- Bu konu 71 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
11 Haziran 2010: 15:50 #771544
Anonim
Bu kainatta görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyorki,
bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kainat,bütün mevcudatiyle..
…………
aynadarlık dilleriyle o güzelin cemâlini tavsif ve târif eder.
Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla …….11 Haziran 2010: 16:12 #771546Anonim
Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla ……. çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.
kur’an yıldızlarına perde çekilmez. gözünü kapayan yalnız ………11 Haziran 2010: 16:46 #771547Anonim
kur’an yıldızlarına perde çekilmez. gözünü kapayan yalnız ………kendi görmez; başkasına gece yapamaz
Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat’ında demiş ki: “Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim.”
Hem demiş ki: “Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, ……19 Aralık 2010: 13:32 #782840Anonim
Hem demiş ki: “Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı,… hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır.”
Allah’a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez.
Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, başlamalı.
Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı.
Ve…15 Haziran 2011: 12:18 #793202Anonim
Allah’a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez.
Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, başlamalı.
Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı.
Ve…izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli.
“Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin”
Ubudiyet mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i ………..
29 Haziran 2012: 09:33 #805139Anonim
Ey nefis! Ubûdiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sâbıkadır. Evet, biz ücretimizi almışız; ona göre hizmetle ve ubûdiyetle muvazzafız.
nefsini itham eden, kusurunu görür. kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. istiğfar eden, istiaze eder. istiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. ve kusurunu itiraf……
Ben bu oyunları seviyorum yahu vecizeyi bulmak için baya okuyo insan yahu 🙂29 Haziran 2012: 09:38 #805140Anonim
Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur.
Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imani alamazsa, ………….29 Haziran 2012: 11:29 #805141Anonim
Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imani alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda islamiyet ve imanın erkanlarını ruhuna alabilir.
[TABLE=”width: 95%, align: center”]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Biliyor musun vesvesen neye benzer? musibete ………….Çok sevdiğim bir abimden duymuştum ilk bu vecizeyi.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
18 Eylül 2012: 18:55 #807652Anonim
Biliyor musun, vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer; ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder; havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tanısan, gider.
Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan…….
7 Şubat 2013: 12:13 #811908Anonim
Aklı başında olan insan ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz.
İşte, ey hayat-ı dünyeviyenin zevkine müptelâ ve endişe-i istikbal ile istikbalini ve hayatını temin için çabalayan biçareler!
Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini…………..7 Şubat 2013: 12:38 #811912Anonim
@Livza 392292 wrote:
Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini…………..
Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz.
Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, …..
7 Şubat 2013: 14:54 #811913Anonim
@fahris 392296 wrote:
Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz.
Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, …..
Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.
Bir kitapta yazılı bir harf, yalnız bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delalet eder. fakat, o harf……
14 Şubat 2013: 16:11 #811997Anonim
Bir kitapta yazılı bir harf, yalnız bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delâlet eder. Fakat o harf, kâtibine çok cihetlerle delâlet eder ve nakkaşını târif eder. Kezalik, kitab-ı kâinatta mücessem olarak yazılan herbir kelime, kendi miktarınca kendini gösterirse de, pek çok cihetlerden münferiden ve müçtemian Sâniini gösterir, esmâsını izhar eder. Ve kendi evsafıyla, eşkâliyle, nakışlarıyla, âdeta Sâniini medih için yazılmış bir kasidedir. Buna binaen, meşhur Hebenneka gibi ahmaklaşan bir adam dahi Sâni-i Zülcelâlin inkârına gitmemek gerektir.
Cenâb-ı Hakk’ı bulan, neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden, neyi kazanır? Yani:………
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.