gul sehri

Eyvàh!

Talebe
fedakeebammiyarasulallah1cu2hh.jpg

gul1kj0.jpg

gul2nh8.jpg

gl3zb9.jpg

gl4tp4.jpg

gl5ui9.jpg

gl6ja1.jpg
 

Eyvàh!

Talebe
medine114kr0gtfe0gi9on9.jpg

Yıllarca ufkuna bakan gözlerim,
Cemalini ister , canım efendim.
Seni anlatmaktan aciz sözlerim,
Her an erimekte , canım efendim.

Hayat eksenimin sonsuz odaĝı,
ŎksÜz ve yetimlerin sıĝınaĝı,
Sen sabah yıldızlarının ışıĝı,
Sen şefkat elçisi , canım efendim.

Lahuti bir sefer olsa da gitsem...
Kumlara batsam , ayaĝına dÜşsem,
GÜl Ravzan'a varıp kendimden geçsem,
Sen sevda iksiri , canım efendim.

Ay yÜzlÜ , gÜzel sözlÜ hem sultanım,
Fedadır can , canan ve bÜtÜn varım,
Seninle olmaktır en gÜzel kararım,
Sen gÜllerin şahı , canım efendim.

Buzlar erir içimde bitmez savaş,
GönlÜmde bir hÜzÜn , gözÜmde yaş,
Sensizlik içimde kordan bir telaş,
Kalbimin barışı , canım efendim.

Alemlere rahmet rÜzgarısın sen,
Kur'an kiliminde en gÜzel desen,
Benim de rÜyama bir defa gelsen,
Can dayanmaz oldu , canım efendim.
 

Eyvàh!

Talebe

71637199wf4.gif


Hz. Âişe, Efendimizin Hastalığını Anlatıyor

Hz. Âişe Vâlidemiz, Efendimizin hastalığı esnasındaki bir hatırasını şöyle anlatır:

“Resûlullah (a.s.m.) eve geldiği sırada başımda bir ağrı belirmişti. Ağrının şiddetinden ‘Vay başım, vay başım’ diye söylendim.

Resûlullah bunu duyunca,

‘Ne ehemmiyeti var? Neden üzülüyorsun? Eğer benden evvel dünyadan göçüp gidersen seni teçhiz ve tekfin eder namazını da kılarım’ diye konuştu.

Ben de, ‘Benim ölümümü mü istiyorsunuz?’ dedim.”

Hz. Âişe, Peygamberimizin latife yaptığını birden anlayamayıp böyle konuşmuştu.
Resûl-i Ekrem latifesinin sonunu şu ciddi sözlerle bağladı:

“Ey Âişe Senin başının ağrısı geçer gider. Asıl baş ağrısı benim başımın ağrısıdır. Artık ondan kurtulmak çok zor.”879

Peygamberimiz ve Sıddık-ı Ekber
Her yerde her zaman
iccon04.gif
ve Resûlüne sadakâtın zirvesinde bulunan Sıddık-ı Ekber, Resûl-i Ekremin huzuruna çıkarak kendisine hizmet etmekten şeref duyacağını şöylece dile getirdi:

“Yâ Resûlallah, müsâade buyurursanız, hastalığınızda size hizmet etmek isterim!”

Resûl-i Ekrem, Sıddık-ı Ekberin arzusuna müsâade etmedi, ama cevabı gönlünü fethedici idi.

“Ey Ebû Bekir! Bu niyetinle bile yapacağın hizmetin sevap ve mükâfatına şimdiden nâil oldun. Ancak ben, hastalığım esnasında hizmetlerimi kızımla, zevcelerimden başkasına gördürecek olursam, onları üzmüş olurum!”

En Ağır Hastalık, En Fazla Iztırap
Hastalığın şiddeti, ateşin yüksekliği sebebiyle Peygamber Efendimiz yatağında bile rahat edemiyordu. Bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyordu.

Başucunda bulunanlar, bu durum sebebiyle,

“Yâ Resûlallah! Eğer bizden birisi bu derece ıztırap çektiğini izhar etseydi, muhakkak bizi tekdir ederdin” dediler.

Resûl-i Ekrem cevabıyla durumunu şöylece izah etti:

“Benim hastalığım bildiğiniz gibi değil, oldukça zordur.
iccon04.gif
Taâlâ, salih ve mü’min kullarını belânın, hastalığın ve musibetin en şiddetlilerine mübtelâ eder. Fakat o belâ, o musîbet ve o hastalık vasıtasıyla o mü’min salih kulunun derecesini yükseltir, günahlarını yok eder.”

Ve Hz. Âişe Vâlidemiz şöyle der:

“Hakikaten Resûlullahın hastalığından daha zor, daha şiddetli bir hastalık görmedik.”

İbni Mes’ud Anlatıyor

Abdullah ibni Mes’ud (r.a.) ise Peygamberimizin hastalığının şiddetini şöyle dile getirir:
“Nebînin (a.s.m.) hastalığında vücudu hummanın hararetinden şiddetli sarsıldığı sırada huzuruna varmıştım.

“Yâ Resûlallah! Humma hararetinden çok ıztırap çekiyorsunuz!
“Yâ Resûlallah! Bu hummanın iki kat ıztırabı var, elbette sizin için iki kat ecri ve mükâfatı vardır, dedim.

“Resûlullah, ‘Evet’ diyerek beni tasdik etti. Sonra da şöyle buyurdu: ‘Hastalığa tutulan hiç bir Müslüman yoktur ki;
iccon04.gif
Taâlâ onun hata ve günahlarını, ağacın yapraklarını döktüğü gibi dökmesin.”880

Ümmü Bişr anlatıyor
Hastalığı sırasında Resûl-i Ekremin ziyaretine giden Bişr bin Bera’nın annesi Ümmü Bişr de gördüklerini şöyle anlatır:

“Resûlullahı ziyarete gitmiştim. Vücudundaki şiddetli harareti görünce sormadan edemedim:
‘Yâ Resûlallah! Ben böyle sıtma hiç görmedim.’
“Resûlullah (a.s.m.) bana cevaben şöyle buyurdu: ‘Bizim hastalığımız herkesten daha şiddetli ve daha ziyâde olur. Fakat bunun mukabilinde kazandığımız sevap ve mükâfat da o nisbette fazla olur!’”881

Resûl-İ Ekrem Yazı Yazdırmak İçin Kâğıt Kalem İstiyor
Rebiülevvel ayının sekizi, Perşembe günü.
Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hastalığının en şiddetli anları. Etrafında Hz. Ömer gibi bazı zâtlar bulunuyordu. Bu sırada, “Bana kâğıt kalem getiriniz, size bir yazı yazayım. Tâ ki bundan sonra hiçbir zaman yolunuzu şaşırmayasınız” buyurdu.882
Hz. Ömer, “Resûlullaha (a.s.m.) hastalığı baskın gelmiştir. Yanınızda Kur’an var.
iccon04.gif
’ın Kitabı bize yeter” dedi.

Kâğıt kalem getirip getirmemekte tereddüt ettiler.
Bazıları Hz. Ömer’in sözlerini doğruladı. Kimisi de kâğıt kalemin getirilmesini istiyordu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, onların anlaşmazlığa düştüklerini fark edince, “Yanımdan kalkınız, yanımda münakaşa, gürültü etmeyiniz. Beni kendi halime bırakınız”883 buyurdu.
Böylece Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yazdırmasını arzu ettiği şey, yazılmamış oluyordu.

1fuguller182bytl4.jpg
R829202.jpg
 

Eyvàh!

Talebe
Sana Hayrandır Efendim


gulyagmuru-gul.gif


Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.
Ecrâm ü felek, Levh u Kalem, mest-i nigâhın,
Dîdârına âşık Ulu Yezdândır Efendim.




Mahşerde nebîler bile senden medet ister,
Rahmet, diyen âlemlere, Rahmandır Efendim.
Kıtmîrinim ey Şâh-ı Rusül, koğma kapından,
Asilere lütfun, yüce fermândır Efendim

1lf8.png

Ta Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlâkın, Kur'ân'dır Efendim
Aşkınla buhurdan gibi tütmekde bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim...

7.JPG

Dağ kalbime bir lâhzacık ey Nur-i dilârâ,
Nûrun ki; gönül derdime dermandır Efendim...
Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın,
Feryâdı bütün âteş-i sûzandır Efendim
 

Eyvàh!

Talebe
Cennet kapıları açılıp, “Gir ya Muhammet” denildiğinde “giremem ben, ta ki ümmetim gelmezse, ümmetim yanımda olmazsa” dediğin ümmetiniz ... Bütün insanların birbirinden kaçıştığı o günde, “kızım Fatıma ,Oğlum İbrahim Sana feda olsun. İlla ümmeti, illa ümmeti dediğin o biçare ümmetiniz...

Seviyoruz Seni Sevgili! Hicret eder gibi seviyoruz biz Seni. Sümeyyeler gibi sevemesek de, Bilaller gibi göğsümüzde taşlar yeşertemesek de seviyoruz Seni Sevgili. Uhud'da Sana ok isabet etmesin diye önünde duvar olan sahaben gibi olamasak da, Seni onlar gibi sevemesek de aynı sevdayla Seni sevdik; aynı sevdayla güllere Senin kokunu verdiği için hayran olduk; aynı sevdayla güllere bakınca kendimizden
geçtik.. Hep aynı sevdayla yaşadık Sevgili, Seni göremesek de Gül Efendim, Seni görme umuduyla yaşadık... Hep içimizdeydin Sen Sevgili. Hiç çıkmadın ki...

Bu sevda hiç yüreklerimizden çıkmadı. Onun içindir ki, güle Senin kokun verildiği için aşık olduk.

Sevginin uğramadığı düşler ülkemizde seviyoruz Seni, karanlıklarda aydınlığını görerek seviyoruz ,seviyoruz Sevgili... Bizler Seni göremedik Ey
Sevgili! Senin sünnetini bildik ve Senin sünnetinde bulduk Seni Sevgili.

Güllerde bulduk... Bize bıraktıklarında bulduk Seni ve Senin o yüce sevdanı.

Seviyoruz Seni Sevgili! Senin bizi sevdiğin gibi...
iccon04.gif
'ın resulü olduğun halde, gecelerce ağlayıp secdelerden kalkmadığın , “ümmetim” diye gözyaşı akıttığın sevdayla seviyoruz Seni Sevgili.

Ey sevgili! Bizler, aşk limanında yitiğini arayan sevdalılar gibi seviyoruz Seni. Seviyoruz, düşler ülkesinin çıkmaz sokaklarında, avuçlarımızdaki yüreklerimizle ve düşlerimizi bir zümrüdü ankanın kanatlarına veriyoruz. Ötelerdeki Sevgiliye ulaştırması için

Ey sevgili! Ey güzeller güzeli! Ey Gül Efendim!

Selam olsun Sana,

Selam olsun geceye ve aya,

Selam olsun gecenin karanlığına,

Selam olsun geceyi kuşatana,
 

Eyvàh!

Talebe
Ey Sevgili! Biz Seni seviyoruz ve hep seveceğiz, ta ki bu dünyadan göç müjdesi gelene kadar. Gelene kadar o kutlu müjde, sevdalı gözlerle bakacağız her gül görüşümüzde... O sevdayla bekleyeceğiz o günü Sevgili... Yolculuk sürecek Sevgili... Nefes alıp verdiğimiz sürece, söyleyecek sözümüz hep olacak ..




Seviyoruz Seni Sevgili, derbeder yüreklerimizle seviyoruz... Biçare olmuş yüreklerle seviyoruz... Çölleşmiş kalplerimizle seviyoruz Seni Sevgili ..
Yeşertemediğimiz sevdamızla, sevdanla seviyoruz ...



Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Bülbülün gülü sevdiği gibi... Biz de, Senin bülbülün olmak istiyoruz Sevgili, ebedi aşkı bulmak için...

Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Yıpranmış vakitlerde yıpranmayan tek gül olduğun için...

Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Seviyoruz Seni...


Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Çöl sıcağındaki bir kevser şelalesi gibi...


Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Göz yaşlarımızla suladığımız güllerle seviyoruz

Seni...




 

Eyvàh!

Talebe
gul_3.jpg



Ağlıyorum

Beni benden alan,
Sevdâlara salan,
Zamansız solan,
Güllere ağlıyorum…

Güldürmeyip ağlatan,
Yollarımı bağlatan,
Yüreğimi dağlatan,
Yıllara ağlıyorum…

Sürüm sürüm süründüren,
Acılara büründüren,
Tâlihimi döndüren,
Gül’lere ağlıyorum…

Severek baktığım,
Sevgilime taktığım,
Türküler yaktığım,
Allara ağlıyorum…

Dertlerimi paylaştığım,
Sevgiliye ulaştığım,
Zaman zaman boğuştuğum,
Sellere ağlıyorum…
Vazoda%20Tek%20Gül



normal_kirmizi_gul_20.jpg

 
Üst