- Bu konu 502 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Kasım 2011: 14:38 #799517
Anonim

Ardımda yine buruk bir hüzün bırakarak ayrılıyorum bu şehirden…
Vedaların acı şerbetine dilim alışmış olsada
bir gün bir yerlerde yine yeniden kavuşabilme ihtimalinin umudu
yanan yüreğime su serpiyor…Çok uzak yollardan geldim.
Onlarca şehirlerden
kasabalardan
köylerden geçtim…
Hayatımda hiç bir zaman görmediğim binlerce insanın gözlerine gözlerimi değdirdim…
Geçtiğim her memlekete kokumu bıraktım…
Uğradığım her durağa anılarımdan
hatıralarımdan ve hayallerimden yapma bir buket bıraktım.Ardımda bıraktığım her karış toprakda benim izlerim var artık.
Gurbetde olsamda her yeri sıla bildim…
Hiç tanımadığım insanların kavuşma sevinçlerine ortak oldum her istasyonda.
Mutluluklarını gani gani onlarla paylaştım ve çoğalttım.
Tebessümlerimle imzaladım her sevinci…
Kavuşmaların yanı sıra ayrılıklarada şahit oldum.
İnsanlar farkında bile olmadan ben onların gözyaşlarını sildim.
Ayrılığı çok iyi bilirim…
Hüzünüde…
Yeniden kavuşabilecek olmanın umudunuda…Yine bir ayrılık senaryosu sahne alıyor istasyonlarda.
Bu sefer başrolü ben oynuyorum.
Sevinci ve hüzünü bir anda yaşıyorum.
Bir istasyondan ayrılmanın hüzününü yaşarken
diğer bir istasyona kavuşacak olmanın sevincini yaşıyorum…Gidiyorum bu şehirlerden…
Anılarımı
hayallerimi
hüzünlerimi ve sevinçlerimi yollara s e r p e s e r p e gidiyorum…
… üzerimde bir dervişin feracesi !…
10 Kasım 2011: 10:06 #799567Anonim

Bir kadının tam dokuz çocuğu vardı.
Yakın dostlarından birisi kendisine samimi bir merakla sordu :
“Gerçekten merak ediyorum,
sevgini dokuz çocuğun arasında nasıl adaletli bir şekilde bölüp dağıtıyorsun?”
O dokuz çocuğa annelik yapan kadın, şöyle cevap verdi :
“çocuklarımın arasında sevgimi bölmüyorum, çarpıyorum”.
11 Kasım 2011: 14:18 #799609Anonim
Allah’ın (cc.) Meleklerden Çok Sevdiği KullarıZikrin faziletine ve Allah katindaki kiymetine dair Hz. Muaviye’nin Peygamber (sav) Efendimiz’den naklettigi Hadisi serif’te söyle bahsedilmektedir:
“Bir gün Peygamberimizin zevcesi Ümmi Habibenin evine geldim. Allah’in Resulü de geldi. Biraz sohbetten sonra
alnindan piril piril nur tanesi indi
benzi sarardi
beyazlasti. Ondan sonra gözünü açti. Kiz kardesim Ümmi Habibe terlerini sildi. Terini kurutmak için atese götürdü. Ates ne terini kuruttu
ne de mendilini yakti. Odanin içi Miski Amber gibi kokuyordu. Acele yürüdü. Ben de arkasindan yürüdüm. Içlerinde Selman-i Farisi’nin (ra) de bulundugu Ashab-i Suffe’nin oldugu yere geldi. Dört yüz kisi kadar vardi. “Illallah Illallah” diye tesbih ediyor
zikrediyorlardi.Rasulullah (sav) Hz.leri söyle buyurdular:
– Allah için size and veririm
yemin ederim
ne yapiyorsunuz?”Onlar da:
“Allah’i (cc) zikrediyoruz. “Ilahi Ente Maksudi ve Rizake Matlubi Ya Hz. Allah” diyoruz.
Ya Rasulullah! Maksadimiz O’nun rizasidir. Bizi karadaki
denizdeki mahluklar gibi degil; en güzel sekilde “Ahseni Takvim” olarak yaratti. Habibine ümmet eyledigi için biz onu tesbih ediyoruz” dediler.Rasulullah (sav) Efendimiz:
– Size
zikrullahin degerini anlayin diye yemin vererek söyledim. Simdi Cebrail kardesim geldi. Cenabi Allah (cc) meleklere söyle hitap ediyor:(Ey meleklerim!) Görüyor musunuz bu kullarimi? Onlar katimda sizden çok sevimlidir.) Melekler cevaben:
“Ya Rabbi! Biz sana hakkiyla zikredici sükredici degil miyiz?” der.
Allah-ü Teâlâ Hz.leri;
“Evet! Sizler bana sükredicilersiniz. Fakat onlarin zikri bana daha hos geliyor. Onlarin kalbine nefis verdim
mal sevgisi
makam sevgisi
evlat sevgisi
her türlü sevgiyi verdigim halde; kalplerindeki sevgileri tevhid nuruyla attilar. Masiva kalmadi kalplerinde. Nazargahim kalpleri oldu.Yere göge sigmam
mümin kullarimin kalbine sigarim.Onlar benden rizami istiyorlar. Onun için sizden çok üstündür.” buyurdu.
O halde devam ediniz. Ben üzerinize rahmetin indigini gördüm ve size ortak olmak istedim.” buyurdular. (Taberani)
11 Kasım 2011: 19:36 #799632Anonim
?…..Bugün ne yapin biliyormusunuz….?
Gece çocuğunuz-çocuklarınız uyuduğunda, yavaaşça girin odalarına..
Elinize yumuşak uçlu-mürekkepli bir de kalem alın..
Ve.. Eline “SeNii SeViiYoRuM” yazın..
Gül kokulu öpücüklerle çıkın odadan..
Görün bakın sabah neler olacak
Bırakın gün boyu taşısın, sizi ve yüreğinizi..
Demeyin başka yolu yok mu sevgiyi göstermenin?..
Olmaz mı… Çook.. Bu onlardan sadece biri..En basiti belki..
Onlar anlar merak etmeyin..
Çocuklar sürprizlere bayılırlar..Her çocukça yürek gibi..
Yeter ki sevginizi göstermesini bilin..
Saklamayın yüreğinizi, öpücüklerinizi, gülüşlerinizi,sözlerinizi..
Sakınmayın sevginizi..
Hadi bugün uygulayın!..
Hem biliyor musunuz;
Cennette bir köşk varmış, oraya sadece çocukları sevindirenler
girecekmiş.
Ve; çocuğu her öpüşünde anne-baba, 10 sevap yazılırmış..
Ve; sevenin sevdiğini bildirmesinde ecir varmış..
Bunlar, kaynağını hatırlayamadığım hadis mealleri..
Ve bu işin öteler dökümü
Çünkü malûm insanoğlu bir gariptir,
Ne yaparsa illa neticesini görmek, bilmek ister..
Hep cennet hesaplarındadır, ibadetlerinde bile mesela..
Halbuki bilse;
O’na (Celle Celalühü) hesapsız varsa,
O’nu (Celle Celalühü) razı etse; zaten cennetler onundur..
”Bana seni gerek seni..” söylemiyle yola çıkmalı insan..
Beşerî sevgilerde de durum aynı..
Insan, beklentisiz sevmeli..
Beklentiler boğar, tutsak eder insanı, mutsuz kılar..
Tıpkı bir annenin çocuğunu sevdiği gibi sevmeli insan..
Anne beklentisiz sever.. Hep verir, almayı hiç düşünmeden..
Çünkü ona yansıyan VEDUD tur O’ndan(Celle Celalühü)..
Beklentisiz sevmek özgür kılar insanı, ötelere taşır..Ufuklar açar..
Işte onun için annenin hakkı 3 tür, babaya karşı..
Neyse.. Sözü fazla uzatmadan..
Hadi bir deneyin bakalım bugün:
Çocuğunuzun koluna “SeNii SeViiYoRuM” yazın..
Beklentisiz sevin..
Cennnet planları yapmadan,
Sadece O (Celle Celalühü) dedi diye, O’nu razı etmek için ibadet edin..
Yani; özgür kılın kendinizi.. Ötelere uzanın..
11 Kasım 2011: 19:51 #799638Anonim
Allah razı olsun mübarek….
11 Kasım 2011: 20:16 #799641Anonim
ecmain inşALLAH güzel insan
11 Kasım 2011: 20:46 #799644Anonim
Yağmur…
Sonbahar…
Otuzlu yaşlar…
Varolan ama ısıtmayan güneş…
Tüm sahne ve dekor hazırken;
Hüznün depresyonla kol kola verip yaşamdan karelerde can bulmasına…
Tam da düşüyorken dipsiz kuyulara…
Karanlık koyu kara ihtişamıyla perdelemekteyken düşleri…İşte tam da o anda…!!!
Yanıldınız…!!!
O anda biri çıkmıyor…
Tutmuyor ellerinizden…
Beyaz atıyla gelip
çekip almıyor sizi tahammülü zor bu hayattan…
Yollarınıza güller dökmüyor…
Dağları filan delip
çöllere de düşmüyor…
Almıyor dünyayı karşısına…Gökten üç elma düşmüyor…
Kötüler belalarını bulup;
İyiler sonsuza dek mutlu yaşamıyor…Sadece biraz daha büyüyorsunuz…
Biraz daha alışmış oluyorsunuz bu şekilde yaşamaya…
Biraz daha şüpheci…
Biraz daha sessiz…
Biraz daha mutsuz…
Biraz daha aynı…Yaşayıp gidiyorsunuz…
Bir gün dünya nüfusunu bir eksiltip çok şey başardım şimdi farkedildim sanıyorsunuz…
ama kimseler bu yokluğun farkına varmıyor…
kimsecikler siz yoksunuz diye eksilmiyor…
dünya dönmeye devam ediyor…farkınızı farkedememişler için ömrü heba etmeden fazla da beklentiye girmeden ;
henüz +1 ken
kendimiz için birşeyler yapmalı…pencerede niye gelmiyor diye beklemek yerine…
seni bekleyenlere gitmeli belki de…çok şey varken yapacak

çok şey yapmak için hayalî
imkansız kahramanları beklemek niye…belki de kader bizleri düşmüştür nicesinin kahramanı diye ömre…
11 Kasım 2011: 20:53 #799645Anonim
GİDERSEN ÖYLE BİR GİTMELİSİN Kİ;
AYRILIKLAR BİLE SENİNLE GURUR DUYMALI.
Şayet ayrılığı seçiyorsangiderken her şeyi de yanında götüreceksin…
Geriye hiçbir şey kalmayacakardında hiçbir şey bırakmayacaksın…
Ne söylenmemiş sözler kalacak nede yaşadığın güzel anlar…
Büyük olmalı ayrılıklar…
Uçsuz bucaksızdursuz duraksız…
Ne aklında tuşlara uzandığında hatırlayacağın telefon numaraları olmalı
Ne de yollar bir daha kesişmeli.
Ne bir anıya yenilmeli ne de bir dizeye…
Şarkılarsa göz pınarlarına değmemeli…
Gidiyorsan şayet ;delikanlıca yakacaksın köprüleri
Dönüp bakmayacaksın ardına son bir kez de olsa…
“Belki geri dönerim” diye işaret koymayacaksın geçtiğin yollara…
Ayrılığı seçiyorsa eğer insan ;
Şiirler okuyunca unutulmalı
Hasret dokununca gülümseyebilmeli…
GİDİYORSAN ÖYLE BİR GİTMELİSİN Kİ;
AYRILIK BİLE GURUR DUYMALI SENİNLE…
Gidiyorsan öyle bir gitmelisin ki;içimde sen diye bir şey kalmamalı…
Gidiyorsan öyle bir gitmelisin ki;sensizlik diye biri olmamalı…
Gidiyorsan öyle bir gitmelisin ki;
BENİDE GÖTÜRMELİSİN
YA DA
GÖMMELİSİN DERİNLİKLERE.
12 Kasım 2011: 09:00 #799648Anonim
Kapılar vardır, ardına kadar açık tutulan;
kapılar vardır, üst üste kilit vurulmuş.
Kapılar da vardır.. bir açılan, bir kapanan.Kimi kapılar, ha bire açılmaktan gevşemiştir;
önüne gelene buyur der, gireni çıkanı belirsiz.Kimileriyse, açılmaya karşı mukavemetlidir;
önünde duranı bekletmeye, sanki yeminli.Kapılar!
Kimisi pembedir, kimisi mavi, kimisi yeşil;
kimisi de kap kara olmuştur pislikten.Temiz kalan kapılar vardır, mis gibi;
leş kadar kirlenmiş kapıların, yanı sıra.Kimileri taş kadar sağlam duruyorken,
kimileri çürüyüp kokmaya başlamıştır.
Kapılar!
Dışarıdan kilitleneni vardır, çıkamazsınız..
içeriden açılanı vardır, giremezsiniz.Tekmelersiniz; ne girip, ne de çıkamayınca.
Ve işte!Her insanın da bir kapısı vardır, kalbine açılan;
ama kırılmış, ama yıkılmış, ama param parça.Ya da, hâlâ.. henüz, hiç dokunulmamış.
Kâzım Mızrak
12 Kasım 2011: 09:16 #799650Anonim
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır..
Yapman gereken;
insanlara güvenmeye devam etmek
ve
kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir..
12 Kasım 2011: 09:18 #799651Anonim
Öylesine Yüregimden…Yürektekine İthafen…

Bazen gözleri dalar ya insanin..
hani uzun uzun bakar ya
tek bir nokta yadalar gider ya yasanmis fakat unutulamayanlara
ve hep
özlenen gecmiseya da biri/ne/lerine
cogu kez gönülden gecen
sözlere yansimazmis ya
. . .hani
cok özlerde belli edemez söyleyemez ya insanama icinde hep birseylerin eksikligini hisseder ya
derinden derineiste sen benim hissedipte söyleyemedigim
sözlerimin bittigi yerdeki
en Büyük Özlemimsin..
Unutma!..12 Kasım 2011: 09:24 #799652Anonim
Bak ! Yine satırLar ugruna.. .
Titriyor ellerim..
Duyarmısın ? Hissedermisin..YOklugunLa MücadeLemi..Zaman degildi sadece akıp giden..Bedenimde tasıdıgım senin HiSsedemedigin duygularımdı ..
Giderken hissedemedim yüreginde olup biteni ..Gittin !
Sessiz sedasız..Fail-i mechul yollarda buldun kendini..
Simdi hissedemiyorum yüregini..Gözlerini göremiyorummm..Yoklar !
Ya sen ? Kimbilir…….Kimbilir…..Sus ! Konusma..
Sol yanım kanıyor Sus !
Sus, cünkü beni bitirme daha fazLa..
Icimi kemiren duygularla tek basıma , yanLız , kimsesiz Bırakma !Sevmek yetmiyormus sadece ..
Senin duygularında ben oLmak gerekiyormus..
Yıldızlara benzettim seni o gece..
Gece ya !..
Beni icine cekiyor..
Senli düslere boguyor..
Yıldızlar ya !..
Bana seni hatırlatıyor.. Esiri altına alıyor..
Güzelligiyle icime dolan ..Simdi ben..
Yoklugunun ardında..Varlıgının tutkunlugu icerisinde..
Gözyası damlalarımda..
Yoksul düslerimLe kendimi biLmez bir haLde kaybolan hayallerimLe Baş Başayım..
Benligimi caLdın sessizce..
Susmalarımın anlamı yok !
Son kez umuduyLa kırık kaLemimi bırakıyorum..
Yüregimin esmekten usanmayan FIRTINASI..12 Kasım 2011: 10:34 #799655Anonim
Bugün bir çiçekcinin önünden geçerken bir çiçek ben çok güzelim beni al diyordu. Onu aldım ama güzel olduğu için değil seni gördüğünde utansın diye
12 Kasım 2011: 17:09 #799666Anonim
Sevgi,
Allah ın bizi sevmesini dilemektir.
Sevgi,
Peygamberimize “Habibim” hitabı…dır Allah-u Tealâ nın.
Sevgi,
Ali İmran suresinde, “Eğer beni seviyorsanız Habibimi sevin ve O nu dinleyin ki, Ben de sizi seveyim ve affedeyim” ayetidir.
Sevgi,
Rabbimizin “Habibim, sen olmasaydın kainatı yaratmazdım ” ifadesidir.
Sevgi,
Cennetin kapısında “La İlahe İllAllah Muhammed (s.a.v.) Rasulullah” yazmasıdır.
Sevgi,
Hazreti Adem in, “Ya Rabbi, Muhammed (s.a.v.) kulun hürmetine beni affet” duasıdır.
Sevgi,
Efendimize bir şey olur diye mağaranın tüm deliklerini tıkadıktan sonra, tıkayacak bir şey bulamayınca son deliği de parmağıyla tıkayan Ebu Bekir in buna rağmen sabaha kadar uyuyamamasıdır.
Sevgi,
Sahabe Efendilerimizin her söze, “Anam babam sana feda olsun Ya RasulAllah” diye başlamalarıdır.
Sevgi,
Canların canı uğruna canından geçmeyi cana minnet sayan Hazreti Ali nin, O nun yatağına tereddütsüz yatmasıdır.
Sevgi,
Hazreti Ömer den yağmur duası istendiğinde hemen Hazreti Abbas ın elinden tutup yukarı kaldırarak,
“Ya Rabbi bu elini tuttuğum Rasulullah ın amcasıdır, onun yüzü suyu hürmetine yağmur ver” duasıyla, daha eller inmeden yağmurun başlamasıdır.
Sevgi,
Kendisinden Miraç hakkındaki fikri sorulduğunda Hazreti Ebu Bekir in, “Eğer O söylüyorsa mutlaka doğrudur” tasdiğidir.
Sevgi,
“Biliyorum ki sen bir taşsın, bir işe de yaramazsın, değimli ki O seni öptü” diyerek Hazreti Ömer in Hacer’ül Esved’i öpmesidir.
Sevgi,
Kendilerine mahsus bir mezarı bile çok gören Hazreti Hamza ve Abdullah bin Cahş’ın Uhud’un bağrında sırt sırta aynı mezarda yatmasıdır.
Sevgi
” Zeliha’yı Yusuf’a aşık oldu diye ayıplayan kadınlar, benim Efendimin sadece parlak alnını görselerdi, bıçakları parmaklarının yerine sinelerine saplarlardı da, acı bile duymazlardı” ifadelerinde saklıdır Hazreti Aişe’nin.
Sevgi,
Efendimizi evinde misafir etmekle şereflenen Eyüp El Ensari’nin, ya sesten rahatsız olursa diye altı ay uyuyamamasıdır.
Sevgi,
Bu duygu ve düşüncelerle adını dahi duymadığı coğrafyalara Allah ve Rasulünün adını duyurmak için yardan, anadan, arkadaştan geçmektir
Sevgi,
Hasılı sevgi,
Allah ve Rasulü nün bizatihi kendisidir !..
ASIL SEVGİ ALLAHA VE ONUN HABİBİNE OLANDIR SEVGİ13 Kasım 2011: 08:46 #799680Anonim
Eşimle anlaşamıyorum!
Eşlerin anlaşamamasının üç sebebi vardır: Mânevî sorunlar, maddî sorunlar ve çevrenin etkisi.
Allah insana öyle bir beyin vermiş ki, problemlerin bütününü çözebilir. Eşler arasında maddî durum sorun olmamalı. Durum ortada. Ne kazanıyorsak, onu yiyeceğiz. Bu dünyada pek çok fakir zevk içinde, huzurla yaşamıştır. Pek çok zengin de rahat bir nefes alamadan göçüp gitmiştir.“Et getir, ekmek getir, baldan da haberin olsun.
Et yok, ekmek yok, halden de haberin olsun.”Manevî sorunlar tesettür, ibadet veya cinsel hayat yönünden olabilir. Böyle problemleri yaşayanlar uzman kişilerin desteğini alabilir. Dindar ve ehil birine danışıp “Benim şu şu problemim var, ne yapabilirim, nasıl halledebilirim?” derse, Allah’ın izniyle o kişinin söylediği ona şifa olur. Amma dinlerse…
Evlilik, matematik hesabı gibi değildir. Şöyle davranırsak şöyle olur, böyle yaparsak böyle olur gibi teknik hesaplar evlilikte tutmaz. Kişi kendi çözümünü önce kendi bulmalıdır.
İnsan yaprak gibi olmamalı. Yaprak, esen rüzgâra tabidir. Evlendiğimde annem yanımdaydı. Şöyle düşündüm. Bu annemdir, bu da karımdır. Her ikisinin de hukukunu korumalıyım.
Evliliği kötü yere sürükleyen huylardan biri de laf taşımaktır. Laf taşımak cahillerin işidir. Düşüncesi kıt olanlar, ne yaptığını bilmeyenler, taşı nereye attığının farkında olmayanlar taşıdıkları lafla kafa kırarlar.
Kavga, ailede yaşanabilecek en kötü durumdur. Evlilikte sorunlar varsa, eşler her şeyi bırakıp oturup düşünmeli; “Ben neyim, ne yapmam gerekiyor?” sorularına cevap aramalıdırlar.
Genç bir hanım bana, “Eşimle anlaşamıyorum.” dedi. Al eşini karşına ve eşine, “Kocacığım, biz mesut olmak için evlendik. Fakat anlaşamıyoruz. Nasıl hareket etmemi istersin? Seni nasıl memnun edebilirim, onları söyle de yapayım. Mutluluğumuz için ben bir adım atmış olayım.” de, dedim. Kadın hemen itiraz etti: “Ben onun kölesi miyim? O benim istediğimi yapsın!” “Bu düşüncenden vazgeçebilir misin?” dedim. “Hayır!” dedi.
Yaşlandıkça insanların huyları kemikleşir. Değişmez, yeni bir şekle girmez. Ben böyleyim, diye inat eder. O inat, aileyi târumâr eder. Küçük anlaşmazlıklar ve gereksiz inatlar büyük dertlere sebep olur.
İki şoför yarışa çıkıyor ve ikisi de kaza yapıyor. Yollar yarışmak için değil, gideceğimiz yere ulaşmak içindir. Evlilik üstünlük gösterme meydanı değildir. “Nasıl mutlu olunur?” sorusuna cevap arama yeridir.
Rahat olmanın, huzurlu olmanın en iyi yöntemi, eşinin iyi taraflarını görmektir. Bu şekilde denge sağlanır. Eşinin huyları yüzünden kendini heba eden, uçurumdan yuvarlanan insanlar tanıyorum. Adamın huzuru yok ne yapsın! Şu kocaman dünyada bir yere sığamıyorlar. “Ben de sakin bir hayat istiyorum!” diye teselli isteyen insanlar gelirdi bana. “Sabret” derdim. Konfor yerinde. Gezmedikleri, görmedikleri yer kalmamış. Öyle bir noktaya gelmiş ki, mutluluğu başkalarıyla kuracağı ilişkilerde arayacak amma, insanlardan korkmuş.
Kadın kocasının, koca da karısının her istediğini yerine getiremez. Asıl anlaşmazlık bundan çıkıyor.
Gözlemlediğim kadarıyla evlilikte yapılan en büyük hata “anlayışsızlık”.
Kadın da erkek de, eşinde İslâmiyet’in esaslarını görmek ister. Evin reisi, İslâmiyet olmalıdır.
HEKİMOĞLU İSMAİL
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.