ALLAH dostlarindan inciler..Hikmet esintileri..

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.




“Aslında ben gökteyim,
şu balçıktan yaratılmış fânî cismim

benim aksimden, gölgemden ibarettir.
Suya akseden yıldızı,

bir kimsenin sudan çaldığı görülmüş müdür?”

Hz.Mevlana
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.




Hasen-i Basrî “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki:

Gönlün ferâh olup duânın makbûl olmasını istersen, şu beş şeyi terk etme:

1) Dünyâya harîs olmayan, her işi Allah rızâsı için yapan âlimlerle berâber ol.
2) Gece namâzı kıl! Kazâya kalmış namâzlarını, geceleri de kazâ ederek bir an önce öde! Farz namâzı kazâya kalan kimsenin, sünnet ve nâfile namâzları kabûl olmaz. Yani sahîh olsa da sevâp verilmez. Âlimlerimiz buyuruyor ki, şeytân, müslümânları aldatmak için, farzları ehemmiyetsiz gösterip, sünnet ve nâfileleri yapmaya sevk eder.
3) Tegannî etmeden Kur'ân-ı kerîm oku.
4) Namâzlarını tam olarak, vaktin geldiğini bilerek ve evvel vaktinde kıl.
5) Helâl ye. Helâl yiyenin duâsı makbûldür. O halde helâli, harâmı öğrenmek lâzımdır.

__________________
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



Bil ki, tevbe, şartlarına uygun yapılırsa kabul edilir.
Tevbe ettiğin zaman, kabul edilip edilmeyeceğinden şüphe etme.

Tevbenin şartlarına uygun olup olmadığından şüphe eyle..

İmam Gazâlî (k.s.)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.




”Kul Allah’ın sevgisini tattığı zaman, Allah onu kendi kusurlarına muttali kılar.
Böylece o, başkalarının kusurlarını görmez olur”


(Rabia el-Adeviyye)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



”Gönlün dâima mahzûn, bedenin kulluğa güçlü, gözün yaşlı ve kalbin rakik (ince) olmalı. İşin hâlis, duân ilticâ ve libâsın (elbisen) mütevâzî, yoldaşın sâlihler, sermayen zâhirî ve bâtınî (dış ve iç) din ilimleri, evin mescid ve yakının ALLAH dostları olsun!..”.

Abdulhâlık Gucduvani (k.s.)
 

pendüender

Well-known member
Hz. Ali r.a. şöyle der:
Riyakârlar şöyledir:
Tek başına kaldığı zaman tembellik eder, ibadette gevşeklik gösterir ve nafile namazları oturarak kılar.
İnsanlarla beraber olduğu zaman tekrar canlanır, canla başla amel eder.
Biri kendisini methettiğinde daha fazla amel ve ibadet eder. Yerdiğinde ise amellerini azaltır.
Tenbîhu’l-Muğterrîn​
 

pendüender

Well-known member
Kibir;
Bele bağlanmış bir taşa benzer ki,
İnsan onunla ne uçabilir ne de yüzebilir!"
Yani gurur ve kibir yükü ile insan -mânen seviye kat etmek bir yana- sefâletlerin birinden diğerine sürüklenir durur.​
Hacı Bayram-ı Velî
 

pendüender

Well-known member
“İki şeyi unutma:

Allah Teâlâ’yı ve ölümü.

İki şeyi de unut:

Başkasına yaptığın iyiliği ve başkasının sana yaptığı kötülüğü.”

Lokman Hekim

 

pendüender

Well-known member
Müridleri Şâh-ı Nakşibend Hazretleri’nden bir kerâmet göstermesini istemişlerdi.

Hazret buyurdu ki:

“–Bizim kerâmetimiz açıktır. İşte bakınız; omuzlarımızdaki bunca günah yüküne

rağmen hâlâ ayakta durabiliyor ve yeryüzünde yürüyebiliyoruz. Bundan büyük

kerâmet mi olur?..”

Ardından, tasavvufta mühim olanın kerâmet değil, istikâmet olduğunu hatırlatarak

şöyle buyurdular:

“–Bir kimse bir bahçeye girse ve oradaki ağaçların her bir yaprağının dile gelip; «Ey

Allâh’ın velîsi merhabâ!» diye seslendiğini duysa, gerek zâhiren gerek de bâtınen, bu

sese aslâ îtibâr etmemelidir! Bilâkis kulluğa olan gayret ve azmini daha da

artırmalıdır.”
Bunun üzerine bâzı talebeleri:

“–Efendim, ne kadar üstünü örtseniz de, sizden de zaman zaman kerâmet zâhir

olmakta!..” dediler.

O büyük tevâzu âbidesi, edep ve mahviyet hâlini muhâfaza için, kendisindeki mânevî

tecellîleri müridlerine izâfe ederek:

“–O müşâhede ettikleriniz, müridlerimin kerâmetleridir.” buyurdu.

 

pendüender

Well-known member
Sâdât-ı kiramın önde gelenlerinden İmam Cafer-i Sadık k.s. şöyle der:

Namaz takva sahiplerinin yakınlık sebebidir.

Hac ise tüm zayıf, güçsüz olanların cihadıdır.

Bedenin zekâtı oruçtur.

Amel etmeksizin dua eden kimse yaysız ok atan kimse gibidir.

Mallarınızı zekâtla koruyunuz.

İktisat eden, tutumlu davranan fakir düşmez.

Tedbir geçimin yarısıdır.

Kim anne ve babasını üzerse itaat etmemiş sayılır.

Her kim musibet anında ellerini dizlerine vurur dövünürse, kazandığı ecri

boşa çıkar, kaybolur.

Hiç şüphesiz Allah Tealâ musibet miktarınca sabır indirir.

Rızkı da geçimi sağlayacak derecede verir.

Her kim maişetini ölçülü şekilde sağlar, israfa kaçmazsa Allah o kimseye

rızıklar ihsan eder.

Her kim de saçıp savurur, israf ederse Allah ona rızkını daraltır, onu

mahrum eder.

Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ
 

pendüender

Well-known member
Sâdî-i Şîrâzî şöyle anlatır:

“Çocukluğumda da zühde, riyâzâta, gece ibâdetine düşkündüm. Bir gece

babamın

yanında oturuyordum. Bütün gece gözümü yummamış, Kur’ân-ı Kerîm’i

elimden

bırakmamıştım. Birtakım kimseler ise, etrafımızda uyuyorlardı. Babama:

«–Şunların bir tanesi bile başını kaldırıp iki rekât teheccüd namazı kılmıyor;

sanki ölü

gibi uyuyorlar.» dedim. Bu sözüm üzerine babam kaşlarını çattı ve:

«–Oğlum Sâdî! Başkalarının dedikodusunu edeceğine, keşke sen de onlar

gibi

uyusaydın! (Zîrâ senin hor gördüklerin, şu andaki ilâhî rahmetten

mahrûmiyet


içindelerse de, onlara Kirâmen Kâtibîn melekleri menfî bir şey yazmıyor.

Senin amel

defterine ise, din kardeşlerini küçük görme ve gıybet günâhı yazıldı.)»

karşılığını

verdi.”

 

pendüender

Well-known member
Birgün İbn-i Mes’ûd -radıyallâhu anh- tâbiînden dostlarına dedi ki:

“–Sizler Rasûlullâh’ın ashâbından daha çok oruç tutuyor, namaz kılıyor ve sâlih amellere

gayret ediyorsunuz. Ancak onlar sizden daha hayırlıydı.”

Onlar:

“–Bu nasıl olur?” diye sorduklarında:

“–Onlar dünyaya karşı sizden çok daha zâhid, âhirete de sizden daha çok rağbetli

idiler.” buyurdu.

(Hâkim, Müstedrek, 4/135)​
 

pendüender

Well-known member
İnsanı gıybetten ve başkalarını kötülemekten iki şey alıkoyar:

Birincisi, kendi kusurlarını
düşünmek ve​

onların tedavisiyle meşgul olmak, ikincisi de zikrullah ile arkadaş olup dilini tutmak
.

İmam Gazali.
 

pendüender

Well-known member
Sana Allah’ı hatırlatacak bir arkadaş bulunca ona sımsıkı sarıl, ondan ayrılma, onu

küçümseme. Onu kendin için bir devlet bil. Böyle kimseler mü’min için bir ganimettir. İyi

arkadaş yalnızlıktan hayırlıdır
.

İmam Gazali.​
 

pendüender

Well-known member
Dünyalık elde etmek için sakın dininden ve edebinden bir şey verme. Böyle yaparsan değil

Allah katında, kendilerine şirin gözükmek istediğin insanların gözünde de düşmüş olursun.

Ayrıca eline de bir şey geçmez. Hem dinden, hem dünyalıktan olursun. Böyle davranmakla

eline dünya malı geçerse, hayırlı olanı verip adi olanı almış olursun ki, sonuç yine zarardır.
İmam Gazali
 

pendüender

Well-known member
Hazret-i Îsâ (a.s), sanki kendisini bir aslan kovalıyormuş gibi canhıraş bir şekilde kaçıyordu. Adamın biri, merakla ardından koşarak kimden kaçmakta olduğunu sordu. Îsâ (a.s):

“–Ahmaktan kaçıyorum!..” deyince bu sefer adam:

“–Sen, nefesi ile körlerin ve sağırların şifa bulduğu, duâsıyla ölülerin dirildiği «Mesih» değil misin? İstediğin her şeyi yapabildiğin hâlde niçin kaçıyorsun?” diye sordu. Îsâ (a.s):

“–Yemin ederim ki, İsm-i Âzam’ı sağır ve köre okudum; onlar iyileşti; bir ölüye okudum, dirildi; bir fakire okudum, zengin oldu. Fakat o duâyı bir ahmağın kalbine binlerce defa okuduğum hâlde fayda vermedi. O ahmak, katı bir taş kesildi de ahmaklığından vazgeçmedi!” dedi.

Hayreti daha da artan adam, Hazret-i Îsâ’ya tekrar sordu:

“–İsm-i Âzam duâsı, her hastanın şifâ bulmasına vesîle olduğu hâlde niçin ahmaklığa tesir etmiyor? Bunun hikmeti nedir?”

Îsâ (a.s) cevap verdi:

“–Ahmaklık, kahr-ı ilâhî olan bir hastalıktır. Diğerleri ise kahr-ı ilâhî’ye uğramayan iptilâlardır. İptilâ da bir hastalıktır; ancak sadece müptelâsına acınır. Ahmaklığa gelinçe, o da bir hastalıktır, lâkin ekseriyâ başkasını yaralar ve zarar verir.”

Bunun içindir ki ârif zâtlar şöyle buyurmuşlardır.
“Şu üç kişi, Allah dostu olamaz: Kibirli, cimri ve ahmak.”
 
Üst