- Bu konu 140 yanıt içerir, 36 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Ekim 2008: 07:37 #720315
Anonim
Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.
30 Ekim 2008: 07:38 #720316Anonim
Mesleğimiz sırr-ı ihlasa dayanıp, hakaik-ı îmaniye olduğu için, hayat-ı dünyaya, hayat-ı içtimaiyeye mecbur olmadan karışmamak ve rekabet ve tarafgirliğe ve mübarezeye sevk eden hâlâttan tecerrüd etmeye mesleğimiz îtibariyle mecburuz
30 Ekim 2008: 07:41 #720317Anonim
Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i salih emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def-i şer, celb-i nef’a râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında, bu takva olan def’i mefasid ve terk-i kebâir üssü’l-esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesb etmiş.
30 Ekim 2008: 08:52 #720325Anonim
Hayat ne kadar kısa,emel ne kadar uzundur.
30 Ekim 2008: 08:53 #720327Anonim
Sual: Şirk bu kadar zahmetli olduğu halde niçin kâfirler kabul ediyorlar?
Cevap: Kasten ve bizzat kimse küfrü kabul etmez. Yalnız şirk hevâ-i nefislerine yapışır. Onlar da içine düşer; mülevves, pis olurlar. Ondan çıkması müşkülleşir.
İman ise, kasten ve bizzat takip ve kabul edilmekle kalbin içine bırakılır
30 Ekim 2008: 16:56 #720395Anonim
Çünkü, içtihad eden, hakkı bulsa iki sevap var; bulmazsa, bir nevi ibadet olan içtihad sevabı olarak bir sevap alır, hatasından mazurdur. Bizde gayet meşhur ve sözü hüccet bir zât-ı muhakkik, Kürtçe demiş ki:
-1-Yani: “Sahabelerin muharebesinde kıyl ü kal etme. Çünkü hem katil ve hem maktul, ikisi de ehl-i Cennettirler.”
15. mektuptan.
31 Ekim 2008: 10:15 #720477Anonim
Kaderin her şeyi güzeldir, hayırdır. Ondan gelen şer de hayırdır, çirkinlik de güzeldir.
Sözler | Yirmi Altıncı Söz | 435
31 Ekim 2008: 12:42 #720502Anonim
(İnsan)
Sonra,herşeyin kıymeti,menfaati nisbetinde oldugunun takdiriyle galat ediyor.Hatta Zühre yıldızını kokulu bir zühreye mukabil almaz.Çünkü kendisine menfaatı dokunmuyor.
1 Kasım 2008: 07:27 #720666Anonim
Hey efendiler, herbir hadiseyi bahane tutup bana sıkıntı vermeye sebep nedir acaba?
Şarkta bir nefer hata etse, garpta bir nefere askerlik münasebetiyle zahmet ve ceza vermek; veya İstanbul’da bir esnafın cinayetiyle Bağdat’ta bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek nevinden, her hadise-i dünyeviyede bana sıkıntı vermek hangi usulledir,
hangi vicdan hükmeder, hangi maslahat iktiza eder?
16. mektup’tan
2 Kasım 2008: 20:31 #720905Anonim
Hâtime: Şu meseleden anlaşılıyor ki, derece-i şuhud, derece-i iman-ı bilgaybdan çok aşağıdır. Yani, yalnız şuhuduna istinad eden bir kısım ehl-i velâyetin ihatasız keşfiyatı, veraset-i nübüvvet ehli olan asfiya ve muhakkikînin, şuhuda değil, Kur’ân’a ve vahye, gaybî fakat daha sâfi, ihatalı, doğru hakaik-i imaniyelerine dair ahkâmlarına yetişmez.
Demek, bütün ahval ve keşfiyatın ve ezvak ve müşahedatın mizanı, Kitap ve Sünnettir. Ve mihenkleri, Kitap ve Sünnetin desâtir-i kudsiyeleri ve asfiya-i muhakkikînin kavânin-i hadsiyeleridir.
18. mektup’tan3 Kasım 2008: 09:27 #693481Anonim
Akıl tatil-i eşgal etse de,nazarını ihmal etse,vicdan Sani’i unutamaz.
3 Kasım 2008: 09:33 #720985Anonim
Nasıl, küfür Cehenneme duhûlüne sebeptir; öyle de, Cehennemin vücuduna ve icadına dahi sebeptir. Zîrâ, küçük bir hâkimin küçük bir izzeti, küçük bir gayreti, küçük bir celâli bulunsa; bir edebsiz ona serkeşâne dese, “Beni te’dib etmezsin ve edemezsin”; herhalde, o yerde hapishâne yoksa da, tek o edebsiz için bir hapishâne teşkil edecek, onu içine atacaktır.
3 Kasım 2008: 17:19 #721036Anonim
Şimdi, şu zâtın delâil-i sıdkı ve berâhin-i nübüvveti, yalnız mu’cizâtına münhasır değildir. Belki, ehl-i dikkat için, hemen umum harekâtı ve ef’âli, ahval ve akvâli, ahlâk ve etvârı, sîret ve sureti, sıdkını ve ciddiyetini ispat eder.
Hattâ, meşhur ulema-i Benî İsrailiyeden Abdullah ibni Selâm gibi pek çok zatlar, yalnız o Zât-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın simasını görmekle, “Şu simada yalan yok; şu yüzde hile olamaz” (Suyuti, El-Hasais1:1473; Kadı İyaz, eş-Şifa, 1:207; Mişkatü’-Mesabih, Hadis no:5870.) diyerek imana gelmişler.
19. Mektup’tan
3 Kasım 2008: 19:02 #721060Anonim
Gayri meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir. Sözler 674
4 Kasım 2008: 16:56 #721137Anonim
Hem, nakl-i sahih-i kati ile, Sa’d ibni Ebî Vakkas gayet ağır hasta iken ona ferman etmiş:
[ “Ola ki sen daha çok yaşayasın; tâ ki, bir kısım milletler senden faydalanır, bir kısmı da zarar görürler…” Buharî, Cenâiz: 36, Menâkıbü’l-Ensâr: 49, Ferâiz: 6; el-Hafâci, Şerhu’ş-Şifâ, 3:209; A’liyyü’l-Karî, Şerhu’ş-Şifâ, 1:699; Ebû Naîm, Hilyetü’l-Evliyâ, 1:94.]deyip, ileride büyük bir kumandan olacağını, çok fütuhat yapacağını, çok milletler ve kavimler ondan menfaat görüp, yani İslâm olup ve çoklar zarar görecek, yani devletleri onun eliyle harap olacağını haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış. Hazret-i Sa’d ordu-yu İslâm başına geçti, devlet-i İraniyeyi zir ü zeber etti, çok kavimlerin daire-i İslâma ve hidayete girmelerine sebep oldu.
19.mektup’tan…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.