşlik ettim sana..
                                  Şimdi Yok olman bağrımda yanan bir kor ateş..
                                  Suskuluğum cehennem ateşi kadar sıcak ve yanıcı
                                  Korkuyorum artık sessizliğinden..
                                  Ama terketmeli
                                  ve
                                  Unutmalıyım seni…

                                  Tüm benliğimle..
                                  Gururumu yokederek
                                  Tüm yaşanmışlıkların anısına..
                                  Senin yoluna delice düştüysem..
                                  Herkesi karşıma birer birer aldıysam..
                                  Ve buna rağmen sesin titremeden..
                                  “Bitti” ile başlayan son cümleyi kurduysan..
                                  Ve bu son sözünün sonuna noktayı koyduysan..
                                  Bırak git bu kalbi
                                  Sana artık bir faydası olmaz..

                                  Artık kendime fazla acı çektirmeden..
                                  Seni beklemedenistemeden ve düşünmeden..
                                  Kalbimden çık git istiyorum..
                                  Son gözyaşlarımla seni ıslatarak..
                                  Çaresizcesesizce seni senle bırakarak..
                                  Bir kere olsun yüzüne bakmadan..
                                  Çekip gidiyorum yok olan varlığından..

                                  Şimdi;
                                  Bırak git bu kalbi..
                                  Bu kalp seni çoktan terk etti..
                                  Artık mühürlü bu kalp..
                                  Sensizliğe kaç gece yemin etti

                                15 yazı görüntüleniyor - 346 ile 360 arası (toplam 504)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.