- Bu konu 71 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Mayıs 2010: 14:54 #770586
Anonim
Hayatin lezzetini ve zevkini isterseniz,hayatinizi imanla hayatlandiriniz ve feraizle…ziynetlendiriniz ve günahlardan cekinmekle muhafaza ediniz. Her dertlinin ahini ,her muhtacin duasini isiten ve dinleyen bir semi ve mucip perde arkasinda var bakarki; en kücük bir zîhayatin……………….
12 Mayıs 2010: 15:12 #770588Anonim
Her dertlinin ahini ,her muhtacin duasini isiten ve dinleyen bir semi ve mucip perde arkasinda var bakarki; en kücük bir zîhayatin………….ve en küçük bir ihtiyacın görür ve en gizli bir ahını işitir, şefkat eder, fiilen cevap verir, memnun eder. Şualar 179
Cenab-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın, manen hastasın. İbadet ise…………..
12 Mayıs 2010: 16:10 #770593Anonim
Cenab-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın, manen hastasın. İbadet ise…………..
mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: “Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?” Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın. Amma Kur’ân’ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultan-ı Ezel ve ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie müteveccih yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder. İbadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder.Dünya, büyük bîr manevî buhran geçiri-yor. Manevî temelleri sarsılan garb cemiyeti İçinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sâri illete karsı islâm cemiyeti ne gibi çarelerle karsı koyacak? Garbin çürümüş………………..
12 Mayıs 2010: 20:49 #770601Anonim
Dünya, büyük bîr manevî buhran geçiri-yor. Manevî temelleri sarsılan garb cemiyeti İçinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sâri illete karsı islâm cemiyeti ne gibi çarelerle karsı koyacak? Garbin çürümüş………………..
kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslariyle mi? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum, îman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız îman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum.
Risale-i Nur’it anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler telif eyledim
Bu dünya eğer daimî olsa idi ve yolumuzda ölüm olmasaydı …13 Mayıs 2010: 12:18 #770623Anonim
Bu dünya eger daimî olsaydi ve yolumuzda ölüm olmasaydi…………… ve firak ve zevâlin rüzgârları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Fakat madem dünya birgün bize “Haydi, dışarı” diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla (ikazlarıyla) şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız.
Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki: “Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren.” Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.
Hem madem dünyanın zevki, ……………
13 Mayıs 2010: 12:48 #702158Anonim
Hem madem dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan meşru olmazsa… hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor. O zevki kaybettiğinden hastalık bahanesiyle ağlama; bil’akis hastalıktaki manevi ibadet ve uhrevi sevap cihetini düşün; zevk almaya çalış.
(hakikat çekirdekleri’nden)
Karıncayı emirsiz, arıyı ya’subsuz bırakmayan Kudret-i Ezeliye;………………………13 Mayıs 2010: 14:48 #770634Anonim
Karıncayı emirsiz, arıyı ya’subsuz bırakmayan Kudret-i Ezeliye;……………………… elbette beseri nebisiz birakmaz. Âlem-i sehadetteki insanlara insikak-i Kamer, bir mu’cize-i Ahmediye (A.S.M.) oldugu gibi, mi’rac dahi âlem-i melekûttaki melaike ve ruhaniyata karsi bir mu’cize-i kübra-yi Ahmediyedir ki; nübüvvetinin velayeti bu keramet-i bahire ile isbat edilmistir ve o parlak zât, berk ve Kamer gibi melekûtta su’le-fesan olmustur.
hırs, sebeb-i mahrumiyettir; tevekkül ve kanaat ise………….
13 Mayıs 2010: 17:15 #770636Anonim
Hirs sebeb-i mahrumiyettir;tevekkül ve kanaat ise…….. vesile-i rahmettir.
Hem daire-i insaniye içinde her milletten ziyade hırsla dünyaya yapışan ve aşk ile hayat-ı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milleti, pek çok zahmetle kazandığı, kendine faydası az, yalnız hazinedarlık ettiği gayr-ı meşru bir servet-i ribâ ile bütün milletlerden yedikleri sille-i zillet ve sefalet, katl ve ihanet gösteriyor ki, hırs maden-i zillet ve hasârettir. ( Mektubat Yirmi ikinci mektub )
Yirmiücüncü söz , birinci mebhas ……….. İnsân, nur-u îman ile a’lâ-yı illiyyîne çıkar; Cennet’e lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile, esfel-i sâfilîne düşer; Cehennem’e ehil (olacak) bir vaziyete girer. Çünki îman, insânı Sâni’-i Zülcelâl’ine nisbet ediyor; îman, bir intisabdır. Öyle ise însan, îman ile insânda tezahür eden san’at-ı İlâhiyye ve nukuş-u Esmâ-i Rabbâniyye îtibariyle …………13 Mayıs 2010: 20:12 #770638Anonim
İnsân, nur-u îman ile a’lâ-yı illiyyîne çıkar; Cennet’e lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile, esfel-i sâfilîne düşer; Cehennem’e ehil (olacak) bir vaziyete girer. Çünki îman, insânı Sâni’-i Zülcelâl’ine nisbet ediyor; îman, bir intisabdır. Öyle ise însan, îman ile insânda tezahür eden san’at-ı İlâhiyye ve nukuş-u Esmâ-i Rabbâniyye îtibariyle ………… bir kıymet alır. Küfür, o nisbeti kat’ eder. O kat’dan san’at-ı Rabbâniye gizlenir, kıymeti dahi yalnız madde itibâriyle olur. Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir.
İnsan, kâinatın ekser envâına muhtaç ve alâkadardır. İhtiyacâtı âlemin her tarafına dağılmış; arzuları ebede kadar uzanmış. Bir çiçeği istediği gibi….
23.söz 2.mebhas
14 Mayıs 2010: 08:00 #770640Anonim
İnsan, kâinatın ekser envâına muhtaç ve alâkadardır.
İhtiyacâtı âlemin her tarafına dağılmış; arzuları ebede kadar uzanmış.
Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister.
Bir bahçeyi arzu ettiği gibi, ebedî Cenneti de arzu eder.
Bir dostunu görmeye müştak olduğu gibi, Cemîl-i Zülcelâli de görmeye müştaktır.
Başka bir menzilde duran bir sevdiğini ziyâret etmek için,
o menzilin kapısını açmaya muhtaç olduğu gibi,
berzaha göçmüş yüzde doksan dokuz ahbabını ziyâret etmek ve firâk-ı ebedîden kurtulmak için,
koca dünyanın kapısını kapayacak ve bir mahşer-i acâib olan âhiret kapısını açacak,
dünyayı kaldırıp âhireti yerine kuracak ve koyacak bir Kadîr-i Mutlakın dergâhına ilticâya muhtaçtır.
iman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder……….
14 Mayıs 2010: 15:13 #770675Anonim
iman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder……….Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, îmân ve duadır.
…………. Ey insan! Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen, aciz mahlukata zelil bir abd olursun.
Her kim kendisini Allah’a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah’a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah’a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu edeceğini bilmekle olur.
Allah’a hakiki abd ……………
15 Mayıs 2010: 13:47 #770743Anonim
Allah’a hakiki abd ……………
__________________
olan, başkalarına abd olamaz.Ey insan! Senin nokta-i istinadır ancak ve ancak ALLAH’a olan imandır. Ruhuna, vicdanına nokta-i istimdad ise ancak ahirete olan imandır. Binaenaleyh bu her iki noktadan haberi olmayan bir insanın kalbi,…..
15 Mayıs 2010: 17:47 #770759Anonim
Ey insan! Senin nokta-i istinadır ancak ve ancak ALLAH’a olan imandır. Ruhuna, vicdanına nokta-i istimdad ise ancak ahirete olan imandır. Binaenaleyh bu her iki noktadan haberi olmayan bir insanın kalbi,….. ruhutavahhuş eder; vicdanı daima muazzeb olur.İmana gel ki, elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki selamette kalasın.İnsan eğer kesrete dalıp kainat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersemolarak fanilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbettenihayetsiz bir hasarete düşer. Hem fena, hem fani, hem ademe düşer. Hemmanen kendini idam eder. Eğer insan-ı Kuran’dan kalb kulağıyla imanderslerini işitip başını kaldırsa, vahdete müteveccih olsa, ubudiyetinmiraciyle arş-ı kemalata çıkabilir. Baki bir insan olur…
felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. iman ise………………
15 Mayıs 2010: 18:54 #770766Anonim
felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. iman ise………………
her şeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür.” (Şualar, 753)nasihat istersen ölüm yeter. evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan……..
15 Mayıs 2010: 19:30 #770768Anonim
nasihat istersen ölüm yeter. evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan…….. kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır.
Dost istersen Allah yeter. Evet, ….. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.