- Bu konu 140 yanıt içerir, 36 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
19 Ağustos 2008: 09:18 #719262
Anonim
Madem Onun Rububiyetine razıyız,o Rububiyeti noktasında verdigi şeye rıza lazım.
Maddi ve sufli muhabbetler için bütün mazi ve mustakbel firakla doludur
20 Ağustos 2008: 08:25 #719268Anonim
Hem ihlas ve hakperestlik ise,Müslumanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine tarafdar olmaktır.Yoksa ,”Benden ders alıp sevap kazandırsınlar.” düşüncesi,nefsin ve enaniyetin bir hilesidir.
20 Ağustos 2008: 08:36 #719269Anonim
Hısset ve zillet,ehl-i israf ve tebzirin zahiri merdane keyfiyetlerinin iç yüzüdür.
Ey İnsan!Kuran’ın desatirindendir ki,Cenab-ı Hakkın masivasından hiçbir şeyi,ona taaabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme.Hem sen,kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma.Çünkü mahlukat,mabudiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi,mahlukiyet nisbetinde de birdirler.
21 Ağustos 2008: 07:28 #719275Anonim
Evet,insanı dünyaya çagıran ve sevk eden esbab çoktur.
Halbuki baki olan ahirete ve uzun hayat-ı ebediyeye davet eden azdır.
21 Ağustos 2008: 07:57 #719277Anonim
Hususen benim gibi nefs-i emmareyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır,mekkardır.Bir lezzet verse,bin elem takar,çekitrir.Bir üzüm yedirse,yüz tokat vurur.
25 Ağustos 2008: 06:32 #719292Anonim
esbab-ı zahiriye ve vesait-i suriyenin..
Hizmet-i ubudiyetten başka nasibleri yoktur.Bir agacı,meyveleriyle tanzim ve tezyin ettigi gibi,kolayca güneşi,seyyaratla tanzim eder bir Hakim-i Zülcelal ve Hakim-i Mutlak’tır.
25 Ağustos 2008: 16:48 #698181Anonim
nasihat istersen ölüm yeter. evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddi çalışır.
mektubat | yirmi üçüncü mektup | 263
28 Ekim 2008: 10:13 #719967Anonim
Maahaza, o lezzetlerden hiç kimse tam mânâsıyla muradına nail olamaz. Ya o lezzetlerin ömürleri kısa olur veya insanın ömrü kısa olduğundan muradına yetişemez.
28 Ekim 2008: 10:39 #719970Anonim
nasihat istersen ölüm yeter. evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddi çalışır.
mektubat | yirmi üçüncü mektup | 263
28 Ekim 2008: 11:09 #719973Anonim
allah razı olsun.
28 Ekim 2008: 14:30 #719992Anonim
Meselâ biri demiş: “Güneş mahbubumun hüsnünü görüp utanıyor; görmemek için bulut perdesini başına çekiyor.”
Hey âşık efendi! Ne hakkın var, sekiz İsm-i Âzamın bir sahife-i nuranîsi olan güneşi böyle utandırıyorsun?29 Ekim 2008: 11:54 #720140Anonim
Fakat abdin hakkı yok ve haddi degil ki,Cenab-ı Hakkı tecrübe etsin ve desin:”Ben böyle işlesem,sen böyle işler misin?”diye tecrübevari bir surette Cenab-ı Hakkın Rububiyetine karşı imtihan tarzı su-i edebtir,ubudiyete münafidir.
29 Ekim 2008: 13:12 #720151Anonim
Mezkûr mesâil gibi dakik mesâil-i imaniyeyi, mizansız mücadele suretinde cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Mizansız mücadele olduğundan, tiryak iken zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesâil-i imaniyenin itidal-i demle, insafla, bir müdavele-i efkâr suretinde bahsi caizdir. (12. mektuptan.)
amanında kimler gelmiş:) sergerdan hoş gelmişin.
29 Ekim 2008: 18:57 #720214Anonim
Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin alem-i İslamdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir.
30 Ekim 2008: 07:32 #720314Anonim
Halık-ı Zülcelâlinden havf etmek, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup ilticâ etmek demektir. Havf, bir kamçıdır; Onun rahmetinin kucağına atar.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.