ALLAH dostlarindan inciler..Hikmet esintileri..

pendüender

Well-known member
Rivayet edildiğine göre Lokman a.s. oğluna şöyle demiştir:
– İmtihanından emin olmayacak bir şekilde Allah’tan kork. Fakat Allah’ın rahmetine olan ümidin korkundan daha çok olsun.
Oğlu:
– Baba, bunları nasıl yapabilirim ki? Benim tek kalbim var, deyince Hz. Lokman:
– Sen müminin iki kalp sahibi olduğunu bilmiyor musun? Birisi ile Allah’tan korkar, diğeri ile O’na ümit bağlar, dedi.​
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



"Takvâ sâhibi; nefsinin isteklerine uymayan,
İslâmiyetin emirlerine tam uyan,
yakîn ile huzur bulan,
tevekkül direğine dayanan kimsedir."



Ebû Bekr Kettânî (rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



"Şu üç şey takvânın, haramdan kaçmanın îcâbıdır

Birincisi; Allahü teâlâyı tanıyıp O'na şirk koşmamak.

İkincisi; Allahü teâlâya itâat edip, isyân etmemek.

Üçüncüsü; Allahü teâlayı anıp O'nu unutmamaktır."


Fahr-ül-Fârisî
(rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



"Allahü teâlâ, her uzva vefâyı lâzım kıldı. Kalbin vefâsı; dünyâ ile meşgûl olmaması, hîle ve hased yapmamasıdır. Dilin vefâsı; gıybet etmemesi, yalan söylememesi, lüzumsuz boş şeyler konuşmamasıdır. Âzâların vefâsı; günah olan yerlere gitmemesi, müslüman kardeşine eziyet etmemesidir."


İbn-i Atâullah İskenderî(rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

pendüender

Well-known member
Hasan Basrî Hazretleri fütüvvet ehlinden bir zat olup, kimi görse kendinden iyi, üstün olduğunu düşünürdü. Bir keresinde şöyle bir olay yaşamıştı:
Bir gün Dicle Nehri kenarında yürürken, yanında kadın ve şarap rengi içecek bulunan bir adam gördü. Yanındaki kadınla haram işliyor, şarap içiyor zannetti. Bir an için kendisini o adamdan farklı, üstün gördü. O sırada karşı kıyıdan gelmekte olan bir sandal devrildi. İçindekiler Dicle’nin sularına düştüler.
Kıyıda kadınla oturmakta olan adam suyun üzerinde yürüyerek gitti, boğulmak üzere olan birini tutup çıkardı. Sonra bir diğerini çıkardı ve dönüp Hasan Basrî hazretlerine “Ey Hasan, hani benden üstündün? Gel birini de sen çıkar sudan!” dedi ve ilave etti:
“İçtiğim şarap değil şuruptu. Yanımdaki kadın ise annemdi. Sen fütüvvet makamını muhafaza edemedin.”​

Kimin ne olduğu, akıbetinin ne olacağı bilinmez. “Şu adam inkârcı” dersin, tövbekâr olup müslüman olabilir. Aksi de olur. Onun için kimseden iyi olduğumuzu düşünemeyiz. Şah-ı Nakşibend k.s. hazretleri şöyle buyuruyor: “Bu yola girmek isteyenler kendilerini Firavun’dan yüz derece aşağı görmedikçe giremezler. Girseler de ilerleyemezler.”

Muhammed Parisa k.s. hazretleri de şöyle buyuruyor: “Nefsini kendi ölçülerinle tartma. Kendini emsalinle, senin gibi olanlarla da kıyaslama. Sadıklarla, sıddıklarla, Allah adamlarıyla kıyasla ki ne kadar iflas ettiğini anlayasın.”​
 

pendüender

Well-known member
Buyuruluyor ki, “Nefsini dert etmedikçe (onu sorunlu, problemli görmedikçe) mürit yol alamaz.” Hiç kimsenin, nefsinin isyanına karşı çıkmadan ıslah olduğu görülmemiştir.

Arifler demiştir ki: “Yaratılmışlar içinde en ahmak, en karanlık varlık nefistir. Yazıklar olsun o insana ki bu cahile köle olur.”​
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
426953_10150999279308887_475350649_n.jpg
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.




"Allah yolunda nefsi ile yürümek isteyen, daha ilk adımında hatâ etmiş demektir. Nefsini terkedip de ihlâs ile her şeyde Allahü teâlânın rızâsını düşünerek yola çıkarsa, Allahü teâlâ ona, kendisine kavuşturacak rehberi tanıtır."


Ali Müzeyyen (rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.




“Ana babaya itâat, büyük günâhlara keffârettir. Bir kimse âilesi içinde yaşlılar bulunduğu müddetçe, Allahü teâlânın rızâsını kazanma imkânına sâhiptir.”



Mekhûl eş-Şâmî (rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



“Bâzı insanlar Allahü teâlâdan korktukları için O’na ibâdet ederler. Bâzı insanlar da Allahü teâlânın rahmetini ve Cennet'ini istedikleri için O’na ibâdet ederler. Bu ibâdet, tüccar ibâdetidir. İnsanların diğer bir kısmı ise Allahü teâlânın gazâbından korkarak sâdece Cenâb-ı Hak ibâdete lâyık olduğu için, şükrünü îfâ etmek için ibâdet ederler. İşte bu tam mânâda müttekî olanların ibâdetidir.”


Zeynelâbidîn (rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.




"Kendi zan ve kafasına göre davranarak, başkalarını düzeltmeye çalışmak, çoğu zaman fayda yerine zarar hâsıl edebilir. Bunun için çok dikkatli ve uyanık olmalı, bir kimsenin saâdetine vesîle olayım derken, o kimsenin hattâ kendinin bile felâketine sebep olmamalıdır."


Ahmed Nâmıkî Câmî (rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

pendüender

Well-known member
“Günahın küçüğüne bakma!
Kendisine karşı günah işlediğin zatın (Cenab-ı Hakk’ın) büyüklüğüne bak.
Eğer günahı küçük görürsen Allah Tealâ’nın azametini küçük görmüş olursun.”​

— Veysel Karanî rh.a.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.


Tasavvuf güzel ahlâktır. Bu da üç kısımdır:

Birincisi, Hakk ile beraber olmak yâni Allahü teâlânın emirleine uymak ve bu hususta gösterişten uzak durmaktır.

İkincisi halk ile beraber olmak. Bu da büyüklere karşı saygı ve edeb, küçüklere karşı şefkat, emsallere ise insaflı ve âdil davranmakla olur.

Üçüncüsü nefse sâhib olmak. Bu ise nefsin boş isteklerine, hevâ, hevese ve şeytana uymamakla olur. Kim bu üç husûsu nefsinde doğru bir şekilde tatbik ederse güzel huylulardan olur."


Abdullah bin Muhammed Mürteiş (rahmetullahi teâlâ aleyh)
"
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



"Sâdık o kimsedir ki; Allahü teâlânın hükmünden râzı olduktan sonra Allahü teâlânın emirlerini yerine getirip Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine uyan, başkasından bir şey istemeyip verilirse şükreden, verilmezse sabreden kimsedir."


Ahmed-i Bedevî (rahmetullahi teâlâ aleyh)
 

pendüender

Well-known member
Ebu Talib el-Mekkî k.s. hazretleri şöyle buyurur:

“Müminin yaşadığı sürece korku içinde bulunması, ölüm gelip çatınca ümit halinde olması daha faziletlidir.”​
 

pendüender

Well-known member
Fudayl b. İyaz k.s. demiştir ki:

“İnsan sıhhatli olduğu zaman korku ümitten daha faziletlidir. Fakat kendisine ölüm geldiği zaman ise ümit korkudan daha faziletlidir.”​
 
Üst