senin vazifen fahr değil, şükürdür. sana layık olan şöhret değil, tevazudur, hacalettir. senin hakkın medih değil istiğfardır, nedamettir. senin kemalin hodbinlik değil, hudabinliktedir.
dua edileceği vakit, istiğfar ile manevi temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve ahirde yine salavat getirmeli. çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.
bu dünya eğer daimi olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı ve firak ve zevalin rüzgarları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde manevi kış mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım.