- Bu konu 502 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
17 Kasım 2011: 07:34 #799807
Anonim
[HR][/HR]
Bazen insan;
Bağırmak istiyor birine,
Bağırdığında kırılmayacak birine,
Ardından çocuk gibi sıkıcasına sarılabilecek,
İki damla yaş düşürebileceği omuzları olan birine…
17 Kasım 2011: 07:36 #799808Anonim

Sen yürüyünce gül nazı adımlarla,
Attığın her adıma karşılık sayfalarıma bir ‘harf’ düşer…
Her harfin damarında sen dolaşırken,
Özlemler kabarır, dudaklarımın arasına bir ‘ah’ düşer…
Gözbebeklerinde okununca aşk bir ikindi vakti,
Her cümlenin sonuna bir ‘sen’ düşer…
17 Kasım 2011: 07:38 #799809Anonim
Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil…
Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan…
Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim…
Kalbim ayılmıyor ki, sana hitap edeyim…
Kelimelerin sıcağı kaçmış, hece hece küllenmişler; sükût lehçesinde aç susuz bir mülteciyim şimdi…
Seni taşa benzettiler…
Öyle dilsiz, öyle hayatsız, öyle duygusuz diye!
Değirmende konuşan taş değil midir peki?
Acıyı öğütüp ekmek eyleyen senin dönüşün değil mi?
Sen değil misin kabrimi bekleyen sadık yâr?
Dillerin sustuğu yerde sen değil miydin,ısrarla adını söyleyen unutulanların?
Sen değil misin nice dertlinin derdini hiç itirazsız dinleyen…..18 Kasım 2011: 08:31 #799861Anonim
Bağdat’ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği
sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri:
–
rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. “Ver şu adama” dedi. Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala.
Hamalın sevincine sınır yoktu. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti? Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu onu:
– Çabuk söyle
bu ekmeği hangi evden aldın?Geriye bakıp eliyle işaret etti:
– İşte şu evden.
Adam kızgın şekilde salladı başını:
– Yanılmamışım
böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve doğru ilerledi.Kapıyı açar açmaz da sordu:
– Kim verdi ekmeği hamala?
Hanım korkudan kızını gösterdi. Güya kızına acır
bir şey yapmaz diye düşünmüştü. Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti. Elindeki sopayı hızla havaya kaldırdı
kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki bilek zedelenip burkuldu
el çarpık kaldı. Söyleniyordu kendi kendine:– Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye.
Halbuki nimet şükür isterdi. Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti. Nitekim bu şükürsüzlüğün akibeti de öyle olacaktı. Olmaya başladı bile. Kısa zamanda işleri bozuldu
çarşının en işlek yerindeki dükkanını satması da onun bozulan işlerini. Bir ara o hale geldi ki
evine ekmek alamaz duruma bile düştü. Nitekim bir akşam eve gelmiş
kızcağızına da acı sözü söylemişti;– Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü bu akşam ekmek alacak kadar da olsa elime para geçmedi. Çarşıya in
ekmek parası iste.Kızcağız çarşıya inmiş
utana sıkıla sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Kendisini gören dükkandaki adam hemen yanına gelerek:– Sen masum birine benziyorsun
ne bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da anlatmıştı gerçek durumu:– Ekmek alacak paramız kalmadı
bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere bekliyorum burada.Hemen elini cebine attı adam. Hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak “Al” dedi. “Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece.”
Kızcağız elinin birini arkasına saklamış
ötekiyle parayı alırken adamın
in çekti bu saklayış;– Elinde bir yara bere varsa tedavi ettireyim
niçin saklıyorsun?
bana nimet verdi
şükrünü eda etmek için iyilik yapmam gerek
dedi.Kızcağız önce açıklamak istememişse de adamın ısrarı üzerine anlattı elinin durumunu:
– Ben bir yoksula ekmek vermiştim. Babam yolda rastlayıp sormuş
o da evi gösterip ‘İşte oradan aldım’ demiş
bizi haber vermiş. Babam eve gelince elindeki sopayla ekmek veren elime öylesine bir darbe indirdi ki
elim böylece çarpık kaldı. Göstermekten utanır oldum. Bu yüzden de evde kaldım.Bu açıklamayı dinleyen adam bağırmaya başlar:
– Komşular! Çabuk buraya gelin
ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum
hayat arkadaşım işte karşımda
siz de şahit olun… diyerek başlar anlatmaya:– Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün bir hamaldım. Demek ki elinin çarpık kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa bırakayım. Buna
razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu anladım
bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm. Yanılmamışım. Baban şükürsüzlük ettiğinden
onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi
ben de aynı şükürsüzlüğe düşmek istemem. Haydi gel
nikahımızı yaptırıp birlikte babanı sıkıntıdan kurtaralım.Yola koyulurlar
ekmek veren eli sakatlayan şükürsüz babaya doğru…“Şükrederseniz çoğaltırım
KAYNAK: Ahmed Şahin
etmezseniz elinizden alır şükredene veririm. Şükürsüze de azabım şiddetli olur…” (Kur’an-ı Kerim
14/7)
Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam
Zaman Cep Kitapları 3
Feza Gazetecilik
İstanbul 2001
18 Kasım 2011: 08:35 #799862Anonim
Mangal gibi yürek olacak adam dediğinde. Öyle her patırtıya pabuç bırakmayacak.
Bakışından toz olacak
bakışıyla şad olacaksın.
Bakmayacaksın beylik laflar etmediğine
bileceksin ki yeri ve zamanı geldiğinde
icraatıyla konuşacak.Adam dediğin konuşacağı yerde susup
susacağı yerde konuşmayacak.
Az ama öz konuşacak. Kodum mu oturtacak tek bir lafıyla.
Sözünü sohbetini dinletecek. Espriyle vakar
ciddiyetle saygı arasındaki çizgiyi ince çizecek.
Sesindeki tını dan ayırt edebileceksin sevincini
kederiniAdam dediğin yüce gönüllü olacak. Öyle her
koşana
her zorlayana
açmayacak yüreğinin kapılarını. İki cicim bicime kanmayacak.
Dudaktan dökülenle yürekten akanın ayrımına varabilecek. Yalnız kalmayı becerebilecek
. Hayatın her evresinde kendi kendine yeteDuygusal karmaşalarda hata üstüne hata yapmayacak.
Şişenin dibini de görecek gerekirse.
Ama illa ki ağzıyla içecek. Acıyı da mutluluğu da
ına kadar
yaşamayı bilecek adam dediğin.Kendine özgü bir duruşu olacak adam dediğinin. Örneğin merhametle şecaatin

sadakatle ihanetin
cehaletle nedametin ayrımına varabilecek.
Söyledikleriyle yaptıkları çelişmeyecekbilecek.Doğal olacak adam dediğin. İşine geldiği gibi davranmayacak.
Özü neyse sözü de o olacak. Kırk yerinden eğip bükmeyecek lafı.
Söylemeden önce ölçüp biçecek
söylediğinde de sözünün arkasında durmayı bilecek.
Adam dediğinde izzet– i nefis olacak. Midesi değil
yüreği geniş olacak.
Kadını önce ana bilecek. Kızına da oğlu kadar evlat diyebilecek.
Bacım dediğine meyil etmeyecek. Yar dediğini sahiplenecek.
Duracağı yeri de durduracağı yeri de bilecek.
Öyle kazanında her şey kaynamayacak.Sevmeyi bilecek adam dediğin. Aşkın belden aşağıda değil
sol yanında olduğunun farkında olacak. Ruhundaki tek korku sevdiğini incitmek
kaybetmek olacak. Yar yâdına düşende yaprak gibi titreyecek.Adam dediğin haysiyetli olacak. ‘’Ben erkeğim yaparım!’’
demeyecek.
Namusun bacak arasında değil yürekle beyin arasındaki o devasa arena da olduğunu bilecek.
Sapla samanı karıştırmayacak.
Yürekte başka
parmakta başka yüzük taşımayacak. Bir gönüle iki Leyla sığdırmaya
kalkacak kadar aptal olmayacak.
Adam dediğin zeki olacak ve ikinci kez kandırılamayacak kadar da akıllı.
Kadınca entrikaları yemeyecek. Bir lafı anlatana kadar kırk deveyi hendekten atlatmayacaksın.
Sen konuşurken yüzüne bakacak. Sustuklarını da gözlerinden okuyacak.Adam dediğin ağlamaktan korkmayacak. Takılmayacak öyle erkek dediğin safsatalarına.
Vara yoğa değil elbette. Ama ağlamanın kadına değil
insana özgü bir davranış olduğunun da bilincinde olacak.
Gocunmadan ağlayacak gerektiğinde.18 Kasım 2011: 08:37 #799863Anonim
Adam dediğin derin olacak. Derinliklerinde gezinebilecek

lakin kaybolmayacaksın. En bildiğini sandığın şeyi aslında hiç bilmediğini gösterecek kadar derin olacak.
Ve başını döndürecek kadar gizemli. Bileceksin ki bir okyanusta yüzüyorsun
. Her kulaç atışında enginlere yol alacaksın.Unutmayacaksın muhteşem güzelliklere gidilen yolda yunuslar da var köpek balıkları da.
Onun seni kaybetmekten korktuğu kadar sende korkacaksın yitirmekten
. Aidiyet sınırına tecavüz etmeden bağlı kalacaksın.Okuyacak adam dediğin ama öyle laf olsun diye değil
bilinçli okuyacak.
Elif i görünce övendere sanmayacak. Sadece tarzını değil bilakis tarzı olmayanı da okuyacak ki
duruşunun hakkını verebilsin.
Küçük veya büyük bir kütüphanesi olacak örneğin ve her konuda az çok söyleyebileceği bir sözü.
Amma velâkin şiire Fransız kalmayacak.
Ya yazacak ya okuyacak ya da dinlemekten keyif alacak.Adam dediğin utanmayı bilecek. Arın
edebin insana mahsus meziyetler olduğunu aklından çıkarmayacak.
Erkeklik kisvesine sığınıp her şeyin mubah olduğu yanlışına düşmeyecek.
Dejenere olmayacak adam dediğin. Biraz çocuk
biraz baba
biraz abi
çokça da sevgili olacak. Amma illa ki biraz ukala olacak. Farkının farkındalığından kaynaklanan
küstahlık sınırına asla dayanmayan
zekâ ve aklın birleşiminden mürekkep ukalalıklar
biçilmiş kaftan gibi cuk diye oturacak üzerine. Ve sen ukalalığın böylesine şık duruşuna şapka çıkaracaksın.Adam dediğin kale gibi duracak. Korkmadan dönebileceksin arkanı. Bileceksin ki
o vurursa alnının ortasından vurur.
Sırtından değil..
Cümle âlem tersini iddia etse de
o öyle diyorsa öyle olduğuna şeksiz şüphesiz inanacaksın. Aklın sadece özlediğin için onda olacak. Nerdedir
kiminledir krizlerine girmeyeceksin.
Bilecek sin ki nerede olursa olsun seninledir
Post added at 20:17
Previous post was at 20:16
Adam dediğinin detayları olacak. Senin bile farkında olmadığın ayrıntıları fark edecek.
Şaşırtmayı da
şımartmayı da bilecek. Her haliyle içine sinecek
her halinle içine sindiğini bilmenin huzurunu duyacaksınAdam dediğin;

Sarılacağı ve saracağıİşiteceği ve duyacağı
Bakacağı ve göreceği
Sezeceği ve bileceği
Post added at 20:18
Previous post was at 20:17
[TABLE]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″][/TD]
[/TR]
[/TABLE]

Gideceği ve kalacağı zamanın ayrımında olacak
Erkek olarak doğmak yazgıdır elbette.
Ama adam olabilmektedir marifet. Her erkek adam değildirFakat her adam da sadece erkek değildir. Tıpkı
her kadının ana olamadığı gibi..
Çünkü adam olmak
aslında insan olmaktır.
Bu yüzdendir18 Kasım 2011: 08:51 #799864Anonim
adam gibi adam deyince aklıma hep rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu geliyor:(
18 Kasım 2011: 08:55 #799865Anonim
ALLAH rahmet eylesin mekanı cennet olsun RABBİM yakınlarına sabır versin inşALLAH amin
18 Kasım 2011: 11:34 #799869Anonim
Çok anlamlı bir yazı olmuş.. bu yazıyı eşime okutsam heralde şöyle der: ” hatun biz bunun kitabını önceden yazmıştık” 😀 😀
Allah razı olsun İnsanFakiri 🙂
18 Kasım 2011: 15:02 #799875Anonim
öylemi der:)
18 Kasım 2011: 16:01 #799915Anonim
Mısır evliyasından “Fahr-ül Farisî” hazretlerine, talebesinden biri gelip;– Efendim, ben bir şeyden çok korkuyorum, diye arz edince sordu:
– Hayırdır evladım, neden korkuyorsun?
– Ahirette Cehennemden kurtulabilecek miyim acaba? Bunu düşünüp çok korkuyorum hocam.
– İnşallah kurtuluruz oğlum.
– İnşallah efendim, ama nasıl?
Buyurdu ki:
– Ümidimiz odur ki oğul, büyükler bize sahip çıkar ve şefaat ederler de inşallah kurtuluruz.
– Ya sahip çıkmazlarsa efendim?
– Merak etme oğlum. Biz bugün onlara sahip çıkarsak, onlar da o gün bize sahip çıkarlar.
Biz onları dinlersek…
– Anlamadım, nasıl yani?
– Demem o ki oğul, biz o büyüklerin sözlerini dinler, nasihatlerine göre yaşarsak, onlara sahip çıkmış oluruz. O zaman onlar da bize sahip çıkarlar.
***
Bir gün de bir genç gelip;– Efendim, dünyada ve ahirette felaketlerden kurtulmak için ne yapayım? diye sorunca;
– Bunun bir tek çaresi var, buyurdu.
– O nedir ki efendim?
– Kurtulanlarla beraber olmak.
– Kurtulanlardan maksat kimlerdir ki?
– Allahü teâlânın sevgili kullarıdır. “Ehl-i sünnet alimleri” ve “evliyalar” bunlardandır mesela.
Böyle zatlar yoksa?
Delikanlı sordu:
– Böyle zatlar yoksa efendim?
– Onlar yoksa, kitapları var evladım. Onların kitaplarını okuyan da onlarla beraber sayılır.
***
Bir gün de bazı gençlere,– “Emr-i maruf”, yani İslâma hizmet etmek kime nasip olursa, çok sevinsin, çok şükretsin, buyurdu.
– Bu iş, çok mu sevaptır? dediler.
– Elbette, buyurdu. Bir beldede küfre karşı “emr-i mâruf” yapılırsa, Allahü teâlâ o beldenin hak ettiği azâbı tehir eder. Emr-i maruf yapılmayan beldeye ise azab-ı ilâhî gelir.
Kaynak:Türkiye Gazetesi, 19 Aralık 2005 Pazartesi
18 Kasım 2011: 16:04 #799916Anonim
Türkmenistanlı genç: “-Size bir sual sorabilirem mi?” demiş. Onlar da: “-Buyur, sor!” demişler.Türkmenistanlı genç:
“-Türkiye’de hatun kişiler başlarını örtirler mi?” demiş. Muhatabları:
“-Evet.” Cevabını verince ilave etmiş: “-Bacaklarını örtirler mi?”
Buna da “Evet.” karşılığını alınca:
“-Kusura bakman, beyler!ı’. Zannımca siz doğru söylemirsinizl.. Men (ben) tilifisyon seyredirem. Sizin rus*laştığınızı görürem.”
ihtimal bu Türkmenistanlı genç “ruslaşmışsıız’ sözüyle, “batılılaşmış olmayı” kasdediyordu. Kendi memleketinin şartIarına göre böyle söylüyordu. Sonra ilave etmiş:
“-Halinize bakırem, size müslüman demekte zorlanırem. Hiç güven duymirem. Lâkin düşünürem ki. Cenab-ı Allah birine ruhsat fırsat verip de “Mukaddes Emanetler”i elinizden .aldırmadı. Onları sizde kodi. Bunu düşününce sizin bir gün yeniden adam olacağınıza ihtimal verirem. Lakin ne zaman, bilemirem? Boynumu eğmiş beklirem!..” demiş.
Muhatabları bu arifane cevab karşısında söyleyecek söz bulamamış ve delikanlıyla kucaklaşarak:
“-Ümidin boşuna değildir, kardeş! Milletimizin Allah yolunda sebkat etmiş olan hizmetleri bereketine çok geçmeden umduğun güzel günlere şahid olacaksın. Cenab-ı Allah neye kaadir değil! Bak işte Rusya topsuz-tüfeksiz yıkıldı. Bugünkü hal, adetullah icabıdır. Kainatta kahır ve lütuf bir arada mevcud olup onlar arasında bir galebe nöbetleşmesi vardır. Şu senin gönlündeki güzel ümid o güzel günlere aid mümin ferasetiyle bir sezişten ibarettir. Me’yus olma!” demişler.
Not: . Gayr-i islamı sayısız tatbikattan ruhları bunalarak ümidsizliğe düşen müminlere ithaf olunur.
Kaynak: İthaflı Fıkralar, Kadir Mısıroğlu, 2005 Nisan
19 Kasım 2011: 12:25 #799931Anonim
eminim öyle der 🙂 🙂
19 Kasım 2011: 16:34 #799961Anonim
Allah ikinizdende razı olsun…
19 Kasım 2011: 16:37 #799963Anonim
çok anlamlı bir yazı.. çok beğendim.. 🙂 Allah razı olsun..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
