- Bu konu 18 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Mart 2011: 22:52 #787763
Anonim

K) Her şeyden evvel bize lazım olan şeylerHer şeyden evvel bize doğruluk, sıdk, ihlâs, sadâkat, sebat, tesânüdün lazım olduğunu, küfrün yalan, imânın sıdk olduğunu, hayâtımızın bekàsının îmânın, sıdkın ve tesânüdün devâmiyle olduğunu söyleyen Bediüzzaman, reislerinin öncelikle ıslah olasını isteyenlere de;
[BILGI] “Evet, reisleriniz malınızı ceplerine hapsettikleri gibi, akıllarınızı da ya ceplerine almışlar veyâ dimağınızda hapsetmişler. Öyleyse, şimdi onların yanındaki akıllarınızla konuşacağım.” [/BILGI]
diyerek reislere de;
[BILGI]“Tekâsülî (tembelce) olan tevekkülden sakınınız. İşi birbirinize havâle etmeyiniz. Elinizdeki mal ve aklımızla bize hizmet ediniz. Çünki, şu mesâkini istihdam (miskinleri görevlendirmek) ile ücretinizi almışsınız. İşte hizmet vaktidir.” (Nursi, Münâzarat, 104) [/BILGI] uyarısında bulunur.
23 Mart 2011: 22:54 #787764Anonim

l) Şeyhlerin vazifeleri
Şeyhlerin mesleğinin esasının, ihlâs için şahsi menfaati terk, umûmi muhabbeti te’sîs ve ittihâd-ı İslâmiyeye (İslam birliğine) hizmet ve irşâd olmalıdır.
Bazı bid‘a (dinde olmayan şeyler) ve dalalet fırkalarının teşekkülünde bazı bid‘atkar şeyhlerin rollerinin olduğuna işaret eden Bediüzzaman;
[TAVSIYE]ya başlarımızdan kalkmalarını, yâhud inad, gıybet ve tarafdârlığı mabeynlerinden kaldırmalarını istemekte ve imanda, kardeşlikte, hakta ve doğrulukta ittifak etmeleri gerektiği (Nursi, Münâzarat, 116) [/TAVSIYE]tavsiyesinde bulunmaktadır.
23 Mart 2011: 22:57 #787765Anonim

m) Çakıl taşları
Şeyhlerin adâvetlerinin, birbirlerinden gördükleri nâmeşrû’ ba’zı ef’âl içün olabileceğini söyleyenlere de;
“Acabâ ne cihetle, ne insaf ile, ne sûretle, Sübhan Dağı kadar ağır ve büyük olan Îmân ve İslâmiyet ve insaniyet ve cinsiyet sebebiyle hâsıl olan muhabbet, şöyle çocuğun bahânesiyle ba’zı nâmeşrû’ harekât vesîlesinden mütehassıl olan adâvete karşı hafif ve mağlûb olmuştur?
Evet, muhabbeti iktizâ eden İslâmiyet ve insaniyet, Cebel-i Uhud (Uhud dağı) gibidir. Adâveti intac eden esbab (düşmanlığı netice veren sebepler), ba’zı küçük çakıl taşları gibidir.[DIKKAT] Muhabbeti adâvete mağlûb ettiren adam, nazar-ı hakîkatte Cebel-i Uhud’u bir çakıl taşından aşağı derecesine indirmek kadar ahmakàne hareket etmiştir. Adâvetle muhabbet, ziyâ ile zulmet gibi, ictimâ’ edemez. Adâvet galebe çalsa, muhabbet mümâşâta (gösterişe) inkılâb eder. Muhabbet galebe çalsa, adâvet terahhum ve acımağa inkılâb eder. Benim mezhebim, muhabbete muhabbet etmektir, husûmete husûmet etmektir. Ya’nî dünyâda en sevdiğim şey muhabbet; ve en darıldığım şey de husûmet ve adâvettir.” (Nursi, Münâzarat, 118) [/DIKKAT]
diyerek veciz bir cevap vermiştir.
23 Mart 2011: 23:01 #787767Anonim

n) Özü sözü bir olmakİdareci, yetki ve söz sahibi olan havas tabakasından halkın ve ilim ehlinin isteklerini de;
[BILGI]“Sözünüzü, fi’iliniz tasdik etmek. Başkasının kusûrunu kendinize özür göstermemek. İşi birbirine atmamak.
Üzerinize vâcib olan hizmetimizde tekâsül etmemek. Vâsıtanızla zâyi’ olan mâfâtı (mahvolanları) telâfî etmek.
Ahvâlimizi (hallerimizi) dinlemek, hâcetimizle (ihtiyaçlarımızla) istişâre etmek, bir parça keyfinizi terk etmek ve keyfimizi sormak istiyoruz.” (Nursi, Münâzarat, 125)[/BILGI]
şeklinde dile getiren Bediüzzaman; medeniyet ve fazîlet çarşısında, cephesinde insan yazılan ve iki ayaküstünde olan sandıktaki, üstünde kalp yazılı siyah veyâ pırlanta bir kutuda bulunan “iman, muhabbet, sadâkat ve hamiyet” (Nursi, Münâzarat, 140) gibi ışık ve şifa veren iki maddeyi mezcetmeye çalıştığını ifade etmektedir.
Kaynaklar:
1-Nursi, Bediüzzaman Said, Münazarat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul
2- Said Nursi, Bediüzzaman, İşârâtü’l-İ’câz, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul
3- Nursi, Bediüzzaman Said, Lem‘lar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul24 Mart 2011: 12:15 #787784Anonim
Bunu hazırlayan kimdir,kaynağını verip istifade etsek..
siz mi bunu hazırladınız?
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.